Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Sudan'daki Protestolar: Lehine ve Aleyhine Olanlar!

March 04, 2019
4276

Soru-Cevap

Sudan'daki Protestolar: Lehine ve Aleyhine Olanlar!

Soru: İki ayı aşkın bir süredir devam eden protestolar bugün de sürmekte. Bu gösteriler, kötüleşen ekonomik durumun bir sonucu olarak kendiliğinden mi gelişti? Yoksa Sudan'daki gösterilerin sebebi, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan'ın Kasım 2017'de Hartum'a yaptığı ziyaretten sonra Hartum ile Washington arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginlik mi? Sullivan'ın Sudanlı yetkililerle yaptığı görüşmelerde, Beşir'in 2020 seçimlerinde yeniden aday olmaması meselesini gündeme getirdiği, Beşir'in de buna sinirlenerek ABD'ye inat Rusya'ya gittiği ve orada askeri üslere onay verdiği söyleniyor... Bu durum, ABD'nin Beşir'i değiştirmeye karar verdiği ve bu yüzden Sudan'a ekonomik ambargo uygulayıp, başta Suudi Arabistan olmak üzere ajanlarına Sudan'a yardım etmeyi yasakladığı anlamına mı geliyor? Ayrıca Sadık el-Mehdi'nin protestolara verdiği desteğin açıklaması nedir, bu durum İngilizlerin parmağı olduğu anlamına mı gelir? Sorunun uzunluğu için özür dilerim... Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.

Cevap: Sorunun cevabının netleşmesi için şu hususların gözden geçirilmesi gerekmektedir:

1- Evet, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan 16.11.2017 tarihinde Sudan'ı ziyaret etti. Dışişleri, Maliye Bakanları, Genelkurmay Başkanı, İçişleri Bakanlığı temsilcileri, Milli Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı ve Sudan'ın Amerika Maslahatgüzarı ile bir araya geldi. Ayrıca bazı dini liderlerle basına kapalı bir toplantı yaptıktan sonra, Kur’an-ı Kerim Üniversitesi’ne bağlı Şehit Salonu’nda ABD'nin Sudan politikası üzerine bir konferans verdi. (Sudan Times sitesinin sızıntılarına göre, Amerikalı yetkili bu görüşmede Sudan hükümetinden, başta dinden dönenlerin (mürted) idam edilmesini öngören yasalar olmak üzere bir dizi yasayı gözden geçirmesini, değiştirmesini veya iptal etmesini istedi. Ayrıca, "polis memurlarının takdirine göre uygunsuz giyinen kadınların kırbaçlanmasını öngören Kamu Düzeni Kanunu’ndaki kılık-kıyafet maddesinin iptal edilmesini" ve "yeni Sudan anayasası yazılırken herkes için dini özgürlüklerin korunmasını" talep etti... Sudan Tribune, 18.11.2017).

2- Bazı sızıntıların, Sullivan'ın Beşir'den 2020 seçimlerinde aday olmamasını istediğini ve Beşir'in buna razı olmadığını, dolayısıyla ilişkilerde gerginlik yaşandığını belirttiği doğrudur... Ancak bu ihtimal düşüktür; çünkü Beşir, efendisi Amerika'nın talimatlarına karşı gelemez. O, ancak Amerika isterse aday olur... Eğer Amerika'nın talimatlarını reddettiğini ve 2020 seçimlerinde aday olma ve iktidarda kalma konusunda ısrar ettiğini varsaysak bile, Amerika onu 30.06.1989 darbesiyle nasıl getirdiyse, başka bir darbeyle öyle görevden alırdı... Sosyal medyada Amerikalı yetkilinin Beşir'den 2020'de aday olmamasını istediği söylentileri yayıldığında, Sudan Dışişleri Bakanı İbrahim Gandur bunu yalanlayarak şöyle demiştir: "Amerika Birleşik Devletleri, Sudan'ın terörü destekleyen devletler listesinden çıkarılması karşılığında Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in 2020 seçimlerinde aday olmaması yönünde herhangi bir şart koşmamıştır. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan ile son Hartum ziyaretinde görüştüğümüz tek şey insan hakları ve dini özgürlüklerle ilgili meselelerdir." (Al-Quds Al-Arabi, 14.11.2017)... Ayrıca ziyaret gerginliği değil, uyumu göstermektedir. Sullivan, ziyaret boyunca devletin çeşitli kademeleriyle büyük bir ilgi ve tezahüratla karşılanarak görüşmüştür! Bu ziyaret, ABD yönetiminin 26.09.2017'de Sudan vatandaşlarına yönelik seyahat yasağını kaldırmasından ve 06.10.2017'de yaklaşık 20 yıldır uygulanan bazı ekonomik yaptırımları sonlandırmasından sonra gerçekleşmiştir... Dolayısıyla ziyaretin amacı adaylık değil, asıl gaye Sudan'ın "terörü destekleyen devletler listesinden" çıkarılmasıydı. Bu yüzden Amerika, yukarıda Sudan Tribune sitesinde belirtildiği gibi bazı şartlar öne sürmüştür. Diğer yandan Beşir, Sullivan'ın ziyaretinden on gün önce aday olmayacağına dair taahhüdünü yinelemişti: ("Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir Pazartesi günü, 2020'deki ikinci başkanlık döneminin sonunda iktidarı bırakacağına dair önceki taahhütlerini yineledi... Beşir bu konuşmayı, Hartum'daki Sudan Ulusal Gençlik Birliği'nin 7. Genel Kurulu vesilesiyle bir gençlik kitlesine hitaben yaptı." Al-Khaleej Online, 06.11.2017). Bu tür devletlerde verilen sözlerden dönmek zor olmasa da, Amerika ile yapılan görüşmeler ve açıklamalar, ziyaretin amacının Beşir'in adaylığını engellemek olduğu ihtimalini zayıflatmaktadır. Protestolar başladıktan sonra da Amerika ile Sudan arasındaki temaslar, Sudan'ın 1993'ten beri listede olan adının silinmesi için devam etmiştir. Trump yönetimi 1997'den beri uygulanan ekonomik ve ticari yaptırımları kaldırsa da liste süreci devam etmiş; Amerika ikinci aşamanın tamamlanması için Sudan'ın "terörle mücadele" konusunda iş birliğini genişletmesini, insan haklarını, dini ve siyasi özgürlükleri güçlendirmesini şart koşmuştur.

3- Sullivan'ın 16.11.2017'deki ziyareti, 19.12.2018'de başlayan protestoların nedeni değildir. Çünkü ABD'nin ziyaret sonrası ve protestolar sırasındaki tutumu halkın değil, iktidarın yanındaydı; temaslar ve açıklamalar buna işaret etmektedir... ABD Başkanının Özel Yardımcısı ve Afrika Kıdemli Danışmanı Cyril Sartor, beraberinde Ulusal Güvenlik Konseyi Afrika Direktörü Darren Seirelle ile birlikte 17.02.2019 Pazar günü Hartum'a gelmiş ve görüşmelerini 20.02.2019 Çarşamba günü tamamlamıştır. Özel Yardımcı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki görüşmenin ardından yaptığı açıklamada şunları söylemiştir: ("Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile verimli ve yapıcı bir toplantı gerçekleştirdim. Sudan'ın terörü destekleyen devletler listesinden çıkarılmasına yol açacak diyaloğu sürdürmek için geldim." Sartor ayrıca, "biraz daha sabırla hükümetin siyasi bir çözüm bulabileceğini ve Sudan'a dışarıdan hiçbir çözümün dayatılmayacağını, ortak çalışma yoluyla iki ülkenin güçlü bir ortaklığa giden yolu bulacağını" vurgulamıştır... Shorouk News, 18.02.2019)... Tüm bunlar, ziyaretin protestoların arkasındaki itici güç olmadığını, aksine Beşir iktidarına verilen Amerikan desteğini ve dışarıdan bir çözüm dayatılmayacağını göstermektedir.

4- Amerika'nın bölgedeki ajanlarının tutumu da soruda belirtilenin aksine protestoları değil, iktidarı destekler nitelikteydi...

Bunun açıklaması şöyledir:

a- Suudi Arabistan'a gelince... Yemen'deki askeri operasyonun başlangıcından bu yana Sudan'ın tarım alanlarına yeni yatırımlar pompalamaya devam etmektedir:

  • ("Suudi Arabistan, 2016 yılında yaklaşık 15 milyar dolarlık yatırımla Sudan'daki en büyük Arap yatırımcı olmuştur; bu yatırımlar yem, buğday ve mısır üzerine yoğunlaşmış olup Hartum ekonomisini desteklemektedir... Al-Khaleej Online, 17.07.2017)... Krallığın büyükelçisi, "Suudi Arabistan'ın Sudan'daki fiili yatırım değerinin 12 milyar doları aştığını" teyit etmiştir (Al-Bawaba, 03.12.2018)... Ayrıca, ("Sudan, 07.05.2018 Pazartesi günü Suudi Arabistan ile beş yıl boyunca petrol tedariki konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştur." Sudan Tribune, 07.05.2018).

  • Bir Suudi bakanlık heyeti 24.01.2019 tarihinde Hartum'u ziyaret ederek Sudan Devlet Başkanı Beşir ile Sudan'ın içinden geçtiği durumu görüştü. Suudi Ticaret Bakanı Macid el-Kasabi yaptığı basın açıklamasında: ("Heyetin Sudan ziyareti, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz'in Sudan ile ekonomik ilişkileri güçlendirme ve ticari alışverişi artırma talimatıyla gerçekleşmiştir." diyerek, "Kral Selman'ın Sudan'ın güvenliğinin Krallığın güvenliği, istikrarının ise kendi istikrarı olduğunu ve Sudan'ın herhangi bir devletten daha fazla bu ilişkiyi hak ettiğini vurguladığını" eklemiştir... Al-Watan Al-Masri, 26.01.2019). Tüm bunlar Suudi Arabistan'ın Sudan'a desteğini kesmediğini kanıtlamaktadır.

b- Diğer bir dayanak noktası olan Mısır'a gelince... Beşir 27.01.2019 tarihinde Mısır'ı ziyaret etmiş, Sisi onu havaalanında büyük bir tören ve misafirperverlikle karşılamıştır. Bu, Amerika'nın Beşir'i görevden almaya karar vermediğini gösterir; aksi takdirde tamamen Amerika'ya dayanan ve ona tabi olan Sisi bunu yapmazdı. Sudan'ın Kahire Büyükelçisi bu ziyareti, "zamanlama ve içerik açısından en önemli ziyaretlerden biri" olarak nitelendirmiştir (Al-Sabah Al-Masri, 27.01.2019). Unutulmamalıdır ki Beşir, Sisi'nin 25.10.2018'de 12 bakan eşliğinde Sudan'ı ziyaret edip 12 anlaşma imzalamasından sonra, 06.11.2018'de Mısır'ı ziyaret ederek Sisi ile görüşmüştü... Protestoların patlak vermesinin hemen ardından Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ve İstihbarat Başkanı Sudan'ı ziyaret ederek Ömer el-Beşir ve mevkidaşlarıyla görüştüler. Şükri görüşmeden sonra: "Mısır, Sudan'ın mevcut koşulları aşacağına güvenmektedir. Mısır her zaman Sudan'a destek ve yardım sunmaya hazırdır. Sudan'ın güvenliği ve istikrarı, Mısır'ın güvenliği ve istikrarıdır" demiştir (Al-Bawaba Al-Masriya, 27.12.2018). Bu da Mısır'ın Sudan'ı desteklemeye devam ettiğini göstermektedir.

c- İçeride ise Amerika'nın en önemli yerel gücü ordudur. Sudan ordusunun protestolar karşısındaki tutumu, Beşir'in ve rejiminin korunması yönünde olmuştur. Ordu yaptığı açıklamada, ("liderliğinin etrafında kenetlendiğini, halkın kazanımlarını, vatandaşın can, namus ve mal emniyetini koruma konusundaki kararlılığını" ilan etmiştir... Arabi Post, 23.12.2018). Sudan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Kemal Abdulmaruf, tuğgeneral ve albay rütbesindeki subaylara hitaben şunları söylemiştir: "Ordu, ülkeyi bozguna uğramış isyan liderlerine ve dışarıdaki şüpheli organizasyonların vekillerine teslim etmeyecektir." (Masr Al-Arabiya, 30.01.2019). Bu durum ordunun hâlâ Beşir'i desteklediğini göstermektedir. Diğer askeri ve güvenlik birimlerinin tutumu da aynı olmuştur: (Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Dakalu "Hemedti", birliklerinin "açgözlüler" olarak nitelediği kişilere karşı koymaya hazır olduğu tehdidinde bulunmuştur... Al-Masirah Net, 26.12.2018). Ayrıca, (Sudan Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı Salah Goş, parlamentodaki kısa açıklamasında "Sahada birçok girişim var ancak herkes bilmelidir ki mevcut meşruiyetin dışındaki hiçbir girişime yer yoktur" demiştir... Al-Jazeera Net, 21.02.2019). Amerika, orduları darbe yapmak için kullanır ve 1969 Numeyri darbesinden beri Sudan ordusunda odaklanmıştır...

5- Muhalefete gelince... (Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi, protestoların dördüncü gününde tüm tarafların katılacağı yeni bir ulusal uzlaşı hükümeti kurulması çağrısında bulunmuştur. Halk protestolarını desteklediğini ancak partisinin bunlara katılmayacağını vurgulamıştır. BBC, 22.12.2018). Fakat protestoların devam ettiğini görünce bunları sahiplendiğini ilan etmiştir. (Ümmet Partisi lideri ve "Sudan Çağrısı" ittifakı başkanı Sadık el-Mehdi, rejimin düşürülmesini talep eden halk hareketini desteklediğini açıklamış, göstericilerin öldürülmesinin durdurulması çağrısında bulunmuş ve ardından Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in istifasını istemiştir... Sudan Tribune, 25.01.2019). Yani protestolar başladıktan bir aydan fazla bir süre sonra, daha sonra bunları kullanmaya çalışmak üzere bu adımı atmıştır... Sadık el-Mehdi, İngilizlere olan sadakatiyle bilinir; 1986-1989 yılları arasında Sudan hükümetine başkanlık etmiş ve Beşir tarafından bir darbeyle devrilmiştir. Daha sonra, hükümet yanlısı resmi sendikalara paralel bir yapı olarak "Sudan Meslek Grupları Birliği" (Sudanese Professionals Association) ortaya çıkmıştır. Avrupa'nın bu birlik üzerinde Mehdi aracılığıyla etkisi vardır ve bu yapı, rejimin kontrolündeki resmi sendikalara alternatif olma girişimidir. Birliğin yurt dışındaki liderleri Avrupa'da yerleşiktir (Yurt dışında olup birlik adına konuşan isimler arasında Fransa'daki gazeteci Muhammed el-Esbat ve İngiltere'deki Dr. Sara Abdülcelil zikredilmiştir. BBC, 24.01.2019). Ayrıca protestolara laik eğilimler ve değişim üzerinde etkili olmayan diğer marjinal hareketler de sızmıştır... İngilizlerin etkisi, özellikle Mehdi'nin partisinde olmak üzere bu gruplara sızmış olsa da bu etki fiili bir değişim yaratma gücüne sahip değildir. Ancak protestoların sürmesi, İngilizlerin gösterileri kullanma deneyimi nedeniyle onlara bir güç vermektedir. Bu yüzden Mehdi'nin partisi, Beşir'in gösterileri ilk günlerde bastıracağını sandığı için desteğini yaklaşık bir ay geciktirmiş, gösteriler uzayınca dalgaya dahil olmuştur! İki ayı aşkın bir sürenin ardından Mehdi'nin eli güçlenmiş ve Beşir'in istifası konusunda ısrarcı olmuştur (Yeni rejime geçiş detaylarını görüşmek üzere muhalefet temsilcileriyle buluşmaya hazır olduğunu ifade etmiştir... Sputnik, 02.03.2019). Rejimin protestoları durdurma kabiliyeti geciktikçe İngiliz ajanlarının gücü artmaktadır. Amerika bu durumu hesaba katarak, her türlü acil duruma karşı Beşir ile birlikte bu gruplara sızma planı yapmış; hükümetteki bazı siyasi partilerin hükümetten çekilip muhalefete geçmesini organize etmiştir: (Ümmet Partisi lideri Mübarek el-Fadıl, iktidardaki Ulusal Kongre Partisi ile ortaklığını sonlandırdığını ve hükümetten çekildiğini duyurmuştur... Al-Neelain, 28.12.2018). Keza Gazi Selahaddin'in çekilmesi: (Reform Şimdi Hareketi, lideri Gazi Selahaddin'in konuştuğu bir basın toplantısında yasama meclislerindeki tüm temsilcilerini çekme kararı almıştır... Sawa News, 01.01.2019). Gazi Selahaddin, Ulusal Değişim Cephesi başkanlığına seçilmiştir ("Ulusal Değişim Cephesi Genel Kurulu dün Dr. Gazi Selahaddin'i Cephe Başkanlık Konseyi Başkanı olarak seçti"... Gulf 365, 14.02.2019). Bu sızma hareketlerine ek olarak ve protestoların tırmanmasını ve Avrupa'nın bunları kullanmasını önlemek amacıyla, Amerika Beşir'e olağanüstü hal ilan etmesi için yeşil ışık yakmış ve 22.02.2019'da OHAL ilan edilmiştir... Son olarak 28.02.2019'da, Amerika ile ilişkileriyle bilinen Mirgani'nin partisi hükümetten çekilmiştir (Muhammed Osman el-Mirgani liderliğindeki Demokratik Birlik Partisi Perşembe günü, iktidardaki Ulusal Kongre Partisi ile imzaladığı tüm ortaklık anlaşmalarını sona erdirdiğini ve Sudan hükümetinden çekildiğini duyurmuştur... Al-Ain News, 28.02.2019)... Ardından muhalefeti yatıştırmak için Beşir'in tarafsız olduğunu, hiçbir tarafın yanında olmadığını ilan ettiği yeni bir adım atılmıştır! (Sudan Devlet Başkanı, seçenekleri daralırken ve iktidarının son otuz yılının en kötü kriziyle karşı karşıyayken, "ileri bir hamle" olarak Ulusal Kongre Partisi genel başkanlık yetkilerini yardımcısına devretmiştir... Parti yaptığı açıklamada, bu kararın "Sayın Cumhurbaşkanı'nın millete hitabında tüm siyasi güçlere eşit mesafede durduğu yönündeki beyanına sadık kalmak adına" alındığını belirtmiştir. Middle East Online, 01.03.2019). Beşir bu şekilde başkalarından önce kendini kandırmaktadır; zira devlet başkanı iken ve partisi iktidar partisi iken nasıl tarafsız olabilir? Parti başkanlığını başkasına devretse bile, bu sadece şekli bir durumdan öteye geçmeyecektir.

Her halükarda bu, protestoları yatıştırma yöntemlerinden biridir! Tüm bunlar muhalefeti etkileme ve protestoları kontrol altına alma çabasıdır; özellikle de rejimin artık muhalefete sızmış güçleri varken... Eğer bu güçler protestoları durduramazlarsa, onlara liderlik etmeye veya liderlikte etkili bir pay sahibi olmaya çalışacaklar, böylece Amerika'nın hegemonyası sürmeye devam edecektir...

6- Beşir'in Sullivan'ın Sudan ziyaretinden altı gün sonra, 22.11.2017'de başlayan ve 4 gün süren Moskova ziyareti, Beşir'in Amerika'yı Rusya'ya şikâyet etmesi için değil, aksine Amerika'nın emri ve onayıyla gerçekleşmiştir. Bunun kanıtı şudur: (Bir Sudan gazetesi Çarşamba günü, Hartum ile Washington arasında, Beşir'in uçağının Rusya güzergâhının güvence altına alınması karşılığında, Amerikan yönetiminin itiraz ettiği tartışmalı yasaların iptalinin kabul edilmesini öngören bir anlaşmayı ortaya çıkardı. Al-Rakoba gazetesine konuşan bilgili kaynaklar, Sudan rejiminin ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan'dan, Hartum ziyareti sırasında dini özgürlüklerin tanınması, "irtidat, miras ve müstehcen kıyafet" ile ilgili tartışmalı yasal maddelerin iptali karşılığında Beşir'in uçağına müdahale edilmeyeceğine dair güvenceler aldığını belirtti... Masrawy, 22.11.2017). Zira Amerika'nın emriyle olmasaydı Beşir, Suudi hava sahasını kullanamazdı. Nitekim Suudi rejiminin tabi olduğu sömürgeci devlet, hava sahası kontrolü üzerinde etkilidir. İngiliz ajanı Kral Abdullah döneminde, 2013'te olduğu gibi; İngiltere, İran Cumhurbaşkanı'nın göreve başlama törenine çok sayıda devlet başkanının katılarak İran rejiminin itibar kazanmasını istemediği için Suudi Arabistan, İngiltere'nin isteği doğrultusunda Beşir'in uçağını engellemişti (Sudan Cumhurbaşkanlığı, Suudi Arabistan'ın Pazar günü Cumhurbaşkanı'nın uçağının Tahran'daki yemin törenine gitmek için hava sahasını kullanmasını engellediğini, bu yüzden uçağın geri dönmek zorunda kaldığını duyurdu... France24, 04.08.2013).

7- Tüm yukarıda sayılanlar, Amerika'nın protestoların arkasında olma ihtimalini dışlamaktadır... İngiltere'nin ise bunları başlatma gücü yoktur... O halde protestolar nasıl başladı ve nasıl sürdü?

Bunun cevabı; protestoların Sudan halkının yaşam krizinin tırmanması nedeniyle kendiliğinden patlak verdiğidir. Mesele tamamen şu şekildedir:

a- Beşir ve yanındakiler, Amerika'nın emirlerini yerine getirerek Güney Sudan'dan vazgeçtiklerinde Sudan'ın refah ve güvenlik içinde yaşayacağını, yaptırımlar kalktıktan sonra Amerika'nın kendilerini destekleyeceğini sandılar... Fakat tam tersi oldu; ekonomik durum daha fazla kötüleşmeye ve kriz derinleşmeye başladı. Kriz, 2018'in başında ABD'nin Sudan'a yönelik yaptırımları kaldırmasından sonra şiddetlendi! Hükümet ekmek fiyatlarını artırdı, gümrük doları kurunu üç katına çıkardı ve yerel para biriminin değer kaybetmesi fiyatların yükselmesine, ardından yakıt krizine yol açtı... Ekmek fiyatları katlandı ve ekmek bulunmaz hale geldi; insanlar, fiyatı güçlerinin yettiğinin çok üzerine çıkan bir somun ekmek alabilmek için saatlerce uzun kuyruklarda beklemek zorunda kaldı... Enflasyon oranı yaklaşık %70'e ulaştı. Merkez Bankası, paranın değer kaybını ve doların yükselişini durdurma çabasıyla bankalardaki paraya el koydu, ta ki yerel para birimini %60'tan fazla devalüe ederek dolar kurunu 47,50 cüneyhe çekmek zorunda kalana kadar. Bu oran 20.02.2019'da serbest piyasada dolar başına 75 cüneyhe kadar düştü...

b- Sudan halkı arasındaki yoksulluk oranları rekor seviyelere ulaştı. Merkezi İstatistik Kurumu, "Güney Sudan'ın 2011'de ayrılmasından bu yana yapılan ilk çalışma olan 2014 yılındaki anket sonuçlarına dayanarak, yoksulluk oranının nüfusun üçte ikisinden fazlasını oluşturduğunu" teyit etmiştir. Tüm bunlar, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) her yerde yaptığı gibi tavsiyelerini, hatta emirlerini vermesinin ardından yaşanmaktadır. IMF, hükümetten para birimini dalgalanmaya bırakmasını, akaryakıt, elektrik ve buğday üzerindeki sübvansiyonları kaldırmasını talep etmiş; karşılığında Dünya Bankası ile birlikte ekonomik reform programının uygulanmasında Sudan'a teknik yardım sağlama sözü vermiştir! Bu taahhüt, Ekim 2018'de Endonezya'nın Bali adasındaki IMF ve Dünya Bankası toplantıları marjında gelmiştir. Oysa IMF, Aralık 2017'de hazırladığı yıllık raporunda hükümetten cüneyhi dalgalanmaya bırakmasını talep etmiş ve bunun yatırımcıları çekmek ve ekonomik kalkınmayı güçlendirmek için gerekli olduğunu vurgulamıştı. Ayrıca para biriminin devalüasyonundan sonra 2019-2021 yılları arasında elektrik ve buğday desteğinin kaldırılmasını istemişti. Sudan rejiminin bu emirlere boyun eğmesi, halkın ekonomik ve yaşamsal durumunun bu derece bozulmasına yol açmıştır.

c- Böylece Sudan'daki koşullar patlamaya hazır hale gelmiş ve yoksulluğun yayılması, fiyatların artışı, hayat pahalılığı, işsizliğin artması ve servetin kötü dağılımı nedeniyle bu sokak eylemleri kendiliğinden başlamıştır. Tüm bunların sebebi, Beşir'in kapitalist sistemi uygulaması, IMF ve Dünya Bankası gibi mali kurumların tavsiyelerine uyması ve Amerikan baskılarına boyun eğmesidir. O, Amerika'ya sadık bir rejimdir ve onun politikalarını uygulamaktadır, özellikle de Güney'in ayrılması ve devletin büyük petrol gelirini kaybetmesi (2011'de Güney Sudan'ın ayrılmasının ardından Hartum, döviz gelirlerinin yaklaşık %80'ini sağlayan petrol kaynaklarının dörtte üçünü kaybetmiştir. Al-Jazeera Net, 26.12.2018). Bu durum halkın geçim sıkıntısını tırmandırmıştır... Ardından Sudan devriminin kıvılcımı 19.12.2018'de ülkenin kuzeyinde, Nehrü'n-Nil eyaletindeki Atbera şehrinde çakmış, sonra tüm Sudan şehirlerine yayılmıştır. Devrim hâlâ devam etmekte ve ateş sönmemiştir; tek bir talepleri vardır, o da rejimin gitmesidir...

Görüldüğü üzere protestolar kendiliğinden başlamış, ardından bazı güçler bunları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak ve yukarıda açıkladığımız gibi protestoları rayından saptırmak için araya girmişlerdir.

8- Sonuç olarak, üzerinde düşünülmesi ve dikkatle incelenmesi gereken iki husus vardır:

Birincisi: Amerika'nın ajanlarına dayattığı ilk şey, kendi çıkarlarına hizmet etmek için tüm güçlerini sarf etmeleridir. Beşir bu yolda o kadar ileri gitmiştir ki, yeminine ihanet ederek Güney'i Sudan'dan koparmıştır... Bugün bile Amerika hâlâ Beşir'i desteklemektedir; belirttiğimiz gibi kendisi ve rejimiyle olan temaslar buna delalet eder... Ancak protestolar devam eder ve Beşir kısa sürede bunları kontrol altına alamazsa, Amerika'nın gözünden düşer ve onun çıkarlarına hizmet edemez hale gelir. İşte o zaman Amerika'nın onu değiştirmeye çalışması muhtemeldir. Bazı adamlarının, özellikle de kendisine sadık olan Mirgani'nin partisinin hükümetten çekilip muhalefet dalgasına binmesinin ayarlanması, muhtemelen bu yönde bir hazırlıktır; yani alternatifin hazırlanmasıdır. Çünkü Beşir'in değiştirilmesi, halk nezdinde kabul görecek bir alternatifin varlığını gerektirir. Amerika bu üslubu ajanlarına karşı hep kullanır; Mübarek protestoları kontrol altına alamayınca ona gitmesini emretmiş, o da istifa ederek yerine Tantavi ve askeri konseyini bırakmıştır... Bu Amerika'nın alışılagelmiş bir yöntemidir; sadece ajanına git demeden önce bir alternatife ihtiyaç duyar. Çünkü alternatif olgunlaşmadan bir değişim olursa, boğazına takılacak bir kılçık, hatta göğsüne saplanacak bir hançer olacak sadık ve ihlaslı adamların iktidara gelmesinden korkar. Ajanı Esed'i bugüne kadar tutması da bu kabildendir...

İkincisi ise: Korkulan odur ki, ölenlerin ve yaralananların kanları, sokaklardaki ve kamu tesislerindeki bu kayıplar boşa gitsin; protestolar sonunda sadece bir ajanın başka bir ajanla değiştirilmesine hizmet etsin ve ülkede canları alan, kulları perişan eden beşerî anayasa baki kalsın... İşte uyardığımız husus budur. Zira protestolar bugüne kadar İslam'ın taleplerini sahiplenmemiş, Râşidî Hilafeti kurarak İslamî hayatı yeniden başlatmak için çalışan sadık ve salih bir liderliğin arkasında şeriat hükümlerinin uygulanmasını talep etmemiştir... Dolayısıyla siyasi kriz olduğu gibi kalacak, hatta daha kötüleşecektir; ekonomik kriz aynı kalacak, hatta daha da kötüleşecektir. Allah'ın sözü apaçık hakikattir:

فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى * وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكاً

"Kim Benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz. Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, şüphesiz onun için dar bir geçim vardır." (Taha Sûresi [20]: 123-124)

Alim ve Hakim olan Allah ne doğru söylemiştir:

فَاعْتَبِرُوا يَاأُولِي الْأَبْصَارِ

"Ey basiret sahipleri, ibret alın!" (Haşr Sûresi [59]: 2)

27 Cemaziye'l-Ahir 1440 H. 04.03.2019 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın