(Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Atâ bin Halil Ebû’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Hanin Islem'e
Sorular:
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Kıymetli Şeyhimiz ve celil alimimiz, nasılsınız? Allah'tan sizin en iyi hal üzere olmanızı niyaz ederim.
Birinci sorum: Önceden bir yıl olarak kararlaştırılmış belirli bir süre olmasına rağmen, bir ortak istediği zaman şirketten ayrılabilir mi? Detayları ve delilleriyle birlikte açıklar mısınız, Allah sizi mübarek kılsın.
İkinci sorum: Açık artırma yoluyla yapılan kamu ihalelerinde (müzayedelerde), tüccarlar arasında aşırı fiyat artışları yaşanıyor. Bazen en yüksek fiyat, orijinal fiyatın kat kat fazlasına ulaşıyor ve bu durum bazı tüccarların zarar etmesine yol açıyor. Bir tüccarın, rakibinin zarar etmesine ve bazen iflas etmesine neden olacak derecede fiyat artırması şer’an caiz midir? Delil ve detaylarıyla açıklar mısınız, Allah sizi mübarek kılsın.
Üçüncü sorum: Aşırı fiyat artışından kaçınmak için, kamu veya özel müzayedelerden önce tüccarlar arasında şöyle bir anlaşma yapılıyor: Aralarında fiyat artışı olmaması veya fiyatın en üst seviyeye ulaşmaması için bazıları diğerlerine para veriyor. Tüccarların birbirine verdiği bu paranın hükmü nedir? Bu ticari işlemin hükmü nedir? Detayları ve delilleriyle açıklar mısınız, Allah hayırla mükafatlandırsın.
Uzun olduğu ve soruların çokluğu için özür dilerim; sorumluluklarınızın büyüklüğünü biliyorum. Allah size yardım etsin, fethi ellerinizle nasip etsin, sizi aziz kılsın ve Habibi Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hazırladığı gibi size de yardım ehli (Ensar) hazırlasın. Sizi İslam için bir hazine olarak daim kılsın.
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Birincisi: Şirketteki süre hakkındaki sorunuz:
1- Şirket (ortaklık) sözlükte; iki veya daha fazla hissenin birbirine karışması, birinin diğerinden ayırt edilemeyecek hale gelmesidir. Şer’an şirket ise; iki veya daha fazla kişinin kâr elde etmek amacıyla mali bir iş yapmak üzere anlaştıkları bir sözleşmedir. Şirket sözleşmesi, diğer tüm sözleşmelerde olduğu gibi hem icap hem de kabulü gerektirir. İcap; birinin diğerine "Şu konuda sana ortak oldum" demesi, diğerinin de "Kabul ettim" demesidir. Ancak sözleşmenin mutlaka bir şey üzerinde ortaklık manasını içermesi gerekir.
Şirket caizdir; çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gönderildiğinde insanlar ortaklık yapıyorlardı, o da bunu onayladı. O'nun insanların bu muamelesini onaylaması, bunun caiz olduğuna dair şer’i bir delildir. Ebu Davud, Ebu Hureyre’den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ: أَنَا ثَالِثُ الشَّرِيكَيْنِ مَا لَمْ يَخُنْ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ، فَإِذَا خَانَهُ خَرَجْتُ مِنْ بَيْنِهِمَا
"Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: İki ortak birbirine ihanet etmedikleri sürece ben onların üçüncüsüyüm. Biri diğerine ihanet ederse, ben aralarından çıkarım." (Ebu Davud)
2- Şirket sözleşmesinde sürenin belirtilmesi zorunlu değildir. Şirketin kurulması için süreye ihtiyacı yoktur; aksine kurulur ve sözleşmede örneğin icarede (kira/hizmet akdi) olduğu gibi bir cehalet (belirsizlik) söz konusu değildir. İcarede süre belirtilmezse belirsiz kalır ve akit gerçekleşmez. İcarede sürenin ya başlı başına (günlük, aylık veya yıllık gibi) ya da işin kendisine bağlı olarak (bir duvar örmek veya kuyu kazmak gibi işin bitimine kadar) belirtilmesi gerekir.
3- Şirketin feshi, her bir ortağın isteğine bağlıdır. İki ortak belirli bir iş üzerine sözleşme yaparlar ve istedikleri zaman bunu feshederler.
Şirketin feshi hakkında Ekonomik Nizam kitabında şunlar geçmektedir:
"(Şirket, şer’an caiz akitlerdendir. İki ortaktan birinin ölümü, delirmesi veya sefihlikten dolayı hacir altına alınmasıyla ya da ortaklardan birinin feshetmesiyle -eğer şirket iki kişiden oluşuyorsa- bozulur. Çünkü şirket caiz bir akittir; dolayısıyla vekalet gibi bunlar sebebiyle bozulur. Eğer ortaklardan biri ölürse ve rüştüne ermiş bir varisi varsa, şirkete devam edebilir ve diğer ortak ona tasarruf izni verir ya da taksimat talep edebilir. Eğer ortaklardan biri fesih talep ederse, diğer ortağın bu talebe icabet etmesi vaciptir. Eğer çok ortaklı iseler ve biri fesih talep edip diğerleri devam etmeye razı olurlarsa, mevcut şirket feshedilmiş sayılır ve kalanlar arasında yeniden kurulur. Ancak fesihte mudaraba şirketi ile diğerleri arasında fark vardır: Mudaraba şirketinde çalışan (amil) satış, mal sahibi ise taksimat talep ederse, amilin talebi kabul edilir; çünkü onun hakkı kârdadır ve kâr ancak satışla ortaya çıkar. Diğer şirket türlerinde ise biri taksimat diğeri satış talep ederse, satış talebi değil taksimat talebi kabul edilir.)" (Bitti)
Sürenin belirtilmediği durumlarda benimsediğimiz görüş budur; zira şirket sözleşmesinin sıhhati için süre şart değildir.
4- Ancak şirkette süre belirtilmişse, bu konuda fakihler ihtilaf etmiştir. İctihadına güvendiğiniz herhangi bir müctehidi bu konuda taklit edebilirsiniz. Bu meselede muteber bazı müctehidlerin görüşlerini size aktarıyorum:
Hanefi ve Hanbelilere göre mudaraba (emek-sermaye ortaklığı) sözleşmesine süre koymak (takyit etmek) caizdir. Yani bir süre belirlenir ve süre dolduğunda şirket sona erer.
Maliki ve Şafiilere göre ise mudaraba süre kabul etmez. Malikilerin gerekçesi; mudaraba hükmünün belirsiz bir süreye kadar olmasıdır, bu yüzden her iki taraf da istediği zaman bırakabilir. Şafiilere göre ise sürenin kısıtlanması amilin çalışmasını zorlaştırır. Nevevi, er-Ravda’da karzda (mudarabada) sürenin beyan edilmesinin dikkate alınmayacağını belirtmiştir.
İkincisi: Müzayede (açık artırma) yoluyla satış hakkındaki sorunuz:
1- Müzayede yoluyla satış caizdir; yani satıcının malını alıcılara arz etmesi ve en çok verene satmasıdır. Bunun delili şudur:
İbn Mace, Enes bin Malik’ten şunu rivayet etmiştir: "Ensar'dan bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e gelip bir şeyler istedi. Resulullah ona: 'Evinde bir şey var mı?' dedi. Adam: 'Evet, bir kısmını altımıza serdiğimiz bir kısmıyla örtündüğümüz bir çul, bir de su içtiğimiz bir kap var' dedi. Resulullah: 'Onları bana getir' buyurdu. Adam onları getirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları eline aldı ve: 'Bunları kim satın alır?' diye sordu. Bir adam: 'Ben onları bir dirheme alırım' dedi. Resulullah iki veya üç defa: 'Bir dirhemden fazla veren yok mu?' buyurdu. Başka bir adam: 'Ben onları iki dirheme alırım' dedi. Resulullah malları ona verdi, iki dirhemi alıp Ensari'ye verdi..."
2- Ancak bu satışta "Neceş" (fiyat kızıştırma) yapmak caiz değildir: Yani satın almak için değil, başkalarını aldatıp yüksek fiyata almalarını sağlamak için fiyat artırmaktır... Buhari, Said bin el-Müseyyeb’den, onun da Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’dan işittiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "...ve birbirinize karşı neceş (fiyat kızıştırması) yapmayın..." Yine İbn Ömer Radıyallahu Anhuma’dan şöyle rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem neceşi yasakladı."
Neceş; malı satın almak istemediği halde, alıcıyı yanıltmak için fiyatı artırmaktır. Alıcı, fiyatı artıran kişinin ancak o mal o kadar edeceği için artırdığını sanarak aldanır ve malı satın almak için fiyatı yükseltir.
3- Aynı şekilde, alıcıların malın fiyatını düşürmek için kendi aralarında anlaşıp düşük fiyattan fazlasını vermemeleri de caiz değildir... Bunu, satıcının daha fazla veren bulamadığı için malını ucuza satmasını sağlamak için yaparlar. Genellikle tüccarlar, kendilerine para veren bir tüccarla anlaşırlar; o adamın vereceği fiyattan fazlasını vermezler, o da mal için ucuz bir fiyat teklif eder, diğerleri de anlaşma gereği daha azını teklif eder. Sonunda mal sahibi, tüm tüccarların anlaşmalı olarak az verdiğini görünce malını o tüccara ucuza satar. Bu durum hile (aldatma) kapsamına girer. İbn Hibban Sahih’inde, İshak bin Rahuye Müsned’inde ve el-Bezzar Müsned’inde Ebu Hureyre’den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir:
الْمَكْرُ وَالْخَدِيعَةُ فِي النَّارِ
"Mekr (tuzak) ve hile ateistedir."
Ayrıca Allah Sübhanehu ve Teâlâ insanların mallarının değerini düşürmeyi yasaklamıştır. Alıcılar mal sahibini aldatmak için malın değerini çok düşük gösterirler, o da malını ucuza satar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ
"İnsanların eşyalarını (mallarını) eksiltmeyin." (Şuara Suresi, 183)
Kurtubi ayetin tefsirinde şöyle der: ["(İnsanların eşyalarını eksiltmeyin) 'el-Bahs' noksanlaştırmaktır. Bu da malı kusurlu göstermek ve rağbeti azaltmakla, değerinde aldatmakla, ölçü ve tartıda fazlalık veya eksiklik yapmak için hileye başvurmakla olur. Bunların tamamı malı batıl yolla yemek kabilindendir..."] (Bitti)
Dolayısıyla, eğer tüccarlar malı falancanın ucuza alması için aralarında anlaşırsa ve o kişi de fiyatı artırmamaları karşılığında onlara para verirse, bu işlem haramdır. Çünkü mal sahibini aldatarak malını ucuza sattırma amacı taşır. Bu tüccarın diğer tüccarlardan aldığı para da haramdır.
Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû’r Raşta
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki