Home About Articles Ask the Sheikh
null

Soru Cevap

June 21, 2004
60

(10). maddenin sonunda yer alan: (...ve devlet, Müslümanlardan onların varlığını hissettiren her şeyi men etmelidir) cümlesiyle ne kastedilmektedir? Bu durum, şeyhlerin ve cami imamlarının resmi kıyafetlerini (fes, sarık ve cübbe) giymelerini yasaklayan bir kararın çıkarılacağı anlamına mı geliyor?

Cevap: Durum böyle değildir. Devletin ortadan kaldıracağı şey, Hristiyanlarda var olan "din adamları" kavramıdır. Zira onlarda (din adamlarına) mahsus, başkaları değil de sadece onların helal ve haram kılma yetkisine sahip olmalarını sağlayan özel bir kıyafet vardır. Daha sonra kapitalizmin doğuşuyla birlikte bununla ilgili bir kavram ortaya çıktı; ruhani otoritenin sadece kendilerine has özel kıyafetleri olan (din adamları) ile sınırlı olması, zamansal (dünyevi) otoritenin ise laiklerle (devlet adamları) sınırlı olmasıdır. Bu yüzden kapitalist ideolojiye göre onlarda bir yöneticinin (din adamlarının) kıyafetini giymesi caiz değildir. Yani onlarda dinin devletten ayrılması (laiklik), kapitalizm ile bağlantılıdır.

Bizde, yani İslam'da, dini tefsir etme, helal ve haram kılma hususunda uzmanlaşmış özel adamlar yoktur. Aynı şekilde bizde dinin devletten ayrılması gibi bir durum da yoktur; dolayısıyla ne ruhani bir otorite ne de zamansal bir otorite söz konusudur. İşte bu kavram ve buna delalet eden her şey iptal edilmesi gereken şeylerdir.

Helal ve haram kılma yetkisinin belirli kıyafetlere sahip özel adamlara hasredilmesi kavramına gelince; bu kavram Müslümanların çoğunda mevcut değildir. Partinin (Hizb) bu konudaki faaliyetleri meyvesini vermiş, birçok insan artık güven duymadıkları için resmi kıyafetli bu şeyhlerden hüküm alma yoluna gitmemektedir.

"Ruhani" meselelerin resmi (dini) kıyafet sahiplerine hasredilmesine gelince; bu durum da Müslümanlar arasında neredeyse yok olmaya yüz tutmuştur. Nitekim bugün Müslümanlar yönetim ve siyaset hakkında konuşan şeyhlere yönelmekte, onlara değer verip saygı duymaktadırlar. Sadece ibadetlere odaklanan ve yöneticileri muhasebe etme işine karışmayan şeyhlere ise insanlar takdir ve saygı duymayan bir gözle bakmaktadırlar.

Bununla birlikte, şeyhlerin ve cami imamlarının bu kıyafete hasredilmesi, avam halkın zihninde bir karışıklığa yol açabilir; böylece dinin sadece ibadet ve benzeri işlerle sınırlı olduğunu ve bu kişilerin siyasetle ve onun işleriyle bir alakası olmadığını, aksine bu işler için devlet adamlarının olduğunu sanabilirler.

Bu nedenle devlet, şeyhler ve cami imamları için özel kıyafet görünümünü ortadan kaldırmaya çalışacaktır. Ancak bu, onları bu kıyafeti giymekten men ederek değil, kıyafetteki bu tekelliği/ihtisası ortadan kaldırarak olacaktır. Örneğin insanlar su ve elektrik faturası tahsildarının cübbe ve sarıkla geldiğini görecek veya Halife ile Valinin İslam'ın ilk dönemlerindeki gibi sarıklı olduğunu, bir cami imamının ise normal bir elbise giydiğini görecektir. Yani kıyafetteki bu özel sınıf ayrımı kaldırılacaktır. Bu durum bir karar çıkarılmasını gerektirmez, aksine bazı uygun üsluplarla gerçekleştirilir. Örneğin, bina ruhsatı almaya gittiğinizde inceleme için sizinle gelen mühendisin sarık taktığını, nikah akdi yapan memurun ise (ikâl ve puşi) taktığını görmeniz gibi; öyle ki artık belirli bir yöneticiye veya şeyhe has bir kıyafet görmezsiniz.

Bu, İslam'da kabul edilebilir ve makul bir durumdur, hatta Müslümanların eskiden üzerinde olduğu haldir. Halife insanlara imamlık yapar ve onlara namaz kıldırırdı; hiçbir Müslüman kıyafetine bakarak yöneticiyi, kadıyı veya sıradan bir adamı birbirinden ayıramazdı. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte oturan Müslümanların yanına gelen bir adam, durup onlara şöyle sormuştu:

أَيُّكُمْ رَسُولُ اللَّهِ؟

"Hanginiz Allah'ın Rasulü'dür?"

Buna binaen devlet, şeyhlerin kıyafetini yasaklayan bir karar çıkarmayacak, aksine bu kavramı ortadan kaldıracak ve bu kıyafeti İslam'a aykırı bir anlayışla belirli bir mesleğe has olmaktan çıkaracaktır. Aynı şekilde, sanki (dine) özel adamlar ve devlete özel başka adamlar varmış hissi veren her türlü kıyafet için de aynı şeyi yapacaktır. Tebaanın her bir ferdi, mubah olan dilediği kıyafeti giyebilecek; ancak belirli bir kıyafet (dine) özel bir adamın tekeline alınmayacaktır ki insanlar "ruhani" konularda ona, siyasi konularda ise başkasına yönelmesin. Bilakis tüm Müslümanlar, İslam'ın tüm alanlarındaki sorumluluğunu taşısın ve bir meseleyi bilen herkes, ister sarıklı olsun ister başı açık, o konuda alim sayılsın.

3 Cemaziyelevvel 1425 H 21/06/2004 M

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın