Soru: Tüm göstergeler, mevcut Ukrayna krizinin aslında Rusya ile Batı arasında bir kriz olduğunu, sadece Rusya ile Ukrayna arasında bir anlaşmazlık olmadığını gösteriyor. Bazıları bunu Nazi Almanya’sının 1939’da Çekoslovakya’yı parça parça işgal etmesine, ardından Polonya’yı işgal ederek İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine benzetiyor... Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya başlattığı saldırı ve bugün de devam etmesi bir dünya savaşına yol açabilir mi? Amerika ve Avrupa’nın askeri müdahale olmaksızın sadece yaptırımlarla verdiği tepki bu saldırıya uygun mu? Yoksa bu, Rusya’yı Ukrayna bataklığına çekmek için bir tuzak mı? Eğer öyleyse bunun amacı nedir? Teşekkürler.
Cevap: Bu soruların etrafındaki tablonun netleşmesi için aşağıdaki hususları gözden geçireceğiz:
Birincisi: Geçtiğimiz günler şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermiştir ki Rusya Devlet Başkanı bir megalomandir. Mevcut uluslararası koşullarda Rusya’nın, Amerika’nın yanında yeniden bir süper güç olarak uluslararası konumuna dönebileceğine inanmaktadır. Batı’nın Rusya’ya yönelik uygunsuz yaklaşımını, uluslararası meselelerde dışlanmasını ve NATO’nun doğuya doğru genişlemesini acı bir dille eleştirmektedir. 1997’den sonra NATO’ya katılan ülkelerden, yani Polonya, Romanya ve diğer Doğu Avrupa ülkelerinden Amerikan askeri üslerinin kaldırılmasını talep etmektedir. Bu büyüklük kompleksine açıkça işaret eden durumlardan bazıları şunlardır:
1- Putin, Fransa, Almanya ve İran liderlerini diplomatik olarak uygun olmayan bir şekilde karşıladı. Daha kısa bir süre önce Türkiye Cumhurbaşkanı'nı da benzer şekilde karşılamıştı. Bazıları, Rus zaferlerinin sembolleriyle dolu salonlarda bir süre onu beklemek zorunda kaldı. Rus güvenliği, Fransa Cumhurbaşkanı Macron havalimanına vardığında koronavirüs testi yapılmasını istedi ve görüşme sırasında onlarla arasına altı metrelik bir mesafe koyarak oturdu. Oysa aynı dönemde kendisini ziyaret eden Kazakistan ve Belarus cumhurbaşkanlarına bunu yapmamıştı. Basın toplantısı salonundan çıkarken Alman Şansölyesi’ne arkasından yürümesini işaret etti!
2- Putin’in Ukrayna’ya bakışı, onun bir devlet olmadığı, Rusya’nın bir devlet kurması için ona topraklarından verdiği ve on yıllar boyunca 150 milyar dolar desteklediği yönündedir. Kiev’deki yöneticileri işgalci olarak nitelendirmesi, Avrasya bölgesinde (Avrupa ve Asya’nın birleştiği yer) Rusya’dan başka bir güç görmediğini göstermektedir. Avrasya bölgesine ve Rusya’nın buradaki merkezî konumuna yönelik bu bakış açısı, 2022 başlarında Kazakistan’da meydana gelen ayaklanmayı kontrol altına almak için Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ülkelerinden asker göndermesine neden olmuştur...
3- Putin, Avrupa’nın güvenliğinin her şeyden önce Avrupalıların elinde olması gerektiğini savunan Fransa ve diğer bazı ülkelerin sert eleştirilerine rağmen, Rusya’nın Avrupa’daki güvenlik garantilerini Amerika’dan talep ederek tüm Avrupa ülkelerini aşağılamaktan çekinmedi. Putin bunu yaptı çünkü kendisini Avrupa ülkelerinin değil, Amerika’nın dengi olarak görüyor. Macron Rusya ziyareti sırasında arabuluculuk teklif ettiğinde Putin, Fransa’nın NATO’ya liderlik etmediği cevabını verdi...
İkincisi: Kremlin’den yapılan açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Putin’in 28 Şubat 2022 tarihinde Fransız mevkidaşı Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde Rusya’nın savaşı durdurma şartlarını ilettiği belirtildi: "Rusya'nın Kırım üzerindeki egemenliğinin tanınması, Ukrayna devletinin silahsızlandırılması, Nazizmden arındırılması ve tarafsızlık statüsünün garanti edilmesi" (AFP, 28.02.2022). 22 Aralık 2021 tarihli Soru-Cevap bölümünde şunları belirtmiştik: "Böylece mevcut kriz, Rusya'nın ilk olarak Kırım’ın bir parçası olarak kalmasının sorgulanmamasını, aksine bunun Amerikan ve Avrupa uluslararası tanınırlığıyla emrivaki bir gerçek haline gelmesini hedeflediğini ortaya koyuyor. İkinci hedef, Doğu Ukrayna’nın Ukrayna otoritesinin dışına çıkması ve hükmen Rusya’nın bir parçası olmasıdır. Üçüncü ve en etkili hedef ise Ukrayna’nın NATO’ya katılımının engellenmesidir ve bunun için garantilere ihtiyaç duymaktadır." Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu bunu doğrulayarak şunları söyledi: "Ülkesinin silahlı kuvvetleri, hedeflerine ulaşana kadar Ukrayna'daki özel askeri operasyona devam edecektir. Batılı ülkeler, NATO üyesi olmayan eski Sovyetler Birliği ülkelerinde askeri tesisler kurmayı bırakmalıdır. Batı dünyası, Ukrayna halkını Rusya'ya karşı savaşta kullanıyor. Önemli olan Rusya'yı Batılı ülkelerin oluşturduğu askeri tehditten korumaktır" (Anadolu Ajansı, 01.03.2022). Dolayısıyla bu kriz, modern tarihin en büyük küresel krizlerinden biridir ve Rusya ile Batı arasında amansız bir çatışma oluşturacaktır. Bu nedenle Rusya’nın hedeflerine ulaşana kadar durması pek olası değildir, aksi takdirde kaybı korkunç olacaktır... Batı’nın da bu şartları kabul etmesi uzak bir ihtimaldir... Bu nedenle mevcut koşullar bu krizin şiddetini nükleer silah tehdidine kadar vardırmıştır. Rusya Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Peskov, "Başkan Vladimir Putin, Rus stratejik caydırıcı güçlerinin açık ve net bir savaş teyakkuzuna geçirilmesi emrini verdi" açıklamasını yaptı (TASS, 28.02.2022). Bu güçler saldırı amaçlı değil, savunma amaçlı nükleer silahları kapsamaktadır. Stratejik caydırıcı güçler, stratejik saldırı güçleri ve stratejik savunma güçleri olarak ikiye ayrılır. Rusya Savunma Bakanlığı, "stratejik füze kuvvetlerini, Kuzey ve Pasifik filolarını ve stratejik havacılığı teyakkuz durumuna geçirdiğini" duyurdu (Rus Novosti, 28.02.2022). Rusya, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov aracılığıyla taleplerini şu sözlerle yineledi: "NATO ülkeleri tarafından yasal olarak bağlayıcı güvenlik garantilerinin sağlanması Rusya için hayati önem taşımaktadır" (TASS, 01.03.2022). Bu durumda Ukraynalılar şiddetli bir direniş göstermedikçe ve 1980’lerde Afgan mücahitlerin Sovyetler Birliği’ne karşı yaptığı gibi direnişlerini sürdürmedikçe Rusya’nın hedeflerinden geri adım atması söz konusu değildir...
Üçüncüsü: Amerikan Tutumu: Amerika’nın, Rusya’yı Ukrayna bataklığına çekmek için aldatmaca ve provokasyonla elinden geleni yaptığı açıktır:
1- Amerika, Rusya’nın güvenlik garantileri taleplerine cevap vermedi, aksine onu Ukrayna’da tuzağa düşürmeye çalıştı. Ukrayna hükümetinin Donbas bölgesindeki doğu bölgelerine saldırılar düzenleyerek Rusya’yı provoke etmesini sağladı. Amerika’nın açıklamaları bu provokasyonu daha da artırdı. Biden’ın 19 Ocak 2022’deki basın toplantısında söyledikleri buna bir örnektir: "Tahminimce (Putin) harekete geçecek, bir şeyler yapmak zorunda. Rusya işgal ederse sorumlu tutulacak ve burada ne yapacağına bağlı. Rusya’nın Ukrayna’ya küçük bir müdahalesi olursa bedeli büyük olmayabilir, ancak tam kapsamlı bir işgal farklı olur" (CNN, 20.01.2022). Bunun üzerine ismi açıklanmayan bir Ukraynalı yetkili CNN'e şunları söyledi: "Biden, Rusya Devlet Başkanı Putin’e Ukrayna’ya girmesi için yeşil ışık yakıyor. Kiev bu açıklamalardan dolayı şaşkınlık içinde!"
2- Rusya’nın Ukrayna’ya karşı askeri harekâtı başladığında, ABD Başkanı Biden şunları ilan etti: "Rusya Ukrayna’ya müdahale ederse Amerika müdahale etmeyecek, ancak NATO ülkelerine müdahale ederse edecektir." Ayrıca Almanya’ya yaklaşık 7 bin Amerikan askeri gönderileceğini duyurdu; Amerika daha önce de Almanya, Polonya ve Romanya’ya yaklaşık 5 bin asker konuşlandırmıştı. Rusya’ya yönelik bir yaptırım paketi de açıkladı. Biden, "Kuvvetlerimiz Avrupa’ya Ukrayna’da savaşmak için değil, NATO müttefiklerimizi savunmak ve doğudaki müttefiklere güven vermek için gitti" dedi (Al Jazeera, 24.02.2022). Bunu Birliğin Durumu konuşmasında da teyit etti: "Ülkesinin kuvvetleri Rusya’ya karşı herhangi bir çatışmaya girmeyecek, ancak Rus kuvvetlerinin diğer Avrupa ülkelerine doğru batıya ilerlemesini engelleyecektir. Herhangi bir NATO üyesi ülkenin topraklarının her karışını savunacaktır" (Al Jazeera, 02.03.2022). Ayrıca Avrupa ülkeleri ve Kanada’nın yaptığı gibi müttefik hava sahasının Rus uçaklarına kapatıldığını duyurdu. ABD Başkanı’nın bu açıklamaları Rusya’yı cezbetti ve onu Ukrayna’daki askeri operasyonunu gerçekleştirmeye ve sürdürmeye teşvik etti. Bunu NATO’nun benzer açıklamaları takip etti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 1 Mart 2022’de Varşova’da Polonya Cumhurbaşkanı ile düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: "NATO bu çatışmanın bir tarafı olmayacaktır. Ancak Ukrayna’ya her türlü askeri desteği sağlayacaktır. Oraya asker göndermeyecektir. İttifak savunma amaçlıdır ve Rusya ile çatışma peşinde değildir. Ukrayna’ya elimizden geldiğince yardım etmeye çalışıyoruz ve NATO müttefikleri Rusya’ya ağır bir bedel ödetti" (Anadolu Ajansı, 01.03.2022). Bu tam olarak Amerikan görüşünü yansıtmaktadır...
3- Amerika, Rusya ile provokatif bir şekilde muhatap oluyordu. Rusya, Dışişleri Bakanı Lavrov ile mevkidaşı Blinken’ın 24 Şubat 2022’de Cenevre’de buluşmasını bekliyordu ancak Blinken ziyareti iptal etti. (ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen Salı günü yaptığı açıklamada, Moskova’nın Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçı bölgeleri tanıması ve oraya asker göndermesinin ardından mevkidaşı Sergey Lavrov ile yapacağı görüşmeyi iptal ettiğini duyurdu. Blinken, Washington’da Ukraynalı mevkidaşı Dmitro Kuleba ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "İşgalin başladığını ve Rusya’nın her türlü diplomatik seçeneği açıkça reddettiğini gördüğümüze göre, şu anda görüşmemizin hiçbir anlamı yok" dedi. El-Beyan, 23.02.2022). Bu durum toplantıyı gerçekleşmeden başarısızlığa uğrattı ve Rusya’yı provoke etti. Ardından, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme niyetinde olmadığını açıklamasına rağmen, Washington’dan gelen her açıklama Rusya’yı işgale itiyormuşçasına kışkırtıcı bir şekilde "Rus işgali yakın" uyarıları peş peşe geldi. Amerika, Ukrayna NATO üyesi olmadığı için orada savaşmayacağını defalarca ilan ederek Rusya’yı işgale daha da fazla itti. Aynı zamanda Amerika, her gün Amerikan uçaklarıyla Ukrayna’ya yeni silah sevkiyatlarını, Amerikan "Stinger" füzelerini ve tanksavar füzelerini artırdı!
4- Sonra Amerika, Rus işgalinin yakın olduğuna dair açıklamalarının dozunu artırdı ve bunun istihbarat bilgilerine dayandığını belirterek küresel tehlike algısını yükseltti. Herkes, ABD Başkanı Biden, Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı, sözcüleri ve hatta Amerikan basınından gelen açıklamalarla saat saat Rus işgalini bekler hale geldi. Ayrıca Amerika, Ukrayna ile ayrılıkçılar arasındaki ihtilaflı Donbas bölgesindeki temas hattı gözlem misyonundaki personelini çekme kararı alarak savaşı daha da riskli hale getirdi. Bu Amerikalı personel, Avrupa güvenlik koruma misyonunun bir parçasıydı ve Rusya onların çekilmesinden büyük bir tehlike hissetti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova şunları söyledi: ("Bazı ülkeler", örgütün Ukrayna'daki özel gözlem misyonunda çalışan vatandaşlarını "güvenlik koşullarının kötüleşmesi" gerekçesiyle çekmeye karar verdi. Zaharova, bu kararların Moskova'da derin endişe yarattığını belirterek misyonun Washington tarafından körüklenen "askeri histeriye" kasten çekilmesi ve olası bir provokasyon aracı olarak kullanılması konusunda uyarıda bulundu. Sada el-Beled, 13.02.2022). Yani Rusya, Amerika’nın 2015’ten beri dondurulmuş olan Donbas’taki son derece hassas çatışmayı körüklemek istediğini görmüş olabilir.
5- Rusya’ya yönelik Amerikan provokasyonlarındaki bu artış, Amerika’nın Avrupa kıtası için Rusya’dan gelen doğal gaza alternatif olarak gaz tedarikini neredeyse güvence altına aldığını duyurmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bu durum Rusya’nın Avrupa pazarından mahrum bırakılması ve Amerikan, Katar gazı ile özellikle vadeli gaz sözleşmeleri olan Japonlar gibi Asya ithalatçılarından alternatifler bulunması anlamına geliyordu. Bu durum, kışın hafif geçmesi ve doğal gaza ihtiyacın daha az olacağı baharın yaklaşmasıyla da örtüşüyordu... Ardından Rusya’nın en doğusunda son derece tehlikeli olaylar yaşandı. Rus ordusu, bir Amerikan nükleer denizaltısının Kuril Adaları’ndaki Rus karasularına girdiğini, Rus uyarılarına cevap vermediğini ve Rus gemilerinin onu geri çekilmeye zorlamak için sert yöntemler kullandığını, karasularından çıkarılmasının 3 saat sürdüğünü duyurdu. Kuril Adaları, İkinci Dünya Savaşı sırasında Rusya tarafından işgal edilen ve Japonya’nın hala hak iddia ettiği adalardır. Rusya’nın bu Japon taleplerine cevap vermemesi nedeniyle Tokyo, 1945’ten beri Rusya ile herhangi bir ateşkes anlaşması imzalamamıştır. Yani Japonya resmen 1945’ten beri Rusya ile savaş halindedir. Bu, Rusya’nın Amerika’dan duyduğu korkunun arttığı anlamına geliyordu; Amerika Japonya’yı Kuril Adaları’nı işgal etmeye mi itiyordu?
6- Böylece işler, Rusya Ukrayna bataklığına iyice saplanana kadar adım adım provokasyon, gerginlik ve daha fazlası yönünde ilerlemeye devam ediyor. O zamana kadar Amerikan provokasyonları devam edecek, onlarla birlikte İngiliz provokasyonları ve Almanya’nın "Nord Stream"ı (Kuzey Akım) durdurması gibi Avrupa provokasyonları da bunlara sürüklenecektir. Bir yandan Amerika, Rusya’yı Ukrayna’da savaşa kışkırtmaya devam ediyor; Rusya’yı etkili bir şekilde tehdit etmiyor, sadece yaptırım niyetini gösteriyor ve Dışişleri Bakanı Blinken Rusya’nın askeri hazırlıklarını Ukrayna’nın "başarılı" bir işgaline zemin hazırlıyor şeklinde nitelendiriyor! Diğer yandan Ukrayna’nın NATO’ya katılma talepleri ve Batı’dan daha fazla silahlanma talepleri artıyor, bu da Rusya üzerindeki riskleri biriktiriyor. Bu durum, Rusya’nın Ukrayna çevresindeki güvenlik risklerini çözmek için önündeki tek açık kapı işgal, savaş ve bataklığa saplanmak olana kadar devam ediyor. Amerika’nın istediği de budur; Ukrayna’yı Rusya için bir tuzak haline getiriyor. Rusya, bu aptalca planın ağlarına düştükten sonra bugün bu süreci durdurabilecek gibi görünmüyor!
Dördüncüsü: Avrupa Tutumu: AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 22 Şubat 2022’de Rusya’nın Donetsk ve Lugansk cumhuriyetlerini tanıdığı günün Avrupa için kara bir gün olduğunu söyledi. İngiltere Başbakanı Johnson birkaç gün önce Rusya ile bir nesil boyunca sürebilecek yeni bir stratejik rekabete girdiğimizi belirtti. Tüm bunlar, nükleer tehditler de dahil olmak üzere her türlü ihtimali açık bırakmaktadır.
Buna rağmen Avrupa durumu sakinleştirmeye ve Rusya ile anlaşmaya çalıştı; Fransa ve Almanya liderleri Rusya ile temas kurdu. Fransa Cumhurbaşkanı Macron Moskova’yı ziyaret etti ve Putin ile defalarca telefon görüşmesi yaptı. Bunların sonuncusu Rusya’nın Ukrayna’daki askeri operasyonundan sonraydı; Elysee Sarayı Macron’un "görüşmede uluslararası toplumun Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını durdurma talebini yinelediğini, derhal ateşkesin yürürlüğe girmesini, sivillere ve yerleşim yerlerine yönelik tüm saldırıların durdurulmasını, tüm sivil altyapının korunmasını ve özellikle Kiev’in güneyindeki yolların güvenliğinin sağlanmasını yeniden teyit ettiğini" duyurdu (AFP, 28.02.2022). Aynı şekilde Alman Şansölyesi Olaf Scholz Moskova’yı ziyaret ederek Putin ile görüştü ve oradan şu açıklamayı yaptı: "Biz Almanlar ve tüm Avrupalılar için hiç şüphe yok ki istikrarlı bir güvenlik Rusya’ya rağmen değil, ancak Rusya ile birlikte sağlanabilir... Rusya Devlet Başkanı ile Avrupa’daki mevcut krizin çözümü için fırsatların hala var olduğu konusunda hemfikiriz" (Russia Today, 15.02.2022). Buna rağmen Avrupa, Amerika’nın istediği gibi Ukrayna krizine fiilen dahil oldu. Ukrayna’nın yanında tam olarak durduğunu, ona askeri teçhizat ve gelişmiş silahlarla destek vereceğini ve Rusya’ya asker göndermeksizin topyekün bir savaş boyutunda çeşitli alanlarda yaptırımlar uygulayacağını ilan etmek zorunda kaldı. Alman Şansölyesi Olaf Scholz, 26 Şubat 2022’de Twitter hesabından şunları paylaştı: "Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı bir dönüm noktasıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan düzeni tehdit ediyor... Bu durumda bizler, Putin’in işgalci çılgınlığına karşı Ukrayna’ya savunmasında elimizden geldiğince yardım etmeliyiz." Almanya bin adet roketatar ve 500 adet Stinger tipi karadan havaya füze gönderme kararı aldı. Scholz Alman parlamentosunda şunları söyledi: "Ukrayna’nın işgali ile yeni bir döneme girdik. Almanya bugünden itibaren ve her yıl gayrisafi yurtiçi hasılasının %2’sinden fazlasını savunma sektörümüze yatıracaktır. Bu yıl askeri teçhizata 100 milyar Euro yatırım yapacaktır. Hedef, bizi güvenilir bir şekilde koruyabilecek güçlü, modern ve ileri teknolojiye sahip bir orduya sahip olmaktır" (AFP, 27.02.2022). Rusya’nın askeri operasyonunun ardından Baltık Denizi üzerinden Rusya’dan Almanya’ya uzanan "Nord Stream 2" (Kuzey Akım 2) gaz hattı projesinin durdurulduğu açıklandı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 27 Şubat 2022’de "Birlik, Ukrayna’ya 450 milyon Euro değerinde silah ve 50 milyon Euro değerinde koruyucu ekipman da dahil olmak üzere askeri yardım yapmaya karar verdi. Bu yardım Avrupa Barış Fonu’ndan ve hükümetler arası fondan finanse edilecektir" dedi (Anadolu Ajansı, 28.02.2022). Brüksel’deki acil AB toplantısında Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel "Yaptırımların bizim üzerimizde de etkisi olacak ama bu özgürlüğümüzü savunmak için ödenmesi gereken bir bedeldir" dedi. AB Dışişleri Sorumlusu Josep Borrell ise şunları ekledi: "Önümüzde Avrupa’nın yeni bir jeopolitik doğuşunu görüyoruz. Avrupa’nın bugün karşı karşıya olduğu felaket, onu her zamankinden daha fazla birlik ve iş birliğine zorluyor." Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen de "Ukrayna'daki savaş sırasında Avrupa'nın kaderi tehlikede" dedi (Al Jazeera, 01.03.2022). Buradan Avrupa’nın, İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana yaşadığı barış halini altüst eden ve onu Rus tehdidi altına sokan bu savaşa dahil olduğunu görüyoruz. Ayrıca gaz ve petrol gibi enerji kaynaklarını kaybetmesi nedeniyle büyük ekonomik kayıplar yaşamaktadır. Zira Avrupa Birliği, gazın yaklaşık %40’ını ve petrolün %27’sini Rusya’dan almaktadır. Amerika ise Avrupa’nın çok daha yüksek maliyetli ve daha düşük kaliteli kendi gazına yönelmesini istemektedir. Oysa "Nord Stream 2" hattı, dış talebin üçte birini yaklaşık %25 daha düşük maliyetle karşılayacaktı. Putin, Alman Şansölyesi Scholz ile yaptığı son toplantıdaki basın toplantısında Almanlara minnetini belirterek şöyle dedi: "İster sanayi ister hane halkı olsun, Alman tüketicisi Rusya'dan gazı (mevcut fiyattan) beş kat daha ucuza alıyor. Alman vatandaşı cüzdanına baksın ve gazı 3-5 kat daha yüksek fiyata almaya hazır olup olmadığını söylesin. Bu nedenle, Almanya'nın yaklaşık 55 milyar metreküp gaz aldığı ve bu gazın vadeli sözleşmelerle sağlandığı Kuzey Akım 1 projesini destekleyen eski Alman Şansölyesi Schröder'e teşekkür etmelidir" (Russia Today, 15.02.2022). Putin, Almanya’nın Rus pazarının %60’ını elinde tuttuğunu belirtti. Putin bunları sadece Avrupa’yı Rusya ile iş birliği yapmaya, Amerika’nın yanında yer almamaya teşvik etmek ve Rusya’nın kendisinde gözü olmadığı konusunda Avrupa’yı rahatlatarak Rusya’nın Avrupa tarafını güvende tutmak için yapmaktadır.
Beşincisi: Çin Tutumu: Çin, bu meselede Rusya ile oldukça yakınlaşmıştır. Batılı ülkelerin Rusya’nın güvenlik taleplerini ciddiye alması gerektiğini ilan ederek Rusya’yı desteklemiştir. Rusya’nın Ukrayna konusundaki politikasına uluslararası destek toplamak amacıyla Putin, Pekin’i (Kış Olimpiyatları) ziyaret etti ve 2 Şubat 2022’de Çin Devlet Başkanı ile görüştü. Çin, Rusya ile imzaladığı ortak bildiride Ukrayna’nın NATO’ya katılmasına karşı olduğunu ilan etti. İki ülke (Rusya ve Çin), Amerikan hegemonyasına karşı duruşlarının birliğini ilan ederek çok kutuplu bir dünya çağrısında bulundular ve uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin başladığını söylediler. Çin’in Rus gaz ve petrolüne yatırım yapması ve aralarındaki ticaret hacminin yıllık 200 milyar dolara çıkarılması için büyük sözleşmeler imzaladılar. Buna rağmen Çin’in, Tayvan’ı ilhak etmek için benzer bir adım atıp atmayacağına karar vermek için Rusya’nın Ukrayna’daki durumunun ne olacağını beklediği görülmektedir. Çin’in Twitter versiyonunda "Tayvan'ı geri almak için şimdi en iyi fırsat" sesleri yükselmeye başladı. Çin, Tayvan’ı zorla ele geçirmek için harekete geçtiğinde benzer bir muameleyle karşılaşmamak için Rusya’ya yönelik yaptırımları reddetti. Rus saldırganlığını kınayan bir karar tasarısında ise Batı’nın kendisine yönelik kampanyasından kaçınmak için veto hakkını kullanmak yerine çekimser kalmayı tercih etti. Rusya’yı kınayan tasarıyı veto etmeyerek Rusya’yı desteklemediği imajını verdi. Bilindiği gibi Çin, Rusya’nın Ukrayna işgalini eleştirmedi ve suçu Amerika’ya attı ancak istikrar ve toprak bütünlüğü ilkelerine değer verdiğini belirtti. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Ukraynalı mevkidaşı ile yaptığı görüşmede: "Mevcut krizle ilgili olarak Çin tarafı, Ukrayna ve Rusya'yı müzakere yoluyla bir çözüm bulmaya çağırıyor ve siyasi bir çözüme yönelik tüm yapıcı uluslararası çabaları destekliyor" dedi (TASS, 01.03.2022). Çin Dışişleri Bakanı ülkesinin yaptırımlara karşı olduğunu şu sözlerle ilan etmişti: "Çin, sorunları çözme yöntemi olarak yaptırımları sadece desteklememekle kalmıyor, aynı zamanda uluslararası hukuka aykırı olan tek taraflı yaptırımlara daha çok karşı çıkıyor" (TASS, 27.02.2022).
Altıncısı: Özetle:
1- Amerika, Rusya’yı Ukrayna’nın tamamını veya neredeyse tamamını işgal etmeye sürükleyerek (başarılı) olmuştur... Bu durum Rusya’yı yıllar boyunca yerel gerilimler, siyasi ve ekonomik çalkantılar ve muhtemelen askeri sarsıntılarla karşı karşıya bırakacaktır; ister sadece Doğu Ukrayna’yı işgal etmekle yetinsin ister Ukrayna’nın daha büyük bölgelerine, tamamına veya bir kısmına yayılsın... Bunun Putin’in iktidarda kalmasını etkilemesi de uzak bir ihtimal değildir...
2- Aynı şekilde, Rusya’nın uluslararası konumu çöküş noktasına gelmese bile bu sarsıntıdan nasibini alacaktır! Amerika ve ardından Avrupa’nın baskısıyla, Rusya’nın egemen bir devlete saldırdığını vurgulayan geniş bir uluslararası kampanya yürütüldü. Aynı zamanda Amerika ve Avrupa, Asya ve Afrika’daki pek çok egemen devlete yönelik kendi saldırılarını unuttular veya unutmuş gibi yaptılar... Tüm bu devletler -Rusya, Amerika ve Avrupa- aynı kaynaktan beslenmektedir ve insan hayatına hiçbir değer vermemektedirler!
3- Bu saldırıların, soruda belirtildiği gibi Nazi Almanya’sının 1939’da Çekoslovakya’yı parça parça işgal etmesinden sonraki İkinci Dünya Savaşı gibi bir üçüncü dünya savaşına yol açıp açmayacağı meselesine gelince, durum bir nebze farklıdır... Çünkü böyle bir savaşın patlak vermesi nükleer savaştan bağımsız olamaz; zira bu silah bu ülkelerde mevcuttur ve bunu uygulamadan önce bin kez düşüneceklerdir. Bu, başkalarını yok edeceği için değil -çünkü bunun onlar nezdinde bir kıymeti yoktur- kendilerine de zarar verebileceği içindir. Onlar nezdinde, başkalarına zarar verse bile kendilerine fayda sağlayandan başka hiçbir değer yoktur! Al Jazeera, 2 Mart 2022’de Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile yaptığı röportajda şunu yayınladı: (Üçüncü dünya savaşı riski hakkındaki bir soruya cevaben Lavrov, beş daimi üye ülke liderinin dünya savaşının patlak vermemesi gerektiğine dair bir bildiri imzaladıklarını, çünkü bunun nükleer olacağını ve kazananının olmayacağını söyledi. Ayrıca ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya’ya yönelik yaptırımların üçüncü dünya savaşına tek alternatif olduğunu söyleyen kişi olduğunu belirtti.) Bu sözün sahibi Lavrov’un devleti, ortaya çıkan zarar kendisinden uzak, başkasına yakın olduğu sürece bir nükleer santrali bombalamakta sakınca görmez! Al Jazeera bugün şunu yayınladı: (En dikkat çekici olay Zaporijya şehrindeki nükleer santralde yaşandı. Ukrayna, Rus bombardımanının daha sonra kontrol altına alınan bir yangına yol açtığını; ancak Ukrayna rivayetine göre çalışanlar arasında can kayıpları olduğunu belirtti. Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna güçlerini sorumlu tuttu... Al Jazeera, 04.03.2022)
4- İşte bugünün dünyasındaki büyük devletler; orman canavarları gibi, güçlü zayıfı yer ve zayıf yardım dilediğinde yardım eden olmaz... Tarih tekerrür ediyor; bugünün büyük devletlerinin çatışması, dünün Pers ve Rum çatışmasını andırıyor. Bu durum ancak ilki ne ile düzelmişse onunla düzelir: Allah’ın indirdikleriyle hükmetmek ve Allah yolunda cihat; böylece zayıf korunur, mazluma hakkı verilir. Sonra Rasulullah ﷺ’in müjdelediği Hilafet geri döner:
ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ
"Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır." (Ahmed b. Hanbel)
Raşid Halife Ebu Bekir es-Sıddık’ın, Kenzü'l-Ummal'da geçtiği üzere biat edildiğinde minbere çıkıp söylediği gibi, o Hilafette güçlü, hakkı ondan alınana kadar zayıf olacaktır:
وَأَنَّ أَقْوَاكُمْ عِنْدِي الضَّعِيفُ حَتَّى آخُذَ لَهُ بِحَقِّهِ، وَأَنَّ أَضْعَفَكُمْ عِنْدِي الْقَوِيُّ حَتَّى آخُذَ الْحقَّ مِنْهُ
"...Benim yanımda en güçlünüz, hakkını alıncaya kadar zayıf olandır; en zayıfınız ise, kendisinden başkasının hakkını alıncaya kadar güçlü olandır..."
İşte böylece hayır İslam diyarında yayılacaktır:
وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
"O gün müminler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir." (Rum [30]: 4-5)
1 Şaban 1443 H. 04/03/2022 M.