Home About Articles Ask the Sheikh
null

Soru Cevabı: Adetle, Tartıyla ve Ölçüyle Satılan Şeyler Arasındaki Ayrımın Ölçüsü

February 12, 2006
2034

Soru: İlgili şer’i hükümlerde adetle satılan (madud), tartıyla satılan (mevzun) ve ölçüyle satılan (mekil) şeyler arasında nasıl ayrım yaparız, yani bunun ölçüsü nedir?

Cevap: Adetle, tartıyla ve ölçüyle satılan şeyler, malların satışındaki mevcut gerçekliğe göredir.

Yani bir malda Selem akdinin caiz olup olmadığını bilmek istiyorsan, o malın piyasada nasıl satıldığına bakarsın: Adetle mi satılıyor, yani piyasada her bir tanesi şu kadara diye mi sesleniliyor? Tartıyla mı satılıyor, yani her kilosu şu kadara diye mi sesleniliyor? Veya metresi şu kadara mı, yoksa her bir *sâ’*ı şu kadara mı deniliyor?...

Eğer durum böyleyse, ister bir tane ister daha fazlası için olsun, o mala adetle satılan, tartıyla satılan veya ölçüyle satılan vasfı uygulanır. Yani bir mal hem tartıyla hem de adetle vasıflandırılabilir...

Örnekler: Buğday, arpa... tartı ve ölçü ile. Muz, portakal... tartı ve adet ile (bazı ülkelerde adetle satılır). Kumaş... ölçü (zira ve metre) ile. Ve hakeza; yani teslim alma anında vasfı tartı, adet veya ölçü ile (bazıları veya tamamı ile) belirlenebilen şeylerde Selem caizdir. Teslim alma anında vasfın bu hususlarla belirlenmesi, bilinmezliği (cehalet) ortadan kaldırmak için önemlidir. Bana sadece "sende 100 kilogram buğday var" denildiğinde bu, vasfı belirlemek için yeterli değildir; aksine tartının bilinmezliği ortadan kaldırması için buğdayın türünün de tayin edilmesi gerekir. Ölçülen ve sayılan şeyler de böyledir.

Ancak hayvan adetle mi satılır? Yani "her bir deve bin liraya" mı denilir? Yoksa alıcı onu görüp inceler ve "bu deve bin etmez" diyerek ikinci bir deveyi mi seçer? Satışın adetle olması için her deve diğeriyle aynı mıdır?

Sonra evler adetle mi, tartıyla mı yoksa ölçüyle mi satılır? Yani on evi olan bir adam "ev bin lira" mı der, yoksa herhangi bir ev görülerek mi satın alınır? Ki evler birbirinden farklıdır...

Bu nedenle hayvanın ve evin; ölçü, tartı veya adetle satılmadığı söylenir. Bazı insanların hayvanlarını tartıyla sattığını söyleyebilirsin, ancak bu her hayvan için geçerli değildir. Belirli bir koyunu tartıyla satabilir ama her koyunu (standart bir birim gibi) satmaz; her hayvanı da satmaz, örneğin bir ineği tartıyla satmaz... Hayvan satışı her zaman tartıyla belirlenmediği sürece ona Selem girmez. Çünkü bana "senin yüz kilo hayvanın var" (tabii ki canlı kastediliyor) denilemez.

Aynı şekilde bazı insanların evleri metreyle sattığını söyleyebilirsin, ancak bu her ev için geçerli değildir. Aksine bu evde metre on lira iken, şu evde yirmidir. Dolayısıyla vasfının belirlenmesi ölçü ile değildir. Bana "senin yüz metre evin var" denilemez... Ve hakeza.

Sonuç olarak genel kural şudur: Eğer bir malın vasıfları teslim alma anında tartı, adet veya ölçü ile belirlenebiliyorsa onda Selem caizdir, aksi halde caiz değildir. Şeylerin çoğunun tartılan, ölçülen ve sayılan şeyler olduğu söylenebilir, ancak "tüm şeyler" denilemez.

Taş (maden ocağı) konusu ise şöyledir:

a- Eğer taşların vasfı teslim alma anında ölçü veya adetle belirleniyorsa, Selem yoluyla satılması caizdir. Yani taş ocağı sahibine, ölçüsü veya adedi belirtilmiş taşlar için bedel ödenir, sonra belirlenen süre sonunda taşlar teslim alınır. Tekrar ediyorum; eğer teslim anında vasıfları ölçü veya adetle belirlenebiliyorsa bu caizdir. Selem, malın elinde olduğu kimseden de olmadığı kimseden de caizdir. Bu durumda önce bedeller ödenir, mal ise belirlenen sürede teslim alınır.

b- Taşları satın almak (Selem değil): Bu durumda, kişinin sahip olmadığı şeyi satma yasağından dolayı taşların satıcının yanında mevcut olması gerekir. Alıcı onları görür, onaylarsa satın alır ve bedelini peşin, kısmen veya borç olarak anlaşmaya göre öder.

c- Konunun satış veya Selem değil de "ücret" (hizmet) olması: Mesela taştan bir duvar örmek istiyorsun ve bir inşaatçı (usta) ile metresi şu kadara duvarı örmesi için anlaşıyorsun. Malzeme ve işçilik inşaatçıya ait, yani bir yapım sözleşmesi söz konusu. Bu durumda taşlar inşaatçının yanında olsun veya olmasın onunla sözleşme yapmak caizdir. Zira o duvarı inşa etmekle yükümlüdür; bu bir yapım (mukavele) sözleşmesidir, ne Selem ne de peşin taş satın alma sözleşmesidir.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın