Soru-Cevap
Soru: ABD Başkanı Trump ve Rusya Devlet Başkanı Putin, 16 Ağustos 2025 tarihinde Alaska’da bir görüşme gerçekleştirdiler. Peki, aralarında temel meselelerde bir anlaşma sağlandı mı? Bu görüşmenin iki devlet arasındaki ilişkilere ve Ukrayna’ya etkisi ne olacak? Ayrıca Avrupa ve Çin üzerindeki uluslararası etkileri nelerdir?
Cevap: Yukarıdaki soruların cevabının netleşmesi için şu hususları gözden geçirelim:
1- ABD ile Rusya arasındaki ilişki, geçtiğimiz otuz yıl boyunca farklı aşamalardan geçti: 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünden önce dünyanın kaderini kontrol eden iki süper güç arasındaki ilişkiden, Rusya’nın uluslararası arenadan çekilip kendi içine kapanmasına ve ABD’nin Rusya’nın çöküş derinliğini izleyerek eski Sovyet nüfuz alanlarını ele geçirme çabalarına tanık olundu. Daha sonra Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya’yı uluslararası konumu olan büyük bir devlet olarak geri döndürmeye çalıştı ancak ABD buna karşı çıktı. İki devletin hedefleri arasındaki çelişkinin derinliğinin bir göstergesi olarak 2022’de Ukrayna savaşı patlak verdi. Rusya bu savaşla uluslararası konumunu güç kullanarak yükseltmek isterken, ABD ise Ukrayna’ya verdiği destekle Rusya’yı süper güçler listesinden silmeyi amaçladı. Biden yönetiminin sonuna kadar durum böyle kaldı. Trump yeniden ABD Başkanı olduğunda, Amerikan pusulasını Çin’e doğru çevirmeye başladı ve Rusya ile gerginliği azaltmak istediğini ilan etti. Ukrayna’daki savaşı 24 saat içinde bitirebileceğini, bu savaşın kendi savaşı değil Biden’ın savaşı olduğunu söylüyordu. Böylece Trump döneminde ABD, Rusya ile ilişkilerinde bir dönemece girdi. Bu yönelim, Başkan Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e yönelik tekrarlanan aşağılamaları, ABD’nin Ukrayna’ya verdiği askeri desteği sert bir şekilde eleştirmesi ve Avrupa ülkelerinden Ukrayna’daki mali ve askeri sorumluluklarını üstlenmelerini talep etmesiyle açıkça ortaya çıktı.
2- Ukrayna savaşı, Rusya’nın uluslararası konumunun zayıflamasına neden oldu. Ordusu, Ukrayna’da hızlı ve yüksek değerli hedeflere ulaşmada yetersiz kaldı; Karadeniz filosunun yaklaşık yarısı imha edildi, Rusya’nın derinliklerindeki stratejik üsleri vuruldu ve kara kuvvetlerinde önemli ekipman ve general kayıpları yaşandı. Ancak yine de yenilmedi ve Ukrayna içinde "karınca yürüyüşü" olarak tanımlansa bile ilerleme kaydetme kabiliyetini korudu. Fakat kendisini NATO’nun askeri imkânlarıyla karşı karşıya bulan ve sanki NATO ülkeleriyle savaştaymış gibi hisseden Rusya, zaman zaman nükleer beyanatlar ve hazırlıklar sergileyerek sıkışmışlığını dışa vurdu. Bu durum oldukça tehlikelidir ve ABD bunu istememektedir; yani Ukrayna savaşı nükleer bir savaşa dönüşme riskini göstermiştir. Ayrıca Ukrayna’daki savaş, Rusya Devlet Başkanı Putin’i Çin ile stratejik ortaklığını güçlendirmeye itti. Bu yönelim her ne kadar ABD tarafından beklense de ve Çin, ABD ve Avrupa ile olan temel ticari ilişkilerini kaybetmemek için Rusya’ya aynı hararetle karşılık vermese de, dünyanın tekrar iki bloğa bölünmesi ABD’nin en son isteyeceği şeydir. ABD, Çin’in ekonomik gücü ile Rusya’nın askeri gücünün tek bir kampta birleşmesini asla istememektedir.
3- Rusya’nın, ABD’nin Ukrayna sahasında planladığı stratejik yenilgiye uğrama korkusu, onu füze ve nükleer silahlanmayı artırmaya sevk etti. ABD’nin 2019’da Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan çekilmesinden sonra nükleer anlaşmalar asgari düzeye inmişti. Rusya, Ukrayna savaşında hipersonik füze sistemlerini devreye sokmasının yanı sıra, 2024 yılında yüksek tahrip gücüne sahip "Oreshnik" füzesini de kullandı. Son olarak, Putin’in Trump ile görüşmesinden hemen önce Rusya, sınırsız menzil ve hıza sahip nükleer motorlu nükleer füzeler üzerinde denemeler yapacağını duyurdu (ki ABD bu hazırlıklardan haberdardı). Bu durum, ABD için oluşturduğu tehlikenin ve milyarlarca dolar harcanan füze kalkanını işlevsiz kılmasının yanı sıra, ekonomisine ne pahasına olursa olsun Rusya’nın yeni bir stratejik askeri yarışta kararlı olduğunu ABD’ye kanıtladı. Bu da ABD’nin, Rusya’nın ilerlemesini durdurmak ve Soğuk Savaş dönemine benzer bir askeri yarıştan kaçınmak için Rusya ile anlaşmasını gerektirmektedir.
4- Rusya, Ukrayna’da olası bir askeri yenilgiyle karşı karşıya kaldı; zira ordusunun "süper güç ordusu" imajı sarsıldı ve Ukrayna ordusunu yenmede başarısız oldu. Savaş bir nevi yıpratma savaşına dönüştü, yani Rusya belirleyici güç avantajını kaybetti. Bu durum uluslararası konumuna zarar verdi. Ukrayna’daki bariz askeri zayıflığının yanı sıra, Rusya’yı neredeyse küresel ekonominin dışına iten ve büyük bir uluslararası izolasyona mahkûm eden ağır Batı yaptırımlarına maruz kaldı. Hatta Rusya Devlet Başkanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararları nedeniyle ülke dışında serbestçe hareket edemez hale geldi. Bu nedenle Rusya, Ukrayna savaşındaki stratejik yenilgi kabusunu uzaklaştırmak için tüm ekonomik ve askeri enerjisini seferber etti ve ekonomisi bir savaş ekonomisine dönüştü. Uluslararası konumunun Ukrayna’daki savaşla belirleneceğini görüyordu ancak yenilgi hayaleti peşini bırakmadı. En büyük korkusu, işlerin NATO müdahalesine ve doğrudan bir çatışmaya doğru evrilmesiydi; nükleer araçlarını kullanmadan buna güç yetiremezdi, ancak bu araçların kullanımı da son derece tehlikelidir. ABD Başkanı Trump gelip Rusya’ya kur yapmaya ve başkanını övmeye başlayınca Rusya derin bir nefes aldı. Zira bu, ABD’nin Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratma planlarından bir sapma anlamına geliyordu. Belki de Rusya, yıpranmayı durdurmak için Trump’ın tekliflerini olduğu gibi kabul etmeyi düşündü. Ancak Trump’ın uluslararası sahneye dönüşü için açtığı kapıyı dikkatle izliyor, kapanmasından korkarak bu kapıdan içeri girmek istiyor.
5- ABD, Rusya’nın savaşı durdurma konusundaki isteksizliğini ve nazlanmasını gördüğünde ve Batı’da Putin’in Trump’ın Ukrayna’daki savaşı durdurma arzusunu suistimal ettiğine dair sesler yükseldiğinde, ABD Başkanı Rusya’ya savaşı durdurması için 50 gün süre verdiğini ilan etti. Rusya bu süreden büyük rahatsızlık duyup açıklamalar talep etse de, sürenin sonuna kadar durumdan faydalanmak için ayak diremeye devam etti. Bu durum ABD Başkanı’nı ters bir manevra yapmakla, yani kapıyı kapatıp Biden yönetiminin pozisyonuna geri dönmekle tehdit etmeye sevk etti. Trump bu süreyi sadece 10 güne indirdiğini duyurdu. Rusya Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Başkan Medvedev, bu adımı savaşa doğru bir adım olarak niteledi ve ABD’ye Rusya’nın "ölümcül nükleer elini" hatırlattı. ABD Başkanı onunla söz düellosuna girerek çok tehlikeli bir bölgeye girdiği konusunda uyardı. ABD’nin bu ters yönlü manevra tehdidi, Ukrayna’ya yeniden destek verme ve Rusya’dan petrol alan herkese, özellikle de Çin’e daha ağır yaptırımlar uygulama ihtimali karşısında Moskova’da karar verme saati gelmiş oldu.
6- Böylece Rusya, ABD’ye taviz verme konusunda acele etmesi gerektiğini gördü; zira ABD’nin Ukrayna’ya olan desteğinin hız kazanmasını, kendisi üzerinde daha fazla yıpranmaya neden olmasını ve Başkan Trump’ın kendisine sunduğu uluslararası izolasyonu kırma fırsatını kaçırmayı istemiyordu. Ayrıca Rusya’nın Çin konusundaki şüpheleri de vardı; Çin eğer ucuz Rus petrolünden yararlanmak ile ABD ile olan ticari ilişkileri arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsa, sağladığı büyük faydalar nedeniyle kesinlikle ikincisini seçecektir. Üstelik Trump’ın barış teklifi, Rusya’ya 1945 Yalta Konferansı’na benzer şekilde sadece ABD ile anlaşma arzusunu sunuyordu. Rusya, diğer Avrupalı veya Ukraynalı tarafları sürece dahil etmek istemiyor, aksine ABD ile anlaşıp bunu diğer taraflara bir oldu-bitti olarak sunmak istiyordu. Bu nedenle Rusya, kendisine tanınan süre fikrini ortadan kaldırmak için ABD Başkanı’nın temsilcisi (Witkoff) ile görüşme talebinde bulundu ve bu durum kuşkusuz bazı taleplerinden vazgeçmesini gerektiriyordu. İki başkan arasındaki zirvenin onaylanması eşiğinde ve kısa hazırlık sürecinde, her iki taraf da bu görüşmeye olan arzularının işaretlerini verdi. Nitekim Trump, Rusya’nın talebine yanıt vererek özel temsilcisi Witkoff’u Moskova’ya gönderdi. Trump fırsatlardan, toprak değişiminden ve Rusya ile Ukrayna arasındaki sınırlardan bahsetti; Rusya ise ABD’nin samimiyetinden bahsetti: (Putin, Moskova’nın barışın tesisi için gerekli koşulları oluşturmaya çalıştığını ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Ukrayna konusundaki durumu çözmek için samimi çabalar sarf ettiğini söyledi. Putin, stratejik saldırı silahlarının sınırlandırılması konusunda Washington ile anlaşmaya varılmasının önemini vurguladı. Al Jazeera Net, 14.08.2025). Rusya, Trump’ı memnun etmek için zirvenin Alaska’da, yani ABD’de yapılmasını kabul etti: (Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kendisiyle görüşmek üzere Alaska’ya seyahat etme kararını "büyük saygı içeren bir davranış" olarak görüyor. RT, 12.08.2025).
7- Ancak diğer taraftan ABD, Trump Beyaz Saray’a geldikten sonraki aylar boyunca Rusya’nın ayak dirediğini gördüğü için bu zirvenin Rusya’dan taviz koparmadan gerçekleşmesini asla istemedi. Trump, bu zirvenin "keşif amaçlı" olduğunu ve Putin’in Ukrayna’daki savaşı bitirme konusunda ciddi olup olmadığını görüşmenin ilk dakikalarından itibaren anlayacağını söyledi. Zirvenin başarısızlığına karşı uyardı, başarısızlık ihtimalini %25 olarak belirledi ve Rusya’yı ağır sonuçlarla tehdit etti: (ABD Başkanı Donald Trump Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Ukrayna’da barış çabalarını engellemesi halinde Rus mevkidaşı Vladimir Putin’i "ağır sonuçlarla" tehdit etti ve Cuma günü Alaska’da yapılması planlanan görüşmenin somut sonuçlar vermemesi durumunda ekonomik yaptırımlar uygulama ihtimalini dile getirdi. Trump, Putin ile yapılacak görüşmenin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katılacağı ikinci bir görüşme için "hazırlık" niteliğinde olacağını ve bu ikinci görüşmenin gerçekleşmesinin Alaska toplantısının sonuçlarına bağlı olduğunu belirtti. Arab 48, 14.08.2025). Ardından ABD Başkanı Donald Trump, yedi yıl sonraki bu ilk buluşma için Alaska, Anchorage’a gitmeden önce Vladimir Putin ile olan zirvesini "yüksek riskli" olarak tanımladı ve "çok hızlı" bir ateşkes görme arzusunu dile getirdi (Independent Arapça, 15.08.2025). Trump, Putin’in ciddi olmaması durumunda Alaska’dan hızla Washington’a döneceğini söyledi (Cuma günü Alaska’daki Elmendorf Hava Üssü’ne varan Trump, zirve kötü giderse ayrılacağını belirtti. CNN Arapça, 15.08.2025). Toplantıyı terk etme beyanı, Trump ile görüşmek için ABD’ye gelen Başkan Putin’e yönelik bir tür aşağılama içermektedir!
8- Tüm bu açıklamalar Rusya üzerinde taviz vermesi gerektiğine dair baskılar oluşturmaktadır; Trump onu ağır sonuçlarla, yaptırımlarla ve toplantıyı terk etmekle tehdit etmektedir. Yani aralarındaki görüşme, geçmişteki Sovyet ve Amerikan liderleri arasındaki önemli görüşmeler gibi eşitler arası bir görüşme değildi; iki devin buluşması olmadığı gibi, ABD-Çin zirveleri seviyesine bile ulaşmamaktadır. Bu durum, ABD’nin kibrini ve Rusya’dan boyun eğmesini talep etmesini, ayrıca tüm bu koşulları, süreleri ve Amerikan tehditlerini kabul eden Rusya’nın yeni statüsündeki düşüşü pekiştirmektedir. Rusya Devlet Başkanı, görüşmenin üçüncü bir ülkede yapılması yerine ABD’ye gitmiş, hatta protokol dışı bir şekilde, tüm uluslararası toplantılarda kendisine eşlik eden kendi aracı olmasına rağmen ABD Başkanı’nın özel aracına onunla birlikte binme teklifini kabul etmiştir. Bu durum, Rusya’nın boyun eğmişliğinin ve stratejik kayıplarını azaltmak için Trump ile yakın ilişkiye duyduğu ihtiyacın bir kanıtıdır. Biden yönetiminin dayattığı kopukluğa rağmen Rusya Devlet Başkanı’nın Trump’ı cezbetmeye çalışması da bunu teyit etmektedir. Rusya Devlet Başkanı’nın yardımcısı Yuri Uşakov şöyle demiştir: (Rusya ve ABD arasındaki iş birliği henüz kullanılmamış devasa bir potansiyele sahiptir. Rus heyetinde Devlet Başkanı Yardımcısı Yuri Uşakov, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Maliye Bakanı Anton Siluanov ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitriev’in yer alacağını belirtti. RT, 14.08.2025). Bu, ABD’nin kesinlikle fark ettiği bir zayıflık göstergesidir. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Putin’in görüşme sonrası yaptığı açıklamalar, bu zayıflığı ve iki ülke arasındaki gerginliğin devam etmesine dair duyulan derin endişeyi yansıtmaktadır. Putin, basın toplantısındaki konuşmasına son yıllarda ABD-Rusya ilişkilerinin bozulduğunu kabul ederek başladı: ("Rusya ile ABD arasında dört yıldır herhangi bir zirve yapılmadığı biliniyor, bu uzun bir süre. Bu dönem ikili ilişkiler için çok zordu. Dürüst olalım, ilişkiler Soğuk Savaş’tan bu yana en düşük seviyesine ulaştı. Bunun ülkelerimize ve tüm dünyaya fayda sağlamadığına inanıyorum. İki devlet başkanı arasında yüz yüze bir görüşmenin yapılması uzun zamandır bekleniyordu." Putin, "Müzakereler yapıcı bir saygı ve karşılıklı saygı atmosferinde gerçekleşti, kapsamlı ve son derece faydalı oldu" diye ekledi. CNN Arapça, 16.08.2025).
9- Sonuç olarak, Trump ile Putin arasındaki görüşmenin seyri ve medyada yer alan haberler dikkatle incelendiğinde, görüşmede şu hususların ele alındığı söylenebilir:
a- Ukrayna: Tek konu olmasa da en öne çıkan, en meşhur ve en sıcak konudur. Ukrayna’yı NATO’dan uzak tutmak ve Rusya’yı tehdit edecek güçlü bir orduya sahip olmamasını sağlamak gibi Rus güvenlik taleplerinin sertliğine rağmen, zirve genel hatlarıyla net bir anlaşmanın çerçevesini çizmiştir. Bu anlaşmanın bir yönü, Rusya’nın gelecekte Ukrayna’ya saldırmayacağına dair taahhüdüdür: (Putin, Ukrayna’nın güvenliğinin sağlanması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu belirtti ve şöyle dedi: "Trump ile Ukrayna’nın güvenliğinin sağlanması gerektiği konusunda anlaşıyorum ve biz elbette bunun üzerinde çalışmaya hazırız. Birlikte vardığımız anlaşmanın bu amaca ulaşılmasına katkı sağlamasını ve Ukrayna’da barışa giden yolu açmasını umuyorum." CNN Arapça, 16.08.2025). Ayrıca anlaşmanın varlığını teyit eden bir diğer husus, ABD Başkanı’nın Putin ile olan görüşmesine 10 üzerinden 10 puan vermesidir (Sky News, 16.08.2025). ABD’nin Ukrayna savaş sahasını durdurmaya hazırlık olarak soğutması, ABD ve Batı’nın Ukrayna ordusuna askeri desteğini kademeli olarak yavaşlatma taahhüdünü ve ardından muhtemelen birkaç hafta içinde iki başkanın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geleceği bir sonraki zirve aracılığıyla ateşkes ilan edilmesini gerektirmektedir. Sonrasında Ukrayna’daki çözüm, belki de yıllar sürecek şekilde zamana yayılacaktır. Yani ABD kesin çözümü erteliyor ve ateşkesin hızla sağlanmasını istiyor; kesin çözümün ise Rusya’nın diğer dosyalarda ABD’ye vereceği tavizler oranında Ukrayna’yı toprak ve sınırlardan feragat etmeye zorlayacağı uzun yıllar içinde gerçekleşmesini hedefliyor. Sanki ABD, Rusya’nın karşılaması ve ABD’yi memnun etmesi gereken şartlar karşılığında Ukrayna’daki Rus kontrol sınırlarını tanıyarak Rusya’nın iştahını kabartıyor.
b- ABD-Rusya İlişkilerinin Normalleşmesi: Bu süreç Nisan 2025’teki İstanbul görüşmesinden bu yana başlamış olsa da, şimdi daha fazla ivme kazanması beklenmektedir. Muhtemelen iki ülke arasındaki ikinci görüşmeden sonra, Ukrayna’nın da ateşkes ilanı amacıyla katılabileceği süreçte bu ivme daha görünür olacaktır. İlişkilerin normalleşmesi, ABD’nin diğer stratejik dosyalarda müzakereler açması için acil bir ihtiyaçtır.
c- Silahlanma Yarışı ve Stratejik Güç: Her iki tarafın da ihtiyacı göz önüne alındığında, nükleer ve füze stratejik güç müzakerelerinin acilen başlatılması son derece muhtemeldir. Rusya’nın bugün, Çin’in de bu müzakerelere katılması yönündeki eski ABD şartını kabul etmesi muhtemeldir; böylece görüşmeler üç taraflı olacaktır. Çünkü önceki Rus-Amerikan anlaşmaları, onlarca yıldır süregelen iki askeri dev arasındaki anlaşmaların devamıydı. ABD bu süreci kesti çünkü Çin devini de buna dahil etmek istiyordu; özellikle de Çin bugün, kendisini yakında bu iki devin safına yerleştirecek nükleer silahlanma programlarını yürütmektedir. Nükleer programı, 2030 yılına kadar yaklaşık bin nükleer başlığa sahip olmasını öngörmektedir, yani yıllar önce İngiltere ve Fransa gibi orta ölçekli nükleer güçleri geride bırakmıştır. Bu nedenle, Rusya’nın Çin’i stratejik silahlarla ilgili Rus-Amerikan müzakerelerine katılmaya davet etme konusundaki tüm mahcubiyet nedenleri ortadan kalkmış görünmektedir. Bu, ABD için Rusya-Çin ittifakını parçalama yolunda bir adımdır. Tüm bunlardan dolayı ABD’nin Rusya’nın Çin ile olan ittifakını bozma umudu büyüktür; ancak bunu doğrudan yaparak Rusya’nın duygularını incitmek yerine, Rusya ile yakınlaşma adımları atarak Çin-Rusya ittifakını kademeli olarak zayıflatmayı hedeflemektedir.
10- Son olarak, küfür devletlerinin dünyayı yönetmesi, başkanlarının buluşup görüşmesi ve planlar yapması acı vericidir. Oysa insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olan İslam Ümmeti, uluslararası olaylarda hiçbir etkisi olmadan durmakta, hatta kendi meselelerinde bağımsız bir kontrole sahip olamayıp sömürgeci kafirlerin elleriyle yönetilmektedir!
Sorun şudur ki, yaklaşık iki milyara ulaşan bu ümmet, başı olmayan bir vücut gibidir. Onu birleştiren Hilafet kaim değildir ve onun işlerini gözeten, arkasında savaşılan ve kendisiyle korunulan Halife mevcut değildir! Buna rağmen Hilafet, Allah Subhânehu’nun vaadi ve Resulü ﷺ’in müjdesiyle Allah’ın izniyle geri dönecektir. Ancak Allah’ın sünneti gereği, ümmet onun ikamesi için çalışmadan dururken gökten melekler inip Hilafeti kurmayacaktır; aksine biz çalışırken Allah bize yardım etmesi için melekleri indirecektir. Halkına yalan söylemeyen öncü Hizb-ut Tahrir, ümmeti Hilafeti kurmak için kendisiyle birlikte çalışmaya davet etmektedir. İşte o zaman İslam ve Müslümanlar izzet bulacak, küfür ve kafirler ise zelil olacaktır.
وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
"O gün müminler, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir." (Rum Suresi [30]: 4-5)
25 Safer 1447 H 19 Ağustos 2025 M