Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Fıkhi Soru Cevaplar: 1- "Senin Yerine Yetmiş Kişiye Müsle Yapacağım" Hadisi 2- Cariyenin Avreti

July 09, 2018
5344

(Hizb ut-Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhi")

Om Ahmad'a

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu Değerli Şeyhimiz ve Emirimiz, Allah seni korusun ve adımlarını hayra yöneltsin.

İslam Şahsiyeti kitabının ikinci cildinde, "Savaş Siyaseti" dersinde (sayfa 192) geçen bir hadis dikkatimi çekti: (Andolsun ki; eğer Allah beni onlara karşı muzaffer kılarsa, senin yerine onlardan yetmiş kişiye müsle yapacağım). Hadisi araştırdığımda zayıf olduğunu, kimsenin onu sahih kabul etmediğini veya onunla amel etmediğini gördüm. Bildiğim kadarıyla biz zayıf hadisleri almıyoruz. Bu hadis ile istidlal edilmesinin sebebi nedir, yoksa burada kullanımına dair başka bir mefhum mu var? Hükmün hadisten değil de (Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle ceza verin...) ayetinden alındığını mı anlamalıyım? Ancak neden bu hadis şahit olarak getirildi? Bizi bu konuda bilgilendirirseniz sevinirim. Allah hayırlı mükafatlar versin.

Aynı kitapta kölelik ve hükmü hakkında başka bir sorum daha var; cariyenin avreti hakkında. Kitapta geçmediği için ancak tartışmalara yol açtığı ve araştırdığımda alimlerin bu konuda ihtilaf ettiğini gördüğüm için konuyu biraz daha açabilir misiniz? Tercih edilen görüş nedir?

Allah hayrınızı artırsın.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Birincisi: Birinci Soru: Şöyle diyorsun: (İslam Şahsiyeti ikinci cilt, "Savaş Siyaseti" dersi sayfa 192'de geçen Taberani’nin rivayet ettiği "Andolsun ki; eğer Allah beni onlara karşı muzaffer kılarsa, senin yerine onlardan yetmiş kişiye müsle yapacağım..." hadisi dikkatimi çekti).

Cevap: Sorunun konusu İslam Şahsiyeti Cilt 2, s. 192'de şu şekilde geçmektedir:

(Rivayet edildiğine göre bu ayetin nüzul sebebi, müşriklerin Uhud günü Müslümanlara müsle yapmalarıdır: Karınlarını deştiler, cinsel organlarını kestiler, burunlarını yardılar. Hanzala bin er-Rahib hariç müsle yapmadıkları kimseyi bırakmadılar. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisine müsle yapılmış olan Hamza’nın başında durdu. Karnı yarılmış, burnu kesilmiş halde gördüğü bu manzara onu çok üzdü ve şöyle buyurdu:

أَمَا وَالَّذِي أَحْلِفُ بِهِ لَئِنْ أَظْفَرَنِي اللهُ بِهِمْ لَأُمَثِّلَنَّ بِسَبْعِينَ مَكَانَكَ

"Andolsun ki; eğer Allah beni onlara karşı muzaffer kılarsa, senin yerine onlardan yetmiş kişiye müsle yapacağım."

Taberani el-Kebir'de rivayet etmiştir. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu...) Bitti.

Evet, bu hadisi zayıf bulanlar olmuştur; çünkü senedinde Salih el-Murri vardır. Hafız İbn Kesir (2/592) onun hakkında şöyle demiştir: ("Bu isnatta zayıflık vardır; zira Salih, İbn Beşir el-Murri'dir ve o imamlar nezdinde zayıftır").

Ancak diğer taraftan şu hususlara bakılabilir:

1- Salih el-Murri'nin rivayetini, Taberani'nin el-Kebir'de rivayet etmesinin yanı sıra Hakim de el-Müstedrek ale's-Sahihayn'da çıkarmıştır. Hakim'in rivayet metni şöyledir (11/225):

4882 - Bize Ebu Bekir bin İshak anlattı, bize Muhammed bin Ahmed bin en-Nadr anlattı, bize Halid bin Hadaş anlattı, bize Salih el-Murri anlattı, Süleyman et-Teymi'den, o Ebu Osman en-Nehdi'den, o da Ebu Hureyre Radiyallahu Anh'dan rivayet ettiğine göre: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud günü öldürülmüş ve müsle yapılmış olan Hamza'ya baktı. Hiç o kadar kalbini acıtan ve onu sarsan bir manzara görmemişti. Buyurdu ki: "Allah’ın rahmeti üzerine olsun, sen akrabalık bağlarını gözetirdin, hayırlı işler yapardın. Senden sonra senin için üzülecek olanlar olmasaydı, çeşitli hayvanların karınlarından haşrolunman için seni bırakmak beni sevindirirdi." Sonra olduğu yerde dururken yemin etti: "Vallahi senin yerine onlardan yetmiş kişiye müsle yapacağım." Bunun üzerine o daha yerinden ayrılmadan Kur'an nazil oldu:

وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُمْ بِهِ وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِلصَّابِرِينَ

"Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır." (Nahl [16]: 126)

Sure tamamlanana kadar (ayetler indi). Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemini için kefaret verdi ve yapmak istediği şeyden vazgeçti.

Hakim bu konuda sükut etmiş, hadisi ne zayıf ne de sahih saymıştır... Buna rağmen onu Müstedrek ale's-Sahihayn'da zikretmiştir.

2- Hadis, bazı fakihler tarafından kitaplarında esas alınmıştır:

a- Ebu Bekir eş-Şafii, "el-Geylaniyyat" olarak bilinen "el-Fevaid" kitabında zikretmiştir. Çünkü o, bu cüzleri öğrencisi Ebu Talib Muhammed bin Geylan’a yazdırmıştır...

Zebebi el-İber'de (27) bu cüzler hakkında şöyle demiştir: ("İbn Geylan, gökyüzü kadar yüce olan o cüzleri ondan rivayet eden son kişidir"). Kettani ise er-Risalet'ül-Müstetrafe (s. 93) kitabında şöyle demiştir: ("O, hadislerin en âlâ ve en güzellerindendir").

el-Fevaid kitabında geçen metin şöyledir:

(232 - Bize Ebu Bekir eş-Şafii, Muharrem ayının bitimine üç gün kala cuma günü yazdırdı (hicri 354 yılı): Bize Hamid bin Muhammed anlattı, bize Bişr bin el-Velid anlattı, bize Salih el-Murri anlattı, Süleyman et-Teymi'den, o Ebu Osman en-Nehdi'den, o da Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şehit edildiğinde Hamza bin Abdulmuttalib'in başında durdu. Hiçbir şeye, kalbini o kadar acıtan bir şeye bakmamıştı. Ona müsle yapıldığını görünce şöyle buyurdu: "Allah’ın rahmeti üzerine olsun, bildiğim kadarıyla sen hayırlı işler yapardın, akrabalık bağlarını gözetirdin. Benden sonra senin için üzülecek olanlar olmasaydı, farklı hayvanların ağızlarından haşrolunman için seni bırakmak beni sevindirirdi. Vallahi, buna rağmen onlardan yetmişine senin yerine müsle yapacağım." Dedi ki: Cebrail, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem henüz oradayken Nahl suresinin son ayetleriyle nazil oldu: "Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır." surenin sonuna kadar. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabretti, yemini için kefaret verdi ve yapmak istediği şeyden vazgeçti.)

b- el-Binaye Şerhu'l-Hidaye kitabının müellifi Bedreddin el-Ayni (Vefatı H. 855) de Ebu Hureyre'den başka bir rivayetle zikretmiştir:

("Derim ki; Allah Teala'nın 'Fe akibu...' ayetine gelince; Tahavi (rahimehullah) Miksem'den, o İbn Abbas ve Ebu Hureyre'den (radiyallahu anhum) rivayet ettiğine göre: 'Hamza öldürülüp ona müsle yapıldığında Aleyhissalatu Vesselam şöyle buyurdu: Eğer onlara galip gelirsem yetmiş adama müsle yapacağım.' Bir rivayette: 'Vallahi onlardan yetmiş adama müsle yapacağım.' Bunun üzerine Allah Teala 'Ve in akabtüm' (Nahl: 126) ayetini indirdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabretti ve yemini için kefaret verdi." Böylece ayetin bu mana üzerine nazil olduğu bilinmiş oldu...)

Tüm bunlardan şu sonuca varıyoruz:

Hadis, İslam Şahsiyeti Cilt 2'deki "Savaş Siyaseti" bölümünde ayetin nüzul sebebi olarak alınması caizdir.

İkincisi: İkinci Soru - Cariyenin avreti ile ilgili:

Cevap: Başlangıçta şunu ifade edeyim ki; bu soruyu neden sorduğunuzu bilmiyorum? Çünkü bugün cariyeler yok! Her halükarda fakihler, yabancı bir erkeğe nispetle cariyenin avreti konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları onu hür kadın gibi kabul etmiş, bazıları erkek avreti gibi saymış, bazıları ise -ki bu Hanefilerin görüşüdür- kadının mahremlerinin yanındaki avreti gibi kabul etmiştir. Her birinin kendi içtihadı vardır. Benim meylettiğim görüş Hanefilerin görüşüdür; yani cariyenin yabancı erkek karşısındaki avreti, kadının mahremleri karşısındaki avreti gibidir. Bunu İctimai Nizam (Sosyal Düzen) kitabında detaylandırdık: (Genellikle süslenilmeyen yerler; önden diz kapağından boyundaki kolyenin bittiği yere kadar, arkadan ise diz kapağından sırtın üst kısmına kadardır). Dolayısıyla tüm bunlar cariye için avrettir... Yani inciklerin (baldırların), boynun, saçın ve kolların görünmesi caizdir. Önden diz kapağının üstünden boyun altına kadar olan yer ile arkadan diz kapağının üstünden boyun altına kadar olan yerin görülmesi ise doğru değildir. Yani saç, boyun, baldır ve kollar hariç tüm vücudu avrettir. Delillerin detayına girmeye gerek yoktur; zira Halife, kendisine göre racih olan şer'i hükmü benimser (tabenni eder). Eğer avretini hür kadın gibi benimserse o uygulanır, yok eğer -benim de meylettiğim- kadının mahremleri yanındaki avreti gibi benimserse o uygulanır.

Allah en iyisini ve en hikmetlisini bilendir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta

24 Şevval 1439 H. 08/07/2018 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir’in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın