Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Suriye Sahasındaki Son Siyasi Gelişmeler

March 14, 2015
2918

Soru:

Amerika ve Türkiye'nin "ılımlı unsurlar" olarak adlandırılan grubu eğitmek üzere bir anlaşma imzaladığı yayınlandı... Bu durum, Amerika'nın Beşar Esed'e bir alternatif bulmak üzere olduğu ve bunun için hava desteğinin yanı sıra karada onu destekleyecek uygun bir güç mü hazırladığı anlamına mı geliyor? Yoksa bu, Amerika bir alternatif bulana kadar eğitim adı altında bir veya iki yıl vakit geçirmekten mi ibarettir? Diğer bir ifadeyle; bu durum bir alternatifin yakın olduğunu ve onun için destek mi hazırlandığını, yoksa alternatifin uzak olduğunu ve o bulunana kadar eğitimle vakit mi kazanıldığını gösterir? Allah hayrınızı artırsın.

Cevap:

Cevabın netleşmesi için Amerika'nın tutumunu ve bölge ülkeleriyle birlikte gerçekleştirdiği hareketliliği gözden geçirelim:

1- Obama, Birliğin Durumu konuşmasında şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki ılımlı muhalefete verdiği destek sadece oradaki çabalara katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda her yerdeki insanların aşırılıkçı ideolojiyle mücadele etmesine de yardımcı olabilir. Bu çaba zaman ve odaklanma gerektirecektir." Ayrıca, "Yurt dışına çok sayıda kara birliği göndermek yerine, Amerika Birleşik Devletleri artık Güney Asya'dan Kuzey Afrika'ya kadar uzanan ülkelerle iş birliği yaparak Amerika Birleşik Devletleri'ni tehdit eden teröristleri güvenli limanlardan mahrum bırakmaya odaklanıyor." (AI Digital, 20/01/2015).

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki; Amerika, bölgeye büyük kuvvetler göndererek geçmişteki tecrübeyi tekrar yaşamak istemiyor. Aksine bölge ülkelerini boyun eğdirmek ve bölge halkından "ılımlı" veya "orta yolcu" güçler oluşturup, kendi hedeflerini gerçekleştirmek için onları destekleyip yönlendirmek istiyor. Amerikan Başkanı bunu, ülkesinin dış politikada izleyeceği siyasi bir hat olarak belirlemiştir. Bu nedenle Amerika, İslam'ın yönetime dönmesini engellemek, nüfuzunu korumak ve zenginlikleri yağmalamak için bölgedeki savaşına büyük kara birlikleri göndermek istemiyor. Bunun yerine, bu savaşta Müslümanların kendilerini kullanmak istiyor. Belirli destek görevleri, eğitim ve savaşın yönetimi için sınırlı kara birlikleri gönderirken, havadan ise uçaklarla katılıyor.

2- Amerika, geçtiğimiz yılın yazından bu yana kendi güdümündeki "ılımlı muhalefet" dediği grubu eğitmeye karar vermiş ve bunu geçtiğimiz sonbaharda resmen duyurmuştu. ABD Başkanı Obama, 13/06/2014 tarihinde bu muhalefetin CIA aracılığıyla silahlandırılmasına yönelik gizli bir kararı onayladı ve 20/09/2014'te şunu ilan etti: "Washington, Suriye muhalefetine askeri yardım da dahil olmak üzere yardım sağlamaya zaten başlamıştır. Ancak yeni çabalar, Suriyeli muhalif savaşçıların güçlenmesi ve Suriye içindeki teröristleri caydırabilmeleri için teçhizat ve eğitim sağlamaktadır." (Associated Press, 20/09/2014). Kongre de 18/09/2014'te Başkan Obama'nın bu planını onaylamıştı. ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey ise şu açıklamayı yaptı: "Eğer sahadaki komuta benden veya Savunma Bakanı'ndan, Iraklılara veya yeni Suriye güçlerine destek için özel kuvvetler gönderilmesini isterse ve bunun hedeflerimize ulaşmak için gerekli olduğunu görürsek, o zaman Başkan Barack Obama'dan talep edeceğimiz şey bu olacaktır." (Sky News, 05/03/2015).

Amerika daha önce durumu Cenevre 1 ve 2 gibi müzakerelerle, bu tür bir güç oluşturmaya başvurmadan çözmeye çalışmıştı. Devrimcileri temsil etmesi için "Koalisyon"u (İtilaf) kurdu ancak bu Koalisyon Suriye halkı tarafından kabul görmedi ve sahada bir gücü olmadı, dolayısıyla başarısız oldu. Bu yüzden, devrimin temsilcileriymiş gibi öne çıkaracağı müzakerecilerin konumunu güçlendirmek için kendisine bağlı bir güç oluşturma ihtiyacı duydu. Bu doğrultuda, kendi projelerini reddeden devrimcilerle savaşmak için (rejimle değil) kendi eliyle eğiteceği "ılımlı Suriyeli güçler" oluşturma fikrini kabul etti. Suriye rejimi ve çevresindekiler onun uşaklarıdır; ancak bu rejime karşı ayaklanan Suriye halkı ve devrimciler onunla birlikte değil, ona karşıdırlar. Bu nedenle Amerika, rejim ve çevresi dışından kendisine yeni uşaklar ve güçler bulmak istiyor ki onları sahada bir güç haline getirip yeni müzakerelere sokabilsin. Rejimdeki mevcut uşaklarını, diğerlerinin işleri yürütebilecek ve devrimi bastırabilecek bir alternatif haline geldiğinden emin olana kadar uzaklaştıramaz.

3- Amerika, kendisine bağlı olan Türk rejimi ile bu konuda bir anlaşmaya varmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki şunları söyledi: "Suriyeli muhalif grupların eğitilmesi ve donatılması konusunda Türkiye ile prensipte anlaşmaya vardığımızı teyit edebilirim. Türkiye, bölgede ılımlı Suriyeli muhalif güçlerin eğitimi ve donatılması programına ev sahipliği yapacak ülkelerden biri olmayı kabul etti. Anlaşmanın yakında Türkiye ile imzalanmasını bekliyoruz." (Sky News, 17/02/2015). Bu anlaşma, 30 subaydan oluşan Amerikalı bir askeri heyetin Ankara ziyareti sonrası geldi. ABD Savunma Bakanlığı, muhalifleri Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar'daki kamplarda eğitmek üzere 400'den fazla asker göndereceğini duyurdu. Savunma Bakanlığı Sözcüsü John Kirby ise şunları söyledi: "Suudilerle birlikte eğitim ve donatım programı için tesislerin hazırlanması, gerekli kaynakların belirlenmesi ve eğitmenlerin hazırlanması üzerinde çalışan bir ekibimiz var." Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, bu programın hazırlık aşamasının 3 ile 5 ay, 5 bin ılımlı muhalifin eğitilmesinin ise 8 ile 12 ay sürebileceğini belirtti. (Anadolu Ajansı, 16/10/2014). Dışişleri Sözcüsü Marie Harf de 10/10/2014'te "Türkiye, ılımlı Suriye muhalefetinin eğitimi ve donatılması çabalarını desteklemeyi kabul etti" dedi (Reuters, 10/10/2014). Başta Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri, Suriye'deki durumdan son derece endişelidirler. Kendilerini de etkilediği için Suriye'deki bu durumun sona ermesini istiyorlar. Bu yüzden Amerika ile iş birliği yapıyor ve "ılımlı muhalefet" gücü oluşturma fikrini destekliyorlar. Aynı zamanda devrimcileri çeşitli şekillerde kontrol altına almaya çalışıyorlar; tüm bunlar devrimdeki ihlaslı kişileri darbelemek ve herhangi bir İslamî projeyi akamete uğratmak içindir.

4- Ardından geçen ay Amerika ile Türkiye arasında resmi imza atıldı. Bir ABD Dışişleri yetkilisi, imza günü olan 19/02/2015'te AFP'ye verdiği demeçte, "Anlaşmanın bu akşam Ankara'da imzalandığını teyit edebilirim" dedi. İmzaları Türkiye Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass attı. Anadolu Ajansı, 19/02/2015'te Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun şu sözlerini aktardı: "Taraflar üzerinde anlaştıkları belgeyi imzaladılar. Eğitilen muhalif unsurlar hem rejim güçleriyle hem de terör örgütü IŞİD ve Suriye'deki tüm terör örgütleriyle savaşacak." Ayrıca, "Sadece altı haftalık olsa bile bir ateşkesi memnuniyetle karşılarız" dedi. Türkiye Haber sayfası 20/02/2015'te Çavuşoğlu'nun şu ifadelerine yer verdi: "Anlaşma, Suriye ile ilgili Cenevre Bildirisi temelinde gerçek bir siyasi dönüşümü sağlamayı ve Suriye muhalefetini terör ve aşırılıkla mücadele ile kendilerine tehlike oluşturan tüm unsurlara karşı güçlendirmeyi amaçlıyor." Dışişleri Bakanı ayrıca Katar ve Suudi Arabistan'ın da kendi topraklarında eğitim programlarına ev sahipliği yapma niyetlerini belirttiklerine dikkat çekti. Reuters, 19/02/2015'te isimlerini açıklamayan üç Amerikalı yetkiliye dayanarak, eğitimin Mart ortasında başlayabileceğini ve "ılımlı muhalefet" planı kapsamında üç yıl boyunca her yıl 5 bin Suriyeli savaşçının eğitileceğini bildirdi. Böylece Türk Dışişleri Bakanı, bu güçlerin eğitilmesindeki amacın Cenevre temelinde siyasi bir dönüşüm sağlamak ve bu dönüşümü reddedip başka bir şey (İslamî yönetim) isteyen unsurları darbelemek olduğunu açıkça ilan etmiş oldu.

5- Dolayısıyla alternatif, ancak Amerikan projelerine muhalif olan ve sahada ağırlığı bulunan güçlerin darbelenmesi ve yerlerine "ılımlı muhalefet" denilen uşak güçlerin ikame edilmesinden sonra gelecektir. Bu programın tamamlanması ve alternatifin hazır hale gelmesi için üç yıllık bir süre öngörülmüştür. Buna göre şu an için alternatifin hazır olmadığı ve etkili müzakerelerin gündemde olmadığı anlaşılmaktadır. Muhtemelen bu müzakereler, "aşırılıkçı" denilen güçlerin darbelenmesinden veya sahadaki etkilerinin kırılmasından sonra başlayacaktır. Bunun için de kendi tahminlerine göre her yıl 5 bin kişi olmak üzere üç yıl belirlemişlerdir. Erdoğan'ın bu ayın başındaki Suudi Arabistan ziyareti de bu bağlamdadır. Haberlerde Suriye konusunun aralarında görüşüldüğü belirtildi; görünen o ki amaç, ılımlı muhalefetin güçlendirilmesi ve Amerika'nın aday göstereceği gelecek alternatifin desteklenmesi konusunda koordinasyon sağlamaktır. Türkiye Haber sayfası 02/03/2015'te Türk Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına dayanarak, "Suudi Kralı Selman bin Abdulaziz'in Pazartesi günü (02/03/2015) Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kraliyet sarayında bir araya geldiğini ve Suriye muhalefetine verilen desteğin somut sonuçlar verecek şekilde artırılması gerektiği konusunda anlaştıklarını" aktardı. Yani Amerika'ya bağlı olan Selman'ın Suudisi ile Erdoğan'ın Türkiyesi, "ılımlı muhalefet" fikrini başarıya ulaştırmak istiyorlar. Somut bir sonuca ulaşmak için tüm imkanlarıyla koordinasyon içinde olacakları anlaşılıyor. Zira daha önce Koalisyon (İtilaf) ile somut bir sonuç elde edemediler. Şimdi ise bu gücün oluşturulmasına bel bağlıyorlar; çünkü onlar ve Amerika, sahaya hakim olan ve devrimcileri temsil ettiğini iddia eden bir güç olmadan somut sonuçlara ulaşamayacaklarını ve başarısız olacaklarını gördüler. Ancak ondan sonra alternatifin sunulması ve Cenevre benzeri müzakere ve konferansların yapılması aşamasına geçilecektir.

6- Amerika'nın şu an sahaya hakim olan devrimcilerin etkisini bitirmek için kullandığı araçlardan biri de, "aşırılıkçı" (ılımlı olmayan) güçleri yenebilecek kapasiteye ulaşmaları için seçtiği kuvvetlere eğitim fırsatı tanıyacak olan "savaşı durdurma" taktiğidir. Aynı zamanda rejime karşı savaşın durması, grupların kendi aralarında çatışmasına ve zayıflamasına yol açacak, bu da onların yenilgisini kolaylaştıracaktır. Bu nedenle Amerikan planı uyarınca, eğittiği ılımlı güçleri yerleştirene kadar "çatışmaların dondurulması" adı altında savaşın durdurulması gerekiyordu. Ardından rejim ile ılımlı muhalefet arasında müzakereler başlayacaktır. Bunu da BM temsilcisi (aslında Amerikan temsilcisi ve projesinin taşıyıcısı olan) De Mistura'nın diliyle söylemektedir. De Mistura, Şam'a yaptığı iki günlük ziyaretin ardından şunları söyledi: "Başkan Esed çözümün bir parçasıdır, onunla önemli görüşmelere devam edeceğim. O hâlâ Suriye'nin başkanıdır... Bir Suriye hükümeti de vardır ve Suriye'nin büyük bir bölümü hâlâ onun kontrolü altındadır." Ayrıca, "Tek çözüm siyasi çözümdür ve bir anlaşmanın yokluğunda durumdan faydalanan taraf IŞİD'dir" dedi (AFP, 13/02/2013). Amerika, De Mistura aracılığıyla Beşar'ı başkan olarak tanımakta, onunla müzakere yürütmek istemekte ve çözümü siyasi kılmaya çalışmaktadır. Bu yüzden uşağı Beşar'a karşı savaşın durmasını istemektedir. Bu da gösteriyor ki Amerika, eğittiği o güçlerin gölgesinde müzakereler yürüttükten sonra Beşar'ın kaderine karar verecektir, şimdi değil. Savaşı durdurmadan ve kendisine bağlı ılımlı güçleri sahaya hakim kılmadan onu düşürmek istemiyor. Ancak ondan sonra alternatifi sunacak ve rejim tarafı ile ılımlı muhalefet tarafı arasında müzakereleri yeniden başlatacaktır.

7- Özetle; alternatifin hazır olduğunu ve Beşar'ın günlerinin sayılı olduğunu söyleyemeyiz. Aksine, müzakereler yeniden başlayana ve durumun şekli üzerinde anlaşmaya varılana kadar bu aşamada kalacağı görülmektedir. Hazırlanan ılımlı güçler kısa sürede hazır olmayacaktır; bu süreç en az bir yıl, yani 5 bin kişinin eğitildiği ilk aşamanın sonuna kadar uzayacaktır. Bu güçler iç sahada varlık göstermeye hazır olana kadar çatışmaların durdurulması için çalışılacak, ardından "aşırılıkçı" kabul edilen hareketlerle meşgul edileceklerdir. Daha sonra rejimdeki uşakları ile ılımlı muhalefetteki uşakları arasında müzakereler yeniden başlayacak, ardından alternatif sunulup her iki taraftan bir hükümet kurulması için düzenlemeler yapılacaktır.

Bu, Amerika'nın, takipçilerinin ve müttefiklerinin planladığı, hile ve tuzak kurduğu şeydir... Ancak Allah’ın öyle adamları vardır ki, içinde yaşadığımız bu Mülk-ü Cebriyye döneminden sonra Râşidî Hilafet'i ikame ederek Allah’ın vaadini ve Resulü’nün ﷺ müjdesini gerçekleştirmek için gecelerini gündüzlerine katarak ihlasla çalışırlar... İşte o zaman onların hile ve tuzakları boşa çıkacaktır.

وَقَدْ مَكَرُوا مَكْرَهُمْ وَعِنْدَ اللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِنْ كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ الْجِبَالُ

"Onlar gerçekten kendi tuzaklarını kurdular. Oysa onların tuzakları dağları yerinden oynatacak cinsten bile olsa, tuzaklarının (cezası) Allah katındadır." (İbrahim [14]: 46)

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın