Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Hadis Alimleri Nezdinde Zayıflığı Hakkında İhtilaf Edilen Hadisler

November 06, 2016
5526

(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata b. Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Dizisi - "Fıkhî")

Soru-Cevap

Mahmoud Ahmed'e

Soru:

Selamun Aleykum. Ben Mısırlıyım ve sitenize ilk defa giriyorum. Daha önceden edindiğim bazı bilgilerle ilgili bazı sorunlarım var. İnsanların sorularına verdiğiniz cevapları okuduğumda bazı tereddütler oluştu. Sabrınızın bunları karşılayacağını umuyorum, teşekkürler...

"Her iki hadis hakkında da söz söylenmiştir, bu yüzden bazı hadis alimleri onları zayıf saymışlardır. Ancak biz, fakihlerin kitaplarında yer aldığı ve hüküm istinbatında kullandıkları için bu hadisi Hasen olarak kabul ediyoruz." Bu cümle, Şeyh Ebu'r Raşte'nin "Ashabım yıldızlar gibidir" hadisi hakkındaki bir cevabında geçmektedir. Fakat benim bildiğim kadarıyla hadis hakkında hüküm verenler hadis alimleridir. Yoksa bir hadisin fakih nezdinde sahih, hadis alimi nezdinde ise örneğin mevzu olması mümkün müdür? Sorum budur.

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Anlaşılan o ki "Ashabım yıldızlar gibidir" hadisine verdiğimiz cevapla ilgili sende bir karışıklık oluşmuş ve hadis alimlerinin zayıf saydığı bir hadisi fakihlerin "hasen" kıldığını sanmışsın. Durum böyle değildir; zira eğer hadis alimleri bir hadisin zayıflığı üzerinde icma (ittifak) etmişlerse, fakihler onu hasen kılmazlar.

Kardeşim, mesele hadis ehlinin hakkında ihtilaf ettiği zayıf hadislerle ilgilidir. Onlardan bazıları o hadisi delil getirilmeyecek kadar zayıf sayarken, diğerleri onu delil getirmeye uygun (salih) sayarlar. Bunun sebebi, bazı ravilerin bazı hadis alimleri nezdinde sika (güvenilir) kabul edilirken, diğerleri nezdinde sika kabul edilmemesi veya bazıları nezdinde meçhul (bilinmeyen) sayılırken diğerleri nezdinde tanınan biri olmasıdır. Yine bazı hadisler bir yoldan sahih olmazken, başka bir yoldan sahih olabilir. Hadis senedinde meçhul bir ravi gören kişi, o hadisi delil getirilmeyecek kadar zayıf sayar; ancak bu meçhul kişiyi tanıyan ve onun sika olduğunu gören kişi ise hadisi hasen sayarak onunla delil getirir. Seneddeki ravilerden birinin rivayet ettiği kişiden işitmediğini (sema gerçekleşmediğini) düşünen kişi, hadisi kopukluk (inkıta) olduğu gerekçesiyle zayıf sayar; semanın usulüne uygun gerçekleştiği kendisince sabit olan kişi ise hadisi hasen sayar ve onunla delil getirir.

Yukarıda açıkladığım doğrultuda hadis ehli arasındaki ihtilafa dair bazı örnekler zikredeceğim:

  • Örneğin: Ebu Davud, Ahmed, Nesai, İbn Mace ve Tirmizi, Ebu Hureyre (ra)’dan şöyle rivayet etmiştir:

سَأَلَ رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَرْكَبُ الْبَحْرَ وَنَحْمِلُ مَعَنَا الْقَلِيلَ مِنْ الْمَاءِ فَإِنْ تَوَضَّأْنَا بِهِ عَطِشْنَا أَفَنَتَوَضَّأُ بِمَاءِ الْبَحْرِ؟ فَقَالَ: هُوَ الطَّهُورُ مَاؤُهُ الْحِلُّ مَيْتَتُهُ

"Bir adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek şöyle sordu: 'Ey Allah'ın Resulü! Biz denize açılıyoruz ve yanımızda az miktar su taşıyoruz. Eğer onunla abdest alırsak susuz kalacağız. Deniz suyuyla abdest alabilir miyiz?' Resulullah şöyle buyurdu: 'Onun suyu temiz (temizleyici), ölüsü ise helaldir.'"

Tirmizi, Buhari'nin bu hadisi sahih kabul ettiğini aktarmış, İbn Abdülber alimlerin bu hadisi kabulle karşılaması nedeniyle sahih olduğuna hükmetmiş, İbnü'l-Münzir de sahih saymıştır. İbnü'l-Esir, Şerhu’l-Müsned’de şöyle demiştir: "Bu, imamların kitaplarında çıkardığı ve kendisiyle delil getirdikleri meşhur, sahih bir hadistir ve ravileri sikadır." Şafii ise bu hadisin isnadında "tanımadığım biri var" demiştir. İbn Dakik el-İyd, bu hadisin illetli (kusurlu) sayılma yönlerini zikretmiş; bunlardan biri olarak isnadındaki Saîd b. Seleme ve Mugîre b. Ebî Burde’nin meçhul olmasını göstermiştir. Oysa bazı hadis alimleri bu iki ravinin tanınmış olduğunu söylemiştir. Ebu Davud şöyle demiştir: "Mugîre tanınmış biridir ve Nesai onu sika saymıştır." Hafız (İbn Hacer) şöyle demiştir: "Buradan anlaşıldı ki, onun meçhul olduğunu iddia edenin görüşü yanlıştır." Saîd b. Seleme ise Cülâh b. Kesîr'den yaptığı rivayette Safvân b. Selîm'e mütâbaat etmiştir...

  • Örneğin: Ahmed, Sa'd b. Ebî Vakkas'tan şöyle rivayet etmiştir:

سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُسْأَلُ عَنْ اشْتِرَاءِ التَّمْرِ بِالرُّطَبِ فَقَالَ لِمَنْ حَوْلَهُ أَيَنْقُصُ الرُّطُبُ إِذَا يَبِسَ؟ قَالُوا نَعَمْ، فَنَهَى عَنْ ذَلِكَ

"Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kuru hurma ile yaş hurmanın takası hakkında sorulan bir soruya, yanındakilere; 'Yaş hurma kuruyunca azalır mı?' diye sorduğunu ve onların 'Evet' demesi üzerine bunu yasakladığını işittim."

Bu hadisi Tirmizi sahih saymış; ancak Tahavi, Taberi, İbn Hazm ve Abdülhak gibi bir grup alim, isnadında meçhul bir ravi olan Zeyd Ebu Ayyaş olduğu gerekçesiyle hadisi illetli saymışlardır. et-Telhis’te ise buna cevap olarak Darekutni'nin onun (Zeyd Ebu Ayyaş'ın) sika ve sebt (güvenilir) olduğunu söylediği ifade edilmiştir. Münzirî de şöyle demiştir: "Ondan iki sika ravi rivayette bulunmuştur ve Malik, cerh ve tadil konusundaki titizliğine rağmen ona dayanmıştır..."

Zayıflığı konusunda ihtilaf edilen bu tür hadisler; müctehidlerin onları kullanması veya onları güçlendiren mütâbaat ve şâhidlerin bulunmasıyla delil getirmeye elverişli hale gelirler. Şunu bilmek gerekir ki; her zayıf hadis için onu güçlendirecek şâhid ve mütâbaat aranmaz veya müctehidlerin onu kullanıp kullanmadığına bakılmaz. Çünkü bazı zayıflıklar hiçbir şeyle güçlenmez. Bu nedenle zayıf hadis iki kısımdır:

  • Kendisiyle amel edilmeyen, hiçbir şâhid ve mütâbaatla güçlenmeyen kısım.

  • Şâhidler ve mütâbaatlarla güçlenen, muteber müctehid ve fakihlerin kendisiyle amel ettiği kısım.

"eş-Şahsiyye el-İslamiyye Birinci Cilt" kitabımızda şöyle geçmektedir:

"...Zayıf bir hadis, birden fazla zayıf yoldan geldiğinde hasen veya sahih dereceye yükselir demek yanlıştır. Şayet hadisin zayıflığı ravisinin fasıklığı veya gerçekten yalancılıkla itham edilmesinden kaynaklanıyorsa, bu tür başka yollardan gelmesi onun zayıflığını daha da artırır... Hasen: Çıkış yeri (kaynağı) bilinen, ravileri tanınmış olan ve hadislerin çoğunun etrafında döndüğü hadistir. Alimlerin çoğunun kabul ettiği ve fakihlerin genelinin kullandığı hadistir. Yani isnadında yalancılıkla itham edilen kimse olmayacak ve şazz bir hadis olmayacaktır. Bu iki nevidir: Birincisi: İsnadındaki ravilerin ehliyeti tam olarak belirlenmemiş 'mestur' birinden hali olmayan, ancak bu ravinin rivayetlerinde çok hata yapan biri olmadığı gibi hadis konusunda yalancılıkla da itham edilmemiş olandır. Hadis metninin benzeri başka bir yoldan da rivayet edilmiş olmalıdır ki böylece şazz veya münker olmaktan çıksın..." (Bitti).

İşte bu tür aslında zayıftır ancak şâhidleri ve mütâbaatı olduğu için Hasen sayılmıştır. Hadis ehli de buna benzer şeyler söyler. Hadis ilmindeki en meşhur alimlerden biri olan İbnü's-Salah'ın el-Mukaddime kitabında şöyle geçmektedir:

"Hadisteki her zayıflık, farklı yollardan gelmesiyle ortadan kalkmaz; aksine bu durum farklılık gösterir: ... Bunlardan bazıları, zayıflığın şiddeti ve bu destekleyicinin onu telafi edip karşı koyamaması nedeniyle bu şekilde ortadan kalkmayan zayıflıklardır. Bu, ravinin yalancılıkla itham edilmesi veya hadisin şazz olması gibi durumlardan kaynaklanan zayıflıklar gibidir... Bazı zayıflıklar ise ravinin sadakat ve dindarlık ehli olmasına rağmen hıfzının (ezberinin) zayıf olmasından kaynaklanır ki bu durum (farklı yollarla gelmesiyle) ortadan kalkar. Eğer onun rivayet ettiğinin başka bir yoldan da geldiğini görürsek, onu ezberlediğini ve zaptının bozulmadığını anlarız...

...Bana göre netleşti ve açıklığa kavuştu ki, Hasen hadis iki kısımdır: Birincisi: İsnadındaki ravilerin ehliyeti tam olarak belirlenmemiş 'mestur' birinden hali olmayan, ancak bu ravinin rivayetlerinde çok hata yapan biri olmadığı gibi hadis konusunda yalancılıkla da itham edilmemiş -yani hadis uydurmakta kasıtlı davrandığı veya onu fasık kılacak başka bir sebep görülmemiş- olan hadistir. Bununla birlikte, hadis metninin benzeri veya yakını başka bir yoldan veya daha fazla yoldan rivayet edilmiş olmalı ki, ravisine benzer şekilde tabi olanın mütâbaatıyla veya şahidiyle güçlenmiş olsun. Böylece hadis, şazz veya münker olmaktan çıkar..." (Bitti).

Gördüğün gibi, aslında zayıf olan bu hadis; benzeri başka bir yoldan rivayet edildiğinde veya mütâbaat ya da şâhid ile desteklendiğinde Hasen kabul edilir.

Buna göre, bir hadis hakkında bazı hadis alimleri tarafından "zayıf" denilmesi, onun bir kenara atılması ve onunla delil getirilmemesi için yeterli değildir. Aksine, zayıflık sebebine bakılır; muteber müctehid ve fakihlerin onu kullanıp kullanmadığına, onu güçlendirecek şâhid ve mütâbaatların olup olmadığına bakılır. Tüm hadis ehli mi onu zayıf saymış, yoksa zayıflık sebebinde ihtilaf mı etmişler? Tüm bunların incelenmesiyle hadis ile delil getirilip getirilmeyeceğine karar verilir... Bu mülahaza ile şu hadisi aldık:

أَصْحَابِي كَالنُّجُومِ بِأَيِّهِمُ اقْتَدَيْتُمُ اهْتَدَيْتُمْ

"Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz."

Zira şu hususlar açığa çıkmıştır:

1- Bu hadis birden fazla senetle rivayet edilmiştir ve her birinde söz söylenmiştir. Bunların en güçlüsü Cabir (ra) rivayetidir:

Ebu Ömer Yusuf en-Nemeri el-Kurtubi (V. 463), Câmiu Beyâni’l-İlmi ve Fadlihi kitabında şöyle demiştir: Bize Ahmed b. Ömer anlattı, dedi ki: Bize Abd b. Ahmed anlattı, bize Ali b. Ömer anlattı, bize Kadı Ahmed b. Kamil anlattı, bize Abdullah b. Ravh anlattı, bize Sellâm b. Süleym anlattı, bize el-Hâris b. Gusayn anlattı, o el-A'meş'ten, o Ebu Süfyan'dan, o da Cabir'den rivayet etti ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz." Ebu Ömer dedi ki: "Bu, kendisiyle hüccet (delil) ikame edilmeyecek bir isnaddır; zira el-Hâris b. Gusayn meçhuldür..."

Ancak İbn Hazm onu tanımış ve onun Ebu Veheb es-Sekafî olduğunu söylemiştir. Aynı şekilde Buhari de onu tanımış ve et-Târihu’l-Kebîr’de zikretmiştir. Hafız İbn Hacer el-Askalani ise el-Emâli’l-Mutlaka’da onu takip ederek şöyle demiştir: "İbn Hibban onu es-Sikât (Güvenilirler) kitabında zikretmiştir... Dolayısıyla onun hakkında meçhul denilemez..."

Böylece, İbn Abdülber'in zikrettiği gibi el-Hâris b. Gusayn'ı meçhul sayan kişi nezdinde hadis zayıftır. El-Hâris b. Gusayn'ın kim olduğunu bilen ve İbn Hibban'ın zikrettiği gibi onu sika bulan kişi nezdinde ise hadis delil getirmeye uygundur...

Hadisi zayıf sayanlar ile hasen sayanlar arasında başka itirazlar da vardır ancak yukarıda zikrettiklerimizle yetiniyoruz...

Buna göre, hadis ehli bu hadisin zayıflığı üzerinde icma etmemiştir. Bu hadis muteber müctehid ve fakihler nezdinde bulunduğunda delil getirilmeye uygun olur. Zira hadis ehli arasında zayıflığı üzerinde ittifak yoktur ve aynı zamanda muteber müctehid ve fakihler nezdinde kendisiyle amel edilmiştir. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla onunla delil getirilir.

Bu hadisle delil getiren bazı muteber müctehid ve fakihleri zikredeyim:

  • Şemsü’l-Eimme es-Serahsî (V. 483), kaza (yargı) konusunda el-Mebsut adlı kitabında onunla delil getirmiştir.
  • el-Karâfî olarak şöhret bulan Ebu’l-Abbas Şihabuddin (V. 684), Malik'in usulünü incelerken ez-Zehîra adlı kitabında onunla delil getirmiştir.
  • el-Mâverdî olarak şöhret bulan Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed (V. 450), Sahabeler konusunu incelerken el-Hâvî el-Kebîr adlı kitabında onunla delil getirmiştir.
  • İbn Kudâme el-Makdisî olarak şöhret bulan Ebu Muhammed Muvaffakuddin (V. 620), el-Muğnî adlı kitabında avlanan hayvanların cezası bölümünde onunla delil getirmiştir...

Gördüğün gibi hadis, muteber müctehid ve fakihler nezdinde kullanıldığı için Hasen olarak kabul edilir.

Dolayısıyla mesele, hadis alimlerinin zayıflığı üzerinde ihtilaf ettiği hadislerle ilgilidir; zayıflığı üzerinde icma edilen hadislerle ilgili değildir. Zayıflığı üzerinde ittifak edilen bir hadisin muteber müctehid ve fakihlerin kitaplarında zikredilmesi bir anlam ifade etmez. Farz-ı mahal kitaplarında mevcut olsa bile o hadis zayıf kalmaya devam eder. "Farz-ı mahal" diyorum çünkü muteber müctehid ve fakihler, zayıflığı üzerinde icma edilmiş zayıf hadisleri kullanmazlar...

Bu konunun değerli kardeşimiz için tamamen açıklığa kavuştuğunu umuyorum.

Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşte

06 Safer 1438 H. 06/11/2016 M.

Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Emir'in Twitter sayfasındaki cevap linki: Twitter

Emir'in web sitesindeki cevap linki: Amir'in Sitesi

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın