Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevapları: - Hacda Cemeratın Taşlanma Vakti - Semiz Buzağılarla Kurban Kesmek - Kuşlardan Kurban Kesmenin Hükmü

June 09, 2024
2305

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata İbn Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevapları

1- Hacda Cemeratın (Şeytanın) Taşlanma Vakti 2- Semiz Buzağılarla Kurban Kesmek 3- Kuşlardan Kurban Kesmenin Hükmü

Ameer Torman, Amjad Altamari, Haitham Abu Shkhaidem ve Noman Almur’a


Birinci Soru: Hacda Cemeratın Taşlanma Vakti

Ameer Torman’ın Sorusu:

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Nasılsınız Emirimiz? Allah’tan sizin hayır ve afiyette olmanızı dilerim. Yine Yüce Allah’tan önünüzü açmasını ve hayrı sizin ellerinizle gerçekleştirmesini niyaz ederim.. Amin. Allah’ın izniyle bu yıl hac farizasını yerine getirmeye niyet ettim ve bir sorum var: Cemrelerin taşlanmasıyla ilgili olarak, bazıları gece yarısından önce birinci taşlamayı yapıyor ve gece yarısından sonra aynı yerde kalarak ikinci taşlamayı yapıyor. Ben bunun hatalı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle hacının, o günün güneş batımından önce taşlamayı yapması, sonra gün güneşin batmasıyla sona erdiği için ikinci taşlama için güneş batımından sonrasını beklemesi gerektiğini düşünüyorum; bu doğru mudur?

Allah sizi mübarek kılsın ve adımlarınızı hak üzere sabit kılsın.

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Başlangıçta Yüce Allah’tan yolunu kolaylaştırmasını, işini basitleştirmesini, sana makbul ve mebrur bir hac nasip etmesini ve bununla günahlarını bağışlamasını dilerim.

Hacca başlamadan önce hac hükümlerini dikkatlice incelemeni tavsiye ederim. Hac hükümlerinden bahseden kitaplar çoktur, ayrıca bazı ilim ehlinin hac ve hükümleri hakkında resimler ve açıklamalarla desteklenmiş kapsamlı dersleri ve şerhleri bulunmaktadır... Aynı şekilde hac sırasında takıldığın konuları sormak için orada sayıca çok olan uzmanlara başvurabilirsin... Sorunun cevabına gelince:

1- Cemrelerin taşlanması, Zilhicce'nin onuncu günü olan Kurban Bayramı'nın birinci günü ve ayrıca Teşrik günleri denilen Zilhicce'nin on bir, on iki ve on üçüncü günlerinde, yani bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde yapılır... Zilhicce'nin on üçüncü gününde (bayramın dördüncü günü) yapılan taşlama, acele etmeyenler (gayri müteaccil) içindir. Acele edenler (müteaccil) için ise taşlama; bayram günü ve onu takip eden iki Teşrik günü, yani Zilhicce'nin on bir ve on ikinci günleridir.

2- Taşlamanın başlangıç ve bitiş vaktine gelince; tercih ettiğim görüş (tercih ettiğim diyorum çünkü başka görüşler de vardır) şudur:

a- Taşlamanın Başlangıcı:

  • Bayram günü, taşlama sadece yedi taş ile yapılan Büyük Cemre (Cemre-i Akabe) taşlamasıdır, ondan başkası taşlanmaz. Bu taşlamanın en faziletli vakti, Rasulullah ﷺ’e ittiba ederek Kurban Bayramı sabahı kuşluk vaktidir (duha). Nitekim Buhari, Sahih’inde Cabir (r.a.)’dan şöyle rivayet etmiştir:

رَمَى النَّبِيُّ ﷺ يَوْمَ النَّحْرِ ضُحًى وَرَمَى بَعْدَ ذَلِكَ بَعْدَ الزَّوَالِ

"Nabi ﷺ kurban bayramı günü kuşluk vakti taşlama yaptı, ondan sonra ise zeval vaktinden sonra taşlama yaptı."

Müslim’in rivayetinde ise şöyledir:

رَمَى رَسُولُ اللهِ ﷺ الْجَمْرَةَ يَوْمَ النَّحْرِ ضُحًى وَأَمَّا بَعْدُ فَإِذَا زَالَتْ الشَّمْسُ

"Rasulullah ﷺ kurban bayramı günü cemreyi kuşluk vakti taşladı, ondan sonraki günlerde ise güneş zevale erdiğinde (öğle vaktinde) taşladı."

Tirmizi’nin Sünen’inde İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre:

أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ قَدَّمَ ضَعَفَةَ أَهْلِهِ وَقالَ لَا تَرْمُوا الْجَمْرَةَ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ

"Nabi ﷺ ailesinin zayıf olanlarını (geceden Müzdelife’den Mina’ya) önden gönderdi ve onlara şöyle dedi: Güneş doğana kadar cemreyi taşlamayın."

Ebu İsa (Tirmizi) şöyle dedi: İbn Abbas’ın hadisi hasen sahih bir hadistir.

  • Üç Teşrik gününe gelince, taşlamanın başlangıcı konusunda tercih ettiğim görüş, taşlamanın zeval vaktinden (öğle vaktinden) sonra başlamasıdır. Bunun sebepleri şunlardır:

  • Buhari Sahih’inde Cabir (r.a.)’dan rivayet etmiştir: "Nabi ﷺ kurban bayramı günü kuşluk vakti taşlama yaptı, ondan sonra ise zeval vaktinden sonra taşlama yaptı." Müslim’in rivayetinde ise: "Rasulullah ﷺ kurban bayramı günü cemreyi kuşluk vakti taşladı, ondan sonraki günlerde ise güneş zevale erdiğinde taşladı." Ebu Davud da Sünen’inde Aişe (r.a.)’dan şöyle rivayet etmiştir:

أَفَاضَ رَسُولُ اللهِ ﷺ مِنْ آخِرِ يَوْمِهِ حِينَ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى مِنًى فَمَكَثَ بِهَا لَيَالِيَ أَيَّامِ التَّشْرِيقِ يَرْمِي الْجَمْرَةَ إِذَا زَالَتْ الشَّمْسُ كُلُّ جَمْرَةٍ بِسَبْعِ حَصَيَاتٍ يُكَبِّرُ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ وَيَقِفُ عِنْدَ الْأُولَى وَالثَّانِيَةِ فَيُطِيلُ الْقِيَامَ وَيَتَضَرَّعُ وَيَرْمِي الثَّالِثَةَ وَلَا يَقِفُ عِنْدَهَا

"Rasulullah ﷺ günün sonunda öğle namazını kıldıktan sonra (Mina’ya) döndü, orada Teşrik günleri geceleri boyunca kaldı. Güneş zevale erince cemreleri taşlıyordu. Her cemreyi yedişer taşla taşlıyor, her taşla beraber tekbir getiriyordu. Birinci ve ikinci cemrenin yanında durup vakfeyi uzun tutuyor ve tazarruda bulunuyordu; üçüncü cemreyi ise taşlıyor ancak yanında durmuyordu."

  • İbn Kudâme’nin el-Muğnî (3/399) adlı eserinde - Nifr (Mina’dan ayrılış) günü zevalden önce taşlama ve Teşrik günlerinde zevalden sonra taşlama faslında şöyle geçer:

"Fasıl: Teşrik günlerinde ancak zevalden sonra taşlama yapılır. Eğer zevalden önce taşlarsa, bunu iade eder. Bu husus nass ile belirlenmiştir. Bu, İbn Ömer’den rivayet edilmiştir. Malik, Sevri, Şafii, İshak ve Ashab-ı Rey de bu görüştedir. Hasan ve Ata’dan da rivayet edilmiştir; ancak İshak ve Ashab-ı Rey, Nifr (ayrılış) günü zevalden önce taşlamaya ruhsat vermişlerdir, fakat nifr (ayrılış) ancak zevalden sonra olur... Bizim delilimiz ise Nabi ﷺ’in ancak zevalden sonra taşlama yapmış olmasıdır; nitekim Aişe: 'Güneş zevale erince cemreyi taşlardı' demiştir. Cabir de Nabi ﷺ’in haccının vasfında şöyle demiştir: 'Rasulullah ﷺ’i kurban günü kuşluk vakti taşlama yaparken gördüm, ondan sonra ise güneşin zevalinden sonra taşlama yaptı.' Nabi ﷺ şöyle buyurmuştur:

خُذُوا عَنِّي مَنَاسِكَكُمْ

'Hac ibadetlerinizi benden öğrenin.'

İbn Ömer de şöyle demiştir: 'Güneşin zevale ermesini beklerdik, zevale erince taşlardık.' Zevalden sonra hangi vakitte taşlarsa taşlasın caizdir, ancak müstehap olan, İbn Ömer’in dediği gibi zeval vaktinde taşlamaya koşmaktır. İbn Abbas şöyle demiştir: 'Rasulullah ﷺ cemreleri güneş zevale erince, taşlamayı bitirdiğinde öğle namazını kılacak kadar bir sürede taşlardı.' Bunu İbn Mace rivayet etmiştir." (Bitti)

b- Taşlama vaktinin sonuna gelince, tercih ettiğim görüş şöyledir:

  • Cemre-i Akabe için taşlama vakti, kurban bayramı sabahı kuşluk vaktinden bayramın ikinci gününün fecir vaktine kadar devam eder. Çünkü Nabi ﷺ geceleyin yapılan taşlamayı onaylamıştır. Buhari Sahih’inde İbn Abbas (r.a.)’dan şöyle rivayet etmiştir: "Nabi ﷺ’e bayram günü Mina’da sorular soruluyordu, o da: 'Bir sakıncası yok (lâ harace)' diyordu. Bir adam sordu: 'Kurban kesmeden önce tıraş oldum?' O da: 'Kes, bir sakıncası yok' buyurdu. Başka biri: 'Akşam olduktan sonra taşlama yaptım' dedi, o da: 'Bir sakıncası yok' buyurdu." Aynı şekilde Taberani el-Mu’cemü’l Kebir’de Ata yoluyla İbn Abbas’tan; Rasulullah ﷺ’in çobanlara geceleyin taşlama yapmaları için ruhsat verdiğini rivayet etmiştir. Gece ise fecrin girmesiyle sona erer.

  • Teşrik günlerinde taşlamanın son vakti ise, yukarıda Buhari’den naklettiğimiz İbn Abbas (r.a.) hadisine dayanarak bir sonraki günün fecir vaktidir. Nabi ﷺ bayram günü Mina’da kendisine sorulan "Akşam olduktan sonra taşlama yaptım" sorusuna "Bir sakıncası yok" buyurmuştur. Gece ise fecrin girmesiyle biter.

c- Acele edenler (müteaccil) için bayramın üçüncü günü bundan istisnadır; onlar için taşlamanın son vakti güneş batımından öncedir. Çünkü güneşin batmasıyla dördüncü güne girilir ve kişi hâlâ Mina’da ise dördüncü güne kadar kalması gerekir... Ayrıca bayramın dördüncü günü de istisnadır; taşlamanın son vakti güneş batımından öncedir, çünkü o taşlamanın son günüdür.

3- Yukarıdaki açıklamalara binaen, sorunda bahsettiğin durumlar söz konusu değildir. Sen diyorsun ki: "Cemrelerin taşlanmasıyla ilgili olarak, bazıları gece yarısından önce birinci taşlamayı yapıyor ve gece yarısından sonra aynı yerde kalarak ikinci taşlamayı yapıyor... bu doğru mudur?". Açıkça Teşrik günlerini kastediyorsun:

a- Senin birinci durumuna göre; Zilhicce’nin on birini on ikisine bağlayan gece yarısından önce yapılan taşlama ilk Teşrik günü için geçerlidir ve sahihtir. Ancak gece yarısından sonra on ikinci gün adına yapılan taşlama sahih değildir; çünkü on ikinci günün güneşinin zevalinden (öğle vaktinden) öncedir... Diğer Teşrik günleri için de durum böyledir.

b- İkinci durumuna göre; Zilhicce’nin on birinde güneş batmadan önce ilk Teşrik günü için yapılan taşlama sahihtir. Ancak güneş battıktan hemen sonra on ikinci gün adına yapılan taşlama sahih değildir; çünkü yine on ikinci günün zeval vaktinden öncedir... Diğer Teşrik günleri için de durum böyledir.

Buna göre, kurban bayramı günü ve Teşrik günlerinde taşlamanın son vakti yukarıdaki (2-b) maddesinde açıkladığımız gibidir.

Umarım mesele şimdi netleşmiştir.


İkinci Soru: Semiz Buzağılarla Kurban Kesmek

Amjad Altamari ve Haitham Abu Shkhaidem’in Soruları:

Değerli Emirimiz, Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. Allah’tan sizin sağlık ve afiyet içinde olmanızı dilerim.

Sorum şu: Semiz olan buzağılar iki yaşından küçük olsalar bile kurban olarak yeterli midir?

Cevap:

Sorularınız aynı konu üzerinedir, ikinize birden cevap şöyledir:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

1- Kurban bir ibadettir ve Rasulullah ﷺ onun şartlarını ve hükümlerini açıklamıştır. Kurbanın şartlarından biri de yaşıdır. Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

لَا تَذْبَحُوا إِلَّا مُسِنَّةً، إِلَّا أَنْ يَعْسُرَ عَلَيْكُمْ، فَتَذْبَحُوا جَذَعَةً مِنَ الضَّأْنِ

"Sadece musinne (erişkin hayvan) kurban edin. Ancak size zor gelirse o zaman koyundan bir ceza (altı ayını doldurmuş kuzu) kesin." (Müslim)

Sığırlarda musinne, iki yaşını doldurup üçe girmiş olandır... Dolayısıyla, "eğer semiz ve eti çoksa iki yaşın altındaki sığırlar kurban edilebilir" şeklindeki âlimlerin icma ettiği iddiası doğru değildir. Eti çok olsa bile iki yaşından küçük sığırların kurban edilebileceğini, bu asırdaki az sayıda fetva sahibi dışında kimse söylememiştir ve bu fetvaları delile ve Selef-i Salih ulemasının muteber müctehid görüşlerine aykırıdır.

Şer’i miktarlar ve ölçüler, illetlendirilmemiş (gayri muallel) şer’i ölçülerdir. Bu nedenle illet aramaksızın o miktara veya ölçüye riayet edilir. Rasulullah ﷺ’in hadisi gayet açıktır: "Sadece musinne kurban edin." Sığırda musinne, iki yaşını doldurup üçüncü yaşına girendir. Buradaki nehiy (yasak) kesin bir nehiydir ve kesinlik karinesi, zora düşenler için koyun türünden *ceda'*ya (en az altı aylık kuzuya) izin veren istisnadır.

Kurban kesmek bir ibadettir ve bu, şeriatın belirlediği şartlara ve sebeplere göre yerine getirilen, illetlendirilmemiş ve başka türlüsü geçerli olmayan tevkîfî bir ibadettir.

2- Mefahim (Sayfa 34)'te şöyle geçer: "İslami nizamlar; ibadetler, ahlak, yiyecekler, giyecekler, muamelat ve ukubatla (cezalarla) ilgili şer'i hükümlerdir. İbadetler, ahlak, yiyecekler ve giyeceklerle ilgili şer'i hükümler illetlendirilmez. Rasulullah ﷺ: 'İçki bizzat kendisinden dolayı haram kılınmıştır' buyurmuştur. Muamelat ve ukubata gelince, bunlar illetlendirilir; çünkü bunlardaki şer'i hüküm, hükmün teşri edilmesine sebep olan bir illete dayalıdır. Birçok kimse, her işin temeline safi menfaatçiliği koyan Batı fikri liderliği ve Batı medeniyetinden etkilenerek tüm hükümleri menfaatle illetlendirmeye alışmıştır. Bu ise, tüm işlerin temeline ruhu koyan ve işleri kontrol etmek için ruh ile maddeyi kaynaştıran İslami fikri liderlikle çelişir. Bu temele dayanarak; ibadetler, ahlak, yiyecekler ve giyeceklerle ilgili şer'i hükümler asla illetlendirilmez; çünkü bu hükümlerin illeti yoktur. Aksine bunlar nassın geldiği gibi alınır. Namaz, oruç, hac, zekat, namazın kılınış keyfiyeti ve rekat sayısı, hac menasiki, zekat nisapları ve benzerleri, illeti ne olursa olsun (hatta illet aranmaksızın) naslarda geldiği üzere tevkîfî olarak alınır, kabul ve teslimiyetle karşılanır..."

Buna göre, kurbanlık hayvanın yaşı sınırını aşmak doğru değildir; buzağı ister çok semiz olsun ister olmasın, nass yaşı illet belirtmeksizin zikretmiştir ve bu bağlayıcı bir emirdir...


Üçüncü Soru: Kuşlardan Kurban Kesmenin Hükmü

Noman Almur’un Sorusu:

Selamun Aleykum...

Kuşlardan kurban kesmenin hükmü nedir? Bilindiği üzere Hz. Bilal’in horoz kurban etmesiyle ilgili bir sözü var?

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Birincisi: Kurban (Udhiye), İslam’ın şeairinden bir nesiktir (ibadettir). Dışına çıkılmaksızın şer’i delillerin öngördüğü şekilde yerine getirilmelidir. İlgili şer’i deliller takip edildiğinde şu hususlar ortaya çıkar:

1- Kur’an-ı Kerim, nesiki (kurbanı) "behimeti’l en’am" (evcil büyük ve küçükbaş hayvanlar) ile ilişkilendirmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ

"Biz, her ümmet için, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine Allah'ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık." (Hac 34)

Bu ayetin Kurtubi tefsirinde şöyle geçer:

"Ayet-i kerimede Yüce Allah kurbanlardan bahsettiğinde, hiçbir ümmetin bundan mahrum kalmadığını açıklamıştır... Nesik (kurban), Mücahid'in dediğine göre kesmek ve kan akıtmaktır. 'Neseke' denildiğinde, kurban kesti manasına gelir... Azheri ise bu ayetteki 'mensik' kelimesinin kurban kesme yerini (menhar) kastettiğini söylemiştir... Bazıları 'mensik' kelimesinin bayram, bazıları ise hac olduğunu söylemiştir. Ancak birinci görüş daha açıktır, çünkü devamında: 'Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların (behimeti’l en’am) üzerine Allah'ın adını ansınlar diye' buyurulmuştur, yani onları keserken Allah'ı ansınlar... Rızık veren O olduğu için kesimin sadece O'nun için olmasını emretmiştir." (Bitti)

Bu tefsirden açıkça anlaşılmaktadır ki nesik, en kuvvetli görüşe göre "behimeti’l en’am"dan (deve, sığır, koyun, keçi) yapılan kesimdir. Ayet, şiar ve nesik olan kurbanın ancak "behimeti’l en’am"dan kesilmesinin yeterli olacağına işaret etmektedir.

2- Rasulullah ﷺ ve ashabının kestiği kurbanlara dair tüm şer’i naslar, sadece "behimeti’l en’am" hakkındadır. Örneğin:

  • Buhari, Enes b. Malik (r.a.)’dan rivayet etmiştir: "Nabi ﷺ iki koç kurban ederdi, ben de iki koç kurban ediyorum."

  • Yine Buhari, Enes’ten rivayet etmiştir: "Rasulullah ﷺ boynuzlu, alacalı iki koça yöneldi ve onları kendi eliyle kesti."

  • Buhari’de Aişe (r.a.)’dan: "Rasulullah ﷺ eşleri adına sığır kurban etti."

  • Müslim’de Aişe’den: "Rasulullah ﷺ boynuzlu, ayakları siyah, karın altı siyah ve göz çevresi siyah olan bir koç getirilmesini emretti, onunla kurban kesti... 'Bismillah, Allah'ım Muhammed'den, Muhammed ailesinden ve Muhammed ümmetinden kabul et' dedi ve onu kurban etti."

  • Tirmizi’nin rivayet ettiği hadiste: "Âdemoğlu kurban bayramı günü kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir... O kurban, kıyamet günü boynuzları, tüyleri ve tırnaklarıyla gelir..." Başka bir rivayette "kurban sahibine her bir tüyü için bir sevap vardır" denilmektedir.

Nabi ﷺ zamanındaki kurbanların sadece "behimeti’l en’am"dan olması, bunun dışındaki hayvanların kurban olarak yeterli olmayacağını gösterir.

3- Kurbanın yaşı, hangi organlarının sağlam olması gerektiği vb. şartlarla ilgili tüm naslar sadece "behimeti’l en’am" hakkında gelmiştir. Örneğin:

  • Müslim’de: "Sadece musinne kurban edin, ancak zorlanırsanız koyundan bir ceda' (kuzu) kesin."

  • Buhari’de: Ebu Burde namazdan önce kestiğinde Rasulullah ﷺ ona: "Senin koyunun sadece bir et koyunudur (kurban değildir)" demiştir. Adam: "Yanımda altı aylık bir keçi (ceda') var" deyince, "Onu kes, ama senden başkası için yeterli olmaz" buyurmuştur.

  • Hadislerde kurbanın kusurlu olmaması (kör, hasta, topal, aşırı zayıf olmaması) gerektiği anlatılırken hep boynuz, kulak, tırnak gibi büyük ve küçükbaş hayvanların vasıflarından bahsedilir.

a- Bu hadislerin tamamı "behimeti’l en’am"dan bahseder. Diğer hayvanlar veya kuşlar hakkında hiçbir nas yoktur.

b- "Behimeti’l en’am"da yaş ve kusursuzluk şartlarının aranması, bu şartları taşımayanların bile kurban olamayacağını gösterirken, hakkında hiçbir delil olmayan diğer hayvanların (kuş vb.) kurban olamayacağı öncelikle (evleviyetle) anlaşılır.

İkincisi: İbn Hazm’ın "behimeti’l en’am" dışındakilerin kurban edilebileceğine dair getirdiği deliller hüccet niteliğinde değildir. İbn Hazm, el-Muhallâ adlı eserinde şöyle demiştir:

[Mesele: At, deve, yabani sığır, horoz ve diğer helal olan kuş ve hayvanlardan eti yenen her hayvanla kurban kesmek caizdir... Bilal'in 'Bir horoz kurban etsem bile aldırmam' sözünü ve İbn Abbas'ın iki dirheme et alıp 'Bu İbn Abbas'ın kurbanıdır' demesini zikrettik... Ebu Hanife ve Şafii ise 'behimeti’l en’am'ın daha faziletli olduğunu söylediler... Bizim delilimiz ise kurbanın Allah'a yakınlaşmak (kurbe) olduğudur. Kur'an ve sünnetin yasaklamadığı her şeyle Allah'a yakınlaşmak güzeldir. Nitekim Allah 'Hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz' buyurmuştur... Cuma namazına erken gidenlerin durumuyla ilgili hadiste '...sonra tavuk tasadduk etmiş gibi, sonra yumurta tasadduk etmiş gibi olur' buyurulmaktadır. Bu hadislerde tavuk ve kuşun yakınlaşma (takrib) vesilesi olduğu görülmektedir. Kurban da şüphesiz bir yakınlaşmadır...] (Bitti)

1- İbn Hazm’ın "gücün yettiği her şeyle kurban keserek Allah'a yakınlaşma" istidlali tutarlı değildir. Çünkü şeriat, kurbanın hükmünü ve hangi hayvanlardan olacağını açıklamıştır. Şeriatın beyan ettiğinin dışına çıkmak caiz değildir. Cuma hadisine gelince, o kurban kesme nesiki hakkında değil, sadaka yoluyla Allah'a yaklaşmak hakkındadır. Nitekim hadiste yumurta da zikredilmiştir. Kurbanda ise kan akıtmak şarttır; yumurta ile kurban olmayacağı açıktır. Dolayısıyla bu hadis kurban hükümlerini beyan etmek için gelmemiştir.

2- Hz. Bilal (r.a.)’dan nakledilen söze gelince: "Bir horoz kurban etsem de aldırmam, kurban bedelini bir fakire sadaka vermem benim için kurban kesmekten daha sevimlidir." Bu söz, Rasulullah ﷺ’in kavli ve fiili delillerine karşı bir hüccet olamaz. Ayrıca Bilal (r.a.) fiilen bir horoz kurban etmemiş, kimsenin de böyle yaptığını rivayet etmemiştir. Onun bu sözü kurbanın neyle olacağını beyan etmek için değil, kurbanın vacip olmadığını ve sadakanın (kendi görüşüne göre) daha faziletli olduğunu anlatmak içindir.

3- İbn Abbas’ın çarşıdan et alıp "Bu İbn Abbas’ın kurbanıdır" demesi de şer’i kurban örfüne uymaz. Kurbanın bizzat kesilmesi gerekir; hazır et alıp dağıtmak şer’en kurban değil, bir tür sadakadır.

Buna göre, büyük bir güvenle söyleyebiliriz ki: Kuşlardan kurban kesmek geçerli değildir. Şer’en kurban ancak şer’i delillerin gösterdiği şartlara uygun olarak "behimeti’l en’am"dan (deve, sığır ve koyun/keçi) olur.

Kardeşiniz Ata İbn Halil Ebu’r Raşta

02 Zilhicce 1445 H. 08/06/2024 M.

Emir'in sayfasındaki cevap linki (Facebook)

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın