Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata b. Halil Ebu’r Raşta’nın Takipçilerinin Facebook Sayfası Üzerinden Sorduğu Sorulara Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"
Soru Cevap
Bal ve Diğer Ticari Malların Zekatı Amel Ht ve Soufien HT
Sorular:
Amel Ht’nin Sorusu:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh, Değerli Emirimiz, Allah çabalarınızı bereketlendirsin, ümmeti sizinle faydalandırsın, sizi zafer ve güç ile desteklesin ve bunları mizanınıza hayır olarak yazsın inşallah. Eğer lütfederseniz bir sorum olacaktı. Sorum şu: Balın zekatı var mıdır? Eğer varsa nisabı nedir?
Soufien HT’nin Sorusu:
Selamun Aleykum, Allah sizi ve amellerinizi bereketlendirsin, onları mizanınızda hayır eylesin. Sorum şu: İşlenmiş altın, yani takı satılan bir noktada çalışıyorum. Zekatın nasıl hesaplanacağını sormak istiyorum. Bilindiği üzere altınlar taşlarla süslenmiştir; zekat taşlar hariç saf altın üzerinden mi hesaplanır, yoksa altın ve taşlar birlikte tartılıp toplam ağırlık üzerinden mi zekat verilir? Ayrıca değerli taşların (elmas, yakut, zümrüt...) zekatı nasıl olur? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh, Her iki sorunuz da aynı konuya dahil olduğu için ikisine birlikte cevap vereceğiz inşallah:
1- Zekat; nakit, ticari mallar, hayvanlar ve hububat (tahıllar) gibi Şeriatın bizzat belirlediği mallar dışında farz değildir. “Zekat alınırken, Şer'i nassın geldiği malla sınırlı kalınır. Zekat ancak hakkında sahih nasslar gelen şeylerden alınır ki bunlar; deve, sığır, koyun, altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve kuru üzümdür.” Tüm bunların delillerini Anayasa Mukaddimesi kitabının ikinci cildindeki 143. maddenin şerhinde açıkladık; daha fazla detay için oraya müracaat edilebilir.
2- Balda zekat vacip değildir. Anayasa Mukaddimesi kitabının ikinci cildinde 143. maddenin şerhinde bal ile ilgili olarak şunları zikrettik: (Ebu Seyyara el-Müte’î’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:
قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنَّ لِي نَحْلاً، قَالَ: فَأَدِّ العُشُورَ، قَالَ: قُلْتُ يَا رَسُولَ اللهِ، احْمِ لِي جَبَلَهَا، قَالَ: فَحَمَى لِي جَبَلَهَا
"Dedim ki: 'Ey Allah'ın Rasulü, benim arılarım var.' Buyurdu ki: 'Öyleyse öşrünü (onda birini) öde.' Dedim ki: 'Ey Allah'ın Rasulü, onun dağını (otlağını) benim için koru.' Bunun üzerine onun için o dağı koruma altına aldı."
Amr b. Şuayb’ın babasından, onun da dedesinden rivayetine göre şöyle demiştir:
جَاءَ هِلالٌ، أَحَدُ بَنِي مُتْعَانَ، إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ بِعُشُورِ نَحْلٍ لَهُ، وَكَانَ سَأَلَهُ أَنْ يَحْمِيَ لَهُ وَادِياً يُقَالُ لَهُ سَلَبَةُ، فَحَمَى لَهُ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ذَلِكَ الْوَادِي. فَلَمَّا وُلِّيَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضي الله عنه كَتَبَ سُفْيَانُ بْنُ وَهْبٍ إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ يَسْأَلُهُ عَنْ ذَلِكَ فَكَتَبَ عُمَرُ: إِنْ أَدَّى إِلَيْكَ مَا كَانَ يُؤَدِّي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ مِنْ عُشُورِ نَحْلِهِ، فَاحْمِ لَهُ سَلَبَةَ، وَإِلاَّ فَإِنَّمَا هُوَ ذُبَابُ غَيْثٍ يَأْكُلُهُ مَنْ يَشَاءُ
"Benu Mut’an’dan Hilal adında biri, arılarının öşrü ile Rasulullah ﷺ’e geldi. Kendisi için Selebe denilen bir vadinin koruma altına alınmasını istemişti, Rasulullah ﷺ de o vadiyi onun için koruma altına aldı. Ömer b. el-Hattab Radiyallahu Anh halife olduğunda Süfyan b. Vehb, Ömer b. el-Hattab’a yazarak bunu sordu. Ömer de şöyle yazdı: 'Eğer arılarının öşrü olarak Rasulullah ﷺ’e ödediğini sana da öderse, Selebe’yi onun için koru. Aksi takdirde o (arılar), dileyenin yediği yağmur sinekleridir (sahipsizdir).'"
Bu hadisler balda zekat olduğuna dair istidlalde bulunmaya elverişli değildir. Çünkü Ebu Seyyara hadisi münkatıdır (kopuktur); zira Süleyman b. Musa’nın Ebu Seyyara’dan rivayetidir. Buhari şöyle demiştir: “Süleyman, Sahabe’den kimseye yetişmemiştir ve balın zekatı hakkında sahih olan hiçbir şey yoktur.” Amr b. Şuayb hadisini ise Ebu Davud ve Nesai rivayet etmiş olup İbn Abdülber el-İstizkar’da bunu hasen kabul etmiştir. Buna rağmen bu hadis balda zekatın vacip olduğuna delalet etmez; zira ödediği miktar gönüllü bir ödemedir ve alınan karşılığında onlara bölgeyi koruma altına almıştır. Ömer (ra)’ın uygulaması da buna delildir; zira o illetin farkına varmış ve benzerini emretmiştir. Bunu destekleyen bir diğer husus, Sa’d b. Ebi Zubab’dan rivayet edilen şu hadistir:
أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ اسْتَعْمَلَهُ عَلَى قَوْمِهِ وَأَنَّهُ قَالَ لَهُمْ: أَدُّوُا العُشْرَ فِي الْعَسَلِ
"Nebi ﷺ onu kavmi üzerine görevlendirmiş, o da onlara: 'Balın öşrünü ödeyin' demiştir." (Beyhaki ve İbn Ebi Şeybe rivayet etmiştir; Buhari, Ezdi ve başkaları bunu zayıf saymıştır). Bununla birlikte Şafii şöyle demiştir: “Sa’d b. Ebi Zubab’ın anlattığı şey şuna delalet eder: Nebi ﷺ ona bu konuda bir şey emretmemişti; bu onun kendi görüşüydü ve kavmi de ona bunu gönüllü olarak (teberruen) vermişti.” Tüm bunlar balda zekat olmadığını gösterir; hatta delil olarak getirdikleri hadisler bile balda vacip bir zekat olmadığına delalet etmektedir.) Bitti.
3- Aynı şekilde değerli taşlarda da zekat vacip değildir; çünkü Şeriat bunları zekat mallarından saymamıştır. Bu nedenle, değerli taşlarla karışık olan altının zekatı verilirken içindeki değerli taşların ağırlığı düşülür; zira taşlar zekata tabi değildir. Zekat, ilgili Şer'i hükümlere göre karışık olanlar düşüldükten sonra geri kalan altın üzerinden verilir.
4- Ancak bal ve değerli taşlar ticaret için hazırlanmışsa (ticari mal ise), bunlarda zekat vardır. Bunun detaylarını Hilafet Devletinde Mallar kitabında ve 25 Cemaziyelahir 1437 H. / 03 Nisan 2016 M. tarihli soru cevapta şöyle açıkladık:
[Uruz-u Ticaret (Ticari Mallar); nakit para dışındaki, kâr amacıyla alım satım konusu yapılan her şeydir. Bunlar yiyecekler, giyecekler, mefruşat, sanayi ürünleri, hayvanlar, madenler, araziler, binalar ve alınıp satılan diğer her türlü şeydir.
Ticaret için edinilen mallarda zekat vaciptir. Semura b. Cündeb şöyle demiştir:
أما بعد، فإن رسول الله ﷺ كان يأمرنا أن نخرج الصدقة من الذي نعد للبيع
"Bundan sonra (şunu bilin ki); Rasulullah ﷺ satmak için hazırladığımız şeylerden zekat çıkarmamızı bize emrederdi." (Ebu Davud rivayet etmiştir). Ebu Zer’den, Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
وَفِي البَزِّ صَدَقَتُهُ
"El-Bezz'de zekat vardır." (Darekutni ve Beyhaki rivayet etmiştir). El-Bezz, ticaretine konu olan elbise ve kumaşlardır. Ebu Ubeyd, Ebu Amra b. Hammas’tan, o da babasından rivayet ettiğine göre: "Ömer b. el-Hattab bana uğradı ve: 'Ey Hammas, malının zekatını öde' dedi. Ben de: 'Ok torbası ve deriden başka malım yok' dedim. O da: 'Onlara değer biç, sonra zekatını öde' dedi." Abdurrahman b. Abdül Kâri’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ömer b. el-Hattab zamanında Beytülmal’den sorumluydum. Atâ (maaş dağıtımı) zamanı geldiğinde tüccarların mallarını toplar, sonra mevcut olan ve olmayan (alacakları) mallarını hesaplar, ardından mevcut maldan hem eldeki hem de olmayan malın zekatını alırdı." (Ebu Ubeyd rivayet etmiştir).
- Ahmed müsnedinde Malik b. Evs b. el-Hadesân en-Nasri’den, o da Ebu Zer’den Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu işittiğini nakleder:
فِي الْإِبِلِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْغَنَمِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْبَقَرِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْبَزِّ صَدَقَتُهُ
"Develerin zekatı vardır, koyunların zekatı vardır, sığırların zekatı vardır ve el-Bezz'in zekatı vardır." El-Bezz, ticaret için hazırlanan elbiselerdir.
- Nevevi, el-Mecmu' Şerhu'l-Mühezzeb’de şöyle demiştir:
(Ticari mallarda zekat vaciptir; zira Ebu Zer (ra)’dan Nebi ﷺ’in:
فِي الْإِبِلِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْغَنَمِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْبَقَرِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْبَزِّ صَدَقَتُهُ
buyurduğu rivayet edilmiştir. Çünkü ticaret ile malın neması (artışı) hedeflenir, bu yüzden hayvanlardaki saime (otlayan hayvan) zekatı gibi buna da zekat bağlanmıştır... “ve fi’l-bezzi sadakatuhu” (el-Bezz'de zekat vardır) kavli, tüm ravilerin rivayet ettiği üzere be’nin fethası ve zay harfi iledir; Darekutni ve Beyhaki zay harfiyle olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Şafii (ra)’ın eski ve yeni görüşleri ticaret zekatının vacip olduğu konusunda birleşmiştir... Mezhep arkadaşları arasında Şafii (ra)’ın mezhebinin bunun vacip olduğu yönünde icma ettiği meşhurdur...)
- İbn Kudame el-Muğni’de şöyle demiştir:
(İlim ehlinin çoğunluğuna göre ticari malların değerinden zekat vermek vaciptir. İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: 'İlim ehli, ticaret kastıyla tutulan malların üzerinden bir yıl geçtiğinde zekata tabi olduğu konusunda icma etmiştir.' Bizim delilimiz ise Ebu Davud’un Semura b. Cündeb’den naklettiği şu rivayettir:
كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ يَأْمُرُنَا أَنْ نُخْرِجَ الزَّكَاةَ مِمَّا نُعِدُّهُ لِلْبَيْعِ
'Rasulullah ﷺ satmak için hazırladığımız şeylerden zekat çıkarmamızı bize emrederdi.' Darekutni de Ebu Zer’den Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
فِي الْإِبِلِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْغَنَمِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْبَقَرِ صَدَقَتُهَا، وَفِي الْبَزِّ صَدَقَتُهُ
Bunu zay harfi ile söylemiştir. Malların aynından zekat verilmeyeceği, değerinden verileceği konusunda ihtilaf yoktur. Ebu Amr b. Hammas’ın babasından rivayetine göre: 'Ömer bana malının zekatını ver dedi. Ben de ok torbası ve deriden başka malım yok dedim. O da: Onlara değer biç, sonra zekatını öde buyurdu.' İmam Ahmed ve Ebu Ubeyd rivayet etmiştir.) Bitti.
- Beyhaki, es-Sünenü'l-Kübra’da şunu rivayet etmiştir:
(Malik b. Evs b. el-Hadesân şöyle demiştir: Osman’ın yanında otururken Ebu Zer geldi ve hadisi zikretti; dediler ki: 'Ey Ebu Zer, bize Rasulullah ﷺ’den hadis rivayet et.' O da dedi ki: Rasulullah ﷺ’i şöyle buyururken işittim: 'Develerin zekatı vardır, koyunların zekatı vardır, sığırların zekatı vardır ve el-Bezz'in zekatı vardır.' Bunu قَالَهَا بِالزَّايِ (zay harfiyle söyledi).) Bitti.
Ticari malların değeri altın veya gümüş nisabına ulaştığında ve üzerinden bir yıl (havl) geçtiğinde zekat vacip olur.
Eğer tüccar ticaretine nisap miktarından az bir malla başlar ve yıl sonunda mal nisaba ulaşırsa, zekat vermez; çünkü nisabın üzerinden bir yıl geçmemiştir. Bu nisabın üzerinden tam bir yıl geçtikten sonra zekat vermesi gerekir.
Eğer tüccar ticaretine nisabı aşan bir malla başlarsa; örneğin bin dinar ile başlayıp yıl sonunda ticareti gelişip kâr ederse ve değeri üç bin dinar olursa, başladığı bin dinarın değil, üç bin dinarın zekatını vermesi gerekir. Çünkü malın artışı (neması) aslına tabidir; kârın yılı aslın yılıdır. Bu tıpkı keçilerin yavruları (sihal) ve koyunların yavruları (behem) gibidir; onlar da asıllarıyla birlikte hesaplanır ve zekatları verilir, çünkü onların yılı annelerinin yılıdır. Aynı şekilde malın kârının yılı da kâr edilen asıl malın yılıdır. Yıl dolduğunda tüccar ticari mallarını değerlendirir; ister kendisi zekata tabi olan mallardan (deve, sığır, koyun gibi) olsun, ister kendisi zekata tabi olmayan mallardan (elbise, sanayi ürünü, arazi veya bina gibi) olsun, hepsini altın veya gümüş üzerinden tek bir değerlendirmeye tabi tutar ve eğer altın veya gümüş nisabına ulaşıyorsa kırkta birini (%2,5) zekat olarak verir. Zekatı tedavüldeki nakit para ile öder. Eğer kendisi için daha kolaysa zekatı malın kendisinden de verebilir. Örneğin koyun, sığır veya elbise ticareti yapan birine bir koyun, bir sığır veya bir elbise değerinde zekat düşmüşse, isterse nakit verir, isterse o maldan verir; hangisini dilerse onu yapar.
Asılları zekata tabi olan mallar (deve, sığır, koyun gibi) ticaret konusu ise, bunların zekatı hayvan zekatı olarak değil, ticari mal zekatı olarak verilir; çünkü bunların bulundurulma amacı sahiplenmek (kınve) değil ticarettir.
Bu Şer'i gerçeği anladıktan sonra sorunuzun cevabı şu şekildedir:
a- Ticari mallar, zekatın vacip olduğu andaki piyasa değeri üzerinden, yani satış fiyatı üzerinden değerlendirilir. Çünkü bu malların gerçek değeri budur. Alış fiyatı üzerinden değerlendirilmez; çünkü alış fiyatı piyasa değerinden eksik veya fazla olabilir. Esas olan piyasa değeridir.
b- Satıcı toptancı ise mallarını toptan satış fiyatı üzerinden, perakendeci ise perakende satış fiyatı üzerinden değerlendirir. Eğer hem toptan hem perakende satıyorsa iki satış arasındaki oranı esas alır; örneğin malların yarısını toptan yarısını perakende satıyorsa, değerlendirmeyi de yarı yarıya bu fiyatlara göre yapar. Çünkü bu, malların değerini gerçeğe en yakın ifade eden yöntemdir.
c- Mallar, tüccarın bulunduğu ülkedeki değil, malın bulunduğu ülkedeki piyasa değerine göre değerlendirilir; zira o yerdeki piyasa değeri gerçek değerine daha yakındır.
d- Zekat çıkarılacağı zaman, malların ister kolay satılan (kâsid olmayan) ister zor satılan (kâsid) olsun tamamı değerlendirilir; çünkü mallar aslında maldır (para hükmündedir). Satışı zor olan mallar, zekat vaktindeki piyasa değeri üzerinden hesaplanır ki bu durumda değeri doğal olarak durgunluk öncesine göre daha düşük olacaktır. Bu işlem her yıl yapılır; çünkü bunlar mal suretindeki nakitlerdir ve her yıl zekata tabidirler.
e- Ticari malların zekatı nakit olarak verilir, ancak bizzat malın kendisinden verilmesi de caizdir. Eğer ödenmesi gereken zekat 2000 birim ise ve bir malın fiyatı 500 ise, mükellef zekat olarak 4 adet mal verebilir. Bu, nakit yerine mal verilmesi suretiyle durgun olan mallar için uygun bir çıkış yolu olabilir ve böylece zekat veren kişinin maslahatı da gözetilmiş olur.
Bu meselede tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyi bilen ve hüküm verendir.] Bitti.
Balın, ticaret için hazırlanan değerli taşların ve diğer ticari malların zekatının nasıl çıkarılacağını açıklamak için cevabı bütünüyle tekrar zikrettim.
Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşta
27 Rebiulevvel 1442 H. 13/11/2020 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook Linki
Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: Web Linki