Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: 1- Kazaî Hüküm Hakkında 2- Anne Babaya İyilik (Birr)

June 26, 2013
4031

(Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata bin Halil Ebu Reşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Fethi Marouani’ye

Soru:

BismillahirRahmanirRahim

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu

İslam Devleti kitabının 140. sayfasında şöyle geçmektedir: "İslam Devleti tabiiyetini taşıyan herkes, ister Müslüman olsun ister gayrimüslim, Şeriatın kendisi için belirlediği haklardan yararlanır. Tabiiyeti taşımayan her kimse ise Müslüman olsa dahi bu haklardan mahrum bırakılır. Örneğin, Müslüman bir adamın İslam tabiiyetini taşıyan Hristiyan bir annesi ve İslam tabiiyetini taşımayan Müslüman bir babası olsa; annesi ondan nafaka alma hakkına sahip olur, fakat babası bu hakka sahip olamaz. Eğer annesi ondan nafaka talep ederse, tabiiyet taşıdığı için kadı lehine nafaka hükmü verir. Ancak babası ondan nafaka talep ederse, tabiiyet taşımadığı için kadı lehine nafaka hükmü vermez ve davasını reddeder."

Sorum şudur: Kişinin Müslüman olup olmamasına veya İslam Devleti tabiiyetini taşıyıp taşımamasına bakılmaksızın, bir insanın anne babasına iyilik (birr) etmesi, onlara merhametle tevazu kanatlarını germesi vacip değil midir? Eğer bu Müslüman bir takım ihlallerde bulunur, devlet otoritesi dışındaki tabiiyeti olmayan yabancıların haklarına tecavüz eder ve İslam Devleti’nin içine kaçarsa ve sonra bu kişiler gelip şikâyetçi olurlarsa; kadı, tabiiyetleri yok gerekçesiyle onların davasını reddeder mi? Bu konunun açıklanmasını ve detaylandırılmasını rica ediyoruz. Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın. Selamun Aleykum ve Rahmetullahi Teâlâ ve Berakatuhu.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu

Burada birbirinden ayrı iki konu vardır: Kazaî (yargısal) hüküm ve anne babaya iyilik (birr).

Birincisine gelince; Dar’ül Harp’te yaşayan ve onların tabiiyetini taşıyan bir kimsenin, Dar’ül İslam’daki akrabalarından nafaka almak için açtığı dava kabul edilmez. Çünkü diyar farklılığı, mali hakların vücubiyetini (zorunluluğunu) ortadan kaldırır. Mali haklar Dar’ül Harp’tekiler için geçerli değildir. Zira Resulullah ﷺ, Müslim’in Süleyman bin Büreyde’den, onun da babasından rivayet ettiği hadiste şöyle buyurmaktadır:

كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَمَّرَ أَمِيرًا عَلَى جَيْشٍ أَوْ سَرِيَّةٍ أَوْصَاهُ فِي خَاصَّتِهِ بِتَقْوَى اللَّهِ وَمَنْ مَعَهُ مِنْ الْمُسْلِمِينَ خَيْراً، ثُمَّ قَالَ... ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ، فَإِنْ أَبَوْا أَنْ يَتَحَوَّلُوا مِنْهَا فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ يَكُونُونَ كَأَعْرَابِ الْمُسْلِمِينَ يَجْرِي عَلَيْهِمْ حُكْمُ اللهِ الَّذِي يَجْرِي عَلَى الْمُسْلِمِينَ وَلا يَكُونُ لَهُمْ فِي الْغَنِيمَةِ وَالْفَيْءِ شَيْءٌ إِلاَّ أَنْ يُجَاهِدُوا مَعَ الْمُسْلِمِينَ...

"Resulullah ﷺ bir orduya veya seriyyeye bir komutan atadığında, bizzat kendisine Allah’tan korkmasını, beraberindeki Müslümanlara da hayırla muamele etmesini vasiyet eder, sonra şöyle buyururdu: ...Sonra onları kendi yurtlarından Muhacirlerin yurduna (Dar’ül İslam’a) hicret etmeye davet et. Onlara haber ver ki, eğer bunu yaparlarsa, Muhacirlerin sahip olduğu haklara sahip olurlar ve Muhacirlerin yükümlü olduğu sorumluluklarla yükümlü olurlar. Eğer oradan hicret etmeyi reddederlerse, onlara Müslüman bedeviler gibi olacaklarını haber ver. Müslümanlara uygulanan Allah'ın hükmü onlara da uygulanır. Ancak Müslümanlarla beraber cihat etmedikçe ganimet ve feyden hiçbir pay alamazlar..."

Resulullah ﷺ’in hadisteki "ganimet ve feyden hiçbir pay alamazlar" kavli, hicret etmeyi reddetmelerinin fey ve ganimet haklarını düşürdüğü anlamına gelir. Diğer tüm mallar da fey ve ganimete kıyas edilir; yani malla ilgili mali hakları düşer. Dolayısıyla, hicretin şer’i hükümleri mevcutken Muhacirlerin yurdundaki Dar’ül İslam’a taşınmayı reddeden ve kâfir devletin tabiiyetini taşımaya devam eden bir Müslüman, mali haklardan mahrum bırakılma bakımından Müslüman olmayanlar gibi olur. Müslümanların lehine olan haklar onun için yoktur, Müslümanların aleyhine olan yükümlülükler de ona uygulanmaz. Bu da Muhacirlerin yurduna taşınmadığı için mali hükümlerin ona uygulanmayacağı anlamına gelir. Bu nedenle, Dar’ül Harp’teki babanın Dar’ül İslam’daki oğlu aleyhine nafaka gibi mali bir hak konusunda açtığı dava kabul edilmez; zira diyar farklılığı mali hakların vacip olmasına engel olmuştur. Bu, mali haklardaki kazaî hükme ilişkin olan birinci husustur.

İkincisine gelince; anne babaya iyilik (birr), bu başka bir meseledir. Diyar farklılığı, anne babaya iyilik etmeye ve sıla-i rahime engel teşkil etmez. Bunun delili Allah Subhânehu’nun şu kavlidir:

وَإِنْ جَاهَدَاكَ عَلَى أَنْ تُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا

"Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme; fakat dünyada onlara iyilikle eşlik et." (Lokman [31]: 15)

Ayrıca Buhari’nin Esma bint Ebî Bekir (r.anha)’dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Resulullah ﷺ döneminde annem müşrik olduğu halde yanıma gelmişti. Resulullah ﷺ’e fetva sorarak: 'Annem (görüşmek) istiyor, ona sıla-i rahim yapayım mı?' dedim. Buyurdu ki:

نَعَمْ صِلِي أُمَّكِ

'Evet, annene sıla-i rahim yap (onunla ilgilen).'"

Tecavüzler, cinayetler ve benzerlerine dair sorduğun soruya gelince; bunların başka hükümleri vardır ve diyar farklılığı buna engel olmaz. Aksine bunlar, fiili veya hükmi harp hali ya da muahid (anlaşmalı) devletler gibi durumlar dikkate alınarak ilgili şer’i hükümlere göre karara bağlanır.

Örneğin şu ayet-i kerime:

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَنْ يقتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَأً وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَأً فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ إِلَّا أَنْ يَصَّدَّقُوا فَإِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَإِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِنَ اللَّهِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

"Bir müminin diğer bir mümini, hata dışında öldürmesi asla caiz değildir. Kim bir mümini hataen öldürürse, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine -eğer onlar sadaka olarak bağışlamazlarsa- teslim edilecek bir diyet ödemesi gerekir. Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdansa (fiili Dar’ül Harp), o zaman mümin bir köle azat etmek gerekir. Eğer aranızda antlaşma bulunan bir toplumdansa (muahid Dar’ül Harp), o zaman ailesine teslim edilecek bir diyet ve mümin bir köle azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisâ [4]: 92)

Görüldüğü üzere mali haklar diğer hususlardan farklılık gösterir. Hatta mali haklar bazen aynı diyar içinde bile farklılık gösterebilir. Örneğin; kâfir Müslümana, Müslüman da kâfire, her ikisi de Dar’ül İslam’da olsalar dahi mirasçı olamazlar. Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

وَلاَ يَرِثُ الْقَاتِلُ شَيْئاً

"Katil (öldürdüğü kimseden) hiçbir şey miras alamaz." (Ebu Davud)

Ve yine şöyle buyurmuştur:

لاَ يَرِثُ الْكَافِرُ الْمُسْلِمَ، وَلاَ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ

"Kâfir müslümana, müslüman da kâfire mirasçı olamaz." (Ahmed)

Özetle; Dar’ül Harp’te yaşayan, oranın tabiiyetini taşıyan ve imkânı olduğu halde Dar’ül İslam’a taşınmayı reddeden bir Müslümanın, Dar’ül İslam’da yaşayan oğlu aleyhine mali haklar konusundaki davası kabul edilmez. Bu durum anne babaya iyilik ve sıla-i rahimden farklıdır. Müslüman evlat, kendisini Allah’a şirk koşmaya zorlamadıkları sürece kâfir olan anne babasına iyilik eder ve onlara güzel davranır. Ancak babanın fiili muharip bir orduda savaşıyor olması gibi durumlarla ilgili başka şer’i hükümler geçerlidir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu Reşte

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir’in web sitesindeki cevap linki: Emir

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın