Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Network Marketing (Ağ Pazarlaması) Şirketleriyle Çalışmanın Hükmü Hakkında

September 05, 2015
6871

** (Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Ata İbn Halil Ebu’r Raşta’nın, takipçilerinin Facebook sayfasında ["Fıkhi"] sordukları sorulara verdiği cevaplar serisi)**

Sorular:

Zdig For'Allah’ın sorusu:

Muhterem Şeyhim, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sorum, ağ pazarlaması (network marketing) şirketleriyle çalışmanın hükmü hakkındadır. Allah sizi mübarek kılsın ve davetin zaferi için korusun.

Houssem Eddine’in sorusu:

Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Ağ pazarlaması fikrine dayanan Q-net şirketi hakkında soru sormak istiyorum. Bilindiği üzere bu şirketteki satışlar, ürünlerin ağ usulüyle pazarlanmasına dayanıyor; kişi ağında ne kadar çok müşteriye ulaşırsa, kendisi satış çabası göstermese bile o kadar çok komisyon alıyor. Örneğin, 100. kişi bir satış yaptığında, ağın kurucusu hiçbir çaba sarf etmediği halde, sadece ağın bir parçası veya kurucusu olduğu için para kazanıyor. Bu konuda bizi bilgilendirmenizi rica ediyoruz, zira bu tür satışlar Arap ülkeleri de dahil olmak üzere İslam beldelerinin çoğunda hızla yayıldı.

Cevap:

Ve aleykumusselam ve rahmetullahi ve berekatuhu,

Her iki sorunuz da aynı konu hakkındadır. Konuyu detaylandırmamış olsanız da, bu tür satış yöntemi oldukça yaygındır. Bu konuda bana Güneydoğu Asya ve Orta Asya gibi birçok bölgeden sorular geldi. Resmin netleşmesi için Orta Asya ve Güneydoğu Asya'dan gelen bazı soruları zikredeceğim, ardından bu tür satış hakkındaki cevabı açıklayacağım:

1- Güneydoğu Asya’dan bir soru:

("Sağlık ürünleri satan bir ticari şirket, müşterileriyle şu şekilde muamele yapmaktadır:

Eğer bir müşteri şirketten bir sağlık ürünü satın alırsa, şirkete getireceği iki alıcı üzerinden 'komisyon' alma hakkına sahip oluyor. Getirdiği bu iki kişiden her biri şirketten bir ürün satın aldığında, her birinin ikişer kişi getirme ve onlardan 'komisyon alma' hakkı oluyor. Ayrıca ilk alıcının, getirdiği o iki kişinin getirdiği dört kişi üzerinden de 'ek komisyon' alma hakkı doğuyor.

Bu süreç bu şekilde zincirleme devam ediyor. Bu caiz midir?")

2- Orta Asya’dan bir soru:

("Quest Net şirketinin ticari işlemleri bizde şu şekildedir:

Quest Net ağının bazı ürünleri var... Ürünlerini pazarlamak isteyen kişiye, bu ürünlerden bir miktar satın alma şartı koşuyor. Ürünü satın aldıktan sonra, getireceği kişiler karşılığında komisyon almak üzere başkalarını da satın almaya getirme hakkı kazanıyor. Eğer satın almaları için altı kişi getirebilirse, şirket ona 250 dolar komisyon ödüyor. Sonra süreç silsile halinde devam ediyor: Örneğin, ilk pazarlamacı ürün satın almaları için iki kişi getiriyor, sonra bu iki kişiden her biri de ikişer kişi getiriyor ve toplamda altı kişi oluyor. Bu durumda ilk pazarlamacı 250 dolar alıyor, diğer iki pazarlamacı ise her biri altıar alıcı getirene kadar bir şey alamıyorlar. Onlar getirdiğinde her biri 250 dolar alıyor, ilk pazarlamacı ise tüm bu kişiler ürün alımında onun takipçisi (alt kolu) sayıldığı için 500 dolar alıyor...

Bu durum, alıcının şirketin ürünlerini pazarlayıp servet kazanmak istemesi halindedir! Zira ürünün satın alınmasının arkasındaki asıl cazibe ve itici güç ürünü satın alma arzusu değil, servet elde etme beklentisidir. Çünkü ürünün değeri, şirketin o ürün için belirlediği fiyatın onda biri bile değildir.

Şayet alıcı ürünleri pazarlayamazsa, yani şirketten ürün alacak başka alıcılar getiremezse; satın aldığı ürün, ödediği fahiş fiyatla elinde kalıyor ve şirketten herhangi bir meblağ alamıyor. Bu düzenleme, başkalarını getirme imkanı olmayan veya alıcılar zincirinin en sonunda yer alan alıcıların mahrum kalmasına yol açıyor. Bizim bölgemizde, 'Orta Asya'da' çok sayıda insan bu işe giriyor... Bu muamele caiz midir?")

Görüldüğü üzere, pazarlamacının komisyon alması için getirmesi gereken müşteri sayısı değişse de mesele aynıdır; Güneydoğu Asya'da da Orta Asya'da da özü birdir. Şüphesiz sizin sorularınızın vakıası da budur ve cevabı tektir. Orta Asya'dan gelen soru daha kapsamlı olduğu için cevapta oraya odaklanacağım:

Quest Net şirketinin vakıasını ve yöntemleri farklı olsa da temel mantığı aynı olan işlem usullerini inceledikten sonra; şirketin kendisine müşteri getiren "pazarlamacılarla" çalıştığı, onlara belirli şartlar dahilinde komisyon verdiği, yani onların şirket nezdinde alıcı getiren ve bunun karşılığında komisyon alan simsarlar (aracılar) olduğu anlaşılmaktadır. Bu muamelenin vakıası üzerinde düşünüldüğünde şu hususlar ortaya çıkmaktadır:

Birincisi: Bu tür şirketler bu pazarlama ağı yöntemiyle çeşitli ürünlerin ticaretini yapmaktadır. Bu şirketler, ürünlerini pazarlayacak olan kişiye önce kendisinden bir ürün satın almasını şart koşmakta, ondan sonra ona müşteri getirme hakkı ve bunun karşılığında komisyon vermektedir. Yani kişi, şirkete alıcı getiren ve komisyon alan bir simsar olmaktadır. Orta Asya'daki soruya göre altı alıcı getirmeden, diğer bölgedeki soruya göre ise iki alıcı getirmeden komisyon alamamaktadır... Yani bu, şirketin bu amaç için hazırladığı programa göre işlemektedir.

Başka bir deyişle, ilk alıcı bizzat getirdiği iki (veya altı) kişi üzerinden komisyon aldığı gibi, o ilk iki kişinin getirdiği dört kişi üzerinden veya o ilklerin getirdiği altı kişi üzerinden de ek komisyon almaktadır.

Pazarlama (simsarlık) işleri bu şekilde, yani bir simsarlık silsilesi veya pazarlama ağı şeklinde devam etmektedir.

İkincisi: Bu tür ticari işler Şeriat’a aykırıdır. Bunun açıklaması şöyledir:

1- Şirket, "pazarlamacının" komisyonlu simsar olarak çalışma hakkını kazanması için ürünlerini satın almasını şart koşmaktadır. Yani müşteri getirmesi ve karşılığında komisyon alması -ister altı alıcı ister iki alıcıdan sonra olsun- satın alma şartına bağlanmıştır.

Bu demektir ki; satın alma akdi ile simsarlık akdi, birbirine şart koşulduğu için tek bir akit içindeki iki akit veya tek bir işlem içindeki iki işlemdir. Bu ise haramdır. Nitekim:

نَهَى رَسُولُ اللهِ ﷺ عَنْ صَفْقَتَيْنِ فِي صَفْقَةٍ وَاحِدَةٍ

"Rasulullah ﷺ bir satışta iki satışı (bir akit içinde iki akdi) yasakladı." (Ahmed, Abdurrahman b. Abdullah b. Mesud’dan, o da babasından rivayet etmiştir.)

Bu durum, birinin diğerine "Eğer benden bir şey satın alırsan, senden kiralarım veya senin için simsarlık yaparım veya senden alırım vb." demesi gibidir. Sorudaki vakıanın bu olduğu açıktır; satış ve simsarlık tek bir akitte toplanmıştır. Yani şirketten satın alma zorunluluğu, simsarlık işini (şirkete getirilen alıcılar üzerinden komisyon alma işini) yapabilmenin şartıdır.

2- Simsarlık, satıcı ile ona müşteri getiren kişi arasındaki bir akittir. Bu akitte simsarlık komisyonu, sadece kişinin bizzat şirkete getirdiği kişiler için hak edilir, başkasının getirdikleri için değil. Söz konusu şirket muamelesinde simsar (pazarlamacı), komisyonu hem kendisinin getirdiği müşteriler üzerinden hem de başkalarının getirdiği müşteriler üzerinden aldığına göre, bu durum simsarlık akdine aykırıdır.

3- Şirketten satın alma fiyatı fahiş bir aldanma (gabn-ı fahiş) içermektedir. Alıcı bunu bilse bile, işin içinde şirketin işlerini tanıtmak için kullandığı "çetrefilli" yöntemlerden kaynaklanan bir aldatma vardır. Öyle ki bu yöntemler, alıcıyı gerçek değerinin çok küçük bir kısmını bile etmeyen bir ürün için fahiş bir fiyat ödemeye sevk etmektedir. Tüm bunlar, şirketin bu alıcıya sunduğu "parlak" gelecek vaatleri; yani şirkete getireceği alıcılar üzerinden ve hatta o getirdiklerinin de getireceği alıcılar üzerinden komisyon alma fırsatı nedeniyledir!

Alıcı, özellikle de alıcılar zincirinin sonunda yer alanlar, müşteri getiremedikleri zaman aldatma onları kuşatmış olur. Ödediği meblağın onda biri bile etmeyen bir ürün karşılığında fahiş bir fiyat ödeyerek zarar etmiş olur. İslam’da aldatma (hadi’ah) haramdır. Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

الخَدِيعَةُ فِي النَّارِ...

"Aldatma (hile) ateştedir..." (Buhari, İbn Ebi Evfa'dan rivayet etmiştir.)

Ayrıca Rasulullah ﷺ, alışverişlerde aldatılan bir adama şöyle demiştir:

إِذَا بَايَعْتَ فَقُلْ لاَ خِلاَبَةَ

"Alışveriş yaptığın zaman 'Aldatmak yok' de." (Buhari, Abdullah b. Ömer’den rivayet etmiştir.)

Buradaki "el-hılabe" aldatma demektir. Bu hadisin mantuku (söylenişi) budur; mefhumu ise aldatmanın haram olduğuna delalet eder.

Dolayısıyla bu muamele şer’an caiz değildir.

Özetle; Quest Net şirketinin muamelesi, sorularda açıklandığı şekliyle Şeriat’a aykırı bir muameledir. Allah Subhânehu ve Teâlâ'dan, minneti ve fazlıyla bizlere Hilafeti ikame etmeyi ve İslam'daki iktisat nizamını uygulamayı nasip etmesini niyaz ediyorum. Öyle bir nizam ki, tebaanın tüm fertlerine huzurlu bir geçim ve güvenli bir hayat sağlayan saf ve temiz iktisadi muameleleri açıklar. Allah Azîz ve Hakîm'dir.

Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu

Kardeşiniz Ata İbn Halil Ebu’r Raşta

Emir’in Facebook sayfasındaki cevabın linki

Emir’in Web Sitesindeki cevabın linki

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevabın linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın