Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Peygamber ﷺ'in Abdullah bin Übey bin Selül Üzerine Namaz Kıldığını Söyleyen Hadislerin Dirayet Bakımından Reddedilmesi

October 12, 2019
4503

Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin "Fıkhî" Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevap

Nizar Steitieh'e

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Ash-Shakhsiyya Al-Islamiyya (İslami Şahsiyet) kitabının 3. cildinde (Usul el-Fıkıh), "Şeriat gelmeden önce hüküm yoktur" babında, 28. sayfada şu ifadeler yer almaktadır: "Buna göre, insandan sadır olan hiçbir fiil ve insanın fiiliyle ilgili hiçbir şey yoktur ki şeriatta bir hükmü olmasın. Şeriat gelmeden önce hüküm olmadığına göre, Şari’nin hitabından bizzat o fiile delalet eden bir delil bulunmadan da hüküm yoktur. Dolayısıyla Resul gönderilmeden önce hüküm yoktur, gönderildikten sonra da getirdiği risaletten bizzat o hükme delalet eden bir delil bulunmadıkça hüküm yoktur."

Soru şu; "Şeriat gelmeden önce hüküm yoktur" kaidesi ile Kurtubî'nin Tevbe suresindeki şu ayetle ilgili tefsirinde geçenleri nasıl bağdaştırabiliriz?

وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰ أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَداً وَلَا تَقُمْ عَلَىٰ قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ

"Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler." (Tevbe [9]: 84)

Kurtubî burada şunları zikretmiştir:

"Burada on bir mesele vardır:

Birincisi: Bu ayetin Abdullah bin Übey bin Selül ve Peygamber ﷺ'in onun üzerine namaz kılması hakkında nazil olduğu rivayet edilmiştir. Bu durum Sahihayn'da ve diğer kaynaklarda sabittir. Rivayetler, Peygamber ﷺ'in onun üzerine namaz kıldığı ve ayetin bundan sonra nazil olduğu hususunda birleşmiştir. Enes bin Malik'ten rivayet edildiğine göre Peygamber ﷺ namaz kılmak için öne çıktığında Cebrail gelip elbisesini çekmiş ve ona 'Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma...' ayetini okumuş, bunun üzerine Resulullah ﷺ namaz kılmadan geri dönmüştür. Ancak sabit olan rivayetler bunun aksinedir. Buhari'de İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir: 'Resulullah ﷺ onun üzerine namaz kıldı, sonra ayrıldı. Çok geçmeden (Berae'den) şu iki ayet nazil oldu: Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma...' Benzer bir rivayet Müslim tarafından İbn Ömer'den de nakledilmiştir. İbn Ömer dedi ki: Abdullah bin Übey bin Selül vefat edince oğlu Abdullah, Resulullah ﷺ'e gelerek babasını kefenlemek için gömleğini vermesini istedi, o da verdi. Sonra üzerine namaz kılmasını istedi. Resulullah ﷺ namaz kılmak için kalkınca Ömer kalktı ve Resulullah ﷺ'in elbisesinden tutarak şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü! Allah seni onlara namaz kılmaktan men etmişken ona namaz mı kılıyorsun?' Resulullah ﷺ şöyle buyurdu: 'Allah Teâlâ beni serbest bıraktı ve: Onlar için ister mağfiret dile ister dileme; onlar için yetmiş kez mağfiret dilesen de... buyurdu. Ben de yetmişten fazlasını dilerim.' Ömer dedi ki: 'O bir münafıktır.' Resulullah ﷺ onun üzerine namaz kıldı. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah 'Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma ve kabrinin başında durma' ayetini indirdi ve böylece onlara namaz kılmayı terk etti. Bazı âlimler şöyle demiştir: 'Peygamber ﷺ, Abdullah bin Übey'in üzerine, onun İslam'ının zahirine dayanarak namaz kılmıştır. Yasak geldikten sonra ise bunu bir daha yapmamıştır.'" Kurtubî'nin Tevbe suresi 84. ayet tefsirinden yapılan alıntı burada sona ermiştir.

Resulullah ﷺ'in Abdullah bin Übey bin Selül üzerine namaz kılması fiili, bu kerim ayetle nesh mi edilmiştir? Ayrıca genel kaide olan "Şeriat gelmeden önce hüküm yoktur"un aksine burada "Şeriat gelmeden önce bir hükmün varlığı" mı söz konusudur?

Açıklamanızı rica ederim, teşekkürler. Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Resulullah ﷺ'in İbn Übey üzerine namaz kılmasıyla ilgili bir neshin olup olmadığını ve bu namazın "Şeriat gelmeden önce hüküm yoktur" kaidesiyle çelişip çelişmediğini soruyorsun.

Değerli kardeşim, biz Peygamber ﷺ'in Abdullah bin Übey bin Selül üzerine namaz kılması meselesini Ash-Shakhsiyya Al-Islamiyya (İslami Şahsiyet) kitabının 1. cildinde, "Resul’ün Müctehid Olması Caiz Değildir" babında ele aldık. Orada, Peygamber ﷺ'in Abdullah bin Übey bin Selül üzerine namaz kıldığını söyleyen hadislerin, Kur'an-ı Kerim'in daha güçlü nasslarına ters düştüğü için dirayet bakımından reddedilen hadisler olduğunu açıkladık. Söz konusu yerdeki (sayfa 150-152) ifadeler şöyledir:

"Allah Teâlâ'nın şu kavline gelince:

وَلَا تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَداً وَلَا تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ

'Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.' (Tevbe [9]: 84). Bu ayet, Allah Teâlâ'nın şu kavlinden sonra gelmiştir:

فَإِنْ رَجَعَكَ اللَّهُ إِلَى طَائِفَةٍ مِنْهُمْ فَاسْتَأْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُلْ لَنْ تَخْرُجُوا مَعِيَ أَبَداً وَلَنْ تُقَاتِلُوا مَعِيَ عَدُوّاً إِنَّكُمْ رَضِيتُمْ بِالْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِفِينَ * وَلَا تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ

'Eğer Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de (cihada) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla çıkmayacaksınız ve benimle beraber asla bir düşmanla savaşmayacaksınız! Çünkü siz birinci defasında yerinizde kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun. Onlardan ölen hiçbirinin...' (Tevbe [9]: 83-84). Allah Teâlâ, 'Eğer Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürürse...' ayetinde, cihat şerefine ve Resul ile birlikte çıkma onuruna nail olmamaları, onları aşağılamak ve küçük düşürmek için Resul’ün onlarla birlikte gazvelere çıkmamasını emretmiştir. Hemen ardından gelen 'Onlardan ölen hiçbirinin namazını kılma...' ayeti ise onları zillet içinde bırakacak başka bir hususu açıklamaktadır. Bu, münafıkları ortadan kaldırmak için yürütülen kampanya sırasında olmuştur. Bu ayet, kendisinden önceki ve sonraki ayetlerle birlikte, münafıkların hükümlerini ve onlara nasıl muamele edilmesi gerektiğini; yani onlara hakaret edilmesini, aşağılanmalarını ve müminlerin mertebesinden düşürülmelerini beyan etmektedir. Ayette, Resul’ün bir hükümde içtihat ettiğine ve ayetin bunun aksini gösterdiğine dair bir delil yoktur. Bilakis bu, münafıklar hakkında başlangıçtan itibaren konulmuş bir teşriidir (hükümdür) ve aynı surede tekrarlanan münafıklarla ilgili ayetlerle uyum içindedir. Ayetin ne sarahati, ne delaleti, ne mantuku, ne de mefhumu; onun bir içtihadı düzelttiğine veya bir hataya dikkat çektiğine dair en ufak bir şüphe uyandırmamaktadır. Bu ayetin nüzul sebebi hakkında var olan haberlere gelince; bunlar ahad haberlerdir, akidelerde delil olmaya elverişli değildirler ve Resul’ün hükümleri tebliğ etmesini sadece vahiyle sınırlayan, onun vahiyden başkasına uymadığını belirten kat’î (kesin) nasslarla çelişemezler. Dahası, bu hadisler Ömer bin Hattab’ın, Resul’ü bir cenaze namazı kılmaktan alıkoymaya çalıştığını göstermektedir. Bu durumda Ömer, ya Resul’ü bir hüküm teşri edeceği fiilden men etmek istemektedir ya da Resul’ü meşru olan şer’i bir hükme göre bir ibadeti yerine getirmekten men etmektedir ve Resul bu durumda susmakta, sonra ayet inince Ömer’in görüşüne dönmektedir. Bu durum Resul hakkında caiz değildir. Dolayısıyla bu hadisle amel etmek, Resul’ün nebi olması gerçeğiyle çelişir; bu yüzden hadis dirayet bakımından reddedilir. Hadis ayrıca Resul’ün, münafıkların başı olmasına rağmen Abdullah bin Übey’e gömleğini verdiğini ve üzerine namaz kılmak istediğini göstermektedir. Oysa Abdullah bin Übey, Benî Mustalik gazvesinden sonra Allah tarafından ifşa edilmişti. Hatta oğlu, babasını öldürmeye karar vermişse bu işi bizzat kendisinin üstlenmesi için Resul’e gelmişti. Allah Teâlâ, Benî Mustalik gazvesinden sonra Münafikun suresini indirmiş ve orada Resul’e şöyle buyurmuştur:

هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ

'Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar!' (Münafikun [63]: 4). Yine orada: 'Kalpleri mühürlenmiştir' ve 'Allah şahitlik eder ki münafıklar yalancıdırlar' buyurmuştur. Tüm bunlardan sonra Resul’ün gelip münafıkların başı olan kişiye gömleğini vermesi ve namazını kılmaya çalışması, Ömer’in de onu engellemesi bu ayetlerle çelişir. Tevbe suresi Hicretin 9. yılında, yani Münafikun suresinden birkaç yıl sonra nazil olmuştur. Dolayısıyla Ömer’den gelen, gömlek hakkındaki ve diğer hadisler, Benî Mustalik gazvesinden sonra münafıklara yapılan muamelenin gerçeğiyle ve onlardan önce nazil olan münafıklarla ilgili ayetlerle çelişmektedir. Bu yüzden bu yönden de dirayet bakımından reddedilirler." (Alıntı bitti).

Bu hadisler dirayet bakımından reddedildiğine göre, bu hadislerin "Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma..." kerim ayeti ile nesh edildiğinden bahsetmenin bir anlamı kalmaz. Çünkü bu hadislerin dirayet bakımından reddedilmesiyle; Peygamber ﷺ'in münafıklar (münafıkların reisi Abdullah bin Übey bin Selül) üzerine namaz kıldığına, sonra da bu hadislerin işaret ettiği "münafıklar üzerine namaz kılmanın caizliği" hükmünü nesh etmek üzere bu ayetin geldiğine dair sabit bir kanıt kalmamış olur.

Yukarıda zikrettiklerimiz ışığında; İbn Übey üzerine bir cenaze namazı kılınmamıştır. Dolayısıyla şeriat gelmeden önce bir hüküm söz konusu değildir ve nesh de yoktur.

Sorunun cevabı budur. Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

12 Safer 1441 H. 11/10/2019 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın