Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Cezayir’deki Güçlü Protestolar

March 22, 2019
4512

Soru-Cevap

Cezayir’deki Güçlü Protestolar

Soru: Sky News, 17/03/2019 tarihinde "Günler İçinde... Cezayir Protestoları İktidarın 'Hassas Sinirine' Dokunuyor" başlığı altında şunları yayımladı: "Cezayir'deki en büyük bağımsız sendika konfederasyonunun başkanı, önümüzdeki birkaç gün içinde petrol ve gaz da dahil olmak üzere enerji sektörlerinde genel grev uygulamak için yasal adımlar attığını söyledi..." Buteflika, 11/03/2019 tarihinde adaylıktan çekilmiş ancak 18 Nisan’da yapılması planlanan seçimleri iptal ederek seçim tarihini belirlemek üzere bir ulusal konferans projesi duyurmuştu. Ancak halk bunu reddetti ve mevcut dördüncü döneminin bir uzatması olarak değerlendirdi. 15/03/2019 Cuma günü milyonlarca kişi sokaklara döküldü; bu, protestoların başladığı 22/02/2019 tarihinden bu yana en büyük kitlesel eylemdi. Soru şudur: Bu güçlü protestolar, özellikle de petrol grevi gerçekleşirse, yerli bir üretim mi yoksa uluslararası parmaklar mı var? Ayrıca bu durum Cezayir’deki siyasi sahnede bir değişikliğe yol açar mı? Buteflika, bu protestolara rağmen son kararlarında olduğu gibi bir yıl daha yönetici olarak kalmaya devam edecek mi?

Cevap: Soruların cevaplarına ulaşmak için olayların akışını, uluslararası müdahaleleri ve diğer unsurları şu şekilde incelemek mümkündür:

1- Görünen o ki protestolar, üzerlerine çöken zulüm, otoritenin ve rejimin yozlaşmışlığı, yöneticilerin kamu mallarını yağmalaması ve halkı yoksulluk ile sefalet içinde bırakması nedeniyle doğal ve kendiliğinden gelişmiştir. Halkın yaşam koşulları kötüleşmiş, çeşitli düzeylerdeki sorunları derinleşmiştir. Buteflika, 2008 yılında anayasayı değiştirip cumhurbaşkanının görev süresini iki dönemle sınırlayan şartı kaldırarak iktidarını despotça sürdürmüş, bu da onun üst üste dört kez görevde kalmasını sağlamıştır. 2013 yılında geçirdiği ve normal hareket etme ile düzgün konuşma yetisini kaybetmesine neden olan felce rağmen beşinci bir dönem peşinde koşmuştur. Buna rağmen bu ayın üçüncü gününde resmi adaylık belgelerini sunduğunu açıklamış, bunun üzerine halk öfkeyle patlamış ve çeşitli kesimlerden protestolar barışçıl bir şekilde tırmanmıştır...

2- İnsanları aldatmak amacıyla Buteflika, 11/03/2019 tarihinde halka bir mesaj göndererek şu kararları açıklamıştır: "Birincisi: Beşinci bir dönem söz konusu değildir, aksine sağlık durumum ve yaşım nedeniyle halka karşı son görevimi yerine getirmek, yani özlediğimiz Cezayir sistemine çerçeve olacak yeni bir cumhuriyetin temellerini atmak dışında böyle bir talepte bulunmaya hiç niyet etmedim... İkincisi, önümüzdeki 18 Nisan'da cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmayacaktır ve amaç sizin acil talebinize cevap vermektir... Üçüncüsü, en kısa sürede hükümet bileşiminde büyük değişiklikler yapmaya karar verdim... Dördüncüsü, Bağımsız Ulusal Konferans, yeni sistemin temellerini oluşturacak her türlü reformu tartışmak, hazırlamak ve onaylamak için gerekli tüm yetkilere sahip bir organ olacak ve çoğulcu bir başkanlık heyeti atayacaktır... Görev süresinin 2019 yılı sonundan önce bitmesine özen gösterilecektir... Beşincisi, cumhurbaşkanlığı seçimi Ulusal Konferans'ın ardından düzenlenecektir..." (Radyo Cezayir, 11/03/2019). Bu mesaj halkı daha da öfkelendirdi. Zira aday olduğu halde hiç niyet etmediğini iddia ederek halka yaranmaya çalıştı! Halk, Buteflika'nın hile ile dördüncü dönemini uzatmak istediğini ve yolsuzluğa batmış zümresinin nüfuzunu pekiştirmek için seçimleri iptal ettiğini anladı.

3- Buteflika, sokak baskısı altında, ülkede bir değişim yapacağını ve yolsuzlukla mücadele edeceğini göstermek için 11/03/2019 tarihli kararları kapsamında Ahmed Ouyahia hükümetini görevden aldığını duyurdu. Sanki halk, yolsuzluk araçlarından birini bir diğeriyle değiştirdiğinde ondan razı olacakmış gibi! Ancak halkın bu hilelerin farkında olduğu görülüyor; bu nedenle kararlarını takip eden 15/03/2019 Cuma günü kitleler daha da arttı. Noureddine Bedoui'nin Başbakan olarak atanması ve Ramtane Lamamra'nın Dışişleri Bakanlığını koruyarak Başbakan Yardımcısı olarak atanması hakkındaki kararları hiçbir şeyi değiştirmedi. İkisi de Buteflika'nın kararlarıyla halkı aldatmaya çalıştı. Noureddine Bedoui, 14/03/2019 tarihinde yardımcısıyla düzenlediği ortak basın toplantısında, "geçiş sürecinin bir yıldan fazla olmayacağını, cumhurbaşkanının seçimleri ertelemesinin halkın iradesine bir yanıt olduğunu, uzmanlardan oluşacak bir hükümet kurmak için istişarelerin sürdüğünü" belirtti ve yeni bir hukuk devleti kurma çağrısı yaparak muhalefeti katılmaya davet etti (Cezayir Televizyonu, 14/03/2019). Ramtane Lamamra da bir gün önce, 13/03/2019'da devlet radyosuna yaptığı açıklamada, "Diyalog şarttır, önceliğimiz Cezayirlileri bir araya getirmektir. Yeni sistem halkın iradesine dayanacaktır" dedi. Ancak halk bunlara kanmayacak kadar bilinçlidir. Cezayir halkının bu konuda gerçekten uyanık olduğu, tüm bunları reddetmeleri, cumhurbaşkanının gitmesinde ısrar etmeleri, Bedoui ve Lamamra'yı reddederek istifalarını istemeleri ve diyalog, cumhurbaşkanının çekilmesinin ertelenmesi ve yüzlerin değişmesi çağrılarını geri çevirmeleriyle ortaya çıktı. Bu ret, 15/03/2019 Cuma günü milyonların meydanlara dökülmesiyle netleşti. Rejim bir çıkmaza girdi ve tutuklamalara başladı!

4- Ordunun Buteflika'yı ve otoritesini desteklediği görüldü. Buteflika'ya olan aşırı sadakatiyle bilinen Savunma Bakan Yardımcısı ve Genelkurmay Başkanı Ahmed Gaid Salah, "Ülkeyi acı ve ateş dolu yıllara geri döndürmek isteyenler var" diyerek göstericileri tehdit etti. Ordunun "güvenlik ve istikrarın dizginlerini tutmaya devam edeceği" sözünü verdi ve "Cezayir'i güvenli ve istikrarlı görmekten rahatsız olan taraflar var, aksine acı ve ateş yıllarına dönmek istiyorlar" dedi (Şarku’l Avsat, BBC, 05/03/2019). 26 Şubat'ta da göstericilere karşı güç kullanma tehdidinde bulunmuş, onları "aldatılmış" olarak nitelendirmiş ve sokak gösterileri çağrısında bulunan meçhul tarafları kınamıştı. Ancak Savunma Bakanlığı geri adım atarak tüm medya organlarından bu tehditleri yayınlamamasını istedi. Ardından halka yaranmaya çalışarak şöyle dedi: "Halkın ordusuyla arasındaki bağın ve güvenin büyüklüğünden gurur duymaktan asla vazgeçmeyeceğim, bu iyi ilişkilere dayanarak halk sadıktır, samimidir ve söylediklerimin anlamının farkındadır" (Sky News, 13/03/2019). Bilindiği üzere ordu ülke üzerindeki kontrolünü elinde tutmaktadır. Buteflika, Fransa yanlısı eski komutanları uzaklaştırıp kendisine sadık olanları getirmeyi başarmıştır; bu nedenle ordu ve güvenlik liderlerinin Buteflika'nın İngiliz çizgisine sadık kaldığı görülmektedir. BBC'nin 08/03/2019 tarihinde Genelkurmay Başkanı Ahmed Gaid Salah'ı tanımlarken onu olumlu bir şekilde sunduğunu gördük. BBC, Eylül 2013'te Savunma Bakan Yardımcılığına terfi ettirilen Gaid Salah için, "Pek çok kişi onu Buteflika'nın sağ kolu olarak görüyor; 'General Tevfik' lakaplı Medyen liderliğindeki eski istihbarat yönetiminin, cumhurbaşkanı Fransa'da tedavi görürken onu devirmeye çalıştığı söyleniyordu... Ancak Gaid terfi ettikten sonra birçok üst düzey istihbarat subayını tasfiye etmeyi başardı" ifadelerini kullanmıştır. Buteflika, General Tevfik'i 13/09/2015 tarihinde istihbarat servisinin başından uzaklaştırmıştı.

5- Böylece protestolar kendiliğinden başlamış, ancak patlak verdikten sonra uluslararası parmaklar kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde bunlardan yararlanmaya ve müdahale etmeye çalışmıştır. Bu durumu açıklamadan önce, 23/09/2015 tarihli yayınımızda Cezayir'deki uluslararası çatışma gerçeğini sunduğumuz şu kısımları hatırlatmak isterim: ("Cezayir, Amerika'nın planlarına komşusundan daha sert bir şekilde direnen önemli bir devlettir. Amerikan çizgisinde yürüyen Abdünnasır destekli Bin Bella'ya karşı Boumediene'in darbesinden bu yana, Cezayir'de İngiliz nüfuzu hakimdir; bazen bazı zayıf başkanlar döneminde şiddetlenen bazı Fransız kalıntıları olsa da... Boumediene 19/06/1965'ten vefat ettiği 27/12/1978'e kadar iktidarda kaldı... Bundan sonra Buteflika 1999'dan bugüne kadar cumhurbaşkanı oldu ve İngiltere ile yakın ilişkilerini sürdürdü. Bunu, 2006 yılında bir Cezayir cumhurbaşkanının İngiltere'ye yaptığı ilk ziyaretle taçlandırdı... Cezayir ordusundaki Fransa grubu -ki bunlar bir dereceye kadar etkilidirler- Buteflika'nın İngiltere ile ilişkisinin ve Buteflika'nın Fransız politikasıyla uyumlu olmadığının farkındadırlar... Buna rağmen, ordudaki Fransa yanlıları bugüne kadar onun başkanlığını durduramadılar! İngiltere, Cezayir'deki nüfuzu konusunda Fransa'dan ziyade Amerika'dan korksa da, nüfuzunu güçlendirmek için o Fransız kalıntılarını sona erdirmeyi uygun gördü. Ancak bu konuda kademeli olarak ilerledi; çünkü Fransa ile bir çatışma içinde değil, çatışma Amerika ile. Bu nedenle Fransa yanlısı subayların değiştirilmesi, sanki bir çatışma varmış gibi ortamı ısıtmadan gerçekleşti!... Buteflika 13/09/2015 tarihinde Fransız eğilimli kıdemli bir subay olan ve 'General Tevfik' olarak bilinen Genel İstihbarat Servisleri Müdürü Muhammed Lamine Medyen'i görevden aldığında bile, bu durum herhangi bir gerginlik veya rejim yapısında bir etki yaratmadan tamamlandı! Buteflika'nın, İngiltere'nin desteğiyle bu görevden almalarda bir ölçüde başarılı olduğu söylenebilir. Her ne kadar ordunun kültürü ve eğitimi büyük ölçüde Fransa'dan gelse de orduda hâlâ Fransa'ya yer vardır... Ancak dediğimiz gibi, Buteflika'nın orduyla 'çatışması' yumuşaktı, sportif bir rekabete yakındı ve rejimin temel meselelerini etkilemiyordu...") (Alıntı bitti).

6- Aynı şekilde şu yayında da belirtmiştik: [("Bu durum, Cezayir'de siyasi hakimiyet konusunda Amerika ve planlarıyla olan gerçek çatışmadan farklıdır... Örneğin:

A- İspanya'nın 91 yıllık sömürgeciliğin ardından 1976'da Sahra'dan çekilmesinden sonra Amerika, Sahra'nın bağımsızlığı için Polisario hareketinde bir fırsat buldu ve bunu Kuzey Afrika'ya, özellikle de Cezayir'e müdahale etmek için bir bahane olarak kullandı... Ancak Cezayir'deki yönetim (İngiltere) meseleye karşı uyanıktı; Polisario'yu sınırdaki bir şeritte hapsetti ve Amerika'nın oraya sızdığını bildiği için etrafını gözleriyle kuşattı... Amerika'nın Sahra konusundaki BM misyonları ve temsilcileri üzerindeki hegemonyasına rağmen, Cezayir'deki nüfuzu ele geçiremedi.

B- Amerika, terörle mücadele bahanesiyle kurduğu Africom adlı kuvvetler için Cezayir'de bir üs kurmaya çalıştı. Ancak Cezayir bunu reddetti; çünkü kendisi ve arkasındaki İngiltere, bu Amerikan üssünün Cezayir'in işlerine müdahale etmek için olduğunu biliyordu. Bu nedenle Cezayir Dışişleri Bakanlığı 03/03/2007'de şu açıklamayı yaptı: "Cezayir, Afrika Özel Kuvvetleri (Africom) karargâhına ev sahipliği yapmakla ilgilenmemektedir."

C- Amerika, 22/03/2012'deki Mali olaylarını kullanarak terörle mücadeleyi kışkırtmaya çalıştı. Terörün Cezayir'e ulaşabileceği bahanesiyle Cezayir'i Amerika ile iş birliğine dahil etmek için karşılıklı ziyaretler gerçekleşti. Buna rağmen Cezayir (ve arkasındaki İngiltere) Amerika'nın planını reddetti. Bu ziyaretlerin en belirgini Hillary Clinton'ın ziyareti ve 29/10/2012'de Buteflika ile yaptığı görüşmeydi...)] (Alıntı bitti).

7- Mevcut koşullarda İngiltere ile Fransa arasındaki uluslararası ilişkilerin sportif bir ruhla rekabete daha yakın olduğu, ancak Amerika ile İngiltere arasındakilerin sıcak bir uluslararası çatışmaya daha yakın olduğu buradan açıkça anlaşılmaktadır... Bu durum hâlâ geçerlidir; Amerika ve Fransa, her birinin kendi ajanlarını halkın önüne geçirmesi ve ardından iktidara sızarak farklı bir yöntemle İngiliz ajanlarının yerini alması umuduyla protestolardan yararlanmaya çalışmaktadır:

  • Amerika'ya gelince... Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Palladino aracılığıyla 05/03/2019'da şunu duyurdu: "Cezayir'deki bu gösterileri izliyoruz ve izlemeye devam edeceğiz. Amerika Birleşik Devletleri Cezayir halkını ve barışçıl gösteri yapma hakkını desteklemektedir" (BBC, 06/03/2019). Bu, Amerika'nın Cezayir olaylarına ilk tepkisidir ve Amerika'nın bu gösterileri kendi lehine kullanmak istediğini göstermektedir. Buteflika'nın seçimlerin iptaline ilişkin kararlarından sonra Amerika, sözcü Palladino aracılığıyla şunları söyledi: "Cezayir'de tüm Cezayirlilerin iradesini ve güvenli, müreffeh bir gelecek umutlarını yansıtan bir diyalog yoluyla yeni bir yol çizme çabalarını destekliyoruz. Cezayirlilerin barışçıl bir şekilde protesto etme ve görüşlerini ifade etme haklarına saygı duyuyoruz, seçimlerin ertelenmesine ilişkin raporları yakından takip ediyoruz ve Cezayir halkının özgür ve adil seçimler yoluyla seçme hakkını destekliyoruz" (Reuters, Eş-Şuruk Cezayir, 12/03/2019). Ancak Amerikalı sözcü Buteflika'nın kararları hakkında yorum yapmadı; Amerika bunları görmezden geldi, bu da kararları desteklemediği ve seçimlerin iptalini reddettiği izlenimini vermektedir.

Buteflika'nın kararlarının ardından Amerikan gazetelerinin ona ve kararlarına karşı durduğu açıktı. New York Times gazetesi, muhalefetin tutumundan ve Cumhurbaşkanı Buteflika'nın niyetlerine olan şüphelerinden bahsetti, protestoculara gönderdiği mesajı bir hile olarak nitelendirdi. Washington Post gazetesi ise Cumhurbaşkanı Buteflika'nın görev süresini uzatmak, yetkiyi halefine devretmekten kaçmak ve yol açmamak için yaptığı gizli girişimlere karşı uyardı. Böylece Amerika'nın tutumunun Buteflika'dan yana olmadığı, aksine yukarıda belirttiğimiz gibi Cezayir'deki nüfuzunu yaymak için protestolardan yararlanmaya çalıştığı görülmektedir. Amerika bunu her ülkede olduğu gibi her olayı kullanmak için yapmaktadır. Bunu halklara olan düşkünlüğünden dolayı yapmıyor; zira Mısır, Irak, Suriye, Somali, Afganistan ve diğer yerlerde, ister doğrudan müdahale, ister darbeler, isterse ortak veya ajan devletleri vekil olarak müdahale ettirerek halkları ezmek için çalışmıştır.

  • Fransa'nın Tutumu... Bir ileri bir geri, bazen Buteflika ile bazen ona karşıydı. İngiltere'ye meydan okumadan sızma fırsatını yakalamaya çalışmaktadır. Fransa, Cezayir'de olup bitenleri sanki bir iç olaymış gibi ilgiyle takip etti; zira kendisini eski sömürgelerinin hamisi gibi görmektedir! Fransız Dışişleri Bakanlığı 04/03/2019'da şunu duyurdu: "Paris, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın Nisan ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olma kararını öğrenmiştir ve oylamanın mümkün olan en iyi koşullarda yapılmasını ummaktadır." Ayrıca, "Kimin lider olacağını seçmek Cezayir halkının elindedir... Geleceğiyle ilgili karar Cezayir halkınındır" dedi (Reuters, 04/03/2019). Fransa Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Jean-Baptiste Lemoyne, 05/03/2019'da Radio France Internationale'e verdiği demeçte, "Cezayir makamları gençlerin gösteri yapmasına izin vermeye çağrılmaktadır; Fransa gençlerin kendilerini sakin bir şekilde ifade ettiğini görüyor, bırakalım ifade etsinler" dedi. Ancak Buteflika kararlarını açıkladığında, Fransa Cumhurbaşkanı Macron bunları memnuniyetle karşılayarak şöyle dedi: "Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın beşinci dönem için adaylıktan çekilme kararı Cezayir tarihinde yeni bir sayfa açmaktadır." "Makul bir süre için geçiş dönemi" çağrısında bulundu ve "Bu geçiş aşamasında dostluk ve saygıyla Cezayir'in yanında olmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" dedi. Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian da Buteflika'nın adımını ve Cezayir siyasi sistemini modernize etmek için aldığı önlemleri memnuniyetle karşıladığını duyurdu (Radyo Cezayir, 12/03/2019).

Burada Fransa'nın sanki protesto hareketini destekliyormuş gibi göründüğü, aynı zamanda Buteflika'yı kışkırtmak istemediği için kararlarını memnuniyetle karşıladığı görülmektedir! Çünkü şu iki noktadan hareket etmektedir: Birincisi iktidarı kışkırtmayacak kolay bir yolla müdahale etmek istiyor, ikincisi Buteflika'ya karşı Amerikan tarafında görünüp saf tutmak istemiyor. Zira gerekirse Avrupa'nın bir parçası olarak, Cezayir'de İngiltere'nin yerini alamasa bile İngiliz nüfuzunun devam etmesini Amerikan nüfuzuna tercih eder.

Fransız basınına gelince, France 24 kanalı 02/03/2019'da Fransız gazetelerinin yorumlarını aktardı: Libération gazetesi, "Cezayir gençliği sosyal adalete aç ve değişim istiyor, özellikle de hayatları boyunca Buteflika'dan başka cumhurbaşkanı tanımayanlar" dedi. "Cezayir gençliği, bilmediği bir geçmişin sonuçlarına neden katlanmak zorunda olduğunu artık anlamıyor. Bu hayat ve enerji dolu gençlik, sahte bir cumhurbaşkanının arkasına saklanan bir rejimin dayattığı siyasi hegemonyadan daha fazlasını hak ediyor" ifadelerini kullandı. Le Figaro (sağcı) gazetesi ise Cezayir'deki gösterilere ayırdığı sayfanın başlığına "Cezayir rejimine karşı devasa dalga" yazdı. Gazete, "Özgürlük Öncüleri Partisi Başkanı Ali Benflis, gelecek seçimlerin adayı Rachid Nekkaz, eski Başbakan Ahmed Benbitour ve Buteflika'nın ilk döneminde görevinden istifa eden eski Kültür Bakanı Abdülaziz Rahabi gibi bazı siyasi ve partili şahsiyetlerin gösteriye katıldığına" dikkat çekti (France 24, 02/03/2019).

8- İngiltere'ye gelince, ondan herhangi bir resmi açıklama gelmedi... BBC protestolara odaklanmıyor, onları görmezden gelerek geçiştiriyor. İngiliz gazeteleri Buteflika'nın önlemlerini eleştirmiyor ve protestocuları desteklemiyor. Bu da İngiltere'nin Buteflika ile olduğunu, onu desteklediğini ve düşmesini istemediğini göstermektedir. Bu nedenle, Mısır, Türkiye ve Sudan protestolarında yaptığı gibi, medya organları aracılığıyla halkı kışkırtmaya, olayları büyütmeye, muhalefet hareketlerine, onların açıklamalarına ve özellikle kendisine sadık olan önde gelen isimlere odaklanmaya ve rejimlerin davranışlarını ve baskılarını eleştirmeye çalışmadı. Cezayir ile ilgili olarak böyle bir durum görülmedi. Bu da Cezayir'deki siyasi nüfuz sahibi olan İngiltere'nin, Buteflika ve zümresinin davranışlarından emin olduğunu teyit etmektedir. Sinsi politikası gereği, sanki olay kendisini ilgilendirmiyormuş gibi davranarak, ajanlarını korumak adına ön planda görünmemektedir!

9- Sorulan sorularla ilgili tercih edilen sonuç:

a- Protestolar, siyasi ve ekonomik zulme karşı kendiliğinden ve doğal bir tepkiydi. Buteflika ve zümresi yönetimi ve parayı tekellerine almış, anayasayı kendilerine göre değiştirmişlerdir. Sağlığının bozuk olmasına, hareket ve konuşma yetersizliğine rağmen beşinci dönem yerine dördüncü dönemini uzatmıştır! Kendisi ve zümresi yolsuzluk ve zimmete para geçirmekle suçlanırken, halk yoksulluk, hayat pahalılığı, işsizlik ve temel ihtiyaçlarını karşılayamama gibi geçim sıkıntıları çekmektedir. Ülke, özellikle petrol ve gaz olmak üzere zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen, halkın alım gücü zayıflamıştır. Bu kaynaklar, rejim yetkilileri ve Buteflika'nın çevresiyle iş birliği yapan yabancı şirketler tarafından yağmalanmakta... Halk ise sefalet ve zorluklarla boğuşmaktadır...

b- Buteflika, ölüm onu zorlayana kadar sahneden çekilmemekte kararlıdır. Ordu onu desteklemekte, İngiliz siyasi tabakası da aynı şekilde. Zira siyasi nüfuz sahibi olan İngiltere, rejimi ve adamlarını korumak istemektedir. Kuzey Afrika'da Amerika'ya karşı rejimin İngiltere yanlısı olması onun için önemlidir... Bu nedenle Cezayir, Amerika'nın Libya'daki ajanı Hafter'e karşı durmakta ve Amerikan destekli Polisario Cephesi'ni dizginlemeye çalışmaktadır...

c- Fransa'nın Cezayir'de siyasi, kültürel ve ekonomik sömürgeci çıkarları vardır. Hâlâ Cezayir'deki eski sömürge duygularıyla hareket etmektedir. 1965'teki Boumediene darbesinden bu yana Cezayir'de siyasi nüfuz kuran İngiltere ile sömürgecilik ve nüfuz yayma konusunda kendileriyle rekabet eden Amerika'ya karşı durmak için anlaştı. Aynı şekilde, ülkelerini her türlü sömürgecilikten kurtarmaya çalışan, İslam'a, devletinin kurulmasına ve uygulanmasına özlem duyan Müslüman halka karşı durmak için de onunla anlaştı. Zira halkın çoğu adaletin, hakkın ve hayrın İslam'da olduğunu bilmektedir. Fransa yanlıları 1992'de bir darbe düzenleyerek kötülük ve yolsuzluk getirdiler, kurtuluş savaşında bir buçuk milyon Cezayirliyi öldüren efendileri Fransa gibi yüz binlerce kişiyi katlettiler... Her halükarda, bazı Fransız adamları protestolara katıldı ve dalgaya dahil oldu, ancak dediğimiz gibi ihtiyatla...

d- Amerika, Cezayir'deki koşullardan ve protestolardan yararlanarak oraya girmeye çalışmaktadır. Zulme ve despotizme karşı olduğunu, halkın hakkını savunduğunu iddia etmektedir. Oysa zulüm, haksızlık ve despotizm onu ilgilendirmemektedir; aksine o, dünyanın her yerinde, özellikle İslam ülkelerinde ve Arap ülkelerinde bunları beslemektedir. Suudi Arabistan'da Selman ve oğlunun rejimini, Mısır'da Sisi rejimini ve Irak rejimini doğrudan, Suriye rejimini ise ortakları ve ajanları aracılığıyla dolaylı olarak desteklemiştir. Dolayısıyla derdi Cezayir halkını desteklemek değil, aksine Cezayir'de ve özellikle Kuzey Afrika'da nüfuzunu yaymak ve oradan Fransız nüfuzunun yerine geçmek için Sahraaltı ve Batı Afrika'ya yönelmek üzere Africom kuvvetleri için bir üs kurmak istemektedir. Ayrıca Cezayir'in, Batı Libya'yı ele geçirmek isteyen ajanı Hafter'e karşı çıkmasından ve Cezayir'in servetini kontrol etme emellerinden dolayı rahatsızdır.

e- Cezayir halkına gelince, olup bitenler konusunda bilince sahiptir ve sloganlarından biri şuydu: "Ne Washington ne Paris, başkanı biz seçeriz." Bu da halkın yabancı müdahalelerin ve hedeflerinin farkında olduğunu gösterir. Halkın ajanlar ve onların suçları konusunda tecrübesi vardır; sömürgeci devletlerin rolünü, rejimin, ajanların ve yolsuzların arkasında durduklarını bilmektedir. Ciddi bir değişim için çabalamakta ve İslam'ın dönüşünü özlemektedir. 1991 yılında "İslam'ı yönetime döndüreceğiz" diyenleri %84 oranında seçmiştir... İnsanlardaki İslami duyguların belirginleştiği, Cuma namazından sonra camilerden yürüyüşlerin başlatılmasıyla açıkça görülmüştür. Protestolara katılan laikler, Müslümanların namaz için camilere büyük akınını görünce buna boyun eğmişlerdir.

f- Bu hareketliliğin sonucu olarak beklenen şeye gelince, Cezayir'deki etkili ve karar merkezlerini elinde tutan siyasi tabaka çoğunlukla İngiltere yanlısıdır... Fransa'nın adamları ise zayıflamış ve azalmıştır; zira Buteflika yirmi yılı aşan yönetimi boyunca çoğunu hassas mevkilerden uzaklaştırmayı başarmıştır. Şu anki beklentileri İngiliz ajanlarının yerine geçmek değil, bazı temel olmayan mevkilerde onlara ortak olmaktır. Bu bile, mevcut protestoları kendi dalgalarına dahil ederek kendilerine bir ağırlık kazandırma konusundaki başarılarına bağlıdır...

Amerika'ya gelince, işaret edilebilecek bir siyasi tabakadan yoksundur ve bu durumlarda adet olduğu üzere, şu an rejimi destekleyen orduya yönelmektedir...

Yani mevcut protestoların, rejimin siyasi sadakatini İngiltere'den Fransa'ya veya Amerika'ya değiştirmesi muhtemel değildir.

g- Buteflika'nın devam edip etmeyeceği konusuna gelince, o şu an fiili olarak yönetmiyor; aksine yönetimi kendisi gibi İngiltere'ye sadık olan çevresindeki zümre yürütüyor. Protestolar artarsa, özellikle beklenen petrol ve gaz greviyle birlikte, İngiltere'nin her zamanki sinsi ve hileli yöntemine başvurması, rengi değişmiş ve paslanmış olan Buteflika'yı uzaklaştırıp yerine daha parlak ve daha düzgün konuşan yeni bir yüzle başka bir "Buteflika" getirmesi uzak bir ihtimal değildir.

h- Ancak rejim Allah ve Rasulü'nden uzak kaldığı, kötülük ve fesadın kaynağı olan Batılı kapitalist sistemlere başvurduğu sürece tüm bunlar trajediyi hafifletmeyecek ve geçim sıkıntısını ortadan kaldırmayacaktır. Aksine sorunu çözecek ve trajediyi bitirecek olan şey, Allah Subhânehu'nun şeriatına başvurmaktır... Çoğunluğu Müslüman olan protestocuların davalarını İslam ve "Nübüvvet metodu üzere Hilafet" yapmaları gerekirdi... Dünya ve ahiret izzeti, onurlu bir yaşam, adaletin ve hayrın ülkenin her yerine yayılması bundadır; ne sefalet ne de darlık olur. Aksine bu, dünyada izzet, ahirette ise kurtuluştur.

فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى * وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكاً

"Kim Benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz. Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, şüphesiz onun için sıkıntılı bir geçim vardır." (Tâ-Hâ [20]: 123-124)

14 Receb 1440 H. 21 Mart 2019 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın