Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Satılan Malın Bedeli Karşılığında Rehin Bırakılması Hakkında Soru-Cevap

May 23, 2015
5043

(Silsiletü Ecvibeti’l Âlim el-Celîl Atâ bin Halîl Ebû er-Raşta Hizb-ut Tahrir Emiri’nin Takipçilerinin Facebook Sayfası "Fıkhî" Üzerinden Sorduğu Sorulara Verdiği Cevaplar)

Satılan Malın Bedeli Karşılığında Rehin Bırakılması Hakkında Soru-Cevap

İzzuddin İbn Abdüsselam ve Nidal Nezzal'e

Sorular:

İzzuddin İbn Abdüsselam’ın Sorusu:

Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuh. Değerli Şeyhimiz, bu mesajımın size ve şahsınıza sağlık ve afiyet içinde ulaşmasını temenni ederim... Sorumu şu şekilde ifade etmek istiyorum: Bir alıcı, taksitle bir ev veya arazi satın almak için bir satıcıya gider ve üzerinde anlaştıkları taksitlerle ödeme yaparlar. Alıcı evi veya araziyi teslim alır ancak son taksit ödenene kadar tam mülkiyete sahip olamaz. Alıcı, satın aldığı şey üzerinde satış dışındaki hemen hemen her türlü tasarrufu yapar; örneğin, son taksit bitene kadar malı satamaz. Soru burada şudur: "İnsanlar gençlere olan güvenlerinden dolayı Hizbin gençlerine bu muameleyi soruyorlar. Gençlerin cevapları ise yasaklayanlar ve izin verenler olarak şu şekilde farklılık gösteriyor: İzin verenler, konuya rehni dahil ederek, yani akdin bir rehin akdi olduğunu söyleyerek veya 'muallak akitler' babından izin veriyorlar. Yasaklayanlar ise peşin veya vadeli satışlarda 'tam tahliye' (malın tamamen teslim edilmesi) gerektiğini savunuyorlar. Zira ferdi mülkiyet, 'ayn veya menfaat ile takdir edilen, kendisine izafe edilen kimsenin o şeyden yararlanmasını ve karşılığını almasını sağlayan şer’î bir hükümdür.' Bu konunun insanların muamelelerindeki önemi ve bize sıkça sorulması nedeniyle, bu müşkülü şahsınıza arz ediyoruz. Allah sizi mübarek kılsın. Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuh."

Nidal Nezzal’ın Sorusu:

Selamun Aleyküm, aşağıdaki mesele hakkında şer’î hükmü açıklamanızı rica ediyorum: Bir kişiden taksitle araba satın almam ve satıcının arabanın benim adıma tescil edilmemesini ve son taksit ödenene kadar devrin yapılmamasını şart koşması caiz midir? Şunu belirteyim ki araba benim tasarrufumdadır ve onu kullanıyorum. Bu caiz midir? Allah sizi mübarek kılsın.

Cevap:

Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Kardeş İzzuddin ve Kardeş Nidal'ın soruları aynı konu hakkında benzer sorulardır, bu nedenle her ikisinin cevabı birdir:

Bu mesele fıkıhta "satılan malın bedeli karşılığında rehin bırakılması" (rehnü’l-mabî’ alâ semenihi) adıyla bilinir. Yani satılan malın, alıcı bedelini ödeyene kadar satıcının yanında rehin kalmasıdır. Bu mesele, satıcı ve alıcının, Rasulullah ﷺ’in Buhârî tarafından Câbir bin Abdullah (ra)’dan rivayet edilen şu hadisindeki gibi davrandıkları durumlarda ortaya çıkmaz:

رَحِمَ اللَّهُ رَجُلًا سَمْحًا إِذَا بَاعَ، وَإِذَا اشْتَرَى، وَإِذَا اقْتَضَى

"Allah; satarken, satın alırken ve alacağını isterken kolaylık gösteren adama rahmet etsin." (Buhârî)

Ancak bazen önce malın mı teslim alınacağı yoksa önce bedelin mi ödeneceği konusunda ihtilaf ederler. Satıcı, satış akdinden sonra bedel ödenene kadar malı elinde tutmaya, yani rehin olarak saklamaya yönelebilir. İşte bu noktada bu mesele ortaya çıkar. Bu konu fakihler arasında ihtilaflıdır; kimisi şartlarla izin verir, kimisi izin vermez, kimisi de bir durumda izin verip diğerinde vermez.

Bu meseleyi inceledikten sonra tercih ettiğim görüş şöyledir:

Birincisi: Satılan Malın Cinsi:

  1. Satılan malın; ölçekle, tartıyla veya ölçüyle satılan cinsten olması (pirinç, pamuk veya kumaş satışı gibi).
  2. Satılan malın; ölçekle veya tartıyla satılmayan cinsten olması (araba, ev veya hayvan satışı gibi).

İkincisi: Satış Bedeli:

  1. Bedelin peşin (hâl) olması; yani malın örneğin nakit on bin karşılığında hemen ödenmek üzere alınması.
  2. Bedelin vadeli (müeccel) olması; yani malın örneğin bir yıl sonra ödenmek üzere on bin karşılığında alınması.
  3. Bedelin bir kısmının peşin, bir kısmının vadeli olması; örneğin beş bin peşinat verilip kalan beş binin bir yıl sonra ödenmesi veya aylık taksitlere bölünmesi.

Üçüncüsü: Şer’î Hüküm Yukarıdaki Durumlara Göre Farklılık Gösterir:

Birinci Durum: Satılan mal ölçekli ve tartılı olmayan cinsten ise... (Yani ev, araba veya hayvan gibi):

1- Bedel peşin ise, yani bir arabayı nakit on bin karşılığında alıyorsanız ve bu akitte sabitlenmişse: Bu durumda satıcının, akit gereği peşin bedel ödenene kadar malı elinde tutması, yani rehin kalması caizdir. Bunun delili Tirmizî’nin rivayet ettiği ve "hasen" dediği, Ebû Ümâme’den nakledilen şu hadistir. Ebû Ümâme dedi ki: Veda Haccı yılında Rasulullah ﷺ’i hutbede şöyle buyururken dinledim:

العَارِيَةُ مُؤَدَّاةٌ، وَالزَّعِيمُ غَارِمٌ، وَالدَّيْنُ مَقْضِيٌّ

"Emanet iade edilir, kefil borçtan sorumludur ve borç ödenir." (Tirmizî)

Hadisteki delalet yönü, Rasulullah ﷺ’in "borç ödenir" sözündedir. Alıcı, bedeli ödemeden önce malı teslim alırsa, onu borçla satın almış olur. "Borç ise ödenir." Yani satın alma işlemi nakit ise borcun ödenmesi önceliklidir. Başka bir deyişle, akitteki bedel nakit ve peşin olduğu sürece önce bedel ödenir. Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâî adlı eserinde bu hadis hakkında şöyle der: (Rasulullah ﷺ "borç ödenir" diyerek borcu mutlak veya genel olarak ödenmesi gereken bir vasıf olarak nitelemiştir. Eğer bedelin teslimi malın tesliminden sonraya kalırsa, bu borç ödenmiş olmaz; bu ise nassa aykırıdır.)

Buna binaen, satıcının, alıcı bedeli ödeyene kadar malı elinde tutması caizdir, böylece borç oluşmaz. Bu durum akde de uygundur, zira satış borçla değil nakit bedelle yapılmıştır.

2- Bedel vadeli ise, örneğin bir arabayı bir yıl sonra ödemek üzere on bin karşılığında alıyorsanız: Bu durumda, bedel ödenene kadar malın elinde tutulması caiz değildir. Çünkü bedel, satıcının onayıyla akit uyarınca vadelendirilmiştir. Satıcı, malı vadeli bedelle sattığına göre bedeli garanti altına almak için malı elinde tutma hakkından feragat etmiştir. Bu yüzden malı elinde tutamaz, onu alıcıya teslim etmelidir.

3- Bedelin bir kısmı peşin bir kısmı vadeli ise, örneğin arabayı beş bin peşinat verip kalan beş bini bir yıl sonra veya taksitlerle ödemek üzere alıyorsanız: Bu durumda satıcının, peşin olan kısım ödenene kadar malı elinde tutması caizdir. Ancak peşin kısım ödendikten sonra, vadeli taksitleri tahsil etmek için malı elinde tutması caiz değildir. Bu, 1. ve 2. maddelerde zikrettiğimiz nedenlerden dolayıdır.

Özetle; satıcının, malı peşin bedeli karşılığında rehin tutması caizdir. Yani satış akdi hemen ödenecek peşin bir bedel üzerinden yapılmışsa, satıcı, alıcı bedeli ödeyene kadar malı elinde tutabilir.

Aynı şekilde satıcı, alıcı akit gereği olan peşinatı ödeyene kadar malı elinde tutabilir.

Burada "Alıcı, teslim almadığı, yani mülkiyetine tam olarak geçmeyen malı nasıl rehin bırakabilir?" denilemez. Çünkü rehin, ancak satılması caiz olan şeylerde caizdir. Satın alınan bir mal ise, Beyhakî'nin İbn Abbas'tan rivayet ettiği üzere Rasulullah ﷺ'in Attâb bin Esîd'e söylediği şu hadis uyarınca teslim alınmadan satılamaz:

إني قد بعثتك إلى أهل الله، وأهل مكة، فانههم عن بيع ما لم يقبضوا

"Seni Allah'ın ehline ve Mekke ehline gönderdim; onları teslim almadıkları şeyi satmaktan men et." (Beyhakî)

Taberânî’nin Hakîm bin Hizâm’dan rivayet ettiği hadiste ise şöyle geçer: "Ey Allah'ın Rasulü! Ben çokça ticaret yapıyorum. Bunlardan hangisi helal hangisi haramdır?" Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu:

لَا تَبِيعَنَّ مَا لَمْ تَقْبِضْ

"Teslim almadığın şeyi satma." (Taberânî)

Bu hadisler, teslim alınmayan malın satılmasını açıkça yasaklamaktadır. Öyleyse mal teslim alınmadan (kabzedilmeden) nasıl rehin bırakılabilir?

Bu söylenemez; çünkü bu iki hadis ölçekli ve tartılı mallar hakkındadır. Ancak satılan mal ev, araba ve hayvan gibi bunların dışındaki şeylerden ise, Buhârî'nin İbn Ömer (ra)'dan rivayet ettiği şu hadise dayanarak teslim almadan önce satılması caizdir: "Nebi ﷺ ile bir seferdeydik. Ömer’in hırçın bir devesi üzerindeydim. Deve bana galip geliyor ve topluluğun önüne geçiyordu. Ömer onu azarlıyor ve geri çeviriyordu. Sonra yine öne geçiyordu... Nebi ﷺ Ömer'e 'Onu bana sat' buyurdu. Ömer 'O senindir ey Allah'ın Rasulü' dedi. Rasulullah ﷺ 'Onu bana sat' buyurdu ve Ömer onu Rasulullah ﷺ’e sattı. Bunun üzerine Nebi ﷺ şöyle buyurdu: 'O senindir ey Abdullah bin Ömer, onunla dilediğini yap'." Burada, mal teslim alınmadan önce hibe yoluyla üzerinde tasarruf edilmiştir ki bu, teslim almadan önce malın mülkiyetinin tamamlandığını ve satıcının mülkiyeti tam olduğu için satışının caiz olduğunu gösterir.

Buna göre; teslim almadan önce satılması caiz olduğu sürece, teslim almadan önce malın rehin bırakılması da caizdir. Ancak bu sadece ev, araba, hayvan gibi ölçekli ve tartılı olmayan mallar için geçerlidir. Satışın peşin bedelle yapılması veya akitte peşin bir ödemenin (peşinat) bulunması durumunda, peşin bedel veya peşinat ödenene kadar mal teslim alınmadan önce rehin bırakılabilir.

İkinci Durum: Satılan mal ölçekli ve tartılı mallardan ise... (Pirinç, pamuk veya kumaş gibi): Bu durumda bedel ne olursa olsun (peşin, vadeli veya taksitli) malın bedeli karşılığında elde tutulması (rehin bırakılması) caiz değildir:

Bedel vadeli ise, yukarıda açıkladığımız gibi zaten malı elinde tutamaz.

Bedel peşin ise, yukarıda zikrettiğimiz Rasulullah ﷺ’in hadisi uyarınca ölçekli ve tartılı mallar teslim alınmadan önce rehin bırakılması caiz olmadığı için malı elinde tutamaz. Satıcı, peşin satış durumunda iki seçenek arasındadır:

Ya malı peşin bedelle satıp teslim edecek ve alıcının bedeli hemen veya bir süre sonra ödemesini bekleyecektir (malı rehin almadan)... Ya da malı hiç satmayacaktır.

Sonuç olarak; satılan mal ölçekli veya tartılı cinsten ise, satış ister peşin ister vadeli olsun, satıcının bedel ödenene kadar malı kendi nezdinde rehin tutması caiz değildir.

Tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyi bilendir ve en doğru hükmü verendir.

Kardeşiniz Atâ bin Halîl Ebû er-Raşta

Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir'in web sitesindeki cevap linki: Emir

Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın