Home About Articles Ask the Sheikh
null

Soru Cevabı: Peygamber ﷺ'in Büyülendiğini Söyleyen Hadisler İsmet Sıfatına Aykırı Olduğu İçin Dirayet Bakımından Reddedilir

June 15, 2022
3732

Hizb ut-Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta'nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Fıkhî Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevabı

Rabî’ el-Rabî’ye

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Sevgili kardeşim, Lebid bin el-A’sam ve Peygamber’e yapılan büyü hakkındaki hadis ve bu hadisin peygamberlik ismetine (masumluğuna) helal getirip getirmediği hakkında bir sorum var.

Zira Allah şöyle buyurmaktadır:

مَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى * إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

"O, hevâsından konuşmaz. O (bildirdikleri), kendisine vahyolunan bir vahyden ibarettir." (Necm [53]: 3-4)

Ve şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ وَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْMَ الْكَافِرِينَ

"Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez." (Mâide [5]: 67)

Ve şöyle buyurmaktadır:

إِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلا رَجُلا مَسْحُوراً

"Zalimler şöyle dediler: 'Siz ancak büyülenmiş bir adama uymaktasınız.'" (İsrâ [17]: 47)

Buna göre, Hz. Âişe’den rivayet edilen Lebid bin el-A’sam’ın Peygamber’e büyü yaptığına dair hadis, ismet sıfatına aykırı olduğu için dirayet bakımından reddedilir mi?

Allah’tan sizi hayra ve Hilafet’in ikamesine muvaffak kılmasını, kıyamet gününde ise nebiler, sıddıklar, salihler ve şehitlerle birlikte haşretmesini niyaz ediyoruz. Allah sizi korusun Şeyhimiz.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Birincisi: Evet, hadis dirayet bakımından reddedilir. Dirayet bakımından reddetmenin anlamı şöyledir:

İslam Şahsiyeti Cilt 1, Sayfa 188’de şöyle geçmektedir: "...Bilakis bu konudaki mesele şudur; eğer bir hadis, manası kat'î olan bir Kur’an ayetiyle çelişiyorsa, o hadis dirayet yani metin bakımından reddedilir. Çünkü manası Kur’an ile çelişmektedir..."

Yine İslam Şahsiyeti Cilt 3, Sayfa 93’te "Ahad Haberin Kabul Şartları" başlığı altında şöyle geçmektedir:

"Ahad haber, rivayet ve dirayet şartlarını tamamladığında kabul edilir... Ahad haberin dirayet bakımından kabul şartı ise; kendisinden daha güçlü olan bir ayete, mütevatir veya meşhur bir hadise aykırı olmamasıdır..."

İkincisi: Meseleyi daha fazla açıklığa kavuşturmak için şu hususları belirtmek isterim:

1- Resul ﷺ her türlü haram ve mekruhtan korunmuştur (ma’sumdur) ve buna dair deliller kat'îdir. Resul ﷺ’in yaptığı her şey Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan bir vahiydir; farz, mendup veya mübah olsun fark etmez. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَى إِلَيَّ

"Ben sadece bana vahyolunana uyarım." (En'âm [6]: 50)

Ve yine şöyle buyurmuştur:

قُلْ إِنَّمَا أَتَّبِعُ مَا يُوحَى إِلَيَّ مِنْ رَبِّي

"De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım." (A'râf [7]: 203)

Aynı zamanda O ﷺ, Müslümanlar için bir örnektir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا

"Resul size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının." (Haşr [59]: 7)

Ve yine şöyle buyurmuştur:

قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ

"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin." (Âl-i İmrân [3]: 31)

Aynı şekilde, emir veya nehiy olsun Resul ﷺ’in söylediği her şey de Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan bir vahiydir.

2- Evet, sorunuzda belirttiğiniz gibi onlar Resul ﷺ’i "büyülenmiş" olmakla suçladılar. Kur’an ise onlara, Resul ﷺ’in büyülenmediğini ve büyülenemeyeceğini ifade ederek cevap vermiştir. İsrâ Suresi’nde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَى إِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً

"Onlar seni dinlerken neyi dinlediklerini ve kendi aralarında fısıldaşırken o zalimlerin 'Siz ancak büyülenmiş bir adama uymaktasınız' dediklerini Biz çok iyi biliyoruz." (İsrâ [17]: 47)

Kurtubî bu ayetin tefsirinde şöyle demektedir: "...Peygamber ﷺ’den Kur’an’ı dinlerler, sonra uzaklaşıp şöyle derlerdi: 'O bir büyücü ve büyülenmiş (meshur) biridir.' Nitekim Allah Teâlâ onlardan böyle haber vermiştir; bunu Katâde ve başkaları söylemiştir. ﴿وَإِذْ هُمْ نَجْوى﴾ yani senin işin hakkında gizlice konuşuyorlardı. Katâde dedi ki: Onların gizli konuşmaları (necvâsı); onun bir mecnun, bir büyücü olduğu ve eskilerin masallarını getirdiği yönündeki sözleriydi. Bir görüşe göre: Bu ayet, Utbe’nin Kureyş’in ileri gelenlerini hazırladığı bir yemeğe davet etmesi, Peygamber ﷺ’in de yanlarına girip onlara Kur’an okuması ve onları Allah’a davet etmesi üzerine, onların gizlice fısıldaşarak 'büyücü ve mecnun' demeleri üzerine nazil olmuştur. Başka bir görüşe göre: Peygamber ﷺ, Ali’ye yemek hazırlamasını ve müşriklerden Kureyş’in ileri gelenlerini davet etmesini emretmiş, Ali de bunu yapmış; Resulullah ﷺ onların yanına girip Kur’an okumuş, onları tevhîde davet etmiş ve: 'Lâ ilâhe illâllah deyin ki Araplar size itaat etsin, Acemler de size boyun eğsin' buyurmuştur. Onlar ise reddetmişler ve Peygamber ﷺ’den (Kur’an’ı) dinlerken kendi aralarında fısıldaşarak: 'O bir büyücü ve büyülenmiştir' demişler, bunun üzerine bu ayet nazil olmuştur. Zeccâc şöyle demiştir: النَّجْوَى mastar için bir isimdir, yani وَإِذْ هُمْ ذُو نَجْوَى yani gizlice konuşmaktır. ﴿إِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ﴾ Ebu Cehil, Velid bin Mugîre ve benzerleri. ﴿إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً﴾ yani aklı büyü ile bozulmuş, işleri birbirine karışmış demektir. İnsanları ondan uzaklaştırmak için böyle söylüyorlardı." (Tefsir sonu).

Ayet-i kerimenin mantûku (açık ifadesi), Resul ﷺ hakkında söyledikleri "büyülenmiş" iddiasına bir reddir; ayetin mefhumu (anlamı) ise Resul ﷺ’in büyülenmeyeceği ve büyülenmiş olmadığıdır.

Furkân Suresi’nde de şöyle buyurulmaktadır:

وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيراً * أَوْ يُلْقَى إِلَيْهِ كَنْزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا وَقَالَ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً * انْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْأَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلاً

"Şöyle dediler: 'Bu ne biçim peygamber? Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de beraberinde bir uyarıcı olsaydı ya! Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçesi olsaydı ya!' O zalimler: 'Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz' dediler. Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da nasıl saptılar! Artık bir yol bulamazlar.'" (Furkân [25]: 7-9)

Bu ayetin mantûku da yine Resul ﷺ’in büyülenmiş olduğuna dair iddialara bir reddir ve mefhumu da Resul ﷺ’in büyülenmeyeceği ve büyülenmiş olmadığıdır.

3- İslam’da büyücünün cezası ölümdür; buna dair deliller pek çok ve meşhurdur:

  • Hakim Müstedrek’te rivayet etmiş ve isnadının sahih olduğunu belirtmiştir: Cündüb el-Hayr şöyle dedi: Resulullah ﷺ şöyle buyurdu:

حَدُّ السَّاحِرِ ضَرْبَةٌ بِالسَّيْفِ

"Büyücünün cezası kılıçla vurulmaktır."

  • Şâfiî’nin Müsned’inde şöyle geçer: Süfyan, Amr bin Dinar’dan, o da Becâle’nin şöyle dediğini işittiğini bildirdi: Ömer (r.a.) şöyle yazdı: "Her büyücü erkek ve kadını öldürün." Becâle dedi ki: "Bunun üzerine biz üç büyücü kadını öldürdük." Yine Peygamber ﷺ’in zevcesi Hafsa’nın, kendisine büyü yapan bir cariyesini öldürdüğü haber verilmiştir.

Dolayısıyla, büyücülüğün bilinen anlamıyla cezası ölümdür.

Üçüncüsü: Şimdi Lebid bin el-A’sam’ın Resul ﷺ’e büyü yaptığını söyleyen hadis hakkındaki sorunuzu cevaplayalım. Hadis şöyledir:

Müslim, Âişe’den şöyle rivayet etmiştir: "Resulullah ﷺ’e Beni Züreyk yahudilerinden Lebid bin el-A’sam denilen bir yahudi büyü yaptı. Öyle ki, Resulullah ﷺ bir şeyi yapmadığı halde yapmış gibi hayal ediyordu. Nihayet bir gün veya bir gece yanımdayken dua etti, sonra bir daha dua etti, sonra bir daha dua etti. Sonra şöyle buyurdu: 'Ey Âişe! Allah'ın, hakkında kendisinden fetva istediğim (şifa dilediğim) konuda bana fetva verdiğini hissettin mi? Bana iki adam geldi; biri başucuma, diğeri ayakucuma oturdu. Başucumdaki ayakucumdakine -veya ayakucumdaki başucumdakine- dedi ki: Bu adamın rahatsızlığı nedir? Diğeri: Büyülenmiştir (matbûb), dedi. O: Ona kim büyü yapmış? dedi. Diğeri: Lebid bin el-A’sam, dedi. O: Ne ile yapmış? dedi. Diğeri: Bir tarak, saç döküntüsü ve bir erkek hurma tomurcuğunun dış kabuğu ile, dedi. O: Nerede? dedi. Diğeri: Zû Ervân kuyusunda, dedi.' Bunun üzerine Resulullah ﷺ ashabından bir grup insanla oraya gitti. Sonra dönünce dedi ki: 'Ey Âişe! Vallahi kuyunun suyu kına suyu gibi (bulanık), hurma ağaçları ise şeytanların başları gibiydi.' Dedim ki: 'Ey Allah’ın Resulü! Onu yaksaydın ya?' Buyurdu ki: 'Hayır, Allah bana şifa verdi. Ben de insanlar arasında bir şerri tetiklemekten hoşlanmadım.' Sonra emretti ve kuyu kapatıldı/gömüldü."

Bu hadise bakıldığında şu hususlarla çeliştiği görülmektedir:

1- Resul ﷺ’in ismet sıfatı ile çelişmektedir. Bu hadis, Resul ﷺ’in büyülendiğini, bir şeyi yapmadığı halde yapmış gibi hayal ettiğini veya örneğin öğle namazını kılmadığı halde kılmış gibi belli fiiller yaptığını göstermektedir. Doğal olarak bu, Resul ﷺ’in vahiy olmayan belli fiiller yapması sonucunu doğurur ki, tüm bunlar Resul ﷺ’in eylem ve söylemlerinde vahiy dışında hatadan korunmuş (ma’sum) olması gerçeğiyle çelişir...

2- Kaldı ki Resul ﷺ, büyücü Lebid bin el-A’sam’ı öldürmemiştir. O ise Buhârî’de geçtiği üzere bir münafıktı, yani ona İslam ahkamı uygulanırdı. Fakihler zimmî büyücünün öldürülmesinde ihtilaf etseler de, Müslüman büyücünün (belirli şartlar dahilinde) öldürülmesinde ihtilaf etmemişlerdir. Lebid zahiren Müslüman olmuştu, dolayısıyla ona İslam ahkamı uygulanmalıydı; buna rağmen rivayetlere göre öldürülmemiştir.

3- Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerin mefhumu ile çelişmektedir:

İsrâ Suresi’ndeki şu ayet: ﴿نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَى إِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً﴾ ve Furkân Suresi’ndeki şu ayet: ﴿وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيراً * أَوْ يُلْقَى إِلَيْهِ كَنْزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا وَقَالَ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً * انْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْأَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلاً﴾. Bu durumu yukarıda "Birincisi-3" maddesinde açıklamıştık.

Buna göre bu hadis ve Peygamber ﷺ’in büyülendiğini söyleyen senedi sahih her hadis, dirayet bakımından reddedilir; yani O ﷺ asla büyülenmemiştir... Çünkü bir hadis, senedi sahih olsa bile manası kat'î olan bir ayetle çelişiyorsa dirayet bakımından reddedilir.

Umarım bu açıklama yeterli olmuştur. Allah en iyi bilen ve en iyi hüküm verendir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta

16 Zilkade 1443 H. M. 15/06/2022

Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir'in (Allah onu korusun) web sitesindeki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın