(Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Kime: Y. S
Sorular:
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Değerli Âlim Ata bin Halil, Allah seni korusun ve gözetsin.
Altınla ilgili ekonomik sorular:
Altın fiyatlarını etkileyen faktörler nelerdir?
Altın fiyatı geçen yılın sonundan bu yana neden düştü?
Yaklaşık bir ay önceki ani düşüşün sebebi nedir?
Kâğıt para yerine altın biriktirmek, zekâtını verme konusunda titiz davranmak şartıyla şer’an caiz midir (bu durum kenz/yığma sayılır mı)? Eğer caizse, ekonomik açıdan tavsiye edilir mi?
Allah seni mübarek kılsın.
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
1- Bildiğiniz gibi, nakit eskiden altın ve gümüşten ibaretti. Hatta bazı devletler 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında kâğıt para çıkardıklarında bile bu paralar altın ve gümüşün temsilcisiydi ve her an değiştirilebilir nitelikteydi. Yani kâğıt paranın sahibi, onu çıkaran devletin bankasına gidip üzerindeki değer karşılığında altın alabiliyordu.
2- Bu durum, 1914’teki Birinci Dünya Savaşı ve 1939’daki İkinci Dünya Savaşı sırasında, özellikle de 1929’da Amerika’da başlayıp diğer ülkelere de yayılan Büyük Buhran ile sarsıldı. Böylece kâğıt paraların altınla değiştirilmesine çeşitli kısıtlamalar getirildi.
3- 1945’te İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Amerika savaştan en az kayıpla çıkmış, buna karşılık Avrupa, Almanya ve Japonya büyük bir yıkıma uğramış, fabrikaları ve binaları tahrip olmuştu. Dolayısıyla savaştan sonra altının çoğu Amerika’nın elindeydi. Amerika, askeri ve ekonomik gücü sayesinde Bretton Woods Konferansı'nda, kâğıt doları tıpkı altın gibi diğer devletlerin paraları için bir teminat haline getirmeyi başardı. Yani devletler, ellerinde altın veya dolar rezervi olmadıkça kâğıt para basamaz hale geldi. Amerika, doların fiyatını bir ons altın için "35" dolar olarak sabitledi ve elinde kâğıt dolar bulunan devletlere, istedikleri takdirde bu bedel üzerinden altın ödemeyi taahhüt etti.
4- Amerika’nın elindeki altın stokunun, içeride veya dışarıda basılan kâğıt dolarlardan fazla veya ona eşit olması bu durumu kolaylaştırdı. Önemli olan, altın rezervinin diğer devletlerin veya bireylerin elindeki dış dolarları karşılayabilmesiydi; içerideki kâğıt dolarların yönetimi dışarıdakine göre daha kolaydı.
Resmin netleşmesi için; 1946 yılında Bretton Woods anlaşmasından sonra Amerika’nın altın rezervi, anlaşmada belirlenen fiyat üzerinden 20,6 milyar dolar değerindeydi. O dönemde devletlerin ve bireylerin elindeki dış dolar miktarı ise 6,1 milyar dolardı. Amerika bu dolar fiyatını garanti edebilecek durumdaydı. Bu durum 1960 yılına kadar devam etti; o yıl Amerika'nın altın rezervi 18,8 milyar dolara gerilerken, dışarıdaki dolar hacmi 18,7 milyar dolara yükseldi. Yani ucu ucuna garanti edebiliyordu. Bundan sonra dışarıdaki dolar rezervleri, Amerika’daki altın rezervlerini aşmaya başladı.
5- Doların altın karşılığının kötüleşmesi sonucunda Amerika, dünyanın önde gelen ülkelerinden yardım istedi. Bunun üzerine bir "Altın Havuzu" (Gold Pool) kurulması kararlaştırıldı. Bu havuzun işlevi, piyasada altın fiyatı herhangi bir nedenle yükseldiğinde bankaların derhal müdahale ederek fiyatı dengelemek için piyasaya ek altın sürmesi; fiyat düştüğünde ise fazla altını satın alarak fiyatı eski seviyesine çıkarmasıydı.
Bu havuz birkaç yıl varlığını sürdürdü ancak kademeli olarak piyasada sürekli arz tarafında kalmaya başladı, özellikle 1965'ten 17 Mart 1968'deki çöküşüne kadar. Bu durum üye ülkelerin altın rezervlerini eritme tehdidi oluşturunca Fransa Haziran 1967'de havuzdan çekildi. Ardından krizler hızlandı (1967 sonbaharında Sterlin krizi, ardından 1968 altın krizi). Bu iki kriz, altın havuzu ülkelerinin altı ay içinde 2,5 milyar altın doları kaybetmesine neden oldu. 17 Mart 1968'de Washington'da yapılan toplantıda altın havuzunun iptal edilmesine ve altın fiyatının arz-talep dengesine göre serbest bırakılmasına karar verildi.
6- Bahsi geçen altın krizi, Amerika’daki altın rezervlerinin 1965’teki 14 milyar dolardan, altın havuzunun iptal edildiği Mart 1968’de 10,48 milyar dolara düşmesine neden oldu. Amerika’nın o zamanki bu altın rezervi, doların iç altın karşılığı (%25) için yasaların öngördüğü asgari miktardı. Bunun üzerine Amerika, dışarıdaki özel sektörün elindeki dolarların altına dönüştürülmesini iptal etti ve sadece resmi dış rezervlerin altınla değişimini sürdürdü. Amerika'da kalan asgari altın miktarı sadece resmi dış rezervler için yeterliydi; yani doların içerideki %25’lik altın karşılığı kaldırılmış oldu. Ancak Amerika, özel sektörün ithalat-ihracatı ve kamu sektörünün uluslararası ilişkileri sonucunda oluşan resmi dış rezervlerin altınla değişim taahhüdünü de yerine getiremez hale geldi.
7- Sonuç olarak Amerika, Başkan Nixon döneminde 1971 yılında altın standardını tamamen kaldırdı. Bundan sonra kâğıt paranın artık ne hemen ne de gelecekte altına dönüştürülebilir bir karşılığı kalmadı. Kâğıt paranın değeri artık devletlerin ekonomisi, yani ödemeler dengesi, güvenlik durumu ve beklenmedik krizler tarafından belirlenir hale geldi. Buna ek olarak finans piyasalarındaki spekülasyonlar ve en önemlisi petrol fiyatları ile petrol kaynaklarının güvenlik veya istikrarsızlık durumları da belirleyici unsurlar oldu.
8- Bunu açıklamak gerekirse:
a- Altın, o tarihten sonra tıpkı herhangi bir meta gibi arz ve talepten etkilenmeye başladı. Eğer arz artarsa -örneğin bazı devletlerin ekonomilerini güçlendirmek için altın stoklarının bir kısmını satması gibi- piyasada altın arzı artar ve fiyat düşer. Eğer bazı devletler veya bireyler spekülasyon amacıyla altına yönelirse talep artar ve fiyat yükselir.
b- Aynı şekilde, altın ithalatı üzerindeki kısıtlamalar kaldırılır veya azaltılırsa ithalat-ihracat canlanır ve piyasada altın arzı hareketi artar. Bu durum, 2011 başlarında Körfez ülkelerinde altın işçiliğine uygulanan gümrük vergilerinin kaldırılması ve damga birliğine gidilmesiyle yaşandığı gibi altın fiyatlarının düşmesine yol açar.
c- Ayrıca, ekonomik veya askeri nedenlerle dolar değer kaybettiğinde insanlar dolar yerine altın biriktirmeye yönelirler; devletler de aynı şekilde rezervlerinde dolar yerine altın tutmaya çalışırlar. Bu durum altına olan talebi artırır ve fiyatını yükseltir. Eğer Amerikan ekonomisinin iyileşmesi gibi nedenlerle dolar yükselirse insanların dolara olan güveni geri gelir, ellerindeki altın birikimlerini satarlar, böylece arz artar ve dolar biriktirmeye başlarlar; bu da altın fiyatını düşürür.
d- Bir de petrol konusu vardır: Bugün altın fiyatlarının yükselmesi veya düşmesi, petrol fiyatlarının yükselmesi veya düşmesiyle doğru orantılıdır. Petrolün varil fiyatı yükseldikçe altın fiyatları da yükselir. Amerikan doları değer kaybettikçe altın fiyatları artar.
9- Buna dayanarak sorularının cevabı anlaşılabilir:
a- 2012 yılında altın fiyatlarının düşmesi:
O yıl dikkat çekici iki olay yaşandı:
Birincisi: Emlak piyasasının çöküşünden kaynaklanan ekonomik krizin ardından geçen zorlu yıllardan sonra dolar fiyatlarında göreceli bir iyileşme oldu. Doların bu iyileşmesi, altın fiyatının dolarla ters orantılı olması nedeniyle fiyatların düşmesine yol açtı.
İkincisi: Rusya, son beş yıldır ilk kez altın rezervlerinden yaklaşık 4 ton satış yaptı. Dolayısıyla bu satış, yani arzın artması, altın fiyatlarının düşmesine katkıda bulundu. Başka ikincil nedenler de vardı ancak en büyük etkiyi yukarıda saydıklarımız yarattı.
b- Temmuz 2013’teki ani düşüşe gelince:
19 Haziran 2013'te Amerikan Merkez Bankası (Fed) Başkanı, "Parasal Genişleme" (Quantitative Easing) programının kademeli olarak azaltılmasına yönelik muhtemel bir takvim açıkladı. Bu durum doları güçlü bir şekilde destekledi ve altın fiyatlarının beklenmedik bir düzeye gerilemesine neden oldu; ons fiyatı yaklaşık 1180 dolara kadar düştü! Bu rakam, madenlerden altın çıkarma maliyeti olan 1135 ile 1150 doların hemen üzerindeydi. Bu durum SMC Comex şirketi müdürü Pankaj Gupta'nın şu açıklamayı yapmasına yol açtı: "Fiyatların bu seviyelerin altına düşmesini beklemiyorum; çünkü altının maden maliyeti ons başına 1135-1150 dolar civarındadır. Fiyatların bu seviyenin altına inmesi, madenlerin üretimi durdurmasına ve piyasadaki arzın kısıtlanmasına neden olur, bu da fiyatları tekrar yukarı çeker."
Bu görüş kısmen doğrudur; nitekim Ağustos 2013'te fiyatlar tekrar yükselerek ons başına 1310 dolara çıktı. Amerikan Merkez Bankası'nın aylık 85 milyar dolarlık tahvil alım programını azaltmaya başlamasına rağmen -ki bu piyasadaki dolar arzının azalması ve dolayısıyla doların yükselip altının düşmesi demektir- fiyatlar Temmuz 2013 seviyesinin altına inmedi. Altın fiyatı hala maliyet sınırına yakın seyretse de Gupta'nın dediği gibi, fiyat maliyete yaklaştıkça bazı madenler üretimi azaltacak, bu da altın arzını düşürerek fiyatları az da olsa yukarı çekecektir.
c- Kâğıt para yerine altın ve gümüş biriktirme (kenz) soruna gelince:
Altınla ilgili şer’i hükümler, altının nakit olarak basılmış olması veya külçe vb. şeklinde olması arasında bir fark gözetmez. Altının bir ihtiyaç olmaksızın yığılması (kenz edilmesi), zekâtı verilse dahi haramdır. Bu konudaki şer’i delillere göre tercih edilen görüş budur. Ancak biriktirme veya tasarruf; ev inşa etmek, oğlunu evlendirmek gibi bir ihtiyaç için yapılıyorsa zekâtı verilmek kaydıyla caizdir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevabın linki: Facebook
Emir’in web sitesindeki cevabın linki: Emir
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevabın linki: Google Plus