Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Suriye'deki Çatışma Eksenleri Hakkındaki Mektuba Cevap - Alfateh Akjadeed'e

May 20, 2013
3823

(Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Değerli Emirimiz,

Saygıdeğer Emirim, bu sayfa fıkhi konulara mı ayrılmıştır? Eğer öyle değilse şöyle bir sorum var: Şam topraklarında devam eden savaşın gidişatında, iki temel uluslararası eksenin yanı sıra birkaç bölgesel eksenin olduğunu fark ettim:

1- Suudi Arabistan ekseni: Bu eksenin kilit ismi Şeyh Arur'dur. Örneğin Douma'daki "Liva el-İslam" bu eksene bağlıdır ve Tayfur (İhvan) ile ortak askeri komuta oluşumunda yer almıştır.

2- Katar ekseni: Başlangıçtan beri Ulusal Konsey'i engelleme rolü ve Ulusal Koordinasyon Heyeti'ne verdiği desteğin yanı sıra Koalisyon'u (İtilaf) bünyesinde barındırır. "Suriye Kurtuluş Cephesi"ne destek vermeyi üstlenmiştir ve en önemlisi Azmi Bişara olmak üzere birden fazla kilit isme sahiptir.

3- Türkiye ekseni: Hassas iç dengelerin istikrarını korumaya hevesli olan bu eksenin gözü; birinci olarak Kürt meselesinde, ikinci olarak ise Suriye'deki demokrasidedir. Bu eksen, uluslararası sınırlar ve Amerikan siyasetiyle uyumludur.

4- Ürdün ekseni: Türkiye ekseniyle açık bir anlaşmazlık içinde görünüyor. Ürdün'ün gözetiminde "Ulusal Ordu" olarak adlandırılan yapıyı kurmak için birkaç girişimde bulunuldu, ancak Türkiye ve Amerika, aralarında Mustafa el-Şeyh'in de bulunduğu ilgili subaylarla temasa geçerek bu girişimleri boşa çıkardı (Ürdün'deki toplantılarda Amerikan istihbaratı ve Savunma Bakanlığı sürekli hazır bulunmasına rağmen).

5- Kuveyt ekseni: Belirli şahıslar aracılığıyla İslami gruplar üzerinden hareket eder. Temel olarak "Ahrar el-Şam" bu eksen tarafından oluşturulmuştur ve özellikle Şam'da birçok tarafı kazanmaya çalışmaktadırlar. Uluslararası çerçevede ise: Amerikan ekseni, ardından İngiliz ve Fransız ekseni yer almaktadır. Tüm bunlar muhalefetle ilgilidir. Sorum şu: Devam eden çatışmanın genel tablosu nedir? Bölgenin bağımlılık (nüfuz) açısından durumu nedir? Çatışmadaki temel eksenler hangileridir? Her bir tarafın çözüm tasavvuru nedir? Allah sizden razı olsun.

Cevap:

Alfateh Akjadeed’e,

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Sayfanın siyasi, fikri veya fıkhi konular için mi olduğunu soruyorsun...

Kardeşim, bu sayfa bu iletişimden umulan her türlü hayır içindir. Allah’ın izniyle, hayır kapılarından herhangi birine dair hiçbir soruya engel yoktur.

Suriye’deki çatışma eksenleri hakkındaki soruna gelince, mesele şu şekildedir:

1- Hafız ve Beşar döneminden beri Suriye’deki fiili siyasi nüfuz Amerikan nüfuzudur. Bu rejim, bölgede Amerika’nın çıkarlarını gerçekleştirmekte ve Yahudi varlığının güvenliğini sadece 48’de işgal edilen topraklarda değil, aynı zamanda 67’de işgal edilen Golan’da da korumaktaydı.

2- Suriye’de halk hareketleri başlayıp tırmandığında ve Beşar olayları eski haline getiremeyecek kadar aciz kaldığında; Amerika, uşağı olan diktatörün hükmen düştüğünü anladı. Derdi, ondan sonra yerine geçecek uşağı nasıl garanti altına alacağı oldu. Ciddiyetle çalışarak "Konsey"i, ardından "Koalisyon"u (İtilaf) kurdu... Ancak bunların içeride kök salmasını sağlayamadı. Devrimcilerin, bir alternatif olgunlaşmadan önce diktatörü devirmesinden ve sonrasında Amerika’nın hesaba katmadığı güçlerin bu boşluğu doldurmasından korkmaya başladı.

3- Bu yüzden Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla, sonuç getirmeyen boş projelerle Beşar’a mühlet üzerine mühlet vermeye başladı. Kendilerini bile koruyamayan gözlemci heyetleri oluşturuldu, kesin bir sonuç içermeyen ancak zaman kazanmaya yönelik toplantılar yapıldı. Amaç, yurt dışında yaşayan kendi üretimleri olan şahısları pazarlamak ve içerideki insanların onları yönetici olarak kabul etmesini sağlamaktı.

4- Amerika’yı şaşırtan şey, içerideki havaya -ister İslam’ın fikir ve hükümlerine dair bir bilince sahip olsunlar ister olmasınlar- İslami duyguların hakim olmasıydı... İnsanların Hilafet nidaları ve haykırışları da Amerika’nın uykularını kaçırdı. Öyle ki, medya tarafından yoğun bir şekilde parlatılmasına rağmen diğer laik vb. sesler bu kalabalığın içinde kaybolup gitme noktasına geldi!

5- Bu atmosfer Amerika ve müttefiklerinin kalbine korku salıyor ve işlerin ellerinden kaçmasından endişe ediyorlar. Bu nedenle üç ana hususa odaklanıyorlar:

Birincisi: İçerideki insanlara, dışarıdaki Amerikan üretimlerini kabul etmeleri için bir baskı unsuru olarak Beşar’a mümkün olan en büyük ölçüde öldürme ve vahşet uygulaması için yeşil ışık yakmak. Ardından bu üretimlerini devreye sokarak Suriye’de laik sivil bir yönetim kurmak; yani sadece yüzleri değiştirip rejimin temel yapısını korumak.

İkincisi: Eğer Beşar’ın katliamlarıyla kendi üretimlerini pazarlayamazsa, beklenti odur ki kendi hükümetini dayatmak için uluslararası müdahaleye başvuracaktır. Gerektiğinde müdahale etmek için çeşitli bahane ve gerekçelerle sahneyi hazırlıyor. Ancak kendi iç ve dış sorunlarının ve krizlerinin çokluğu nedeniyle, müdahaleyi projelerinin arka planında tutuyor ve ancak yukarıda zikredilen ilk plan başarısız olursa buna başvuracaktır.

Üçüncüsü: Bu süre zarfında ülkeyi yıkıma sürükleyerek, eğer İslam Suriye’de yönetime galip gelirse, Amerika ve müttefiklerinin zannına göre bu yıkım ve harabın ümmeti yeise düşüreceği, umutsuzluğa sürükleyeceği ve kalkınma ile hareketten alıkoyacağı düşünülmektedir. Fakat Amerika ve tüm İslam düşmanları bu ümmetin azametini idrak edemiyorlar. Zira bu ümmetin nesli içinde, zalimlerin burnunu yere sürterek yeryüzünü imar edecek, münafıkların hilesine rağmen ekinleri ve nesilleri çoğaltacak er oğlu erler vardır. Bu ümmet daha önce onların benzerleri olan Haçlıları ve Tatarları görmüştü; onlar da yeryüzünde bozgunculuk çıkarmış, öldürmüş ve yıkmışlardı. Buna rağmen ümmet onları kahretmiş, en rezil şekilde kovmuş ve sanki dün orada hiç yaşamamışlar gibi izlerini silmiştir. Ümmet yeniden canlanmış, düşmanlarını yerle bir etmiş, onları hiç beklemedikleri yerden yakalayıp yok etmiş ve yeniden insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet vasfına dönmüştür:

كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ

"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve Allah’a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de vardır, ama pek çoğu yoldan çıkmış fasıklardır." (Âl-i İmrân [3]: 110)

6- Amerika ile ilgili durum budur... Rusya, Türkiye, İran ve Lübnan’daki müttefikleri ise Amerika’nın ileri hatlarıdır; Beşar’a silah sağlarlar ve onu desteklerler... Amerikan planına göre sahneyi ısıtır veya soğuturlar. Bu bağlamda, Amerika Dışişleri Bakanı’nın Rusya Dışişleri Bakanı ile yaptığı son görüşme, kararlardan ziyade bir "zaman geçirme" ve havadan sudan konuşma mahiyetindeydi...

7- Avrupa’ya gelince; özellikle uşakları olan Katar ve Ürdün üzerinden "gürültü" çıkarmaya çalışıyor. Şunu bilmek gerekir ki Amerika onlara pek değer vermemektedir. Efendileri olan Avrupa’yı kendi peşinden sürüklenmeye terk etmiştir. Amerika, Avrupa’nın rolünü hiçe sayarak Rusya’ya gidip Suriye konusunu görüştükten sonra; İngiltere Başbakanı, sanki İngiltere’nin bu meselede bir rolü varmış gibi itibarını kurtarmak adına bir şeyler araştırıp öğrenmek için Amerika’nın ayak izlerini takip ederek Rusya’ya gitmiştir. Fransa’nın tutumu ise sadece sesinin daha yüksek çıkması bakımından farklıdır; oysa İngiltere daha sinsice ve kurnazca hareket eder. Sonuç olarak Suriye’deki etkisiz rolleri bakımından her ikisi de aynıdır.

8- Suriye’deki ümmet ekseni kalmıştır ve oradaki hareketlilik şu şekildedir:

  • Batı kültürüyle aldatılmış, onun fikir ve kavramlarının etkisi altında kalmış, Batı ne diyorsa onu söyleyen; dini hayattan ayıran laik, demokratik sivil devlet çağrısı yapan bir azınlık...

  • Bu azınlıktan daha fazla sayıya ve daha büyük ağırlığa sahip olan bir başka grup... Bunlar gözlerine perde inmiş Müslümanlardır: İslam’ı severler ve Hilafet’i isterler, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sancağına aşıktırlar; ancak sömürgeci devletleri provoke etmekten korktukları için sevdiklerini ve istediklerini ilan etmezler, vatanseverlik iddiacılarını tahrik etmemek için sancaklarını kaldırmazlar!

  • İslami yönetim çağrısı yapan bir grup, bu da iki kısımdır:

Bir kısmı maddi eylemler kullanır ve İslami yönetim çağrısı yapar ancak İslam’ın fikir ve hükümleri ile mevcut gerçeklikler üzerine tam ve doğru bir bilince sahip değildir.

Diğer kısmı ise samimi ve ihlaslıdır; Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in izlediği metotla İslami yönetimi, "Râşidî Hilafeti" ister ve bunun için ehlinden nusret talep eder...

Değerli kardeşim, biz tüm amellerimizde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in metoduna bağlı kalıyoruz; eğri çizginin yanına doğru çizgiyi koyuyor, hakkı ortaya çıkarıyor ve ona teşvik ediyoruz. Sadece Şam’da değil, diğer bölgelerde de gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımız vardır; özellikle Şam’a komşu bölgelerdeki çalışmalarımız Allah’ın izniyle herkesin malumudur. Allah Subhânehu’dan yardım ve muvaffakiyet dileriz.

Sonuç olarak; Amerika ve müttefikleri, diktatörün güvenliğini garanti altına alacak, bir karanlık yüzün yerine daha siyahını getirecek ancak laik cumhuriyetçi rejim yapısını ayakta tutacak anlaşmalar hazırlıyorlar. Şam topraklarına gelecek olan İslami yönetimi geciktirmek için tüm güçlerini sarf ediyorlar. Çünkü İslami yönetimde kâfirlerin, münafıkların, uşakların ve onların takipçilerinin helakı vardır. Ümmete düşen görev, onların bu şerli hedeflerini gerçekleştirmelerine fırsat vermemektir. Bilakis hak üzere sebat etmeli, Hilafet’ten başka bir alternatifi kabul etmeyeceğine dair Allah’a ahdetmeli ve geçici hükümet veya ara hükümet gibi konuları dillerine dolayan İslam düşmanlarının üretimlerine kanmamalıdır. Zira bu hükümetler, sömürgeci kâfirlerin ve münafıkların yaptığı gibi onları övüp İslam ve Müslümanlara tuzak kuran hükümetlerdir. Ne önceki Ulusal Konsey, ne sonraki Koalisyon (İtilaf), ne de uzaktan gelen Hitto bu ümmete bir hayır sunacaktır; aksine onlar Amerika ve müttefiklerinin yolunda yürümektedirler...

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta

Emirin Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emirin web sitesindeki cevap linki: Emir Sitesi

Emirin Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın