** (Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu er-Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)**
Hamza Qashou’ya
Birinci Soru:
Sevgili Emirimiz, Allah seni korusun, gözetsin ve senin ellerinle fethi nasip etsin.
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ قَالَ (جَاءَ رَجُلٌ مِنْ خَثْعَمَ إلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ : إنَّ أَبِي أَدْرَكَهُ الْإِسْلَامُ وَهُوَ شَيْخٌ كَبِيرٌ لَا يَسْتَطِيعُ رُكُوبَ الرَّحْلِ ، وَالْحَجُّ مَكْتُوبٌ عَلَيْهِ أَفَأَحُجُّ عَنْهُ ؟ قَالَ: أَنْتَ أَكْبَرُ وَلَدِهِ ؟ قَالَ: نَعَمْ ، قَالَ: أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ عَلَى أَبِيكَ دَيْنٌ فَقَضَيْتَهُ عَنْهُ أَكَانَ يُجْزِي ذَلِكَ عَنْهُ؟ قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: فَاحْجُجْ عَنْهُ)
"Abdullah b. ez-Zübeyr’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Has'am kabilesinden bir adam Resulullah (sav)’e gelerek şöyle dedi: 'Babam yaşlı bir ihtiyarken İslam’a ulaştı. Binek üzerinde duramıyor, hac ise ona farz kılındı. Onun yerine hac yapabilir miyim?' Resulullah (sav); 'Sen onun en büyük çocuğu musun?' diye sordu. Adam; 'Evet' dedi. Resulullah (sav); 'Babanın bir borcu olsaydı ve sen onu ödeseydin, bu onun adına kabul edilir miydi?' diye sordu. Adam; 'Evet' dedi. Resulullah (sav); 'Öyleyse onun adına hac yap' buyurdu." (Ahmed ve Nesai benzer manayla rivayet etmiştir).
Bu hadisten, çocuğun babası adına hac yapmasının bir vecibe (vücubiyet) mi yoksa çocuğun babasına karşı bir iyiliği (birr) mi olduğu anlaşılmalıdır?
Zira adam, babasının yaşlı bir ihtiyar olduğunu ve binek üzerinde duramadığını Allah Resulü (sav)’e beyan etmiştir...
Bilindiği üzere hac, mali ve bedeni istitaate (güç yetirmeye) sahip olanlara vaciptir.
Bildiğimiz kadarıyla, güç yetiremeyen kimseden bu farzı yerine getirmeme günahı düşmektedir.
İkinci Soru:
قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ
"Çürümüş oldukları halde kemikleri kim diriltecek?" (Yâsîn [36]: 78)
Ayetindeki "kemikleri diriltme" ifadesi, cüzü (parçayı) zikredip küllü (bütünü) irade etme kabilinden bir mecaz değil midir?
Bu soruyu şu konu altında sormuştum.
Allah sizi hayırla mükafatlandırsın, ulu İslam ümmeti için sizi bir dayanak ve azık kılsın ve sizi Kendi katından şanlı bir zaferle desteklesin.
H. Hamza
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Değerli kardeşim, birinci sorunun cevabına gelince:
Bahsettiğin hadis şöyledir: Yusuf b. ez-Zübeyr, Abdullah b. ez-Zübeyr’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Has'am kabilesinden bir adam Resulullah (sav)’e gelerek: "Babam yaşlı bir ihtiyardır, binek üzerinde duramıyor ve Allah’ın hac farzı ona ulaştı. Onun adına hac yapmam yeterli olur mu?" dedi. Resulullah (sav): "Sen onun en büyük çocuğu musun?" buyurdu. Adam: "Evet" dedi. Resulullah (sav): "Görüşün nedir, eğer onun bir borcu olsaydı onu öder miydin?" buyurdu. Adam: "Evet" dedi. Resulullah (sav): "Öyleyse onun adına hac yap" buyurdu.
Bunu Nesai rivayet etmiştir. Yusuf b. ez-Zübeyr, "Sen onun en büyük çocuğu musun?" ifadesini zikretmede tek kalmıştır. Bu nedenle bazı muhakkikler bu meseleden dolayı bu lafız hakkında söz söylemişlerdir. Hadisin geri kalanı ise muhakkiklerin cumhuruna göre sahihtir; hatta "en büyük çocuğu" lafzıyla bile sahih kabul edenler vardır. Bununla birlikte hadis, İbn Abbas’tan "en büyük çocuğu" ifadesi zikredilmeksizin de rivayet edilmiştir:
İbn Hibban Sahih’inde Süleyman b. Yesar’dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Abdullah b. Abbas bana şunu anlattı: Bir adam Resulullah (sav)’e sordu: "Ey Allah’ın Resulü! Babam yaşlı bir ihtiyarken İslam’a girdi. Eğer onu bineğine bağlasam, onu öldürmekten korkuyorum; eğer bağlamasam binek üzerinde sabit duramıyor. Onun adına hac yapabilir miyim?" Resulullah (sav) buyurdu ki: "Görüşün nedir, eğer babanın bir borcu olsaydı ve sen onu ödeseydin bu onun adına yeterli olur muydu?" Adam: "Evet" dedi. Resulullah (sav): "Öyleyse baban adına hac yap" buyurdu.
Buradan anlaşılıyor ki Resulullah (sav), yaşlılığı ve zayıflığı nedeniyle binek üzerinde duramayan yaşlı kimsenin hac yapmamasını, onun üzerinde bir borç olarak kılmıştır. Yani yaşlılığı nedeniyle bineğe binemese dahi hac onun üzerine bir vaciptir. Fakihler, Allah Subhânehu’nun hac farzını istitaate (güç yetirmeye) bağladığını göz önünde bulundurarak bu hadis hakkında konuşmuşlardır:
وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا
"Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır." (Âl-i İmrân [3]: 97)
Bazı fakihler, ayette zikredilen istitaat (güç yetirme) şartıyla hadisin çelişmemesi için yaşlı adam hadisinin sadece o soruyu soran kişiye özel (husus) olduğunu söylemişlerdir. Bu durum dışında, güç yetiremeyen baba adına çocuğun hac yapması -hükmün o kişiye özel olduğu kabul edilirse- sadece anne babaya iyilik (birr) babından olur. Bu durum, Ebu Burde’nin oğlak (cezea) kurban etmesiyle ilgili Buhari’nin el-Bera b. Azib’den rivayet ettiği şu özel hükme benzer: ...Bera’nın dayısı Ebu Burde b. Niyar dedi ki: "Ey Allah’ın Resulü! Yanımızda iki koyundan daha çok sevdiğim bir oğlağımız var, benim için yeterli olur mu?" Resulullah (sav): "Evet, ancak senden sonra başka hiç kimse için yeterli olmayacaktır" buyurdu. Oğlak kurban için yeterli değildir ancak bu durum Ebu Burde’ye özel kılınmıştır.
Benim tercih ettiğim görüş ise, hususiliğe (özel hükme) gitmeden önce hadis ile ayeti cem etmektir (birleştirmektir). Çünkü asıl olan, hükümlerin insanlara hitap etmesidir. Ebu Burde vakasında Resulullah (sav)’in "Evet, ancak senden sonra başka hiç kimse için yeterli olmayacaktır" demesi gibi açık bir nass bulunmadıkça bir hüküm "hususi" (kişiye özel) kabul edilmez. Eğer cem etmek imkansızsa o zaman hususiliğe gidilir... Burada ise hususiliğe dair bir nass yoktur ve cem etmek de imkansız değildir. Şöyle ki; ayet ve hadis şu şekilde cem edilebilir: Hac ancak mali ve bedeni istitaat durumunda vacip olur. Çocuk ile baba durumu ise bundan istisnadır. Eğer çocuk güç yetiriyorsa ve baba güç yetiremiyorsa, çocuğun babası adına haccı eda etmesi vacip olur. Çünkü Resulullah (sav) bu durumdaki baba adına haccı, çocuğun babası adına ödemesi gereken bir borç gibi saymıştır.
Buna göre, baban güç yetiremiyor olsa bile veya hac yapmadan vefat etmişse, eğer sen güç yetiriyorsan baban adına hac yapman gerekir. Bu durum babanın üzerindeki bir borç gibidir ve bu babtaki şer’i hükümlere göre bu borcun ödenmesi önce çocuğun, sonra mirasçıların üzerine bir vaciptir.
Ancak ne kendin gitmeye ne de başkasının ücretini ödemeye güç yetiremiyorsan, Allah kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez. Güç yetirdiğinde ise Allah’ın izniyle yaparsın.
İkinci sorunun cevabı:
Hakikat (gerçek anlam) imkansız olmadıkça mecaza başvurulmaz. Örneğin:
يَجْعَلُونَ أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ
"Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar." (Bakara [2]: 19)
Buradaki "parmaklar" ifadesi, parmak uçları anlamında mecazdır. Çünkü parmakların hakiki manada, yani tamamının kulağa sokulması imkansızdır; kulağa sokulan sadece parmak uçlarıdır.
Bunun bir benzeri de şudur:
وَدَخَلَ مَعَهُ السِّجْنَ فَتَيَانِ قَالَ أَحَدُهُمَا إِنِّي أَرَانِي أَعْصِرُ خَمْرًا
"Onunla birlikte zindana iki genç daha girdi. Onlardan biri, 'Ben rüyamda şarap sıktığımı gördüm' dedi." (Yusuf [12]: 36)
Burada şarap, üzüm anlamında mecazdır. Çünkü şarap hakiki manada sıkılmaz; sıkılan şey, kendisinden şarap yapılan üzümdür...
Ancak hakikat imkansız değilse mecaza gidilmez. Allah Subhânehu’nun şu buyruğu gibi:
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ
"Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi: 'Çürümüş oldukları halde kemikleri kim diriltecek?' dedi." (Yâsîn [36]: 78)
Kemiklerin diriltilmesi gerçeği Allah Subhânehu için imkansız değildir. Bu yüzden "diriltir..." ifadesini mecaz değil, hakikat üzere söyledik ve buradan ölü hayvanın kemiklerinin de ölü (necis) olduğunu anladık.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu er-Raşte
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir'in web sitesindeki cevap linki: Emir
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus