Home About Articles Ask the Sheikh
null

Soru Cevabı: Hilal'in Görülmesi ve Astronomik Hesaplama

May 11, 2022
81

Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşte’nin Takipçilerinin Facebook Sayfası "Fıkhi" Üzerinden Sorduğu Sorulara Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevabı

Hilal'in Görülmesi ve Astronomik Hesaplama

Hamd Allah’a, salât ve selam Allah’ın Rasulü’ne, onun âline, ashabına ve onu dost edinenlere olsun. Bundan sonra:

Sayfamıza hilalin görülmesi ve astronomik hesaplama hakkında soru gönderen kardeşlere...

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Hilal’in görülmesi (ru’yet) ve astronomik hesaplama hakkındaki sorularınızı inceledim. Bu konu hakkında daha önce defalarca açıklama yapmıştık, ancak bir sakıncası yok; konuyu daha da açıklığa kavuşturup tekit edeceğim. Kardeşlerimden bu açıklamaları sükûnetle ve derinlemesine düşünerek değerlendirmelerini umuyorum. Başarı Allah’tandır, derim ki:

1- Kıymetli kardeşlerim, biz astronomik hesaplamayı bu konuya dahil etmiyoruz. Çünkü nass (şer’i metin) yalnızca rüyeti (görmeyi) esas alır; biz de buna dayanarak oruç tutar ve bayram ederiz. Eğer Ramazan ayının yirmi dokuzuncu günü akşamı hilali görmezsek, astronomik hesaba göre hilal mevcut olsa bile, bulut veya hava muhalefeti nedeniyle gizlenmişse sayıyı otuza tamamlarız. Esas olan rüyettir, çünkü nass kozmik fenomene (doğa olayına) değil, rüyete yöneliktir. Buhari’nin rivayet ettiği Rasulullah ﷺ’in şu hadisine bakınız:

صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُبِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا عِدَّةَ شَعْبَانَ ثَلَاثِينَ

"Hilali görünce oruç tutun, onu görünce bayram yapın. Eğer gökyüzü bulutlu olursa Şaban ayının sayısını otuza tamamlayın." (Buhari)

Ardından Ahmed’in rivayet ettiği şu hadis:

لَا تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْا الْهِلَالَ وَلَا تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْا الْهِلَالَ، وَقَالَ: صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غَبِيَ عَلَيْكُمْ فَعُدُّوا ثَلَاثِينَ

"Hilali görmedikçe oruç tutmayın, hilali görmedikçe bayram yapın. (Rasulullah devamla) şöyle buyurdu: Hilali görünce oruç tutun, onu görünce bayram yapın. Eğer gökyüzü bulutlu olursa otuza sayın." (Müsned-i Ahmed)

Dolayısıyla, örneğin bulut hilali gizlerse ve Müslümanlar onu göremezlerse -astronomik hesaba göre gerçekte bulutun arkasında mevcut olsa bile- biz buna dayanarak bayram etmeyiz; aksine görmediğimiz için otuzuncu günü oruçlu geçirmemiz vacip olur. Tekrar ediyorum, hadisteki şu ifadeye bakınız: "Eğer gökyüzü bulutlu olursa Şaban ayının sayısını otuza tamamlayın." Halbuki astronomik hesaba göre hilal orada mevcuttur.

2- Bizler, astronomik hesapla kavuşumun (ictima) ne zaman gerçekleştiğinin, hilalin ne zaman doğduğunun, ne zaman battığının ve güneş battıktan sonra kaç dakika kaldığının saniyesine kadar bilindiğinin farkındayız... Ancak Şer’i nass, kozmik fenomene değil rüyete vurgu yapmıştır. Örneğin namaz vakitlerine bakınız; nassın rüyetle sınırlı kalmayıp kozmik fenomeni zikrettiğini görürsünüz:

أَقِمِ الصَّلَاةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ

"Güneşin (batıya) kaymasından... namazı kıl." (İsrâ Suresi [17]: 78)

«إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ فَصَلُّوا»

"Güneş zevale erdiğinde namaz kılın."

Böylece namaz vakte bağlanmıştır; vakti hangi yolla tespit ederseniz edin namazı kılarsınız. Eğer namaz vakitleri hadislerinde geldiği gibi zeval vaktini görmek için güneşe bakarsanız veya her şeyin gölgesinin bir veya iki katı olduğunu görmek için gölgeye bakarsanız ve vakti tespit ederseniz namazınız sahih olur. Bunu yapmayıp astronomik olarak hesaplarsanız ve zeval vaktinin şu saat olduğunu bilip güneşi veya gölgeyi görmek için dışarı çıkmadan saatinize bakarsanız yine namazınız sahih olur. Yani vakti herhangi bir yolla tespit edebilirsiniz. Neden? Çünkü Allah Subhânehu sizden vaktin girmesiyle namaz kılmanızı istemiş, vaktin girdiğini nasıl tespit edeceğinizi belirlememiştir. Gördüğünüz gibi, zevali gözünüzle fark ettiğinizde de namaz kılarsınız, saatinizle hesapladığınızda de kılarsınız; yani burada (rüyet ve hesapla) namaz kılarsınız çünkü nass rüyet üzerine değil, kozmik fenomen (vaktin girmesi) üzerinedir... Bu durum, rüyeti şart koşan oruç ve bayram hakkındaki Şer’i nassın hilafınadır.

3- Şahidin yanılıp hilal yerine başka bir şeyi gördüğünü iddia etmesi meselesine gelince; bu, ayın başlangıcını ve sonunu ilan etme yetkisine sahip olan kadının veya yetkili makamın görevidir. Kadı; şahitleri ve sayılarını inceler (sayı arttıkça güven artar), şahidin görme yeteneğinin sağlamlığını, hilalin kavis yönünü, gün batımından sonra kalma süresini, görüldüğü yeri, Müslüman olup olmadığını, fasık olup olmadığını vb. araştırır. Bize Muhammed b. Abdulaziz b. Ebi Rizme haber verdi, dedi ki: Bize El-Fadl b. Musa, Süfyan’dan, o Simak’tan, o İkrime’den, o da İbn Abbas’tan nakletti: Bir bedevi Nebi ﷺ’e gelerek şöyle dedi:

فَقَالَ رَأَيْتُ الْهِلَالَ فَقَالَ أَتَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ قَالَ نَعَمْ فَنَادَى النَّبِيُّ ﷺ أَنْ صُومُوا

"Hilali gördüm dedi. Bunun üzerine Nebi ﷺ: 'Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet eder misin?' diye sordu. Bedevi: 'Evet' dedi. Bunun üzerine Nebi ﷺ oruç tutulmasını ilan etti." (Sünen-i Nesai)

Şahit bu şekilde doğrulanır ancak astronomik hesaplama konuya dahil edilmez. Yani şahide "astronomik hesap hilalin bulutun arkasında olduğunu söylüyor" veya "olmadığını söylüyor" denilmez. Çünkü astronomik hesaplamayı meseleye dahil etmek, Rasulullah ﷺ’in şu hadisine aykırıdır: "Hilali görünce oruç tutun, onu görünce bayram yapın. Eğer gökyüzü bulutlu olursa otuza sayın." Nass gayet açıktır: Astronomik olarak bulutun arkasında mevcut olsa bile, eğer görülmüyorsa ay otuza tamamlanır.

4- Soru soran kişinin: (Rasulullah ﷺ şöyle buyurmaktadır: "Biz ümmi bir ümmetiz; yazı yazmayız ve hesap yapmayız. Ay şöyle şöyledir, yani bir defasında yirmi dokuz, bir defasında otuzdur" (Buhari). Buradan mefhum-u muhalefet yoluyla; yazı yazmadığımız ve hesap yapmadığımız için rüyeti esas aldığımız, ancak hesabı öğrendiğimizde astronomik hesabı esas alacağımız anlaşılamaz mı?) şeklindeki sorusuna gelince; bu anlayış doğru değildir ve usul ilminde bilindiği üzere reddedilmiş bir görüştür. Zira bu mefhum "muattal"dır (geçersizdir). Çünkü "ümmi" sıfatı "galib" (çoğunluk) durumunu ifade etmek için gelmiştir; zira Araplar ezici çoğunlukla ümmiydiler. Ayrıca bu mefhum, diğer nassların mantuku (açık ifadesi) ile geçersiz kılınmıştır. Bunlardan biri de şu hadistir:

فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثَلَاثِينَ

"Eğer (bulut nedeniyle) üzeriniz kapanırsa sayıyı otuza tamamlayın." (Buhari)

Burada herhangi bir kayıt zikredilmemiştir; yani bulut, yağmur veya rüyeti engelleyen herhangi bir sebeple hilalin görülmesi mümkün değilse, Şer’i hüküm ayın otuza tamamlanması olarak belirlenmiştir. Hilal doğmuş olsa bile bulut onu gizliyorsa hüküm budur. Dolayısıyla hadisin mantuku ile amel edilir ve mefhum-u muhalefeti devre dışı bırakılır. Yani buradaki mefhum-u muhalefet iki nedenden dolayı muattaldır: Galib duruma yönelik olması ve başka bir nassın mantukunun bu mefhumla çelişmesi.

Mefhumla amel etme şartlarında bu durum birden fazla vakada mevcuttur; eğer ifade galib duruma yönelikse veya başka bir nassın mantuku onu geçersiz kılıyorsa mefhum muattal olur. Örneğin:

وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَاقٍ

"Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin." (İsrâ Suresi [17]: 31)

Buradaki "fakirlik korkusu" (haşyete imlak) niteliği bir mefhum ifade eder, ancak aynı zamanda galib duruma yöneliktir; çünkü onlar çocuklarını genellikle fakirlik korkusuyla öldürüyorlardı. Ayrıca bu mefhum şu nass ile geçersiz kılınmıştır:

وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِناً مُتَعَمِّداً فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ

"Kim bir mümini kasten öldürürse cezası cehennemdir." (Nisâ Suresi [4]: 93)

Bu nedenle o mefhum muattaldır; "haram olan sadece fakirlik korkusuyla öldürmektir, zenginlikten dolayı öldürmek helaldir" denilemez! Aksine her iki durumda da, ister fakirlikten ister zenginlikten olsun haramdır. Yine şu ayet:

لَا تَأْكُلُوا الرِّبَا أَضْعَافاً مُضَاعَفَةً

"Faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin." (Âl-i İmrân Suresi [3]: 130)

"Kat kat artırılmış" (ad'afen muda'afeten) ifadesi bir niteliktir ve galib duruma yöneliktir; zira onlar faizi kat kat artırarak alıyorlardı. Sonra bu mefhum şu nass ile geçersiz kılınmıştır:

وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا

"Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı." (Bakara Suresi [2]: 275)

Bu yüzden bu mefhum muattal olur; "haram olan çok faizdir, az faiz ise caizdir" denilemez. Aksine faiz miktarı ne olursa olsun haramdır, çünkü dediğimiz gibi "kat kat" mefhumu muattaldır.

İşte böylece "ümmi" kelimesinin mefhumu da açıkladığımız üzere muattaldır; yani hilalin görülmesi bulut veya yağmur nedeniyle imkânsızlaşırsa, hesabı bilsek de bilmesek de ayın sayısını otuza tamamlamak vaciptir.

5- Bu yılki Ramazan Bayramı’na gelince; fark ettiyseniz bu kez duyuruda geciktik. Bunun sebebi rüyeti araştırmaktı, zira farklı rüyet şahitlikleri söz konusuydu:

a- Afganistan, Mali ve Nijer, 30 Nisan 2022 Cumartesi gün batımından sonra rüyetin gerçekleştiğini ilan ettiler ve dolayısıyla 1 Mayıs 2022 Pazar gününü Şevval ayının biri, yani bayram olarak duyurdular.

b- Yaklaşık 21 Arap ülkesi Cumartesi gün batımından sonra rüyetin sabit olmadığını ilan ederek Pazar gününü Ramazan’ın tamamlayıcısı, Pazartesi gününü ise bayram olarak kabul ettiler.

c- Dört ülkede (Hindistan, Bangladeş, İran, Pakistan) takvime göre Cumartesi günü Ramazan’ın yirmi sekiziydi; bu yüzden Cumartesi akşamı hilal aranmadı, ertesi gün Pazar arandı ve görülmediği için Pazartesi tamamlayıcı, Salı ise bayram ilan edildi.

6- Burada kimin gördüğünü takip etmek gerekiyordu, çünkü "gören, görmeyen üzerine hüccettir." Rüyetin tespiti ise astronomik hesaplamayı işe karıştırmadan Şer’i nasslara göre yapılır. Çünkü Rasulullah ﷺ’in bu konudaki hadisi açıktır: "Eğer gökyüzü bulutlu olursa otuza sayın." Ayrıca Mali ve Nijer, Afganistan’ın batısındadır; yani rüyet Afganistan’da sabit olmuşsa, Mali ve Nijer’de haydi haydi sabit olur. Bu temelde Afganistan rüyetini doğrulamaya başladık. Bu üç ülkede ilan edilen rüyetler şöyleydi:

a- Nijer; Diffa, Tahoua, Maradi bölgelerinde ve Zinder şehrinde Cumartesi gün batımından sonra Şevval hilalinin görüldüğünü ilan etti.

b- Afganistan Yüksek Mahkemesi, Cumartesi akşamı, 1 Mayıs Pazar gününün 2022 Ramazan Bayramı’nın ilk günü olduğunu ilan etti. O ülkeden gelen bilgilere göre rüyet; Gor, Gazni, Kandahar ve Farah vilayetlerinde gerçekleşmiş ve bölge komiteleri nezdinde 27 sahih şahitlik sabit olmuştur.

c- Mali devleti de Cumartesi akşamı iki farklı konumda 8 şahit tarafından Şevval hilalinin görüldüğünü ilan etti.

Yani rüyet, farklı konumlarda yaklaşık 39 şahit tarafından gerçekleştirilmişti... Özellikle Afganistan rüyetini doğrulamak için büyük çaba sarf ettik; çünkü Mali ve Nijer daha batıdadır, eğer rüyet Afganistan’da doğruysa batısındakilerde öncelikle doğrudur. Sadece medya araçlarıyla veya vilayetlerdeki temsilcilerimizden gelenlerle yetinmedik, buna eklemeler yaptık... Afganistan’daki medya bürosuyla ve Avrupa’daki bazı Afgan kardeşlerle irtibata geçerek Afganistan’daki tanıdıklarına ulaşıp meseleyi doğrulamalarını istedik. Rüyetin sabit olduğuna dair kanaatimiz (itmi’nan) oluşunca Medine saatiyle gece on iki sularında bayramı ilan ettik.

7- Soru soran kişinin "Müslümanlar rüyet konusunda neden ihtilaf ediyor?" sorusuna gelince; cevap gayet basittir:

a- İhtilafın nedeni, Şer’i hükmün gayet açık olmasına rağmen ona tabi olunmamasıdır! Rasulullah ﷺ rüyete tabi olmanın vacipliğini bize açıklamış ve "Eğer gökyüzü bulutlu olursa otuza sayın" buyurarak bunu pekiştirmiştir. Buradan astronomik hesabın dikkate alınmayacağı açıktır; çünkü nass, bulut hilali gizlediği için görülmediğinde ayın otuza tamamlanmasını vacip kılmıştır. Astronomik hesap bulutun arkasında hilalin varlığını kanıtlasa bile bununla amel etmek sahih değildir, aksine Rasulullah ﷺ’in hadislerinde geldiği gibi ayı otuza tamamlarız: "Hilali görünce oruç tutun, onu görünce bayram yapın. Eğer gökyüzü bulutlu olursa otuza sayın." Yine Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

لَا تُقَدِّمُوا الشَّهْرَ حَتَّى تَرَوْا الْهِلَالَ أَوْ تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثُمَّ صُومُوا حَتَّى تَرَوْا الْهِلَالَ أَوْ تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ

"Hilali görmedikçe veya sayıyı tamamlamadıkça ayın önüne geçmeyin. Sonra hilali görünceye veya sayıyı tamamlayıncaya kadar oruç tutun." (Ebu Davud)

Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

إِذَا رَأَيْتُمْ الْهِلَالَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَصُومُوا ثَلَاثِينَ يَوْماً

"Hilali gördüğünüzde oruç tutun, onu gördüğünüzde bayram yapın. Eğer üzeriniz bulutla kapanırsa otuz gün oruç tutun." (Müslim)

Bu konudaki hadisler pek çoktur ve hepsi de muteber olanın hilalin görülmesi veya sayının tamamlanması olduğuna delalet eder. Bu hadislerden maksat her ferdin hilali bizzat görmesi değildir; kastedilen adil bir beyyineli şahitliktir. İbn Ömer -radıyallahu anhuma-’dan sahih olarak rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

تَرَاءَى النَّاسُ الْهِلَالَ فَأَخْبَرْتُ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ أَنِّي رَأَيْتُهُ فَصَامَهُ وَأَمَرَ النَّاسَ بِصِيَامِهِ

"İnsanlar hilali görmeye çalıştılar. Ben Rasulullah ﷺ’e onu gördüğümü haber verdim. Bunun üzerine o oruç tuttu ve insanlara da oruç tutmalarını emretti." (Ebu Davud)

b- İkinci sebep ise Müslümanları bir araya getiren bir Hilafetin olmamasıdır. Onların ihtilafı tefrikaya düşmeden giderecek tek bir yöneticileri yoktur. Rasulullah ﷺ’in hadisi üzerinde düşünüldüğünde bu durum netleşir. Ahmed Müsned’inde rivayet etmiştir: Bize Huşeym anlattı, bize Ebu Bişr haber verdi, Ebu Umeyr b. Enes’ten, o da Rasulullah ﷺ’in ashabından olan Ensar’dan amcalarından nakletti:

غُمَّ عَلَيْنَا هِلَالُ شَوَّالٍ فَأَصْبَحْنَا صِيَاماً فَجَاءَ رَكْبٌ مِنْ آخِرِ النَّهَارِ فَشَهِدُوا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ أَنَّهُمْ رَأَوْا الْهِلَالَ بِالْأَمْسِ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ أَنْ يُفْطِرُوا مِنْ يَوْمِهِمْ وَأَنْ يَخْرُجُوا لِعِيدِهِمْ مِنَ الْغَدِ

"Şevval hilali bize kapalı kaldı (göremedik), biz de oruçlu olarak sabahladık. Günün sonunda bir kervan geldi ve Rasulullah ﷺ’in huzurunda hilali dün gördüklerine dair şehadet ettiler. Bunun üzerine Rasulullah ﷺ o gün oruçlarını bozmalarını ve ertesi sabah bayram namazına çıkmalarını emretti." (Müsned-i Ahmed)

O dönemde köyler ve şehirler arasındaki ulaşım zorluğuna rağmen, Rasulullah ﷺ’in Medine’deki Müslümanlara bayram etmelerini emretmesiyle sorun çözülmüştür; zira hilal bedeviler tarafından görülmüştür. Bedevi heyeti bayram namazı vakti geçtikten sonra Medine’ye ulaştığı için namazın ertesi gün kılınmasını emretmiştir. Haberlerin bir beldeden diğerine ulaşmasının çok uzun sürdüğü o zamanda durum böyleyken, haberin ışık hızıyla yayıldığı günümüzde durum nasıl olur? Eğer Müslümanların bir halifesi ve tek bir devleti olsaydı, "Allah’ın kardeş kulları" olurlardı. Özellikle de Müslümanları birleştiren her hususta "tebenni" (bir görüşü benimseme) meselesini İslam; devlete, partiye ve bireye şer’i vecheye göre emretmiştir. Müslümanları birleştiren Şer’i bir görüşün benimsenmesi, İslam’da derecesi çok yüce bir iştir.

İşte bu iki husus ihtilafı ortadan kaldıracaktır. Müslümanların üzerine düşen, Allah’ın muhkem kitabında indirdiği gibi yeniden insanların içinden çıkarılmış en hayırlı ümmet olmak için bu iki hususu gerçekleştirmeye var güçleriyle çalışmalarıdır:

كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ

"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; marufu emreder, münkerden nehyeder ve Allah’a inanırsınız." (Âl-i İmrân Suresi [3]: 110)

Son olarak Allah Subhânehu’dan tüm Müslümanları en doğru işe hidayet etmesini, onları İslam’ın izzetiyle aziz kılmasını ve uzun bir ayrılıktan sonra devletlerini kurmalarını nasip etmesini niyaz ederim. O zaman Rablerine itaatte ihtilaf etmezler, aksine O’nun buyurduğu gibi olurlar:

فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَفَضْلٍ لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُوءٌ وَاتَّبَعُوا رِضْوَانَ اللَّهِ وَاللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ

"Böylece Allah’tan bir nimet ve lütufla, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir." (Âl-i İmrân Suresi [3]: 174)

Allah taatlerinizi kabul etsin. Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşte

10 Şevval 1443 H. M. 10/05/2022

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın