[Hizb ut-Tahrir Emiri Âlim Atâ İbn Halil Ebû er-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"]
Soru-Cevap
Kadının Kamu Hayatında ve Özel Hayatındaki Şer’î Tesettürü Hakkında
Kime: Nessrine Boudhafri - Bloughak Marami - Mosa Za
Sorular:
Nessrine Boudhafri: Allah sizi mübarek kılsın ve sizinle zafer nasip etsin Emirimiz.. Bu bağlamda bir sorum olacak; cevabınızda şöyle demiştiniz: "Bu nedenle, üzerine bir cilbab giymiş olsa bile, peruk tamamen örten ve dışarıdan bakan birine hiçbir iz bırakmayan bir hımar (başörtüsü) takmadığı sürece, peruğun kamu hayatında zahir olacak şekilde takılması caiz değildir." Buradan peruğun hımar altına veya evde takılabileceği anlaşılıyor. Peki, peruk saç ekleme (vasl) hükmüne girmez mi?
Bloughak Marami: Peruk veya yapay saç, "saç ekleyen ve ekleten" hadisinde yasaklanan saç ekleme (vasl) kapsamında değerlendirilmez mi? Allah hayırlı mükafat versin.
Mosa Za: Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. Değerli kardeşim, bizde yaygın olan bir durum var; pantolon üzerine diz boyuna kadar gelen bir cilbab giyiliyor, bu caiz midir?
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Sorularınız birbirine yakın konularda olduğu için cevabı şu şekilde özetleyeceğim:
A- Bir kadının kamu hayatına çıkması, ancak üç hususun gerçekleştiği şer’î bir kıyafetle caiz olur: Avret yerlerinin örtülmesi, cilbab ve hımarın giyilmesi ve teberruc (dikkat çekici süslenme) yapılmaması.
- Cilbab ise; iç kıyafetleri örten, geniş ve ayaklara kadar aşağı sarkan bir dış elbisedir. Allah Sübhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini (cilbablarını) üzerlerine sarksınlar (aşağı kadar indirsinler)." (Ahzab [33]: 59)
Yani dışarı çıkmak için giydikleri çarşaf, milhafe gibi dış elbiselerini aşağıya doğru sarksınlar demektir. Bu nedenle cilbabın, ayakları örtecek şekilde aşağıya kadar sarkıtılmış olması şarttır. Çünkü Allah Teâlâ ayette ﴿يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ﴾ buyurmuştur; yani cilbablarını sarksınlar demektir. Zira buradaki ﴿مِنْ﴾ ifadesi teb'îd (parça bildirmek) için değil, beyân (açıklama) içindir. Yani ayakları örtecek şekilde çarşafı ve milhafeyi aşağıya kadar sarksınlar demektir. Eğer ayaklar çorap veya ayakkabı ile örtülmüşse, bu durum kıyafetin "sarkıtıldığını" gösterecek şekilde aşağı inmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Ayaklar zaten örtülü olduğu için cilbabın mutlaka ayakları örtmesi (yere değmesi) şart değildir ancak "sarkıtma" eyleminin gerçekleşmesi için cilbabın mutlaka ayaklara kadar ulaşması gerekir. Yani cilbabın, kadının kamu hayatında giymesi gereken dış elbise olduğu bilinecek ve ﴿يُدْنِينَ﴾ yani "sarksınlar" ifadesinin manası gerçekleşecek şekilde belirgin bir sarkıklıkla aşağı inmesi şarttır. Bu da eğer ayaklar çıplaksa yere kadar ulaşması, eğer ayaklar ayakkabı ve çorapla örtülüyse ayaklara kadar ulaşması demektir; ancak "sarkıtma" kelimesinin anlamının gerçekleşmesi için ayaklardan daha yukarıda olmaması gerekir.
Buna binaen, bir kadının kamu hayatına pantolon üzerine dizlerine kadar gelen, yani çorapla örtülü ayaklarına kadar ulaşmayan uzun bir ceketle çıkması caiz değildir; zira bu, cilbabın şer’î manasına uymaz. Kadının kamu hayatına ancak iç kıyafetlerini örten ve ayaklarına kadar sarkan bir cilbab ile çıkması caizdir. Eğer cilbabı yoksa dışarı çıkamaz veya Müslim’in Sahih'inde Ümmü Atiyye’den rivayet ettiği şu hadis gereği komşusundan bir cilbab ödünç alır:
أَمَرَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَنْ نُخْرِجَهُنَّ فِي الْفِطْرِ وَالْأَضْحَى، الْعَوَاتِقَ، وَالْحُيَّضَ، وَذَوَاتِ الْخُدُورِ، فَأَمَّا الْحُيَّضُ فَيَعْتَزِلْنَ الصَّلَاةَ، وَيَشْهَدْنَ الْخَيْرَ، وَدَعْوَةَ الْمُسْلِمِينَ
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem; bizlere Ramazan ve Kurban bayramlarında genç kızları, hayızlı kadınları ve evinden dışarı çıkmayan örtülü genç kızları dışarı çıkarmamızı emretti. Hayızlı kadınlar namaz kılınan yerden uzak durur, hayra ve Müslümanların dualarına şahitlik ederlerdi."
Dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü! Birimizin cilbabı olmayabilir." O da buyurdu ki:
لِتُلْبِسْهَا أُخْتُهَا مِنْ جَلَابِيبِهَا
"Din kardeşi ona kendi cilbabından giydirsin." (Müslim)
- Hımar ise; saçı, boynu ve gömleğin yaka açıklığını (ceybi) örten başörtüsüdür. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ
"Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar." (Nûr [24]: 31)
Yani başörtülerini boyunlarını ve göğüslerini örtecek şekilde dolasınlar ki; boyun ve göğüsten gömlek yakası gibi görünen yerleri gizlesinler.
- Teberruc ise; dikkat çekici süslenme demektir. Pantolon giymek avreti örter ancak üzerinde cilbab yoksa teberruc sayılır. Peruk da dikkat çektiği için teberructur. Bu nedenle, üzerine cilbab giyilmiş olsa bile, peruğun kamu hayatında zahir olacak şekilde takılması caiz değildir. Ancak peruğun üzerine, onu tamamen örten ve dışarıdan bakıldığında hiçbir iz bırakmayan bir hımar takılırsa bu durum değişir. Çünkü süs eşyası örtülü olsa bile dikkat çekiyorsa bu teberruc olur. Nitekim Allah Sübhânehu ve Teâlâ, kadının elbisesinin altından bacağına taktığı halhalın sesinin duyulmasının haramlığı hakkında şöyle buyurmuştur: Eğer kadın ayağını yere vurur da halhalın varlığına delalet eden bir ses çıkarırsa, bu durum örtülü olsa bile dikkat çektiği için teberruc sayılır:
وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ
"Gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar." (Nûr [24]: 31)
B- Peruğun saç ekleme (vasl) kapsamına girip girmediğine gelince; durum böyle değildir. Peruk saç ekleme değildir. Saç ekleyen (vâsıla) ve ekleten (müstevsıla), saçını daha güzel ve uzun göstermek için ona başka bir saç bağlayarak saçı uzatan kimsedir. Dil kaynaklarında "vâsıla" (ekleyen) kelimesinin anlamı hakkında şunlar geçer: Lisânü’l-Arab'da; "...Kadınlardan vâsıla: Kendi saçını başkasının saçıyla birleştiren (ekleyen) kadındır." Bu durum, kadının bulunduğu her yerde, hatta evinde bile haramdır. Bu hüküm, Buhârî'nin Ebû Hüreyre (ra)'den rivayet ettiği şu hadise dayanmaktadır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
لَعَنَ اللَّهُ الوَاصِلَةَ وَالمُسْتَوْصِلَةَ...
"Allah, saç ekleyene ve ekletene lanet etsin..." (Buhârî)
Peruk ise orijinal saçın üzerine takılan bir saçtır. Bu, kadının kamu hayatında cilbab olmaksızın pantolon giymesinin caiz olmaması gibi kamu hayatında takılması caiz olmayan bir teberruc (süs) türüdür; çünkü teberruc bilindiği üzere haramdır.
Bu nedenle, bir kadının özel hayatında kocasına süslenmek amacıyla peruk takması caizdir. Ancak kamu hayatında, üzerinde onu tamamen örten bir hımar olmaksızın peruk takması caiz değildir; çünkü kamu hayatında bu şekilde görünmesi teberructur ve haramdır.
Kardeşiniz Atâ İbn Halil Ebû er-Raşta
Emir'in sitesindeki cevap linki: Amir
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus
