Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Siyasi Soru-Cevaplar (Arap Zirvesi - Hindistan Seçimleri - Suriye Muhasebe Yasası - Sharon'un Gazze'den Çekilme Planı - ABD'nin Eski Irak Ordusundan Faydalanması - Acaristan Krizi)

May 15, 2004
1863

S1: Arap Zirvesi'nin Mart 2004'te yapılması planlanmışken, zirve daha gerçekleşmeden dağıldı. O dönemde bunun, Arap rejimlerinin Birliğin ıslahı ve siyasi reformlar konusundaki anlaşmazlıklarından kaynaklandığı söylendi. Oysa Arap rejimlerinin siyasi durumu birbirine benzemektedir; tüm yöneticiler baskı ve hak sözün engellenmesi noktasında aynıdır. Mart ayında yöneticilerin zirveyi yapmasını engelleyen ve Mayıs ayında yapmaya ikna eden sebep nedir? Gerçekten yapılacak mı yoksa selefinin akıbetine mi uğrayacak?

Cevap 1: Arap zirvelerinin toplanması Arap yöneticilerin iradesine bağlı değildir; aksine bölgede etkili olan sömürgeci devletlerin (ABD ve Avrupa/İngiltere) arzularına göre toplanır veya dağılır. Hatta bildiri metinlerindeki can alıcı noktalar bu arzular doğrultusunda belirlenir, genel noktalar ise yöneticilere bırakılır.

Toplanma, dağılma ve tekrar bir araya gelme çabalarının ardındaki itici güçleri anlamak için biraz geriye gitmek gerekir:

1 - 13/02/2004 tarihinde ABD, Büyük Ortadoğu Projesi adı altında bir belge açıkladı. Sadece Ortadoğu'yu değil, Fas'tan Pakistan'a kadar tüm bölgeyi kapsadığı için buna "Büyük" adını verdi. ABD, bu projeyi Haziran ayında Georgia'da yapılacak G8 zirvesine sunacağını duyurdu. Arap ülkelerine danışmadı; aksine zirvelerinde bunu tartışmalarını ve uygulama için onaylamalarını istedi. Belge, Arap ülkelerinden siyasi "reform" ve Arap Birliği'nin bu projeye uyumlu hale getirilmesini talep ediyordu. Metinler, bölgeyi canlandırma kılıfına rağmen Amerikan çıkarlarına hizmet edecek şekilde tasarlanmıştı.

2 - Avrupa, ABD'nin kendilerine Ortadoğu'da yer bırakmak istemediğini fark etti. Bunun üzerine Avrupa'nın üç büyüğü (Fransa, Almanya, İngiltere) 18/02/2004'te Berlin'de toplandı. Bölge halkına danışılması gerektiğini vurgulayarak dışarıdan çözüm dayatılamayacağını belirttiler. Kendi girişimlerinin başarısı için Arap-İsrail çatışmasının çözümünü ve Irak'taki yetkinin Iraklılara devredilmesini şart koştular.

3 - Böylece Mart 2004'te ABD'nin projesi hazırken, Avrupa'nın projesinin netleşmesi için 1 Mayıs'ta 10 yeni üyenin katılımı ve 5-6 Mayıs'taki Dublin toplantısının beklenmesi gerekiyordu.

4 - Zirve, bu iki projeden hangisine uyum sağlayacağı konusunda bölündü. Mısır, Suudi Arabistan ve Suriye hemen toplanmak isterken; Tunus, Fas ve çoğu Körfez ülkesi her iki projenin de hazır olmasını beklemekten yanaydı. Yani kutuplaşma, yönü ABD olanlar ile yönü Avrupa olanlar arasındaydı. Tunus, son dakikada zirveyi erteleyerek bir oldu bitti yarattı. Tunus'un "siyasi reform" anlaşmazlığı nedeniyle bunu yaptığı iddiaları asılsızdır; zira Tunus yönetimi baskı ve zulümde diğerlerinden daha şiddetlidir.

5 - ABD, kendi belgesinin tek seçenek olması için Mart'ta yapılmasını istiyordu ama başaramadı. Tunus ve Avrupa yanlısı grup, Dublin zirvesini beklemekte ısrar etti.

6 - 4/05/2004'te ABD yönetimi, projenin revize edilmiş bir hali üzerinde çalıştıklarını ve NATO ile Avrupa Birliği'nin desteğini almayı hedeflediklerini açıkladı. Ancak görüş ayrılıkları, özellikle Irak ve Filistin meselelerinde devam etti.

7 - Tüm bunlar zirvenin Mayıs sonunda yapılmasını mümkün kıldı. Büyük güçlerin ana hatları netleştiği için Arap yöneticilerden ne istendiği de belli oldu. Zirvenin yapılması muhtemeldir; ancak bu rejimler tamamen haya perdelerini sıyırıp G8 zirvesinin sonucunu beklemek üzere tekrar erteleyebilirler.

Şunu belirtmek gerekir ki, kastedilen siyasi reform halkın yöneticilerini seçmesi veya özgürce görüş beyan etmesi değildir. Zira bu, bölgedeki tüm ABD ve Avrupa yanlılarının devrilmesi ve ümmetin dini olan İslam'ın yönetime gelmesi demektir ki sömürgeci devletler buna asla razı olmaz. Siyasi reformdan kasat, sömürgeci devletlerin planlarını uyguladıkları sürece diktatör olup olmamalarına bakılmaksızın yöneticilerin bu devletlerin bakış açısına göre yeniden şekillendirilmesidir.

Arap zirveleri yarım asırdır ümmetin hayrına hiçbir şeyi çözmemiş ve üzerinde ittifak etmemiştir. Bu zirveler, halkın işlerini İslam'a göre değil müstevlilerin isteklerine göre güden yöneticilerin elinde bir felakete dönüşmüştür.

قَاتَلَهُمُ اللَّهُ ۖ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

"Allah onları kahretsin! (Haktan) nasıl da döndürülüyorlar!" (Tevbe 30)

S2: Hindistan'daki seçimler Kongre Partisi'nin zaferiyle sonuçlandı. ABD desteğine rağmen Vajpayee hükümeti neden kaybetti? Pakistan, laik Kongre Partisi'nin gelişinden neden endişe duyuyor?

Cevap 2: Hindistan'da İngiliz nüfuzu "bağımsızlık" sonrası yaklaşık elli yıl devam etti. Kongre Partisi hakim güçtü. ABD, Vajpayee ve BJP (Bharatiya Janata Partisi) ile 1996'da bir atılım yaptı. Onu ekonomik ve askeri olarak destekledi. Ancak BJP'nin sonu bu destekten geldi. ABD'nin dayattığı "özelleştirme" politikaları, şehirlerde zengin bir azınlık ve dev şirketler yaratırken, kırsal kesimdeki fakirleri daha da yoksullaştırdı. Buna Hindu milliyetçiliği ve Müslümanlara yönelik katliamlar da eklenince halk tepki gösterdi.

Kongre Partisi ise İngiliz tarzı siyasi deha ile BJP'nin dini bağnazlığına karşı laikliği, kapitalist özelleştirmeye karşı ise devlet projelerini öne çıkardı. Pakistan'ın endişesine gelince; hem Vajpayee hem de Müşerref üzerinde ABD nüfuzu vardı ve Keşmir konusunda müzakereye ikna edilmişlerdi. Kongre Partisi'nin gelmesiyle İngiliz nüfuzunun bölgeye geri dönme ihtimali, sömürgeciler arası rekabeti kızıştıracaktır. Müşerref, Müslümanların dertlerinden ziyade kendi koltuğunu ve İngiliz nüfuzunun geri dönmesinin kendi pozisyonuna etkisini dert etmektedir.

Kafirler, Allah Teala bu ümmete, kendisiyle korundukları ve arkasında savaştıkları bir Râşid Halife ile ikramda bulunana kadar Müslümanlara karşı birleşmeye devam edeceklerdir.

S3: ABD, Suriye'nin "terörle mücadele" konusundaki istihbarat yardımlarına rağmen Suriye Muhasebe Yasası kapsamında yaptırımlar uyguladı. Bu durum ABD'nin Suriye'ye bakışının değiştiği anlamına mı geliyor?

Cevap 3: ABD'nin Suriye'ye bakışında köklü bir değişiklik yoktur. Diplomatik ilişkiler kesilmedi ve her iki taraf da diyaloğun açık olduğunu vurguluyor. Bush'un yaptırımları uygulama kararı, seçim döneminde Yahudi lobisinin ve Yeni Sağcı Hristiyanların oylarını almak için yapılmış bir hamledir. Suriye Başbakanı'nın da belirttiği gibi, bu yaptırımlar Suriye üzerinde felç edici bir etkiye sahip değildir; daha ziyade bir seçim mesajıdır.

Bu durumun "Büyük Ortadoğu Projesi"nin başlangıcı olması ise ancak seçimlerden sonra, bölgedeki tüm yöneticileri (kendisine tabi olsun ya da olmasın) yeniden şekillendirme sürecinde söz konusu olabilir. Asıl tehlike yöneticilerin değişmesi değil, bu yöneticiler vasıtasıyla bölgenin sömürgeleşmesidir.

S4: Sharon'un Gazze'den çekilme planı kendi partisi Likud'da reddedildi. Bu planın çöktüğü anlamına mı gelir? Likud'da bir bölünme sinyali mi?

Cevap 4: Yahudi varlığının Gazze'den çekilme isteği yeni değildir. Gazze'yi bir "eşek arısı kovanı" olarak görürler ve oradaki direnişten çekinirler. Sharon'un planının ardındaki asıl saik, Filistin meselesini parçalara ayırmaktır. Gazze konusunu Batı Şeria'dan ayırarak uluslararası alanda bağımsız bir mesele gibi tartışılmasını sağladı.

Sharon, Likud içindeki eğilimleri bildiği halde bu planı oylamaya sundu. Amacı, Gazze için ayrı, Batı Şeria için ayrı çözümler üretilebileceği teamülünü yerleştirmekti. Planı teorik olarak başarılı olmuştur çünkü Gazze'yi Batı Şeria'dan koparmayı başarmıştır. Asıl tehlike Sharon'un planları değil, İslam dünyasındaki yöneticilerin ve müzakerecilerin Yahudi varlığının işgaline karşı sürdürdükleri o derin sessizliktir.

S5: ABD, lağvettiğini duyurduğu eski Irak ordusundan neden tekrar yardım almaya başladı?

Cevap 5: ABD, işgal emri altındaki bir orduya Iraklıların katılmayı reddetmesi nedeniyle yeni bir ordu kurmakta başarısız oldu. Ayrıca Bush, Kasım 2004 seçimleri öncesinde asker kayıplarını azaltmak ve sükuneti sağlamak zorundadır.

Felluce gibi küçük ama imanı büyük yerlerde Amerikan ordusu ağır silahlarına rağmen kontrolü sağlayamadı. Bunun üzerine "pragmatizm" gereği eski ordu mensuplarından bir grubu güvenlik için kullanmaya karar verdiler. Böylece bir grup Iraklıyı diğerinin karşısına dikerek Amerikan askerinin yükünü hafifletmeyi ve seçimlere kadar sahte bir istikrar görüntüsü vermeyi hedefliyorlar. Bu, askeri olarak başaramadıklarını siyasi kurnazlıkla elde etme çabasıdır.

S6: Gürcistan'daki Acaristan krizi nasıl çözüldü ve Rusya neden kendi adamı olan Abaşidze'den vazgeçti?

Cevap 6: Acaristan, Karadeniz kıyısındaki stratejik konumu ve Batum limanı nedeniyle ABD için hayati önemdedir. ABD, burayı kendisine bağlı Tiflis hükümetine bağlamak istiyordu. Powell'ın Moskova ziyaretinde Rusya ile bir "pazarlık" yapıldığı anlaşılıyor.

Görünüşe göre Rusya, Çeçenistan'daki katliamlarına ABD'nin sessiz kalması ve Gürcistan'ın Çeçenlere verdiği desteği kesmesi karşılığında Acaristan'daki nüfuzundan ve adamı Abaşidze'den vazgeçti. Rusya, bu tavizlerin ABD'yi durduracağını sanıyorsa yanılıyor; zira ABD, NATO ve askeri üsleri vasıtasıyla Rusya'yı kendi evinin kapısında kuşatmaya kararlıdır.

26 Rebiülevvel 1425 15/05/2004

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın