Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Kadının Yolculuğuyla İlgili Detaylı Hükümler

November 05, 2018
12282

(Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Alim Atâ İbn Halil Ebû’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi - Fıkhî)

Soru Cevap

Kadının Yolculuğuyla İlgili Detaylı Hükümler

Alıcılar: Ghazi Jdira - Amine Dbibi - Mosab Al-Natsha - Muhammed Ahmed - Hamza Miftah - Dr. Nesrin - Gamze kardeş.

Sorular:

Birincisi:

(1) Ghazi Jdira

Selamun Aleykum Şeyhim,

Şeyhim, birçok kadın, iş veya eğitim amacıyla yanında mahremi olmadan, ülkeler arası veya şehirler arası uzak mesafelere yolculuk yapıyor ve orada bazen bir yıla varan uzun süreler kalıyorlar. Oysa Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, yanında bir mahremi olmaksızın bir gün ve bir gecelik yolculuğa çıkması helal değildir."

Lütfen bu meseleyi, Allah'ın bu konudaki emrini detaylıca açıklar mısınız?

Allah sizi mübarek kılsın, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

(2) Amine Dbibi

Kıymetli Emirimiz, Hilafet kıyısına giden yürüyüşün lideri,

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Bir grup kadının mahremsiz yolculuk yapması caiz midir?

(3) Mosab Al-Natsha

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh: Değerli Şeyhim, Allah sizi mükerrem kılsın. Kadının yolculuğuyla ilgili bazı sorularım var, açıklamanızı rica ediyorum. Allah size hayırlar versin, yardımcınız olsun ve sizi muvaffak kılsın.

Soru: Sosyal Nizam kitabında "Erkek ile Kadın Arasındaki İlişkilerin Düzenlenmesi" başlığı altında şöyle geçmektedir: "Kadının, yanında bir mahremi olmaksızın bir gün ve bir gecelik mesafeye yolculuk yapması yasaklanmıştır. Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur:

لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أَنْ تُسَافِرَ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ إِلَّا وَمَعَهَا ذُو مَحْرَمٍ لَهَا

'Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, yanında bir mahremi olmaksızın bir gün bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir.' (Müslim). İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre o, Nebi (sav)'in hutbe verirken şöyle dediğini işitmiştir:

لَا يَخْلُوَنَّ رَجُلٌ بِامْرَأَةٍ إِلَّا وَمَعَهَا مَحْرَمٌ وَلَا تُسَافِرُ إِلَّا مَعَ ذِي مَحْرَمٍ

'Bir erkek bir kadınla yanında mahremi olmaksızın baş başa kalmasın ve kadın ancak yanında mahremi varken yolculuk yapsın.' Bunun üzerine bir adam kalktı ve: 'Ey Allah'ın Resulü! Eşim hacca gitmek üzere yola çıktı, ben ise şu ve şu gazvelere yazıldım' dedi. Resulullah: 'Git ve eşinle birlikte haccet' buyurdu. (Müslim).

Birinci hadisten sadece mesafenin mi bir gün ve bir geceyi geçmemesi anlaşılmalıdır? Örneğin bir kadının Amman'dan İstanbul'a uçakla üç saatte gitmesi ve orada alışveriş veya eğlence için bir hafta kalması caiz midir? Yoksa yolculuk ve ikamet süresinin mahremsiz olarak bir gün ve bir geceyi geçmemesi mi anlaşılmalıdır? Bir kadın bir ülkede eğitim için bulunursa, o ülkede mukim mi sayılır yoksa yanında mahremi mi olmalıdır?

İkinci hadise gelince; Resulullah'ın adamın eşiyle hacca gitmesini emretmesi sadece hacca mı hastır yoksa genel olarak yolculuk için mi geçerlidir? Resulullah (sav)'in "Git ve eşinle birlikte haccet" sözünden, kadının hacca ancak bir mahremle gidebileceği mi anlaşılır?..."

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

(4) Muhammed Ahmed

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.. İyi dileklerimle..

Kadınların yolculuğu konusu hakkında sormak istiyorum; bir grup kadının erkek bir mahrem olmadan yolculuk yapması caiz midir? Eğer bir kadın bir mahrem erkekle yolculuk mesafesini tamamlar ve yolculuk bittikten sonra kadın tek başına başka bir kasabaya giderse bu caiz midir? Allah sizi mübarek kılsın.

İkincisi: Hamza Miftah kardeşten özelden gelen soru: Sorunuzun cevabını kadının yolculuğuyla ilgili Facebook'taki genel cevaplardan öğrenebilirsiniz.

Üçüncüsü: Bölgeleri aracılığıyla kadının yolculuğu hakkında sorularını gönderen kardeşler: (Dr. Nesrin, Gamze kardeş) sorularınızın cevabını Facebook'taki genel cevaplardan öğrenebilirsiniz.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Sorularınız birbirine benzemekte ve birbiriyle ilişkilidir; bunları şu şekilde özetleyebiliriz:

1/ Bir kadının mahremsiz olarak bir gün, bir gece veya daha fazla yolculuk yapması caiz midir? 2/ Bir gün ve bir gecelik yolculuk süresi mesafe ile takdir edilebilir mi? Örneğin, yaya yürüyüşü veya uçakla değil de develerle bir gün ve bir gecelik seyir ortalamasını 50 kilometre olarak belirleyip, mahrem şartını zamana değil de mesafeye bağlayabilir miyiz? Bu caiz midir? 3/ Mahrem, varış noktasına ulaştıktan sonra kadını işlerini görmesi için orada yalnız bırakıp kendi asıl memleketine dönebilir mi? Yoksa kadın işlerini bitirene kadar yanında kalmalı mıdır? 4/ Bir gün ve bir gecelik zaman konusu kadının hac yolculuğu için de geçerli midir? Yani yolculuğu bir gün ve bir geceden az sürüyorsa mahremsiz hacca gidebilir mi? Yoksa haccın özel bir hükmü mü vardır ve mesafe-zaman ne olursa olsun hacda mahremin ona eşlik etmesi zorunlu mudur?

Bu özet sorulara cevap olarak deriz ki (başarı Allah'tandır):

Birincisi: Kadının yolculuğu bir gün ve bir gece sürecekse, yanında mutlaka bir mahremi olmalıdır. Bu anlamda şer’i deliller oldukça fazladır, bunlardan bazılarını zikredelim:

  • Buhârî, Ebû Hureyre (ra)’den Nebi (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَاليَوْمِ الآخِرِ أَنْ تُسَافِرَ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ لَيْسَ مَعَهَا حُرْمَةٌ

"Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, yanında bir mahremi olmaksızın bir gün bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir." Ebû Saîd el-Hudrî’den gelen bir rivayette "iki gün", İbn Ömer’den gelen bir rivayette ise "üç gün" ifadesi geçmektedir.

  • Müslim, Ebû Hureyre’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، تُسَافِرُ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ إِلَّا مَعَ ذِي مَحْرَمٍ عَلَيْهَا

"Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, yanında bir mahremi olmaksızın bir gün bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir." Ebû Saîd el-Hudrî’den gelen bir rivayette "iki günlük mesafe", başka bir rivayette ise "üç gün ve daha fazlası" geçmektedir.

  • Tirmizî, Ebû Hureyre’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiş ve bu hadis için hasen-sahih demiştir:

لَا تُسَافِرُ امْرَأَةٌ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ إِلَّا وَمَعَهَا ذُو مَحْرَمٍ

"Bir kadın, yanında mahremi olmadan bir gün ve bir gecelik mesafeye yolculuk yapmasın."

  • İbn Hibbân Sahih’inde Ebû Hureyre’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أَنْ تُسَافِرَ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ إِلَّا مَعَ ذِي مَحْرَمٍ مِنْهَا

"Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, yanında kendisinden bir mahremi olmaksızın bir gün ve bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir." Ebû Saîd’den gelen bir rivayette "iki gün" geçmektedir.

  • Ahmed rivayet etmiştir: Ebû Hureyre’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi:

لَا تُسَافِرْ امْرَأَةٌ مَسِيرَةَ يَوْمٍ تَامٍّ، إِلَّا مَعَ ذِي مَحْرَمٍ

"Bir kadın, tam bir günlük mesafe kadar, yanında mahremi olmadan yolculuğa çıkmasın." Ebû Saîd el-Hudrî rivayetinde "iki günlük mesafe" geçmektedir.

  • Ebû Dâvud rivayet etmiştir: Ebû Hureyre’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi:

لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ مُسْلِمَةٍ تُسَافِرُ مَسِيرَةَ لَيْلَةٍ، إِلَّا وَمَعَهَا رَجُلٌ ذُو حُرْمَةٍ مِنْهَا

"Müslüman bir kadının, yanında mahremi olan bir adam bulunmaksızın bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir."

Bundan şu hususlar ortaya çıkmaktadır:

1- Yolculuk için kısıtlama, sahih nasslarda geçtiği üzere zaman iledir. Kadının, yanında mahremi olmadan zikredilen süre boyunca, yani tam bir gün (gece ve gündüz 24 saat) yalnız yolculuk yapması haramdır. Bu, nassların mesafe değil "bir gün ve bir gece" yani zaman üzerine delalet ettiği anlamına gelir. Dolayısıyla mahremi olmadan uçakla bin kilometre gitse ve o kadar süreyi doldurmadan gidip dönse, bu onun için caizdir. Ancak yirmi kilometreyi yürüyerek gitse ve bu bir gündüz ve geceden fazla sürse, mahremsiz gitmesi haram olur.

  • Kadının mahremsiz yolculuğunda itibar edilen husus, mesafe ne olursa olsun zaman (gece ve gündüz) süresidir. Eğer kadın bu süreyi doldurmadan, ondan önce gidip dönerse mahremsiz gitmesi caizdir.

2- Buhârî, Müslim, Tirmizî, Ahmed ve İbn Hibbân rivayetlerinde geçen farklı zaman ifadelerine (üç gün, üç gece, iki gün, bir gün bir gece, bir gece) gelince; deliller birleştirildiğinde şer’i hüküm, en kısa süreli yolculuğun bile ancak bir mahremle yapılabileceğidir. Yani "bir gecelik" mesafeye bile mahremsiz çıkılamaz. Çünkü bir "gece" yolculuk yapmamak, iki veya üç gün de yolculuk yapmamayı sağlar. Arap dilinde "leyl" (gece) kelimesi bazen gece ve gündüzü kapsayan tam bir gün için de kullanılır. Meryem Suresi'nde Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَ لَيَالٍ سَوِيّاً

"Dedi ki: Senin ayetin (alametin), insanlarla tam üç gece konuşmamandır." (Meryem Suresi [19]: 10) Âl-i İmrân Suresi'nde ise şöyle geçer:

قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزاً

"Dedi ki: Senin ayetin, insanlarla üç gün ancak işaretle konuşmandır." (Âl-i İmrân Suresi [3]: 41). İki ayetten de anlaşılacağı üzere (ليالٍ) "geceler" ifadesi (أيام) "günler" anlamındadır. Araplar "şu aydan şu kadar gece geçtiğinde yazdım" derken, geçen günleri kastederler. Bu da Arapların "gece" kelimesini günün tamamı için kullandıklarını gösterir.

Dolayısıyla, kadının bir gün ve bir gecelik mesafeye kocası veya bir mahremi olmadan yolculuk yapması haramdır; Sosyal Nizam kitabında aldığımız ve benimsediğimiz görüş de budur.

İkincisi: Mesafe ile ilgili rivayetler:

Ebû Dâvud’un bir rivayetinde yolculuk (berid) miktarı ile sınırlandırılmıştır. Bir berid, dört fersah yani yaklaşık 22 km’dir ve bu rivayette zaman (gün ve gece) kısıtlaması yoktur. Ancak bu rivayet şu sebeplerden dolayı mercuhtur (zayıf görülmüştür):

1- Yolculuğu mesafe ile sınırlandırmaktadır; bu ise zamanın bir değeri olmadığı anlamına gelir. Buna göre 22 km yolculuk yaptığında, ister bir günde ister iki günde kat etsin mahreme ihtiyaç duyar. Diğer hadisler ise zamanla yani gün ve gece ile sınırlandırmaktadır, ister bu sürede yüzlerce kilometre kat edilsin... Yani mesafe hadisini uygulamak zaman hadisini iptal eder, zaman hadisini uygulamak mesafe hadisini iptal eder. Burada bir tezat vardır ve tezat durumunda tercihe gidilir. Buhârî, Müslim ve diğer sahih kitaplardaki hadislerin, sadece Ebû Dâvud’da geçen ve "berid" ifadesini içeren tek rivayetten çok daha üstün (raciht) olduğu açıktır.

2- Diğer taraftan, Ebû Dâvud’daki "berid" rivayeti muzdariptir; şöyledir: (Bize Yusuf b. Musa, Cerir'den, o Süheyl'den, o Said b. Ebî Said'den, o Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resulullah sav şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, yanında bir mahremi olmaksızın bir beridlik yolculuğa çıkması helal değildir.")

Ebû Dâvud’un kendisi de Said b. Ebî Said’den, o Ebû Hureyre’den naklettiği dört hadiste "gün ve gece" demektedir. Keza Ebû Dâvud, Said b. Ebî Said’den, o babasından, o Ebû Hureyre’den iki hadis nakleder; birincisinde "gece", ikincisinde "gün ve gece" der:

  • Daha önce zikrettiğimiz Ebû Dâvud hadisi: Ebû Dâvud, Kuteybe b. Said es-Sekafî'den, Leys b. Sa'd'dan, Said b. Ebî Said'den, babasından, Ebû Hureyre'den Resulullah (sav)'in şöyle buyurduğunu nakletti: "Müslüman bir kadının, yanında mahremi olan bir adam bulunmaksızın bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir."

  • Abdullah b. Mesleme ve en-Nufeylî, Malik'ten... Hasen b. Ali, Bişr b. Ömer'den, Malik'ten, Said b. Ebî Said'den nakletti... Ebû Hureyre'den Nebi (sav) şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının bir gün ve bir gece yolculuk yapması helal değildir." Ebû Dâvud dedi ki: el-Ka'nebî ve en-Nufeylî, babasından kısmını zikretmediler; İbn Vehb ve Osman b. Ömer, Malik'ten el-Ka'nebî'nin dediği gibi rivayet ettiler.

  • Bize Yusuf b. Musa, Cerir'den, Süheyl'den, Said b. Ebî Said'den, Ebû Hureyre'den nakletti... benzerini zikretti ancak "bir berid" dedi.

Said b. Ebî Said yoluyla (bazen babasından bazen doğrudan) Ebû Hureyre’den gelen tüm Ebû Dâvud rivayetleri "gün ve gece" zaman kısıtlamasını zikreder. Ahmed’in aynı yolla Said b. Ebî Said’den, babasından, Ebû Hureyre’den rivayet ettiği hadiste "tam bir gün" ifadesi geçerken, Ebû Dâvud’un aynı yoldan gelen tek bir rivayetinde "berid" denilmektedir.

Bu rivayetler, Ebû Hureyre’nin Said b. Ebî Said’e (veya babasına) "gün ve gece" olarak rivayet ettiğini, "berid" olarak rivayet etmediğini güçlendirmektedir (tercih ettirmektedir).

Dolayısıyla racih (tercih edilen) olan görüş, Sosyal Nizam’da zikrettiğimiz "gün ve gece" görüşüdür. Yani: "Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, yanında bir mahremi olmaksızın bir gün ve bir gecelik yolculuğa çıkması helal değildir."

3- Şu hususları da göz önünde bulundurarak bunu söylüyoruz:

  • Biz "racih" olanı söylüyoruz, görüşümüzün kesin olduğunu iddia etmiyoruz, bu bir...

  • İkincisi; bir günden az süren yolculukların mahremsiz yapılabileceğini caiz görüyoruz, vacip demiyoruz. Dolayısıyla bir kadın yarım günlük yolu bile ancak mahremle gitmek istiyorsa bu ona aittir. Önemli olan, bir gün ve gece süren yolculuğu mahremsiz yapmamasıdır...

  • Üçüncüsü; hadisin mahremin eşliğini şart koşması, kadının korunması, muhafaza edilmesi ve emniyette olmasının gerekliliğine delalet eder. Bu yüzden bir kadın kendisinden emin değilse mahremsiz yolculuk yapması caiz olmaz; yolculuk süresi gündüzün bir saati bile olsa emniyet ayrı bir şarttır...

  • Dördüncüsü; süre ne olursa olsun ve yanında mahremi olsa bile, eşinin veya velisinin izni olmadan yolculuğa çıkması şer’i deliller gereği caiz değildir.

Üçüncüsü: Yukarıdaki cevaplar yolculuk esnasındaki mahrem durumu içindi. Kadın vardığı yere ulaştığında ve orayı kalıcı ikametgah edinmeyip ticaret, eğitim, ziyaret veya tedavi gibi bir amaçla orada bulunuyorsa; kadın asıl vatanına dönene kadar mahremin onunla kalması mı gerekir, yoksa bu işleri mahremsiz tek başına yürütebilir mi?

Buna cevap olarak deriz ki (başarı Allah'tandır):

Bu mesele üzerinde derinlemesine düşünüldüğünde ve kafa yorulduğunda şu hususlar ortaya çıkmıştır:

1- Yukarıda zikrettiğimiz hadis nassları, mahrem zorunluluğunu "مسيرة" (yürüyüş/seyir) ve "سفر" (yolculuk) kelimelerine bağlamıştır. "Yürüyüş" kelimesi, hedeflenen yere varana kadar yol üzerindeki hali ifade ettiği açıktır. "Safar" (yolculuk) kelimesi de dil biliminde aynı şekilde, hedeflenen yere varana kadar yol üzerindeki süreci ifade eder:

  • Muhammed b. Mukrim Cemaluddin İbn Manzur el-Ensarî (v. 711 H.)’nin Lisanu’l Arab (4/367) eserinde şöyle geçer: ("es-Sefer": Hazer halinin (yerleşik olma) zıttıdır. Rüzgarın yaprakları savurup getirmesi (es-sefir) gibi, gitmek ve gelmekten türetilmiştir. Çoğulu 'esfar'dır... 'es-Sefr' ve 'el-Musafirun' aynı anlamdadır. Hadiste geçtiğine göre Resulullah (sav) Fetih yılında Mekke halkına şöyle buyurmuştur: 'Ey şehir halkı, siz dört (rekat) kılın, çünkü biz yolcuyuz (sefr).') Bilgi için; Taberânî bu hadisi el-Kebîr'de iki rivayetle nakletmiştir:

Birincisi: İmran b. Husayn’dan: "Resulullah (sav) yolculuğa çıktığında dönene kadar hep iki rekat kıldı. Mekke’de on iki gün kaldı ve hep iki rekat kıldı. Sonra şöyle buyurdu: 'Ey Mekke halkı, kalkın ve iki rekat daha kılın, çünkü biz yolcuyuz (sefr).'"

İkincisi: İmran b. Husayn’dan: "Resulullah (sav) ile birlikte savaşa katıldım, Medine’ye dönene kadar hep iki rekat kıldı. Onunla haccettim, dönene kadar hep iki rekat kıldı. Mekke’de on sekiz gece kaldı, iki rekat kılıyordu ve şöyle diyordu: 'Ey Mekke halkı, namazı tamamlayın, çünkü biz yolcuyuz (sefr).'" (Mu’cemu’l Kebîr, Taberânî)

  • Mecduddin Ebû Tahir el-Feyruzâbâdî (v. 817 H.)’nin el-Kâmûsu’l Muhît (s. 408) eserinde şöyle geçer: (es-Sefr, es-Sâfire, el-Esfâr ve es-Suffâr: Yolculuk yapanlar demektir, yerleşik olanın zıttıdır. 'es-Seferetü': Yazıcılar demektir. 'He' harfi olmadan 'es-Sefer': Mesafeyi katetmektir.)

  • Ebû Nasr İsmail el-Cevherî el-Farabî (v. 393 H.)’nin es-Sıhâh (2/685) eserinde şöyle geçer: ([S-F-R] es-Sefer: Mesafeyi katetmektir, çoğulu esfardır.)

  • Zeynuddin Ebû Abdullah Muhammed b. Ebî Bekir er-Râzî (v. 666 H.)’nin Muhtâru’s Sıhâh (s. 148) eserinde şöyle geçer: (es-Sefer) mesafeyi katetmektir, çoğulu (esfâr)dır.

2- Dolayısıyla hadisler gereği mahrem, "yolculuk yani mesafeyi katetme" esnasındadır; yani yukarıda açıkladığımız gibi yol boyuncadır. Bir nass bulunmadıkça "yolculuk" kelimesi varış noktasını kapsamaz. Namazın kısaltılması ve Ramazan'da iftar etme (oruç tutmama) konusunda, varış noktasında da -orayı kalıcı ikametgah edinmemek şartıyla- yolculuk hükmünün devam ettiğine dair özel nasslar gelmiştir. Fakihlerin süresinde ihtilaf ettikleri bu durumda, yolcu hedeflediği yere vardığında da namazı kısaltabilir ve oruç tutmayabilir... Örneğin bazıları dört gün, bazıları on beş gün, bazıları ise işini bitirene kadar demiştir. Ancak dediğimiz gibi bu, namazın kısaltılması ve oruçla ilgilidir; çünkü bu iki konuda fıkıh kitaplarında bilinen özel deliller vardır. Bunun dışındaki konularda "sefer" (yolculuk) kavramı, açıkladığımız üzere yol katetmekle sınırlıdır.

Dördüncüsü: Varış Noktasına Ulaşmak:

1- Bu mesele, yol üzerindeki hükümlerden farklı hükümlere sahip başka bir meseledir. Yol üzerindeki hükümler yola bağlıdır. Yol bittiğinde ve varış noktasına ulaşıldığında, yolculuk ister mahrem gerektirecek kadar uzun olsun ister gerektirmeyecek kadar kısa olsun, aşağıda açıklayacağımız üzere yeni hükümler devreye girer. Varış noktasına ulaşmanın hükümleri yolculuktan farklıdır. Kadın vardığı yere ulaştığında bir veya iki gün vb. gecelemek durumunda kalırsa; işini bitirene kadar -yolculuğu ne kadar uzun veya kısa olursa olsun- özel ve genel hayatını, şer’i kıyafetini ve hareketlerini koruyacak emniyetli bir meskene ihtiyaç duyar... Bu nedenle yol üzerindeki hükümler ile varış noktasındaki (orayı kalıcı ikametgah edinmeden tedavi, eğitim, ticaret vb. geçici amaçlarla bulunma) hükümler birbirinden farklıdır.

2- Buna binaen, varış noktasındaki hükümler yol üzerindeki yolculuk hükümlerinden farklıdır. Hedeflenen yere varıp orayı kalıcı ikametgah edinmeme meselesi, kadının orada kalması için emniyetin sağlanmasına bağlıdır. Yani meskeninde emniyette olması ve ev dışındaki hareketlerinde emniyette olması gerekir; bu kadının gerçeğinin ve selametinin bir gereğidir. Anayasa Mukaddimesi madde 112'de şöyle geçer: (Kadında asıl olan onun anne ve ev hanımı olmasıdır. O, korunması gereken bir namustur/ırzdır.) Maddenin şerhinden de anlaşıldığı üzere, kadının dışarı çıkmak için velisinin veya kocasının iznine ihtiyacı vardır... Kendine has hükümleri olan özel bir hayatı vardır; yabancı erkeklerle değil kocası veya mahremleriyle yaşar... Umumi hayatta ise şer’an kabul edilen bir ihtiyaç dışında halvet ve ihtilattan men edilir... Kendine has bir şer’i kıyafeti vardır (Cilbab, avretin örtülmesi ve teberrücün yasaklanması).

3- Tüm bunlar, kadının "korunması gereken bir namus" olma gerçeğinin tahakkuk etmesi için emniyet ve güvenliği gerektirir. Bu ise "tahkiku'l-manat" (şer’i hükmün vakıaya uygulanması) gerektiren bir durumdur... Bu meseleyi incelediğimde benim katımdaki racih görüş şöyledir:

a- Eğer gidilen yer, bir gün bir geceden fazla süren mahremli bir yolculuk mesafesindeyse ve kadın işlerini tamamlamak için orada bir, iki veya üç gün vb. kalmak isterse mahrem onunla kalmalı mıdır?

Cevap:

  • Başlangıç olarak deriz ki: Eğer kadın kendi işlerini çeviremeyecek durumdaysa (tedavi için gitmişse veya küçük yaştaysa), mahrem yolculuk boyunca ve hedef noktada işlerini bitirene kadar onunla kalmalıdır.

Ancak aklı başında, baliğ ve kendi işlerini çekip çevirebilen bir kadın ise cevap şöyledir:

*- Eğer varış noktası bir Darü'l İslam ise yani Hilafet Devleti sınırları içindeyse, ister kendi vilayeti ister başka bir vilayet olsun; emniyet ve güvenlik Allah'ın izniyle sağlanmıştır. Bu durumda kadın yolculuktan sonra vardığı yerde, eğer varsa mahremlerinin yanında kalması için mahremi ona güvenli bir mesken sağlar. Eğer mahremleri yoksa, mahreminin dürüstlüğünden emin olduğu salih ve güvenilir kadın tanıdıkları varsa, o kadınlardan bir veya ikisiyle birlikte (tek başına bir evde değil) güvenli bir mesken ayarlar. Eğer ne mahremi ne de salih kadın tanıdıkları varsa, mahrem; devletin vilayetler içindeki yolcuların işlerini gözetmekle görevli cihazlarından yardım alarak güvenli mesken temin eder. Eğer devlet cihazı mahremin itimat edeceği güvenli bir mesken sağlarsa, kadın işini bitirene kadar orada kalır. Yanındaki mahrem ister onunla kalır ister döner, Darü'l İslam'da emniyet sağlandığı ve gerektiğinde iletişim kurulabildiği sürece bunda bir sakınca yoktur... Geri dönmek istediğinde, yolculuk bir gün bir gece veya daha fazla sürdüğü için mahrem onun yanına gelip onunla birlikte döner.

Eğer ne mahremi ne de güvenilir kadın tanıdıkları varsa ve mahrem, devlet cihazlarının sağlayacağı meskene de tam itimat edemiyorsa; ya mahrem onunla kalır ya da birlikte dönerler.

*- Eğer varış noktası Darü'l İslam olmayan İslam topraklarındaysa, bu ikiye ayrılır:

Birincisi: Yolculuk kendi devleti içindeki bölgeler arasındaysa ama devlet bir kadın için bir gün bir gece veya daha fazla süren yolculuk hadislerinin uygulanacağı kadar genişse; vardığı yerde mahrem onun için varsa mahremlerinin yanında güvenli bir mesken ayarlar. Yoksa, dürüstlüğünden emin olduğu salih kadın tanıdıklarının yanında bir veya iki kadınla birlikte kalacağı güvenli bir mesken ayarlar. İşini bitirene kadar orada kalır, ancak mahremi onunla en az haftada bir telefon veya iletişim araçlarıyla irtibat kurmalıdır... Eğer kadının ona ihtiyacı olursa mahrem yanına gitmelidir... Geri dönmek istediğinde, yolculuk bir gün bir gece veya daha fazla sürdüğü için mahrem onun yanına gelip onunla birlikte döner.

Eğer ne mahremi ne de güvenilir kadın tanıdıkları varsa; ya mahrem işini bitirene kadar onunla kalır ya da birlikte dönerler.

İkincisi: Yolculuk bir İslam ülkesinden diğerine ise ve her ikisi de farklı devletlerse ve aradaki yolculuk bir gün bir gece veya daha fazlaysa... Bu durumda kadın vardığı yere ulaştığında mahrem şu şartlarla geri dönebilir:

  • Mahremin onun için emniyetli bir mesken sağlaması (mahremlerinin yanında veya güvenilir salih kadınların yanında, tek başına bir evde kalmayacak şekilde)... Mahrem, meskeni ayarladıktan sonra kadının iş günlerinde ve resmi tatillerde evden işine gidiş geliş emniyetinden emin olmak için bir hafta onunla kalır. Bu tatil haftada bir tekrarlandığı için, güvenliğinden emin olmak adına bir haftadan az kalmasını uygun görmüyorum... Onunla her gün telefon veya sosyal iletişim araçlarıyla irtibat kurar; eğer ona ihtiyacı olduğu ortaya çıkarsa hemen yanına gitmelidir... Geri dönmek istediğinde, yolculuk bir gün bir gece veya daha fazla sürdüğü için mahrem onun yanına gelip onunla birlikte döner.

Eğer mahremleri veya salih kadın tanıdıkları yoksa; ya kadın salih ve güvenilir kadın tanıdıklar edinip onlarla güvenli bir meskene yerleşene ve mahrem de bundan sonra bir hafta kalana kadar beklerler ya da birlikte dönerler...

  • Eğer varış noktası gayrimüslim bir ülkedeyse duruma bakılır:

  • Eğer orada yanında veya yakınında (komşu) kalacağı erkek mahremleri varsa ve yolculuk yapan mahrem onun özel ve genel hayatında emniyette olacağından eminse; ya da orada annesi, kız kardeşi, halası gibi kadın mahremleri varsa ve onlarla birlikte kalıyorsa (yakınında kalmak yetmez, beraber kalmalıdır)... Bu iki durumda, emniyetinden emin olduktan sonra, velisinin veya kocasının izni olması ve gerektiğinde şahsi veya yazılı iletişimin sağlanması şartıyla mahrem geri dönebilir... Sonra geri dönmek istediğinde, yolculuk bir gün bir gece veya daha fazla sürdüğü için mahrem yanına gelip dönüş yolculuğunda ona eşlik eder.

  • Eğer yukarıdaki şartlar sağlanmıyorsa, mahrem kadınla birlikte kalmak zorundadır. Çünkü kadının korunması gereken bir namus olmasının gerektirdiği emniyet ve güvenlik şartları, bahsettiğimiz mahrem durumu dışında gayrimüslim ülkelerde gerçekleşmiş sayılmaz.

b- Eğer varış noktası yolculukta mahrem gerektirmeyen kısa bir mesafedeyse ve kadın orada bir, iki veya üç gün vb. kalmak isterse bu durumda ne yapması gerekir? Mahreme ihtiyaç duyar mı?

Cevap şöyledir:

*- Eğer varış noktası Darü'l İslam ise, ister kendi vilayeti ister başka bir vilayet olsun, yolculuk süresi bir günden az olduğu için mahremsiz yolculuk yapabilir. Eğer o gün dönmeyip bir, iki veya üç gün kalmak isterse; mahremlerinin yanında veya -tek başına bir evde olmamak kaydıyla- velisinin veya kocasının güvenerek önceden onay verdiği salih, mümin ve güvenilir kadın tanıdıklarının yanında kalabilir.

  • Eğer mahremi veya velisinin/kocasının yanında kalmasına onay verdiği güvenilir kadın tanıdıkları yoksa, ya o gün içinde dönmeli ya da mahremli yolculukta zikrettiğimiz gibi meskenini emniyete alacak bir mahremle birlikte gitmelidir.

*- Eğer varış noktası yaşadığı İslam ülkesi sınırları içindeyse ama Darü'l İslam değilse ve yolculuk süresi bir günden azsa mahremsiz yolculuk yapabilir. Eğer o gün dönmeyip bir, iki veya üç gün kalmak isterse; mahremlerinin yanında veya -tek başına bir evde olmamak kaydıyla- velisinin veya kocasının güvenerek önceden onay verdiği salih, mümin ve güvenilir kadın tanıdıklarının yanında kalabilir.

Eğer mahremi veya velisinin/kocasının yanında kalmasına onay verdiği güvenilir kadın tanıdıkları yoksa, ya o gün içinde dönmeli ya da mahremli yolculukta zikrettiğimiz gibi meskenini emniyete alacak bir mahremle birlikte gitmelidir.

*- Eğer varış noktası yaşadığı ülkeden başka bir İslam ülkesindeyse ve Darü'l İslam değilse ve yolculuk süresi bir günden azsa mahremsiz yolculuk yapabilir. Ancak kendi ülkesinden başka bir ülkeye yolculuk yaptığı ve sınırlarda prosedürler olduğu için, yanında en az bir tane güvenilir kadın arkadaşı olmalıdır. Bu arkadaşının yolculuk amacı kadınınkiyle aynı olmalıdır; başka bir deyişle arkadaşın amacı eşlik etmek, kadının amacı ise asıl işi olmalıdır... Eğer orada bir veya iki gün kalmak isterse şu şartlarla caizdir:

Orada her ikisinin de mahremlerinin olması ve her birinin kendi mahreminin yanında kalması gerekir. Eğer mahremleri yoksa, her ikisinin de güvenilir mümin kadın tanıdıkları olmalı ve velileri/kocaları yukarıdaki şartlar çerçevesinde o tanıdıkların yanında kalmalarına onay vermelidir.

Eğer bu şartlar sağlanmazsa, yani her ikisinin de mahremleri veya velilerinin/kocalarının onay verdiği tanıdıkları yoksa, o gün içinde dönmesi gerekir.

*- Eğer varış noktası İslam dışı bir ülkede yani küfür diyarındaysa, bu durumda kadının yanında eşi, velisi veya bir mahremi bulunmalıdır. Hüküm, mahrem gerektiren uzun yolculuktaki gibidir...

Beşincisi: Kadının varış noktasına ulaştıktan sonra -ister mahrem gerektiren uzun bir yolculuk ister mahrem gerektirmeyen kısa bir yolculuk olsun- emniyet ve güvenliğinin sağlanması için dayandığımız deliller, varış noktasına ulaşıldığı kısımdaki delillerdir; onları tekrar ediyorum:

[Buna binaen, varış noktasına ulaşıldığındaki hükümler yol üzerindeki yolculuk hükümlerinden farklıdır. Hedeflenen yere varıp orayı kalıcı ikametgah edinmeme meselesi, kadının orada kalması için emniyetin sağlanmasına bağlıdır. Yani meskeninde emniyette olması ve ev dışındaki hareketlerinde emniyette olması gerekir; bu kadının gerçeğinin ve selametinin bir gereğidir. Anayasa Mukaddimesi madde 112'de şöyle geçer: (Kadında asıl olan onun anne ve ev hanımı olmasıdır. O, korunması gereken bir namustur/ırzdır.) Maddenin şerhinden de anlaşıldığı üzere, kadının dışarı çıkmak için velisinin veya kocasının iznine ihtiyacı vardır... Kendine has hükümleri olan özel bir hayatı vardır; yabancı erkeklerle değil kocası veya mahremleriyle yaşar... Umumi hayatta ise şer’an kabul edilen bir ihtiyaç dışında halvet ve ihtilattan men edilir... Kendine has bir şer’i kıyafeti vardır (Cilbab, avretin örtülmesi ve teberrücün yasaklanması).]

Tüm bunlar, kadının "korunması gereken bir namus" olma gerçeğinin tahakkuk etmesi için emniyet ve güvenliği gerektirir. Bu ise tahkiku'l-manat gerektiren bir durumdur... Tüm şartların sağlandığı durumda yukarıda zikrettiklerim benim tercih ettiğim görüştür... Allah en iyi bilen ve hüküm verendir.

Altıncısı: Hac konusuna gelince; racih olan görüş, şu deliller nedeniyle hacda mahremin vacip olmasıdır:

  • Buhârî Sahih’inde İbn Abbas (ra)’dan Nebi (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لَا تُسَافِرِ الْمَرْأَةُ إِلَّا مَعَ ذِي مَحْرَمٍ، وَلَا يَدْخُلُ عَلَيْهَا رَجُلٌ إِلَّا وَمَعَهَا مَحْرَمٌ

"Kadın ancak yanında bir mahremi varken yolculuk yapsın ve bir erkek bir kadınla yanında mahremi olmaksızın baş başa kalmasın." Bunun üzerine bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Ben şu ve şu orduyla sefere çıkmak istiyorum, eşim ise haccetmek istiyor" dedi. Resulullah (sav): "Onunla beraber git (haccet)" buyurdu.

  • İbn Hacer, Fethu’l Bârî kitabında bu hadisin şerhinde şöyle demiştir: (Dârakutnî rivayet etmiş ve Ebû Avâne, babın hadisini İbn Cüreyc yoluyla Amr b. Dinar'dan şu lafızla sahih kabul etmiştir: "Hiçbir kadın yanında mahremi olmadan haccetmesin.")

Bu iki hadis özellikle haccı zikretmekte ve bunu bir yolculukla veya yolculuğun süresiyle sınırlandırmamaktadır. Dolayısıyla hacca giden her kadının, yolculuk süresi ne olursa olsun, yolculuğunda ve haccında kendisine eşlik edecek bir mahreme ihtiyacı vardır. Ayrıca hac yolculuğu ve menasikler arasındaki intikaller kolay olmayan işlerin görülmesini gerektirir... Kadının ulaşım ve ihtiyaçlarını gidermede başkasının yardımına ihtiyaç duyması kaçınılmazdır...

Şâfiî ve İmam Malik gibi bazı fakihler, güvenilir kadınların eşliğinde farz haccın yapılabileceğine cevaz vermişlerdir. İmam Malik gibi bazıları ise bunu her "vacip yolculukta" caiz görmüştür. Ancak racih olan, mesafesi ne olursa olsun hacda mutlaka mahremin bulunmasıdır. Allah en iyi bilen ve hüküm verendir.

Kardeşiniz Atâ İbn Halil Ebû’r Raşte

27 Safer 1440 H. 05/11/2018 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın