Birinci Soru: Gasp etmenin tamamının haram olduğunu biliyoruz. Eğer devlet insanların arazisini gasp edip satarsa veya üzerine bina yapıp satarsa, bu araziyi satın almak veya içindeki binayı satın almak caiz midir? Eğer devletten bu araziyi ikinci bir taraf satın alırsa, ondan satın almak caiz olur mu? Eğer bu ikinci taraf arazinin üzerine bina yaparsa, ondan binayı satın almak caiz midir?
Cevap:
1 - Evet, gaspın tamamı haramdır. Kim bir araziyi gasp ederse haram işlemiş ve büyük bir günaha girmiş olur. Nitekim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
مَنْ ظَلَمَ قِيدَ شِبْرٍ مِنَ الْأَرْضِ طُوِّقَهُ مِنْ سَبْعِ أَرَضِينَ
"Kim bir karış toprağı zulümle (gasp ederek) alırsa, o toprak yedi kat yerden boynuna dolanır." (Müslim, Ayşe Radıyallahu Anha'dan rivayet etmiştir)
Yani kim topraktan az veya çok bir şeyi gasp ederse, ahirette cezalandırılacağı bir günah işlemiş olur. Dünyada ise tazir cezasını hak eder ve gasp ettiği şeyi, gasp ettiği hal üzere sahibine geri vermeye zorlanır. Zira Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
عَلَى الْيَدِ مَا أَخَذَتْ حَتَّى تُؤَدَّى
"Alınan şey geri verilinceye kadar, alan elin sorumluluğu altındadır." (Tirmizî rivayet etmiştir).
Eğer gasp edilen mal gaspçının elinde telef olursa veya gasp edilen kumaşın dikilmesi, gasp edilen madenin eritilmesi veya gasp edilen hayvanın kesilmesi gibi durumunu değiştirirse, gaspçı malın bedelini (tazminatını) sahibine öder.
2 - Eğer gaspçı arazinin üzerine bir bina inşa ederse, ona malik olamaz. Gasp edilen kişinin, binanın yıkım masrafları gaspçıya ait olmak üzere binanın yıkılmasını talep etme hakkı vardır. Eğer bu esnada araziye bir zarar verilirse, bunun karşılığını ödemek zorundadır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:
لَيْسَ لِعِرْقٍ ظَالِمٍ حَقٌّ
"Zalim damar için (başkasına ait yere dikilen fidan veya yapılan bina için) hiçbir hak yoktur." (Ebû Dâvûd).
Dolayısıyla gaspçının gasp edilen arazi üzerinde meydana getirdiği ekin veya bina onun mülkü olmaz; ne arazi ne de bina ona aittir. Gaspçıdan ne gasp edilen araziyi ne de üzerine inşa ettiği binayı satın almak caiz değildir.
3 - Gasp edileni satın alanlar, zincirleme olarak ne kadar devam ederse etsin -yani gaspçıdan satın alan, birinci alıcıdan satın alan ve bu şekilde devam edenler- eğer buranın gasp edilmiş olduğunu biliyorlarsa günahkardırlar ve bu onlara caiz değildir. Arazi, kendisinden gasp edilen asıl malikin hakkı olmaya devam eder.
4 - Eğer arazinin durumu üzerine bina yapılması gibi bir değişikliğe uğrarsa, binanın değerinin araziden daha yüksek veya düşük olması durumunda ve binayı yapanın gaspçı mı yoksa alıcılar mı olduğu hususunda fakihler arasında bir ihtilaf vardır.
Benim gördüğüm ve benimsediğim görüş ise şöyledir:
1 - Binayı gaspçıdan veya gaspçıdan hibe, hediye veya bağış yoluyla devralan kimseden ya da yetkisini kullanarak otoriteden alan kimseden satın almak haramdır. Örneğin devlet filancanın arazilerini gasp edip otorite sahibi makam sahiplerine dağıtmışsa, bunların hükmü gaspçı devletin hükmü gibidir; yani bizzat gasp eden hükmündedirler. Bunlardan satın almak caiz değildir.
2 - Eğer ikinci bir taraf araziyi devletten normal piyasa fiyatlarıyla satın almışsa ve üzerine değeri arazinin değerinden fazla olan bir bina inşa etmişse, üçüncü bir tarafın bu binayı ikinci taraftan satın alması caiz olur. Bu bina korunmuş bir mülkiyet haline gelir; çünkü asıl malikin (gasp edilen kişinin) hakkı arazinin aynından (kendisinden) düşmüş ve değerine intikal etmiştir. Tıpkı gasp edilen maddenin başka bir maddeye dönüştürülmesi durumunda tazminatın aynına değil değerine olması gibidir. Gaspçı devlet olduğu için, arazinin tam değerini ödemesi ve gasp süresince oluşan zararı tazmin etmesi gereken kişi (zamin) devlettir. Bu nedenle, şu şartlarla gasp edilmiş arazi üzerindeki binayı ikinci taraftan satın almak caiz olur:
- Gasp edenin devlet olması, yani bunun devletin zulümlerinden (mezalim) biri olması; böylece arazinin değerinin gaspçısı devlettir ve dolayısıyla ikinci taraftan satın alan kişi değeri ödeme yükümlülüğü altında kalmaz. Ancak ilk gaspçı devlet değil de bir şahıs ise, bu durumda değerin tazmini birinci alıcının, ikinci alıcının vb. zimmetindedir.
- İkinci tarafın araziyi devletten normal piyasa fiyatıyla satın almış olması.
- Gasp edilen arazi üzerindeki binanın arazinin değerinden daha yüksek olması.
Buna göre sorunun cevabı şöyledir:
Gaspçı devletten satın almak caiz değildir, ancak devletten satın alan kişiden şu iki şartla satın almak caizdir:
Birincisi: Araziyi devletten normal piyasa fiyatıyla satın almış olması gerekir. İster bir dernek olsun ister belirli bir kişi olsun; yani makamı gereği otoriteden veya benzeri bir yoldan bedelsiz olarak hibe, hediye veya bağış şeklinde almamış olmalıdır.
İkincisi: Arazi üzerindeki binanın değerinin, arazinin değerinden yüksek olması gerekir.
Eğer devletten satın alan bir dernek (sendika/cemiyet) ise üçüncü bir şart daha eklenir: Bu durumda dernekten satın almanın geçerli olması için o derneğin şer’an münakit olması (kurulmuş olması) gerekir; yani örneğin bir anonim şirket veya benzeri bir yapıda olmamalıdır.
İkinci Soru: Sendikaların üyelerine sağladığı taksitli satışlar ve belirli durumlardaki mali yardımlar gibi kolaylıklardan yararlanmak caiz midir?
Cevap: Biz, sadece çalışma ruhsatı olarak kullanılması durumu hariç sendikalara üyeliği benimsemiyoruz. Eğer kişi sendikaya üye olmadan mesleğini icra edemiyorsa -yani kayıt olmak zorunluysa- bu durumda çalışma ruhsatı almak için üye olması caizdir.
Eğer vakıa bu şekildeyse (yani zorunluluk varsa), çalışma ruhsatı için kayıt yaptırmak caizdir. Bu durumda, sendikanın şeriata aykırı olmayan hizmetlerinden yararlanması caiz olur. Yani ondan örneğin faizli bir mali yardım almamak kaydıyla.
Özetle: Üyelik geçerli olduğunda, sendikadan meşru şekilde yararlanmak da geçerli olur. Her meslek sahibi için zorunlu (ilzami) olduğu takdirde üyelik geçerli olur.
04/03/2004 M.