(Hizb-ut Tahrir Emiri Alim Ata b. Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook sayfasındaki takipçilerinden gelen sorulara verdiği cevaplar serisi “Fikrî”)
Abdulnaser Fakhaydah - Ibrahim M Bader'e
Sorular:
Abdulnaser Fakhaydah:
Selamun Aleykum, Allah sizi korusun ve İslam'ın zaferi için yardımcınız olsun. Sorum şudur: İdeolojinin fikir ve metot şeklindeki taksimatına göre, vesileler fikre dahil edilebilir mi? Oğlunuz ve kardeşiniz: Abdulnaser Hamid Ebu Ahmed.
Ibrahim M Bader:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh... Fikir ve metot hakkında bazı sorularım var:
a- Fikirde olup da metotta hükmü bulunmayan hükümler var mıdır? Eğer cevap evet ise; tazir cezası gerektiren hükümler buna örnek sayılır mı? Örneğin ihtikar, hile ve faiz gibi fikirler, imamın içtihadına bırakıldığı için hükmü kişiden kişiye farklılık göstermektedir.
b- Metotta bireyle ilgili hükümler var mıdır yoksa bunlar sadece devlet veya cemaatle mi ilgilidir?
Eğer bireyle ilgili hükümler yoksa; kocanın nüşuz olan (itaatsizlik eden) kadına yönelik tedavisi, bireyin malını ve ırzını savunması, ferdi cihat ve on yaşından sonra namaz kılmayan çocuğa babasının vurması ne olarak adlandırılır?
Şeyhimiz, Allah sizi mübarek kılsın ve İslam ile Müslümanlar için hayırlı olan işlerde size yardım etsin.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh
Bu iki soru arasında bir benzerlik ve bağ olduğundan, ikisine birlikte cevap vereceğim:
İslam, bir fikir ve bir metottur (tariqa). İnsanın problemlerini çözen akide ve Şer’i hükümler "fikir"; bu çözümlerin nasıl uygulanacağını, akidenin nasıl korunacağını ve davetin nasıl taşınacağını açıklayan Şer’i hükümler ise "metot"tur.
Vesileler, insanın eylemlerini gerçekleştirirken kullandığı maddi şeylerdir; başka bir deyişle eylemleri yapmak için kullanılan maddi araçlardır (bilgisayar gibi). Üsluplar ise insanın eylemleri gerçekleştirmek için belirlediği sabit olmayan keyfiyetlerdir; başka bir ifadeyle üslup, eylemi gerçekleştirmek için belirli ve süreklilik arz etmeyen bir yöntemdir (bir bildirinin dağıtılma şekli gibi). Vesileler ve üsluplar, insanın takdirine bırakılmış dünyevi meselelerdir. Gerçeklikleri bu olduğu sürece, ne fikir ne de metot terimi altında yer alamazlar. Çünkü fikir ve metot sabittir, değişmez ve sadece İslam'dan alınır. Oysa vesileler ve üsluplar Müslüman’dan alınabileceği gibi gayrimüslimden de alınabilir ve ihtiyaca göre değişip başkalaşabilir. Bu yönüyle matematik, fizik, ağaç ve meyve yetiştirme yöntemleri, silah sanayisi gibi dünyevi ilimler gibidirler. Bunların tamamı, İslam'ın insanlara bıraktığı dünyevi işlerdir; hayata dair bakış açısıyla (hadarat) ilgili olmadıkları için Müslüman bunları Müslüman’dan da kafirden de öğrenebilir. Dolayısıyla vesileler, üsluplar ve hayata dair bakış açısıyla ilgisi olmayan dünyevi ilimler gibi meseleler fikir ve metot terimleri kapsamına girmezler. Bunun sebebi, daha önce belirttiğimiz gibi "fikir ve metodun sabit olup değişmemesi ve sadece İslam'dan alınması; vesile ve üslupların ise Müslüman’dan veya kafirden alınabilmesi ve ihtiyaca göre değişip başkalaşabilmesidir."
İslam'da uygulanması için bir metodu bulunmayan hiçbir fikir yoktur:
Tazir cezalarına gelince; bunlar Şeriatın sabit bir ceza belirlemediği, cezasının belirlenmesini imama veya kadıya bıraktığı günahlar için öngörülen cezalardır. Bunlar metot hükümlerindendir. Şeriatın cezayı miktar olarak belirlememiş olması, bu hükümlere uyulmamasını cezalandırmak için bir uygulama metodu koymadığı anlamına kesinlikle gelmez. Çünkü Şeriat tazir cezalarını yasalaştırmış, hükümlerinin detaylarını ve türlerini açıklamıştır. İmama ise sadece Şeriatın belirlediği ceza türleri arasından, günahın ve günahkarın gerçekliğine uygun gördüğü miktarı seçme yetkisini bırakmıştır. Yani Şeriat, bu hükümlere uymayanlara ceza verilmesini talep ederek bu hükümlerin nasıl uygulanacağını bizzat açıklamıştır. Ancak bu cezanın miktarı ve türü gibi hususlar Şeriat tarafından imama veya vekiline bırakılmıştır.
Metot hükümlerinin bazıları devletle, bazıları ise bireyle ilgilidir. Çocuğun terbiye edilmesi, nüşuz durumunda eşin cezalandırılması ve ferdi olarak kişinin kendisini savunması ile ilgili bazı cihat hükümleri metot hükümlerindendir ve bunlar bireyle ilgilidir. Ancak metot hükümleri çoğunlukla devletle ilgilidir; zira devletin kendisi zaten İslam hükümlerini uygulama metodudur.
Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşta
[Amir'in sitesinden cevabın linki](http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3569/)
[Amir'in Google Plus sayfasından cevabın linki](https://plus.google.com/u/0/100431756357007517653/posts/JEjf264ZxC1)
