Home About Articles Ask the Sheikh
null

Yahudi Varlığının Ortadan Kaldırılması İçin Yapılan Dua Hakkında Soruya Cevap

October 08, 2024
98

Hizb-ut Tahrir Emiri Alim Atâ b. Halil Ebû’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Agus Trisa'ya

Soru:

assalamu alaikum wa rahmatullahi wa barakatuhu May Allah protect you wherever you are I want to ask you about this noble verse Allah Subhanahu Wa Ta'ala says:

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

"Kullarım sana Beni sorduğunda, şüphesiz Ben onlara çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlar da Benim davetime uysunlar ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler." (Bakara 186)

Is it true that God answers all human prayers?

Is there a prayer that God does not answer?

Some people ask, we have prayed for Israel to be destroyed by Allah, but why are they still strong and continuing to attack Gaza?

Thank you for your answer, may Allah reward you with the best reply wassalamu alaikum wa rahmatullahi wa barakatuhu

Sorunun Tercümesi:

Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu, Allah sizi nerede olursanız olun korusun.

Size bu kerim ayet hakkında soru sormak istiyorum, Allah Sübhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor: "Kullarım sana Beni sorduğunda, şüphesiz Ben onlara çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlar da Benim davetime uysunlar ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler." (Bakara 186)

Allah'ın insanın her duasına icabet ettiği doğru mudur?

Allah'ın icabet etmediği bir dua var mıdır?

Bazı insanlar, Allah'ın Yahudi varlığını helak etmesi için dua ettiklerini ancak bu varlığın neden hala güçlü kaldığını ve Gazze'ye yönelik saldırılarına devam ettiğini soruyorlar?

Cevabınız için teşekkür ederim, Allah'tan bu güzel cevabınızın karşılığını en hayırlı şekilde vermesini niyaz ederim.

Vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu.

Cevap:

Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu.

Dua hakkında bilinmesi gereken bazı hususlar vardır:

1- Bir mümin, içinde akrabalık bağlarını koparma isteği olmayan bir dua ile sadık bir kalple Allah’a dua ederse, Allah Sübhanehu buna, Kitabı ve Resulü’nün ﷺ sünnetinde belirtildiği üzere üç yoldan biriyle icabet eder:

Allah Sübhanehu dua edenin duasına icabet eder, darda kalana icabet eder:

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ

"Rabbiniz buyurdu ki: 'Bana dua edin, size icabet edeyim.'" (Gâfir 60)

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ

"Kullarım sana Beni sorduğunda, şüphesiz Ben onlara çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına icabet ederim." (Bakara 186)

أَمَّنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ

"Yahut darda kalana dua ettiği zaman icabet eden ve sıkıntıyı gideren kim?" (Neml 62)

Ancak bu icabetin, Resulullah ﷺ tarafından açıklanan şer’î bir hakikati vardır:

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَدْعُو اللهَ عَزَّ وَجَلَّ بِدَعْوَةٍ لَيْسَ فِيهَا إِثْمٌ وَلَا قَطِيعَةُ رَحِمٍ، إِلَّا أَعْطَاهُ اللَّهُ بِهَا إِحْدَى ثَلَاثِ خِصَالٍ: إِمَّا أَنْ يُعَجِّلَ لَهُ دَعْوَتَهُ، وَإِمَّا أَنْ يَدَّخِرَهَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ، وَإِمَّا أَنْ يَصْرِفَ عَنْهُ مِنَ السُّوءِ مِثْلَهَا. قَالُوا: إِذًا نُكْثِرُ. قَالَ: اللهُ أَكْثَرُ

"Günahta ve akrabalık bağlarını koparmada bulunmadığı sürece, Allah’a dua eden hiçbir Müslüman yoktur ki Allah ona şu üç şeyden birini vermesin: Ya duasını hemen kabul eder ya onu ahirete saklar ya da ondan duası kadar bir kötülüğü uzaklaştırır. Dediler ki: 'Öyleyse biz çok dua ederiz.' Buyurdu ki: 'Allah’ın (lütfu) daha çoktur.'" (Ahmed)

Aynı şekilde:

لَا يَزَالُ يُسْتَجَابُ لِلْعَبْدِ مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ أَوْ قَطِيعَةُ رَحِمٍ مَا لَمْ يَسْتَعْجِلْ. قِيلَ: يَا رَسُولَ اللهِ، مَا الِاسْتِعْجَالُ؟ قَالَ: يَقُولُ قَدْ دَعَوْتُ وَقَدْ دَعَوْتُ فَلَمْ أَرَ يَسْتَجِيبُ لِي فَيَسْتَحْسِرُ عِنْدَ ذَلِكَ وَيَدَعُ الدُّعَاءَ

"Kul günah olan bir şeyi istemedikçe veya akrabalık bağlarını koparmayı dilemedikçe ve acele etmedikçe duası kabul olunmaya devam eder. Denildi ki: 'Ey Allah'ın Resulü, acele etmek nedir?' Şöyle buyurdu: 'Dua ettim, dua ettim de kabul edildiğini görmedim der ve o anda vazgeçerek duayı terk eder.'" (Müslim)

Bizler Allah Sübhanehu’ya dua ederiz; eğer sadık, ihlaslı ve itaatkâr isek, o zaman Resulullah’ın ﷺ açıkladığı anlamda duanın kabul edileceğinden emin oluruz.

2- Dua, her durumda hedefe ulaşmak için izlenen şer’î metot (tarikat) değildir. Dua menduptur ancak savaşlarda zafer kazanmanın veya devlet kurmanın vb. metodu değildir. Resulullah ﷺ Bedir'de orduyu hazırlamış, askerleri yerlerine yerleştirmiş ve savaş için her türlü hazırlığı en iyi şekilde yapmış, ardından çadırına girerek Allah'a zafer için dua etmiş ve bu duayı o kadar çok yapmıştır ki Ebubekir (ra) ona: "Bu kadarı sana yeter ey Allah'ın Resulü" demiştir. (Sîretu İbn Hişâm). Dolayısıyla dua, sebeplere sarılmayı (ahzu bil-esbab) devre dışı bırakmak demek değildir, aksine ona eşlik eder.

Aynı şekilde, kim Hilafet'in yeniden kurulmasını istiyorsa, bunun gerçekleşmesi için sadece Rabbine dua etmekle yetinmemeli, aksine onu var etmek için çalışanlarla birlikte çalışmalı, bu konuda Allah'tan yardım ve çabuklaştırma dilemeli ve sebeplere sarılarak ihlasla Allah'a yalvarmalıdır.

Tüm işlerde durum böyledir; kişi işini Allah için ihlasla yapar, Resulullah'a ﷺ sadakatle uyar ve dua edip yakarır; Allah ise işitendir, icabet edendir.

3- Bu soruya benzer bir soruya daha önce 4 Zilhicce 1432 - 01.10.2011 tarihinde cevap vermiştik ve orada şöyle geçmektedir:

[...……

  • Sebeplere sarılmakla birlikte yapılan duaya gelince; bunun sonuçlar üzerinde etkisi vardır. Resulullah ﷺ ve ashabının (ra) üzerinde olduğu yol budur. Resulullah ﷺ orduyu hazırlar, sonra çadıra girip dua ederdi. Müslümanlar Kadisiye'de nehri geçmek için hazırlık yaparken Sa'd (ra) Allah'a yönelip dua ediyordu... İşte sadık müminler hazırlıklarını yaparlar ve duaya başlarlar. Rızık arayan kişi var gücüyle çalışırken dua eder, öğrenci dersine çalışıp çabalarken Allah Sübhanehu’dan başarı dileyerek dua eder ve Allah’ın izniyle bunun sonuçlar üzerinde etkisi olur.

Mefahim kitabının son sayfasında (s. 58) şöyle geçmektedir: (Şunu bilmek gerekir ki, metot tarafından gösterilen amel, maddi sonuçları olan maddi bir amel olsa da, bu amelin Allah'ın emir ve nehiyleriyle yürütülmesi ve bundan Allah'ın rızasının kastedilmesi şarttır. Ayrıca Müslümanın Allah ile olan bağını idrak etmesi ona hakim olmalı, namaz, dua ve Kur'an tilaveti gibi ibadetlerle O'na yaklaşmalıdır. Müslüman, zaferin Allah katından olduğuna inanmalıdır. Bu nedenle Allah'ın hükümlerini uygulamak için kalplerde kökleşmiş bir takva şarttır. Dua şarttır, Allah'ın zikri şarttır ve tüm amelleri yaparken Allah ile sürekli bir bağ içinde olmak şarttır.) Buradan anlaşılmaktadır ki müminin tüm amellerinde duanın sebeplere sarılma ile birlikte olması çok önemlidir. "Şarttır" (la budde) ifadesinin tekrarlanması, tüm amellere duanın ve Allah ile sürekli bağın eşlik etmesinin hayati önemini göstermektedir...

  • Sebeplere sarılmakla birlikte duayı kullanmak, belirttiğimiz gibi Resulullah ﷺ, ashabı ve müminlerin üzerinde olduğu yoldur. İkisi bir araya geldiğinde Allah'ın izniyle sonuçlar üzerinde etkileri olur. Bunları birlikte kullanmak İslam'ın metoduna aykırı değildir. Aksine İslam'ın metoduna aykırı olan, İslami fikri uygulamak için nassların belirlediği metodu terk edip sadece dua ile yetinmektir...]

Bu nedenle sorunuzda bahsettiğiniz Yahudi varlığını ortadan kaldırmak için yapılan dua... Bu konuda sadece dua yeterli değildir. Aksine, Resulullah ﷺ ve ashabının (ra) yaptığı gibi, Yahudilerle savaşan bir devletin ordusunun dua ile eşleşmesi gerekir. Allah yardımcımız olsun.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşta

04 Rebiulahir 1446 H 07/10/2024 M

Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/AtaabuAlrashtah.A.HT/posts/122125130186447297

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın