Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Ziyad Ziyad'a
Soru:
Selamun Aleykum kardeşim, Şeyhim ve Emirim Ata.
1- Bir gençle aramızdaki tartışmada, savaştaki kadınlar konusuna değindik. Orduyu şevke getirmek için savaş meydanına çıkan kadınların hükmü mü geçerlidir, yoksa esir hükmü mü uygulanır? Zira bugün aralarında erkekler gibi silah taşıyan, uçaklarda, topçularda ve deniz kuvvetlerinde görev yapan kadın savaşçılar bulunmaktadır...
2- Hilafet Devleti Anayasa Taslağı’nın 188. Maddesinin 4. fıkrasında şu ifade yer almaktadır: "...İsrail gibi fiilen savaş halinde olan devletlerle, her türlü muamelede savaş hali esas alınmalıdır. Onlarla aramızda bir mütareke olsun veya olmasın, sanki fiilen savaş halindeymişiz gibi muamele edilir ve tüm tebaasının ülkeye girmesi yasaklanır..." Anayasa Mukaddimesi'ne baktım ancak bu maddenin dört fıkrasına dair herhangi bir detay bulamadım. Soru şudur: Hilafet Devleti’nin, topraklarımızı gasbetmiş olmasına rağmen Yahudi varlığı ile bir mütareke (ateşkes) yapması caiz midir?
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Birincisi: Evet, gerek orduyu cesaretlendirmek gerekse onlarla birlikte savaşmak için meydanına çıkan kadınlarla ilgili hüküm aynıdır. Ancak orduyu cesaretlendirmek için çıkan kadınların öldürülmesi caiz değildir; savaşan kadının ise öldürülmesi caizdir. Bu, müttefekun aleyh olan bir hadiste Nafi’den, o da Abdullah (r.a.)’dan rivayet edildiği üzere şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in gazvelerinden birinde öldürülmüş bir kadın bulundu."
فَأَنْكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَتْلَ النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ
"Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınların ve çocukların öldürülmesini yasakladı."
Aynı şekilde Ebu Davud’un sahih bir senetle Rabah bin Rebi’den rivayet ettiği hadiste şöyle denilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bir gazvede beraberdik. İnsanların bir şeyin başında toplandığını gördü ve bir adam gönderip: 'Bak bakalım şunlar niye toplanmışlar?' buyurdu. Adam gelip: 'Öldürülmüş bir kadının başında' dedi. Bunun üzerine Resulullah:"
مَا كَانَتْ هَذِهِ لِتُقَاتِلَ
"Bu (kadın) savaşacak biri değildi." buyurdu.
Bu hadisin mefhumu (anlamı), eğer kadın savaşıyor olsaydı öldürülmesinin caiz olacağıdır.
Aradaki fark budur. Bunun dışındaki hükümlerde, askerleri şevke getirmek için çıkanla bizzat savaşan kadın arasında bir fark yoktur.
Tüm bunlar kadınların savaş meydanına çıkması durumundadır. Eğer kadınlar savaş meydanına çıkmayıp evlerinde kalırlarsa, onlara bir şey yapılamaz.
Her durumda, onlar hakkındaki şer’î hükümlerin uygulanması saha komutanlarına değil, Halife’ye aittir. Halife’nin tasarrufu, düşmanla muamelede savaş siyasetinin gerekliliklerine göre yürütülür. Bu, karar yetkisinin Halife’ye bırakıldığı savaş muamelelerinden biridir; Halife, şer’î hükümler çerçevesinde düşmana karşı doğru gördüğü ve durumun gerektirdiği şekilde hareket eder.
Esir hükmüne gelince; bu, muharip erkeklere uygulanır. Çünkü "esir" kelimesi mutlak olarak kullanıldığında muharip erkek akla gelir. Esirlerin hükmü Muhammed Suresi’nde açıklanmıştır:
فَإِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِ حَتَّى إِذَا أَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّا بعد وَإِمَّا فِدَاءً حَتَّى تَضَعَ الْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ذَلِكَ وَلَوْ يَشَاءُ اللَّهُ لَانْتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَكِنْ لِيَبْلُوَ بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍ وَالَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَلَنْ يُضِلَّ أَعْمَالَهُمْ
"Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Sonunda onlara üstün geldiğinizde bağları sıkı bağlayın (onları esir alın). Savaş bittikten sonra ya karşılıksız olarak (mennen) ya da fidye (fida) alarak onları salıverin. Allah dileseydi onlardan intikam alırdı, fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yaptı. Allah yolunda öldürülenlerin amellerini O asla boşa çıkarmaz." (Muhammed [47]: 4)
Yani ya karşılıksız olarak serbest bırakılırlar ya da mal karşılığında veya onlara karşılık Müslümanlardan yahut zimmîlerden esir alınanlarla takas edilerek fidye ile bırakılırlar. Bunun dışında bir uygulama caiz değildir.
İkincisi: İslam Devleti’nin fiilen savaş halinde olduğu devletlerle ilişkisi:
1- Görünen o ki siz hâlâ Mukaddime’nin eski nüshasını kullanıyorsunuz. Bahsettiğiniz madde 188 olarak geçiyor, oysa H. 1431 - M. 2010 yılında çıkan muteber nüshada bu maddenin numarası 189’dur. Diğer bir husus ise, eski nüshada fiilen savaş hali durumundaki mütareke konusu detaylandırılmamıştı. Ancak yeni muteber nüshada bu konu detaylandırılmıştır. Orada kalıcı mütarekenin caiz olmadığını, çünkü bunun cihadı iptal etmek anlamına geldiğini belirttik. Geçici mütareke (hedne muvakkate) ise, Müslümanların henüz fethetmediği kendi toprakları üzerinde varlığı bulunan kâfir devletlerle akdedilebilir. Bunun delili, Müslümanların henüz fethetmediği bir toprakta olan Kureyş ile yapılan Hudeybiye Anlaşması’dır.
Tamamı gasbedilmiş İslam toprakları üzerinde kurulu bir varlık (rejim) ile ise ne kalıcı ne de geçici mütareke yapılamaz. Hudeybiye mütarekesi onlara kıyas edilemez; çünkü vakıa farklıdır. Kureyş’in varlığı Müslümanların henüz fethetmediği kendi toprakları üzerindeydi. Yahudi varlığı ise Müslümanlardan gasbedilmiş topraklar üzerinde kuruludur. Vakıa farklı olduğu için bu varlığa Hudeybiye mütarekesi uygulanmaz. Aksine, Müslüman beldelerindeki gayrimeşru yöneticilerin onlarla yaptığı mütarekeler olsun veya olmasın, bu gasıp varlık ortadan kaldırılıncaya ve gasbedilen topraklar ehline geri verilinceye kadar fiilen savaş hali devam etmelidir.
وَأَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ
"Onları, sizi çıkardıkları yerden çıkarın." (Bakara [2]: 191)
Çünkü gasıp bir varlık ile yapılan mütareke, onu tanımak ve gasbettiği topraklardan onun lehine vazgeçmek anlamına gelir. Bu ise şer’an caiz değildir; aksine bunu yapanın büyük bir günah işlediği devasa bir suçtur.
Konu, Mukaddime’de tüm detaylarıyla açıklanmıştır.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/143244109206002/?type=3&theater
Emir’in web sitesindeki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3367/
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/XQzh2SDrfs5?sfc=false