Soru 1:
"Zerdari"nin bugün Pakistan Cumhurbaşkanı olarak yemin edeceği açıklandı. Bu durum, Amerika'nın çıkarlarını gerçekleştirme yolunda hizmet sunmada Başbakan Rıza Gilani'yi geride bıraktığı anlamına mı geliyor? Eğer öyle değilse, Amerika'nın onu Pakistan cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmak için desteklemesinin sebebi nedir?
Cevap:
1- Her iki isim de -Zerdari ve Gilani- Amerika'nın pençesindedir. Her ikisi de Amerika'nın bölgedeki hegemonyasının temelini oluşturan ve "terörle mücadele" olarak adlandırılan en bariz meselede Amerika'ya icabet edeceklerini ve onunla iş birliği yapacaklarını beyan etmişlerdir. Her iki ismin bu konudaki açıklamaları ve tutumları hem siyasi hem de saha düzeyinde gün gibi ortadadır. Buna ek olarak Amerika, ordu komutasını da elinde tutmaktadır; nitekim Müşerref'ten sonra Kayani'nin genelkurmay başkanlığına atanmasının arkasında Amerika vardı.
2- "Rıza Gilani" daha güçlü bir şahsiyettir ve Amerika'nın planlarını uygulamaya daha muktedirdir. Zerdari ise bariz yolsuzlukları ve zayıf kişiliğiyle tanınır. Hatta siyaset dünyasında kendi ismiyle değil, sadece "Benazir Butto'nun kocası" olarak bilinir. Bu durum, kendisinin de itiraf ettiği üzere, siyasi çalışmalarda öne çıkmamasından ve siyaset dünyasına sadece Butto'nun eşi olduğu için girmesinden kaynaklanmaktadır!
3- Amerika'nın onu destekleyip cumhurbaşkanlığına getirmesinin arkasında ise iki sebep vardır:
Birincisi: İngiltere'yi memnun etmek ve Halk Partisi içindeki İngiliz yanlısı kanatları sakinleştirmek. Zira Zerdari, yıllarca İngiltere'de "sürgün" hayatı yaşayan Butto'nun eşidir. Bu yıllar boyunca İngiltere, Butto'nun sadakatini kazanmayı ve dolayısıyla Halk Partisi'ndeki bir dizi şahsiyeti etkilemeyi başarmıştır. Zerdari'nin onun eşi olması İngiltere'yi rahatlatmakta ve Zerdari'nin Amerika ile iş birliği yapacağını ve onun yörüngesinde yürüyeceğini ilan etmesine rağmen, İngiltere'nin Pakistan'daki işlerini kolaylaştıracağına dair bir umut beslemesini sağlamaktadır.
İkincisi: Pakistan'da yönetimin Başbakanın elinde toplanması ve dolayısıyla Cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılması yönünde emarelerin ortaya çıkmasıdır. Böylece Başbakanlık makamı ve bu makamı işgal eden kişi en güçlü konumda olacaktır.
Soru 2:
Şam'daki bu dörtlü zirvenin arkasında ne var? Tabi olduğu taraf açısından Suriye'den farklı olan (Suriye ve Türkiye gibi Amerika'ya değil, İngilizlere tabi olan) Katar bu zirveye nasıl katılıyor?
Cevap:
Bu zirve, yeni Amerikan yönetimi gelene kadar müzakere sürecini devam ettirerek bölgede bir sakinleşme atmosferi oluşturmayı amaçlamaktadır. Böylece Amerika seçimlerle meşgulken onu rahatsız edecek sıcak çatışma odaklarının oluşması engellenmek istenmektedir.
Bu doğrultuda Amerika, seçimler nedeniyle bölgede oluşan boşluğu doldurması için Sarkozy'yi vekil tayin etmiştir. Amerikalılara çokça yakınlaşan ve onlara yaranmaya çalışan Sarkozy'yi Amerika, kendi adına siyasi görevler icra etmesiyle ödüllendirmektedir.
Şam'da Esed, Sarkozy, Erdoğan ve Katar Emiri arasında gerçekleşen bu toplantının en belirgin amacı, Olmert'in istifasından sonra Yahudi varlığına müzakerelere devam etme gerekliliğini hissettirmektir. Nitekim Suriye Devlet Başkanı bu konuda şöyle demiştir: "Altı nokta belirledik ve İsrail'in kendi noktalarını teslim etmesini beklemek üzere bunları Türk tarafına emanet ettik. İsrail'in ortaya koyacağı noktalara olumlu yanıt vereceğiz ve doğrudan müzakerelere geçeceğiz. Bu geçiş, yeni Amerikan yönetimi iş başına geldikten sonra gerçekleşecektir."
Esed ve Erdoğan Amerika'nın uşaklarıdır. Amerikan yönetimi, kendi hegemonyasını ve nüfuzunu gerçekleştirecek kararları alacak olan yeni yönetim iş başına gelene kadar, Yahudi varlığı ile müzakereleri sürdürmek için onları Fransız himayesinde kullanmaktadır.
Katar ise zirvede İngilizleri temsil etmektedir. O, Amerikan ve Yahudi taleplerini gözeterek, kendisini bölgedeki her türlü müzakere, anlaşma veya uzlaşmada arzu edilen bir taraf haline getirecek bir üslup izlemektedir.