Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Özbekistan'daki Son Siyasi Gelişmeler

September 06, 2015
2194

Soru:

Kısa bir süre önce, 27 Ağustos 2015 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Asya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Özbekistan'ı ziyaret etti. Bundan bir ay önce, yani 27 Temmuz 2015'te ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Özbekistan'ı ziyaret etmişti. Ondan da bir ay kadar önce, 12 Haziran 2015'te BM Genel Sekreteri Özbekistan'a bir ziyarette bulunmuştu... Bu birbirini izleyen ziyaretler, Amerikan-Özbek ilişkilerinin gücüne dair bir güven ve huzur kanıtı mıdır? Yoksa bu bir zayıflık ve güvensizlik göstergesi midir ki Amerika, Rusya'nın bu zayıflıktan yararlanıp Özbekistan'a sızmasından korktuğu için ilişkileri güçlendirmek adına bu ziyaretleri yoğunlaştırmaktadır? Bu sorunun bir parçasıdır. İkinci parça ise Tağut'un kızı ve Rusya ile ilgilidir. Babasının yerine geçeceği söylentilerinden sonra Tağut'un görev süresi yeniden uzatıldı ve kızı şu an ev hapsinde tutuluyor. Bu durum, kızın Rusya ile bir bağlantısı olduğu ve bunun deşifre edilmesi sonucu ev hapsine alındığı anlamına mı geliyor, yoksa başka nedenler mi var? Sorunun karmaşıklığı için özür dilerim, ancak her ne kadar Orta Doğu olayları daha sıcak olsa da, kendi bölgesi açısından bu konunun önemi ve etkisi büyük olduğu için cevap vermenizi istirham ediyorum. Allah sizi hayırla mükafatlandırsın...

Cevap:

Sana bir sitemimiz yok, Allah'ın izniyle sorunu cevaplayacağız:

Birincisi: Ziyaretler Meselesi:

Buna cevap vermek için bu ziyaretleri, ilan edilen amaçlarını ve bu amaçların arkasında yatanları inceleyelim:

1- ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Asya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Daniel Rosenblum, 27 Ağustos 2015'te Özbekistan'ın başkenti Taşkent'e yaptığı ziyaret sırasında bir basın açıklaması yaparak şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri, Özbekistan'dan uluslararası koalisyona katılması ve radikal IŞİD örgütüyle savaşmasını talep etmiştir." Rosenblum ayrıca şunları belirtti: "ABD liderliğindeki Suriye ve Irak'taki Devlet Örgütü unsurlarını bombalayan koalisyonun askeri bir bileşeni olduğu gibi, teröristlerin finansman akışını durdurmaya yönelik çabaları da vardır. Koalisyon, kişilerin sınır ötesi hareketleri hakkında bilgi topluyor ve çabaları beş veya altı farklı alanı daha kapsıyor. Özbekistan veya başka herhangi bir ülke, bu unsurlardan bir veya daha fazlasına katkıda bulunmayı seçebilir." (Reuters, 27/08/2015)...

  • Amerika, Özbekistan'ı IŞİD ve terörle mücadele bahanesiyle kendi koalisyonuna dahil ederek, bu ülkeyi kendisine daha güçlü bir şekilde bağlamak ve kendi liderliği altına sokmak istemektedir. Bunu daha önce Afganistan'ı işgal ettiğinde denemiş, Özbekistan'ın savaşta kendi yanında yer almasını, askeri intikalleri ve Afganistan'a erişimi kolaylaştırmasını sağlamış, o dönemde askeri ikmal güvenliğini sağlamak için orada bir üs kurmuştu. Şimdi ise IŞİD ile mücadele bahanesiyle Özbekistan ile ilişkilerini pekiştirip, koalisyonu aracılığıyla bu ülke üzerindeki nüfuzunu ve kontrolünü güçlendirmek istemektedir.

2- Özbekistan resmi haber ajansı 27 Temmuz 2015'te, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Lloyd Austin'in Özbekistan'ı ziyaret ettiğini ve kendisini karşılayan Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov ile görüştüğünü bildirdi. Kerimov şunları söyledi: "Çeşitli düzey ve yönlerdeki düzenli diyaloglar, Özbekistan ve ABD'ye çok yönlü ve karşılıklı yarar sağlayan iş birliğini geliştirme fırsatı sunmaktadır." Ajans ayrıca şunları ekledi: "Görüşme sırasında bazı uluslararası meseleler, özellikle bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanması için iş birliği konuları tartışıldı ve Afganistan sorununun barışçıl yollarla çözümü konusunda görüş alışverişinde bulunuldu"...

  • Bu durum, Amerika'nın Özbekistan'daki nüfuzunu güçlendirmek için "çok yönlü ve karşılıklı yarar sağlayan iş birliğini geliştirme" adı altında yeni yöntemler aradığını göstermektedir. Bu iş birliği tek bir alanla sınırlı olmayıp, belirtildiği üzere Afganistan'daki Amerikan varlığını desteklemeyi, Özbekistan'ın Suriye'deki savaşta Amerikan ittifakına katılımını ve aynı zamanda Özbekistan'ı bölgedeki diğer komşu ülkeler olan Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan'a sıçrama tahtası olarak kullanarak Orta Asya bölgesindeki Amerikan varlığını pekiştirmeyi kapsamaktadır. Bu bölgenin tamamı, sahip olduğu zengin kaynaklar nedeniyle Amerika için son derece önemlidir... Alman Der Spiegel dergisi 15 Nisan 2015 tarihli Taşkent muhabiri raporunda şunları aktarmıştır: "...Özbekistan, büyük uranyum ve doğal gaz rezervlerinin yanı sıra altın madenleri ile de büyük bir zenginliğe sahiptir. Ayrıca dünyanın en büyük pamuk ihracatçılarından biridir..." Aynı zamanda, bu durum oldukça önemlidir: Bölgede hala varlığı ve değişken bir etkisi olan Rusya ile rekabet etmek ve Çin'e komşu olması nedeniyle Amerika'nın Çin'i bu yönden kuşatıp oradaki faaliyetlerini kontrol altında tutma arzusuyla ilgilidir.

3- Özbekistan haber ajansı 13 Haziran 2015'te BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un ziyaretini duyurdu. Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov, "BM Genel Sekreteri'nin Orta Asya ülkelerine ve özellikle de Özbekistan'a yaptığı bu ziyaretin, bölgedeki durumu yakından tanımak ve hayati konularda görüş alışverişinde bulunmak açısından önemini" övdü. Habere göre Ban Ki-moon, "Özbekistan'ın bin yıl kalkınma hedeflerine ulaşma, hukukun üstünlüğünü sağlama, insan haklarını, anne ve çocuk sağlığını koruma ve sosyal-ekonomik reformlar yoluyla eğitim sistemini geliştirme konusundaki başarılarına" atıfta bulundu. Ayrıca "Özbekistan'ın Afganistan'da güvenliği sağlamadaki rolüne ve Birleşmiş Milletler 2016-2020 Kalkınma Destek Programı'nın imzalanmasının önemine" değindi. Ajans ayrıca şunu ekledi: "Görüşmeler sırasında bölgesel ve uluslararası meselelerle ilgili birçok konu ve Özbekistan'ın BM, bağlı kuruluşları ve fonları ile iş birliği yolları ele alındı"...

  • Ban Ki-moon insan haklarından bahsetmiş olsa da, bunu odaklanmadan, adeta utangaç bir tavırla dile getirmiştir. BM radyosunun internet sitesinde 12 Haziran 2015 tarihinde "Ban Ki-moon Özbekistan'da" başlığıyla yayımlanan haberde şu ifadeler yer almıştır: (BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te Devlet Başkanı İslam Kerimov ile bir araya geldi ve şunları söyledi: "İnsan hakları olmadan barış ve kalkınma sağlanamaz..." Ban Ki-moon, İslam Kerimov'u "hukukun üstünlüğüne olan bağlılığından dolayı" övdü ancak "yazılı yasaların insanların hayatında gerçeğe dönüşmesi gerektiğini" belirtti. Sayın Ban, "BM'nin temel özgürlüklerin güçlendirilmesi ve korunması konusunda Özbekistan'a yardım etmeye hazır olduğunu" vurguladı).

Ancak yukarıda açıkladığımız gibi Kerimov'u ve yönetimini öven ifadeleri ön plana çıkarmıştır. Bu, Amerika'nın bir tebaası olan biri için şaşırtıcı değildir; zira BM Genel Sekreteri'nin Amerika'nın emirlerini yerine getirdiği ve politikalarını uyguladığı bilinmektedir. Dolayısıyla ziyareti, Özbekistan'ı Amerika'ya daha güçlü bir şekilde çekme çerçevesindedir. Bu ziyaretle Kerimov rejiminin imajını parlatmakta, işlediği suçların ve sözde insan hakları ihlallerinin üzerini örtmekte ve yeniden seçilmesini kutlamaktadır. Amerika, Tağut'un imajını iyileştirmek için sadece Moon'un ziyaretiyle yetinmemiş, ondan önce bir yargı heyeti de göndermiştir. Özbekistan haber ajansının 4 Haziran 2015'te bildirdiğine göre: "Taşkent Devlet Hukuk Üniversitesi'nde, ABD Federal Yargı Merkezi Müdürü Sayın Jeremy Fogel başkanlığındaki Amerikalı hukukçular heyetiyle bir görüşme yapıldı. Görüşmede, Özbekistan'da demokratik reformların derinleştirilmesi ve sivil toplumun geliştirilmesi çerçevesinde, yargı sisteminde köklü reformlar yapıldığı ve bu alan için kadrolar yetiştirildiği belirtildi." Tüm bunlar, Tağut'un baskı ve vahşet değil de sanki bir yargı ve hukuk sistemine sahipmiş gibi imajını parlatmak içindir!

Obama'nın Tağut Kerimov'u tebrik etmesi de bundan uzak değildir. 29 Mart 2015'te yapılan sahte, geçersiz ve iftira dolu seçimlerle iktidarını beş yıl daha uzattığı için onu tebrik etmiştir. Bu seçimlerin "şeffaflığı" öyle bir boyuttaydı ki, seçimlerdeki rakipleri seçim kampanyalarında bile Tağut için dua ediyorlardı!! Buna rağmen ne Amerika ne de BM bunu eleştirmiş, aksine tebrik etmişlerdir! Hatta seçimlerden bir ay önce, yani Şubat 2015'te Washington, Tağut Kerimov'un Özbek halkına karşı silahlı güç kullanma sicilini görmezden gelerek Özbekistan'a 300 zırhlı araç sağlamayı kabul etmiştir... Tüm bunlar, Amerika veya BM için seçimlerin dürüstlüğünün ve ciddiyetinin hiçbir önem taşımadığını, önemli olanın bu seçim sonuçlarının kendi lehlerine, özellikle de Amerika'nın lehine olması olduğunu göstermektedir. Ayrıca Amerika'nın Kerimov'u bölgedeki temel dayanağı olarak gördüğünü ve onun elinden kaçmaması için her türlü çabayı gösterdiğini kanıtlamaktadır.

4- Ancak bu, Amerika'nın Rusya'nın Özbekistan'a sızmasından tamamen emin olduğu anlamına gelmez. Zira Rusya, Özbekistan ile ilişkilerini güçlendirmeye ve Kerimov'u kendi tarafına çekmeye çalışmıştır. Özbekistan, Bağımsız Devletler Topluluğu'nun askeri-güvenlik kolu olan "Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü"nden 2012 yılının ortalarında çekilmiş olsa da, hala Şanghay İşbirliği Örgütü üyesidir ve Rusya'nın bu örgüt üzerindeki etkisi bilinmektedir. Bu örgüt son olarak 8 Temmuz 2015'te toplanmış, Putin bu kapsamda 10 Temmuz 2015'te Özbekistan Tağutu Kerimov ile bir araya gelmiştir. Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ele alınmış, Putin Kerimov'u Rusya'ya resmi bir ziyarete davet etmiştir. İki ülkenin bu yıl müttefiklik ilişkileri anlaşmasının 10. yıl dönümünü kutladığını da belirtmek gerekir. Rusya, ticari, ekonomik ve yatırım alanlarında Özbekistan'ın en önemli ortaklarından biri sayılmaktadır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi artmaktadır. 2014 yılında bu gösterge 6 milyar ABD dolarını aşmıştır!

Rusya Devlet Başkanı Putin'in geçen yılın sonunda Özbekistan'ı ziyaret ettiğini ve Özbekistan'ın 860 milyon dolarlık borcunu sildiğini duyurduğunu hatırlatmakta yarar vardır; bu durum Rusya'nın Özbekistan'a sızma girişimlerinin bir adımı olabilir. Kerimov, o ziyaret sırasında Kremlin tarafından yapılan açıklamaya göre Putin'e şunları söylemişti: "Rusya, Orta Asya'da her zaman var olmuştur ve çıkarları istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynamıştır." (DPA, 11/12/2014). Rusya'nın bu girişimleri gözlemciler için açıktır; AFP haber ajansı 29 Mart 2015'teki seçim haberlerini aktarırken şunu ifade etmiştir: "Kerimov'a Amerikan yardımları devam ediyor ve Rusya onu yeniden çekmeye çalıştı. Putin, Aralık ayında Taşkent'e yaptığı ziyarette Kerimov'u Özbekistan'ı Moskova liderliğindeki Avrasya Ekonomik Birliği'ne katmaya ikna etmeye çalıştı ancak Kerimov, ülkesinin bağımsızlığını siyasi bloklardan uzak tutmak istediğini iddia ederek bunu reddetti." Dolayısıyla Rusya, Kerimov'u tekrar kendi saflarına döndürme çabalarından vazgeçmemiş olup, Amerika ile olan güçlü ilişkilerini bilmesine rağmen onunla bağlarını güçlendirmeye çalışmaktadır.

5- Şüphesiz Amerika, Rusya ile Özbekistan arasındaki bu çekişmelerin farkındadır ancak ibre güçlü bir şekilde Amerika'dan yanadır. Amerika'nın Özbekistan'daki nüfuzunun gücü konusunda müsterih olduğu söylenebilir, ancak aynı zamanda Rusya'nın Özbekistan'dan kolay kolay vazgeçmeyeceğini de bilmektedir. Bu nedenle, Amerikalı yetkililerin Özbekistan'a yaptıkları bu peş peşe ziyaretlerin asıl amacının, Tağut'u desteklemek, konumunu sabitlemek, imajını iyileştirmek ve ona artan bir güç takviyesi vermek olduğu söylenebilir. Amerika adeta ona, "Rusya'dan korkma... Biz senin yanındayız, önündeyiz ve arkandayız" demektedir. Tüm bunlar, Amerika'nın Özbekistan'daki nüfuzunun devam etmesini sağlamak ve Rusya tarafından gelebilecek herhangi bir tehlike veya zarardan bu nüfuzu korumak içindir.

İkincisi: Tağut'un kızı, Rusya ile ilişkisi ve ev hapsine alınma nedeni hakkındaki soruna gelince... Bu ihtimal zayıftır, çünkü kızın davranışları Rusların Özbekistan'daki nüfuzlarını artırmak için ona güvenmelerine uygun değildir. O, siyaset ve yönetim sahibi biri olmaktan ziyade kuralsızlığa ve fesada daha yakındır. Muhtemelen, dizginlenemez davranışları ve karıştığı yolsuzluklar, babasının kendi iktidarına zarar vereceği korkusuyla onu ev hapsine almasına neden olmuştur. Mali skandalları Özbekistan'ı aşarak Avrupa ve Amerika'ya kadar ulaşmış, bu skandallar bir yangın gibi her yere yayılmıştır. AFP haber ajansı, yukarıda zikrettiğimiz 29 Mart 2015 tarihli seçim haberinde şunları aktarmıştır: "Bir suç örgütü ve ortağı olan iş adamlarıyla olan ilişkisi nedeniyle soruşturma açıldı." Ajans devamla: "...Bazı gözlemciler, Kerimova'nın gücünü olduğundan fazla gördüğünü, babasının onu tasarlayarak mı yoksa gönülsüzce mi uzaklaştırdığının bilinmediğini söylüyor. Ancak babası, kızının tavırlarının rejiminin istikrarını bozabileceğini değerlendirdi ve rejiminin çıkarlarını her şeyin üstünde tuttu" demiş ve eklemiştir: "Yolsuzlukla suçlandı ve Orta Asya'da faaliyet gösteren İsveçli telekomünikasyon şirketi TeliaSonera'dan 300 milyon dolar zimmetine geçirdiği iddiasıyla birçok Avrupa yargı organı tarafından takibe alındı." Ayrıca İsviçre Adalet Ofisi sözcüsü, Tağut'un kızını yolsuzlukla suçladığı sırada, ülkesinin el koyduğu Kerimova ile bağlantılı varlıkların miktarını açıklamayı reddetmiş, ancak bunun bazı basın raporlarında belirtilen 640 milyon dolardan daha az olduğuna işaret etmiştir.

Özetle, bu kız yolsuzluğa batmış durumdadır ve ev hapsine alınmasının Rusya ile bir bağlantısı olması ihtimali düşüktür. Aksine, skandalları her yeri sarmış, babası olan Tağut bu durumun kendi tahtını sarsıp devrilmesine neden olmasından korkmuştur. Bu yüzden ev hapsiyle onu dizginleyerek kendi iktidarının ömrünü uzatmayı amaçlamıştır...!

Sonuç olarak görüyoruz ki; insan hakları sakızı çiğneyen Amerika ve diğer Batılı devletler, Kerimov rejiminin bu hakları en iğrenç şekilde ihlal etmesini umursamadıkları gibi, yine ağızlarına doladıkları demokrasi kurallarını da önemsememektedirler. Onlar için önemli olan sadece oradaki çıkarlarını gerçekleştirmektir. Amerika, rejimin kendisine sıkı sıkıya bağlı kalması, bocalayıp kendisiyle çalışmaktan uzaklaşmaması veya Özbekistan'ı tekrar kendine çekme çabalarından vazgeçmeyen Rusya'ya geri dönmemesi için çalışmaktadır...

Son söz olarak; Özbekistan halkı İslam'ına bağlıdır. Ne geçmişteki komünistlerin zulmü ve baskısı, ne de onlardan sonra laiklik ve liberalizm kisvesine bürünen takipçileri onların azmini kıramamıştır... Özbekistan'da öyle adamlar vardır ki, ne ticaret ne de alışveriş onları Allah'ı anmaktan alıkoymaz. Onlar Allah'a verdikleri sözde duran adamlardır; onlardan kimi adağını yerine getirdi, kimi de beklemektedir. Onlar sözlerini hiç değiştirmediler. Onlar, Raşidi Hilafet Devleti'ni kurarak İslami hayatı yeniden başlatmak için gece gündüz durmaksızın çalışan dava taşıyıcılarıdır. Özbekistan Tağutu'nun baskıları ve katliamları onların azmini zayıflatamayacaktır. Aksine Allah'ın izniyle, El-Kaviyy ve El-Aziz olan Allah'ın Tağut'un, yardımcılarının ve sömürgeci efendilerinin belini kırması uzun sürmeyecektir. O zaman Buhara, Tirmiz ve Semerkant yeniden aydınlanacak; Hilafet Özbekistan, Orta Asya ve tüm Müslüman beldeler üzerine yeniden doğacaktır.

مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler, Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, Güçlüdür, Rahimdir." (Rum Suresi [30]: 4-5)

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın