Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: 1- Çizilmiş Resimlerin Kullanımı 2- Necis Olandan Yararlanmak 3- Belirli Bir Ücret Olmaksızın Yüzde İle Çalışan İşçinin Hükmü

March 19, 2014
5355

(Hizb-ut Tahrir Emiri Alim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Soru Cevap:

1- Çizilmiş Resimlerin Kullanımı

2- Necis Olandan Yararlanmak

3- Belirli Bir Ücret Olmaksızın Yüzde İle Çalışan İşçinin Hükmü

Mohmad Nawaja’ya

Sorular:

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh...

Cevaplamanızı istirham ettiğim üç soru bulunmaktadır:

1- Elle resim yapmanın ve insan ile hayvan gibi canlı varlıkların suretlerini çizip evlere koymanın ve asmanın hükmü nedir?

2- Örneğin bir domuzdan büyüme genini alıp, büyümesi için salatalık gibi helal bir gıdaya aktarmak caiz midir?

3- Bugünlerde "yüzdelik" kelimesinin kullanımı oldukça arttı. Örneğin; "Bu ay 120.000 dinarlık satış yaparsan sana dörtte bir oranında pay verilecek, eğer satış yapmazsan sana bir şey yok" deniliyor. Bu durum caiz midir?

Allah sizi mübarek kılsın, adımlarınızı sağlamlaştırsın ve ellerinizle fetihler nasip etsin.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh

1- Elle resim yapma ve canlı varlıkların suretlerini çizme konusuna gelince...

Gerçeğe benzeyen insan ve hayvan resimlerinin çizilmesi:

İster elle kalemle yapılsın ister bilgisayarda mouse (fare) kullanılarak yapılsın, delillerde geçen haramlık hükmü bunlar için geçerlidir. Çizim insan çabasıyla yapıldığı sürece ruh sahibi olanın taklit edilmesi anlamına gelir ve haramlık kapsamına girer. Buhari, İbn Abbas’tan Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

مَنْ صَوَّرَ صُورَةً فَإِنَّ اللَّهَ مُعَذِّبُهُ حَتَّى يَنْفُخَ فِيهَا الرُّوحَ وَلَيْسَ بِنَافِخٍ فِيهَا أَبَدًا

"Kim bir suret (resim/heykel) yaparsa, ona ruh üfleyinceye kadar Allah ona azap edecektir. Oysa o, ona asla ruh üfleyemeyecektir." (Buhari)

Yine İbn Ömer yoluyla Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

إِنَّ الَّذِينَ يَصْنَعُونَ هَذِهِ الصُّوَرَ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُقالُ لَهُمْ أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ

"Bu suretleri yapanlar kıyamet günü azap olunacaklar ve onlara: 'Yarattıklarınızı hayata döndürün!' denilecektir." (Buhari)

Bu resimleri edinmenin, evlere koymanın ve asmanın hükmüne gelince, durum şöyledir:

a- Eğer seccade, cami perdeleri veya cami ilanları gibi ibadet mekanlarına konulursa, bu haramdır ve caiz değildir. Bunun delillerinden biri şudur:

İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kabe’nin içindeki resimler silinene kadar içeri girmeyi reddetmiştir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in resimler silinmeden Kabe’ye girmeyi reddetmesi, ibadet mekanlarına resim konulmasının kesin olarak terk edilmesine yönelik bir karinedir. Bu durum, camilerde resim bulunmasının haram olduğuna delalet eder:

İmam Ahmed, İbn Abbas’tan şunu rivayet etmiştir:

أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمَّا رَأَى الصُّوَرَ فِي الْبَيْتِ يَعْنِي الْكَعْبَةَ لَمْ يَدْخُلْ وَأَمَرَ بِهَا فَمُحِيَتْ

"Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Beyt’te (Kabe’de) suretleri görünce içeri girmedi ve onların silinmesini emretti, onlar da silindi." (Müsned-i Ahmed)

b- Eğer ibadet mekanlarının dışındaki yerlere konulursa, gelen deliller bunun caiz olduğunu açıklamıştır:

  • Kerahetle birlikte; yani ev perdeleri, kültürel kurumlar için açıklama araçları, giyilen tişörtler veya elbiseler gibi saygı duyulan veya tazim edilen yerlerdeyse... Ya da ibadetle alakası olmayan okullarda, ofislerde ve reklamlarda, odanın başköşesine asılması veya görünümü güzelleştirmek için giyilmesi gibi durumlarda... Tüm bunlar mekruhtur.

  • Mubah; eğer ibadet mekanları dışında ve saygı duyulmayan yerlerdeyse; örneğin üzerine basılan yer yaygılarında, üzerinde uyunan veya uzanılan döşeklerde, yaslanılan yastıklarda veya yerde üzerine basılan çizimlerde bulunuyorsa... Tüm bunlar mubahtır.

Buna dair delillerden bazıları şunlardır:

  • Müslim’de geçen Ebu Talha hadisinde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İçinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmez." Müslim’in bir başka rivayetinde ise "Kumaş üzerindeki desen (rakam) müstesna" ifadesi geçmektedir. Bu, kumaş üzerine çizilmiş (nakşedilmiş) resmin istisna edildiğine delalet eder. Bunun mefhumu, içinde kumaş üzerine nakşedilmiş resim bulunan eve meleklerin gireceğidir.

Bu, düz bir yüzey üzerindeki "kumaştaki desenin" caiz olduğu anlamına gelir; zira melekler düz resimlerin bulunduğu eve girerler. Ancak bu cevazın türünü açıklayan başka hadisler de gelmiştir:

  • Buhari’nin rivayet ettiği Aişe (r.anha) hadisinde şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma girdi, evde üzerinde suretler bulunan ince bir perde (kıram) vardı. Onu görünce yüzünün rengi değişti, sonra perdeyi çekip kopardı." Kıram bir tür kumaştır ve evin kapısına perde olarak asılmıştı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yüzünün renginin değişmesi ve perdeyi söküp atması, üzerinde resim olan bir perdenin kapıya asılmasının terk edilmesine yönelik bir taleptir. Bu durum, meleklerin düz resimlerin bulunduğu eve girmesinin cevazı ile birleştirildiğinde, terk talebinin kesin olmadığını yani mekruh olduğunu gösterir. Resimlerin yeri kapıya asılan bir perde olduğu ve burası saygı duyulan (tazim edilen) bir yer olduğu için, resimlerin saygı duyulan bir yere konulması mekruhtur.

  • Ahmed’in rivayet ettiği Ebu Hureyre hadisinde Cebrail (a.s)’ın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e şöyle dediği geçer: "Perde hakkında emir ver de o kesilsin ve ondan üzerine basılan (çiğnenen) iki yastık yapılsın." Cebrail (a.s), Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e perdenin saygı duyulan yerden kaldırılmasını ve ondan üzerine basılan iki yastık yapılmasını emretmiştir.

Bu da başkaları tarafından çizilmiş resimlerin saygı duyulmayan yerlerde kullanılmasının mubah olduğu anlamına gelir.

2- Domuzdan gen alıp, salatalık gibi bitkilerin büyümesini hızlandırmak için onları bu genle beslemek caiz değildir. Bunun delilleri şunlardır:

Domuz haramdır ve şu delillere göre necistir:

  • إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ بِهِ لِغَيْرِ اللَّهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ "O, size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur kalırsa, (başkasına ait olana) el uzatmamak ve sınırı aşmamak üzere (bunlardan yemesinde) bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Bakara Suresi, 173)

  • حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ... "Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan... size haram kılındı." (Maide Suresi, 3)

  • Tabarani el-Kebir’de Ebu Sa’lebe el-Huşeni’den şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e geldim ve dedim ki: Ey Allah’ın Rasulü, ben Kitap Ehli’nin olduğu bir yerdeyim; onlar kaplarında domuz eti yiyorlar ve içki içiyorlar. Onların kaplarında yiyip içebilir miyim? Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: '...Eğer kâfirlerin kaplarından başka kap bulabilirsen onlarda yeme. Eğer bulamazsan onları su ile iyice yıka ve sonra onlarda ye.'" Yani ihtiyaç duyduğunda ve başkasını bulamadığında onları iyice yıka. Bu durum, içki ve domuzun temizlenmesi için yıkanması gerektiğinden necis olduklarına delalet eder. Darekutni’nin bir rivayetinde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem su ile yıkamanın onları temizlemek olduğunu ifade etmiştir ki bu, domuz ve içkinin necis olduğuna dair açık bir delalettir. Darekutni rivayeti şöyledir: "...Müşriklerle iç içeyiz, onlardan başka tenceremiz ve kabımız yok. Bunun üzerine buyurdu ki: 'Gücünüz yettiğince onlara ihtiyaç duymamaya çalışın. Eğer bulamazsanız onları su ile yıkayın, çünkü su onların temizleyicisidir (tahurudur), sonra onlarda yemek pişirin.'" Bu, içki ve domuzun necislerden olduğuna dair sarih bir nastır, çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "su onların temizleyicisidir" buyurmaktadır.

Necis olandan yararlanmak da aynı şekilde haramdır. Delillerden bazıları:

  • Buhari, Cabir bin Abdullah (r.anhuma)’dan Mekke’nin fethi yılında Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şöyle buyururken işittiğini rivayet etmiştir: "Şüphesiz Allah ve Rasulü içki, meyte (leş), domuz ve putların satışını haram kılmıştır. Denildi ki: 'Ey Allah’ın Rasulü! Meyte yağları hakkında ne dersin? Çünkü onunla gemiler yağlanır, deriler yağlanır ve insanlar onu kandillerde kullanırlar.' Buyurdu ki: 'Hayır, o haramdır.' Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Allah Yahudileri kahretsin! Allah onlara hayvanların iç yağlarını haram kıldığında o yağları eritip sattılar ve parasını yediler.'" (Buhari)

  • Müslim, İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre Ömer’e, Semure’nin içki sattığı haberi ulaştığında şöyle demiştir: "Allah Semure’yi kahretsin! Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu bilmiyor mu? 'Allah Yahudilere lanet etsin! Onlara yağlar haram kılındı, onlar ise onu eritip sattılar.'" (Müslim)

  • Ebu Davud, Ebu Hureyre’den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz Allah içkiyi ve onun bedelini (parasını) haram kıldı, meyteyi ve onun bedelini haram kıldı, domuzu ve onun bedelini haram kıldı." (Ebu Davud)

Bu deliller necis olandan yararlanmanın haramlığını açıklamaktadır. Bu nedenle, bir domuzdan gen alıp bitkilerin büyümesini artırmak için onları bu genle beslemek caiz değildir. Necis olandan yararlanmanın haramlığı nedeniyle salatalık ve benzeri ürünlerin yetiştirilmesinde domuz geninin kullanılması caiz olmaz.

Bu durumun, Buhari’nin Enes (r.a) yoluyla rivayet ettiği "Ureynelilerden bir grup Medine’nin havasından hastalandılar, bunun üzerine Rasulullah onlara sadaka develerine gitmelerini ve onların sütlerinden ve idrarlarından içmelerini ruhsat verdi..." hadisine dayanarak kerahetle caiz olan ilaç gibi olduğu söylenemez. Zira ekinlerin yetiştirilmesi "ilaç" kavramının kapsamına girmez. Dolayısıyla bitkilerin yetiştirilmesi için domuz geni kullanılması sahih değildir.

3- Bir tüccarın yanında satış yerinde çalışan işçinin ücretinin belirli olması gerekir. Bu ücrete satışlardan bir yüzde eklenmesi caizdir. Örneğin aylık ücreti 100 birim olur ve buna yaptığı satışların %10’u eklenir.

Ancak ücretin sadece satıştan alınacak yüzde olması; yani satarsa %10 alması, satmazsa hiçbir şey almaması meselesinde farklı görüşler vardır... Bu meselede tercih ettiğim görüş şudur: Bir başkasının yanında, onun ticari mekanında satış yapmak üzere çalışan ve ücreti sadece sattığından bir yüzde olan (satarsa yüzde alan, satmazsa bir şey almayan) bir kişinin bu şekilde çalışması benim katımda tercih edilen görüşe göre caiz değildir. Çünkü işçinin (ecirin) belirli bir ücreti (ücret-i malum) olması zorunludur... Buna satıştan bir yüzde eklenebilir ancak işçinin ücreti sadece sattığı oranda bir yüzde olamaz; yani satarsa yüzde alıp satmazsa ücret almaması caiz değildir...

Bu, şu delillerden dolayıdır:

İbn Ebi Şeybe Musannef’inde Ebu Hureyre ve Ebu Said’den şöyle rivayet etmiştir:

مَنِ اسْتَأْجَرَ أَجِيرًا، فَلْيُعْلِمْهُ أَجْرَهُ

"Kim bir işçi tutarsa, ona ücretini bildirsin." (Musannef İbn Ebi Şeybe)

Beyhaki, es-Sünenü’s-Sağir’de Ebu Hureyre’den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

أَعْطِ الْأَجِيرَ أَجْرَهُ قَبْلَ أَنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

"İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz." (Sünen-i Beyhaki)

Buna göre işçinin emeği karşılığında bir ücreti olmalıdır ve bir başkasının yanında ücretsiz çalışması sahih değildir. Bu meselede benim katımda tercih edilen görüş budur. Allah en iyisini bilendir ve hüküm O’nundur.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir'in web sitesindeki cevap linki

Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın