Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Üst Düzey Amerikalı Askeri Yetkililerin Yahudi Varlığına Gerçekleştirdiği Ziyaretlerin Hedefleri

March 11, 2023
2293

Soru:

Sada el-Beled sitesi 09 Mart 2023 Perşembe günü şu haberi yayınladı: (ABD Savunma Bakanlığı "Pentagon" Perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin'in İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile İran saldırganlığına karşı iş birliğini artırma konusunda mutabık kaldığını duyurdu...) Toplantının yeri, protesto dalgası nedeniyle Savunma Bakanlığı'ndan Tel Aviv Havalimanı'na taşınmıştı: (Pentagon, Austin'in toplantılarının İsrail Savunma Bakanlığı'ndan Tel Aviv Havalimanı yakınına taşındığını belirtti. On binlerce kişi, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı hükümetinin yargı sistemini değiştirme planına karşı üst üste dokuzuncu Cumartesi günü İsrail şehirlerinin sokaklarında protesto gösterileri düzenledi... Reuters 08/03/2023). Austin'in ziyareti, (Genelkurmay Başkanı General Mark Milley'in Cuma günü "İsrail "e gerçekleştirdiği sürpriz ziyaretin ardından geldi. Anadolu Ajansı 04/03/2023). Bu üst düzey Amerikalı askeri yetkililerin Yahudi varlığına gerçekleştirdiği ziyaretlerin amacı nedir? Bunun Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla önemli bir ilgisi var mı? Yoksa Filistin sahasını sakinleştirmek için mi? Ya da bu ziyaretler farklı olup başka amaçlar mı taşıyor? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.

Cevap:

Cevabın netleşmesi için aşağıdaki hususları gözden geçirelim:

Birincisi: Bu ziyaretlerin, Yahudi varlığının Ukrayna savaşında Rusya ile (uzlaşmasını) engellemek ve Amerika gibi düşmanca bir tavır almamasını önlemek için yapılması uzak bir ihtimaldir. Zira Yahudi varlığı, Suriye'deki hava savunma sistemleri tarafından engellenmeksizin Suriye içindeki hedefleri bombalamasına izin veren Rusya'yı öfkelendirmekten kaçınmaktadır. Özellikle de varlık hükümeti muhalefetle içsel bir çatışmaya batmış durumdayken, Ukrayna ordusunu destekleme konusunda Batılı ülkelerin peşinden gitmeyi bir öncelik olarak görmemektedir. Dolayısıyla Ukrayna meselesinin Amerikalı yetkililerin ziyaretlerinin temel sebebi olması uzak bir ihtimaldir.

Aynı şekilde bu ziyaretlerin, Filistin sahasındaki durumu sakinleştirmek için yapılması da uzak bir ihtimaldir. Durumun sıcaklığına, hassasiyetine ve önceki Amerikalı yetkililerin (Dışişleri Bakanı, CIA Direktörü ve Ulusal Güvenlik Danışmanı) ziyaretlerinin ana konusu olmasına rağmen; hassas doğasına rağmen genelkurmay başkanı ve savunma bakanı düzeyindeki askeri yetkililerin ziyaret sebebi olamaz. Çünkü bu durumun doğası, Amerika'nın üst düzey askeri yetkililerini seferber edeceği bir savaş niteliğinde değildir.

İkincisi: Ancak görünen o ki ziyaretin başka saikleri var.. Bu, aşağıdaki faktörlerden anlaşılabilir:

1- Netanyahu, Amerikan Cumhuriyetçi Partisi'nin yakın bir dostuydu. 2015 yılında İran ile nükleer anlaşma imzalayan Demokrat Başkan Obama'ya karşı durmuş ve özellikle ABD Kongresi'nde nükleer anlaşma aleyhine yaptığı konuşmayla Obama'yı bir hayli rahatsız etmişti. Netanyahu'nun Amerika ile ilişkileri, elçiliğini Kudüs'e taşıyarak, Golan Tepeleri'ni ilhakını tanıyarak ve kendisine Batı Şeria'da (tamamlanmamış olan) Yüzyılın Anlaşması'nı vererek Netanyahu'yu ödüllendiren Trump yönetimi döneminde son derece samimiydi.

2- Yeni Demokrat ABD Başkanı Biden göreve geldikten sonra "Lapid" ve "Bennett" partilerinin ittifakını desteklemeye çalıştı ve bunda başarılı oldu. Bunun üzerine Netanyahu Mart 2021 seçimlerinde yenildi ve ardından Yahudi varlığında yönetimi "Lapid" ve "Bennett" partilerinden oluşan yeni bir ittifak devraldı. Ancak bu başarı uzun sürmedi; Netanyahu aşırı sağcı partilerle iş birliği yaptı ve Kasım 2022 seçimlerini kazandı.

3- Netanyahu, Biden yönetiminin (özellikle Lapid ve Gantz gibi) Biden yönetimine sadık grubu içeren bir hükümet kurma arzularına sırt çevirerek, aşırı sağcı partilerle ittifak kurup kabineyi oluşturmakta ısrar etti. Bu yeni hükümetin tutumlarının açıklanmasıyla birlikte, iki devletli çözümün korunması gerekliliği, hükümetindeki aşırı olarak nitelenen bakanlarla muhatap olunmaması ve en önemlisi Netanyahu'nun Yahudi varlığındaki yargı statüsünü değiştirme politikalarının eleştirilmesi gibi alışılmadık sertlikte Amerikan eleştirileri yağmaya başladı. Bunlar normalde iç meseleler olarak kabul edilse de Amerika bu politikayı alenen eleştirdi ve kendisine bağlı partileri Netanyahu'nun yargı mekanizması üzerindeki hakimiyet adımlarına karşı çıkmaya teşvik etti.

4- Yahudi muhalefeti Netanyahu'ya fazla zaman tanımadı ve geniş çaplı protestolar Yahudi varlığında alışılagelmişin dışında bir hız ve güçle yayıldı. İktidar mücadelesi adeta bir bilek güreşine dönüştü ve Yahudi varlığında daha önce bu boyutta hiç görülmemiş yeni bir tablo ortaya çıktı: Hükümete ve yargıyı hükümetin eline bırakma girişimlerine karşı on binlerce kişilik gösteriler, göstericilerin hükümet yetkililerinin evlerini kuşatması, sokakların kapatılıp lastiklerin yakılması, Yahudi polisinin Yahudilere karşı kullandığı göz yaşartıcı gazlar ve ses bombaları... Olaylar daha da gelişmeye başladı; bazı polis yetkilileri göstericileri güç kullanarak dağıtma emirlerine uymadı, hükümet ile muhalefet arasındaki ihtilaf kızıştı, Yahudiler birbirine zıt iki kampa bölündü, sermaye Yahudi varlığından kaçmaya başladı, 50 büyük şirket ayrıldı ve yedek subaylar bu hükümetin emirlerine uyamayacaklarını açıkladılar. Hükümet yanlıları ile muhalefet yanlıları arasındaki hava her düzeyde gerildi ve Biden yönetiminden gelen açıklamalar, Yahudi muhalefetini Netanyahu'ya karşı destekleme kokusu yayıyordu.

Üçüncüsü: Kaosa yaklaşan bu durum karşısında Netanyahu, Yahudileri kendi arkasında toplamaya çalıştı ve Filistin sahasında zaten alevlenmiş olan ateşe körükle gitti. Bu, Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya baskınlarını artırması ve Cenin ile Nablus'ta yeni katliamlar yapmasıyla başladı. Netanyahu, Yahudilere Filistinlilere karşı sert tutumunu göstererek, iç durumu sakinleştirmeyi ve böylece yargı mekanizmasını kendi lehine değiştirerek uzun süredir boynunda asılı bir kılıç gibi duran yolsuzluk suçlamalarından kurtulmayı hedefliyordu ancak bu gerçekleşmedi. Aksine, Filistinlilerle yaşanan gerilim ters tepti; Cenin kampı katliamına anında Kudüs'te sekiz Yahudi'nin öldürülmesiyle, Nablus katliamına ise Huvara ve Eriha eylemleriyle karşılık verildi. Böylece Netanyahu daha zor bir duruma düştü, zira Yahudi varlığı içindeki muhalefet daha da hararetlendi ve onu güvenlik zafiyetiyle, politikalarının Yahudileri daha fazla Filistin saldırısına maruz bırakmasıyla suçladı. İşte burada Netanyahu'nun başka bir çözüm bulması gerekiyordu.

Dördüncüsü: Buna bağlı olarak Netanyahu, planını hızla İran'ı vurma yönünde revize etti. Bunu, Yahudi saflarını arkasında toplamanın ve iktidarını korumanın bir yolu olarak gördü. Bunun başlıca sebepleri şunlardır:

1- Filistinliler Yahudi varlığına misliyle karşılık verirken, çevre ve yakın ülkelerin hükümetleri boyun eğmiş durumdadır ve etkili bir karşılık vermemektedirler. Suriye ve Irak Yahudi saldırılarına karşılık vermiyor. Hatta son olarak İsfahan'daki askeri fabrikalara insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıya maruz kalan ve Yahudi varlığını suçlayan İran bile, iki hafta sonra Umman Denizi'nde bir Yahudi'ye ait gemiye İHA ile sönük bir saldırı düzenledi; bu saldırı herhangi bir yaralanmaya yol açmadı, gemide sadece hafif hasar oluştu. Bundan önce İran, Yahudi varlığını eski cumhurbaşkanının 10 milyar dolarlık kayba yol açtığını söylediği nükleer tesislere sabotaj yapmakla suçlamış ancak karşılık vermemişti... Yani Netanyahu, herhangi bir saldırıya İran'ın vereceği cevabın küçük olacağını öngörüyor; böylece Netanyahu kendi beklentisine göre raundu kazanacak ve bu da onu saldırganlığını sürdürmeye teşvik edecektir.

2- İran nükleer meselesinde, İran büyük ve sürekli uluslararası eleştirilere maruz kalmaktadır ve müzakereler büyük güçlerle nükleer anlaşmayı geri getirmeyi başaramamıştır. Yahudi varlığı İran'ın nükleer eşiğe ulaşmasına izin veremeyeceğini ilan ettiği için, bu durum ona İran'ın nükleer tesislerine saldırı düzenlemek için büyük bir gerekçe sunmaktadır. Bu bağlamda İran, Batı tarafından kırmızı çizgileri aşmak ve uranyum zenginleştirme derecesini artırmakla suçlanmaktadır: (Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü'ne göre İran, sadece 12 gün içinde nükleer bomba yapmaya yetecek kadar silah yapımında kullanılan malzeme üretebilir ve bir ay içinde dört bomba daha üretebilir. Enstitünün raporu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından sağlanan bilgileri analiz ettiği raporunda, İran rejiminin üç ay içinde toplam yedi nükleer silah üretmeye yetecek kadar uranyum zenginleştirebileceğine işaret etti. Al Arabiya Net, 05/03/2023).

Beşincisi: Dikkatle incelediğimizde Netanyahu'nun bu konulara odaklandığını ve bunları İran'a karşı güçlü saldırılar başlatma girişimiyle kullanmaya çalıştığını görüyoruz. Bu sayede Yahudi saflarını kendi yönetimi etrafında kenetlemeyi ve eğer teslim olursa yönetimini zayıflatabilecek olan iç kaosu sona erdirmeyi amaçlamaktadır. Başka bir alanda gerçekleştireceği büyük bir eylemle güç ve heybet parıltısını geri kazanıp iç denklemi lehine çevirmeyi hedeflemektedir. Netanyahu hükümetinin bu niyet ve planlarının haberi Washington'a ulaşmış görünmektedir. Washington, Netanyahu hükümetinin böyle bir adım atmasını engellemek için adımlarını hızlandırmıştır. Zira Amerika'nın mevcut koşullardaki çıkarları doğrultusunda dikkati, Çin meselesinin yanı sıra Rusya'nın Ukrayna ile savaşına yönelmiş durumdadır. İran ile Yahudi varlığı arasında bölgede çıkacak bir savaşla meşgul olmak istememektedir. Amerika, Netanyahu'nun iç sorunlarını çözmek için İran ile bir savaş çıkarmayı ciddi şekilde düşündüğünü ve böylece müdahale etmesi için Biden'ı zor durumda bırakacağını görmüştür. Çünkü Amerika, yaptığı pek çok açıklamada Yahudi varlığının güvenliğine bağlı olduğunu ilan etmektedir ve daha önce de belirttiğimiz gibi Amerika şu an başka savaşlarla meşguldür.

Altıncısı: Bu nedenle, bu üst düzey Amerikalı askeri yetkililerin Yahudi varlığına yaptığı ziyaretler, Netanyahu'yu bu savaştan caydırmak içindir; böylece Amerika'nın Çin ve Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı dışında başka bir şeyle meşgul olmak istemediği bir zamanda Biden'ı müdahale etmek zorunda bırakarak zor duruma düşürmeyecektir. Bu ziyaretlere, yukarıda açıklanan Amerika'nın çıkarlarını gerçekleştirmek için iki faktör eşlik etmiştir:

Birincisi: Amerika, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü'nü İran ile ilgili nükleer açıklamaları yumuşatmaya ve hafifletmeye itmiştir. Bu ajansın başkanı, Amerikalı yetkililerin bölgeye yaptığı ziyaretlerle aynı dönemde İran'ı ziyaret etmiş ve üst düzey İranlı yetkililerle görüşmüştür. Büyük bir ilerleme kaydedildiğini duyurmuş ve şöyle demiştir: ("İran, birkaç nükleer sahadaki gözetleme kameralarını yeniden çalıştırmayı ve denetimlerin sıklığını artırmayı kabul etti"... RT, 04/03/2023). Ardından Ajans Direktörü'nün dikkat çekici açıklaması geldi; Al Jazeera Net, 05/03/2023 haberine göre: (Grossi dün Cumartesi günü Tahran'a yaptığı ziyaret sırasında "Nükleer tesislere yönelik herhangi bir askeri saldırı yasaktır" dedi. Netanyahu ona karşılık vererek şöyle dedi: "Rafael Grossi uygun olmayan açıklamalarda bulundu").

İkincisi: Netanyahu'ya karşı iç protestoların yoğunluğu. Amerika, Yahudi varlığının şu anda İran'a karşı bir savaş başlatmasını istememesinin yanı sıra, Netanyahu'nun iç kaosun içinde boğulup kalmasını ve protesto durumunun, bu durumun Netanyahu hükümetini devirip Amerika'nın takipçilerinin, yani Demokrat Parti destekçilerinin Yahudi varlığında yeniden iktidara gelmesi umuduyla güçlü ve ivmeli kalmasını istemektedir.. Özellikle de Amerika'nın Yahudi varlığı içinde siyasi ve askeri çevrelerde büyük bir etkisi vardır.

Yedincisi: Yukarıda anlatılanlardan anlaşıldığı üzere Amerika, muhtemelen Netanyahu'nun İran'a karşı bir saldırı savaşı başlatmasını engelleyebilecektir. Özellikle de Yahudi varlığı, Amerikan desteği olmadan böyle bir savaşa kalkışamayacak kadar korkaktır:

ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوا إِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللَّهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ

"Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet damgası vurulmuştur." (Âl-i İmrân [3]: 112)

Allah'ın ahdi (ipi) peygamberlerinden sonra kesilmiştir, insanların ipi ise içinde bulundukları gerçekliktir; bu bir yönüdür.. Diğer bir yönü ise Netanyahu, İran'a böyle bir saldırı gerçekleştirme umudunu yitirirse, Amerikan Cumhuriyetçi Partisi'ndeki efendilerinin tavsiyesiyle, kendisine karşı muhalefetin hareketliliğini zayıflatacak başka bir saldırgan adım atmaya devam edecektir. Önünde Filistin sahasını daha fazla ısıtmaktan veya Gazze Şeridi ya da Lübnan'a darbeler indirmekten başka bir seçenek bulamayabilir. Çünkü o iktidarda kalma saplantısıyla hareket etmektedir ve çevresinde topladığı sağcı ve dini sağcı Yahudi partileri koalisyonunun, her yerde Müslüman kanı dökmeye ondan daha aç oldukları düşünüldüğünde, iktidardan ayrılmayı hayal bile edememektedir. Bu durum kendini göstermeye başlamıştır; "Sama Haber Ajansı" 09 Mart 2023 Perşembe günü şunu yayınladı: (Cenin'in Jaba kasabasında bu sabah işgal güçleri tarafından düzenlenen suikastta üç Filistinli şehit oldu. İsrail özel kuvvetleri Cenin'in güneyindeki Jaba kasabasına sızarak dört gencin bulunduğu bir araca ateş açtı ve üç gencin şehit olmasına yol açtı.. Direniş gruplarıyla çıkan çatışmaların ortasında kasabaya askeri takviyeler ulaştı ve ardından bu güçler geri çekildi.) Aynı şekilde France 24, 10/03/2023 tarihinde şunu yayınladı: (Kudüs AFP – İsrail ordusu ve Filistin Sağlık Bakanlığı'nın açıklamasına göre, Cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu bir Filistinli öldürüldü. Bu olay, Tel Aviv'de üç kişinin yaralanmasına yol açan silahlı saldırının faili de dahil olmak üzere dört Filistinlinin öldüğü yeni bir şiddet sarmalının ardından geldi.. Perşembe günü bir Filistinli, Tel Aviv'in merkezindeki Dizengoff Caddesi'nde ateş açarak üç kişiyi yaraladı ve ardından polis tarafından öldürüldü. İsrailli tıbbi kaynaklar yaralılardan birinin durumunun bugün "kritik" olduğunu belirtti.. Diğer yandan İsrail polisi, biri Tel Aviv'in güneyindeki Ramla şehrinden diğeri Necef'teki (güney) Kuseyfe şehrinden iki kişiyi "Dizengoff eylemini gerçekleştiren teröristi nakletme şüphesiyle" gözaltına aldığını açıkladı..)

Yahudi varlığının çevresindeki Müslüman yöneticilerden emin bir şekilde öldürdüğü ve tutukladığı açıkça görülmektedir!

Sekizincisi: Son olarak, bölgede habis bir tümör gibi yaşayan bu varlık, bölge yöneticileri arasında kendisini kökten söküp atmaya çalışan hatta caydıran birini bile bulamamakta, aksine onunla normalleşmek için yarışmaktadırlar! Bu yüzden onun sürekli yayılmayı ve varlığını tehdit ettiğini düşündüğü her türlü tehlikeyi yok etmeyi düşündüğünü görüyorsunuz.. Üstelik bunu tek başına değil, o yöneticilerin iş birliğiyle veya sessizliğiyle yapmaktadır! Bu varlık İslam toprağı olan, mübarek Filistin toprağı üzerinde kuruludur ve onunla olan ilişki savaş ilişkisi olmalıdır; onunla normalleşmek büyük bir suçtur:

إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَنْ تَوَلَّوْهُمْ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

"Allah, ancak din uğrunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir." (Mümtehine [60]: 9)

Uygulanması vacip olan şer'i hüküm budur. Müslüman beldelerindeki yöneticiler bu hükmü uygulamak istemeseler de veya sömürgeci efendileri buna izin vermese de, bu ümmet canlı bir ümmettir ve zulme uzun süre sessiz kalmayacaktır. Eğer sükunet içindeyse, bu sadece aslanın atağa kalkmadan önceki sessizliğidir. İslam hayatını yeniden başlatacak ve Allah'ın izniyle Raşidi Hilafeti kuracaktır. O zaman halifesi ümmeti arkasında toplayacak, İslam ordusuna liderlik ederek Yahudilerin yüzlerini kapkara edecek, Mescid'e Müslümanların ilk kez girdiği gibi girecek ve Yahudilerin üstünlük tasladığı her şeyi yerle bir edecektir.

وَيَقُولُونَ مَتَى هُوَ قُلْ عَسَى أَنْ يَكُونَ قَرِيباً

"Ne zamanmış o?' diyecekler. De ki: 'Yakın olması umulur!'" (İsrâ [17]: 51)

18 Şaban 1444 H. 10/03/2023 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın