Abu Ammar Ahmad ve Ebu’l Heysem Eşkırat’a
Soru: Abu Ammar Ahmad
Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın Şeyh. Bu cevaba binaen bir sorum var:
Hilafeti ikame etmek için davet taşımanın farz-ı kifâye olduğunu söylediniz. Bu, bir yerde davet taşıyıcıları olduğu sürece daveti taşımayanın günahkâr olmayacağı anlamına mı gelir?
Soru: Ebu’l Heysem Eşkırat
Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Bazı İslami grupların talep ettiği gibi bir emirlik kurulduğunda, bu durum ümmetten ve İslami hayatı yeniden başlatmak için çalışan gruplardan farz-ı kifâyeyi düşürür mü? Yoksa bu ancak ilk başta Hilafet Devleti kurulduğunda mı düşer?
Bizi bilgilendirin, Allah sizi en hayırlı şekilde mükâfatlandırsın.
Ebu’l Heysem Eşkırat.
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Her ikinizin sorusu da aynı konu hakkındadır, işte cevabı:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh, Allah sizi de hayırla mükâfatlandırsın...
Daveti yüklenmek bir farz-ı kifâyedir. Bu farzın anlamı; ikame edilinceye kadar her muktedir üzerinde vacip olmaya devam etmesidir. İkame edildiğinde ise zorunluluk (vücubiyet) düşer. Ancak ikame edilmediği sürece o, her muktedir üzerine vaciptir... Dolayısıyla Hilafeti ikame etmek için çalışmak, ikame edilinceye kadar farz-ı kifâyedir; bu nedenle ikame edilinceye kadar onun için çalışmayan herkes günahkâr olur.
- İslam Şahsiyeti kitabının 3. cildinde şöyle geçmektedir:
"(Eylemi gerçekleştirme bakımından farz iki kısımdır: Farz-ı ayn ve farz-ı kifâye. Vücubiyet (zorunluluk) açısından aralarında bir fark yoktur; çünkü her ikisinde de talep aynıdır ve her ikisi de bir fiilin kesin olarak (taleb-i cazim) yapılmasını istemektir. Ancak aralarındaki fark şudur: Farz-ı ayn her bir fertten bizzat istenirken, farz-ı kifâye tüm Müslümanlardan istenmiştir. Eğer onun ikame edilmesiyle yeterlilik (kifâye) hâsıl olursa farz gerçekleşmiş olur; ister bunu her biri yapmış olsun, isterse bir kısmı yapmış olsun. Ancak ikame edilmesiyle yeterlilik hâsıl olmazsa, farz gerçekleşinceye kadar her biri üzerine vacip olmaya devam eder.)"
İslam Düşüncesi kitabında ise şöyle geçmektedir: [Farz-ı kifâye her Müslüman üzerine farzdır: Farz, Şâri’nin bir fiilin kesin olarak yapılmasını isteyen hitabıdır. Allah Teâlâ’nın şu sözleri gibi:
وَأَقِيمُواْ الصَّلَاةَ
"Namazı kılın." (Bakara 43)
انْفِرُواْ خِفَافًا وَثِقَالًا وَجَاهِدُواْ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ
"Gerek hafif gerek ağırlıklı olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin." (Tevbe 41)
Ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözleri gibi:
إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ
"İmam, ancak kendisine uyulması için tayin edilmiştir." (Buhari)
وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ فِي عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً
"Kim boynunda bir biat olmadan ölürse, cahiliye ölümü ile ölmüş olur." (Müslim)
Bu nassların tamamı, Şâri’den gelen ve fiilin yapılmasını kesin olarak isteyen hitaplardır. Talebi kesin kılan şey, taleple ilgili olarak gelen ve onu kesin hale getiren karinedir, dolayısıyla yerine getirilmesi vaciptir. Farz, farz kılınan iş yerine getirilinceye kadar hiçbir şekilde düşmez. Farzı terk eden kişi, terkinden dolayı azabı hak eder ve onu yerine getirinceye kadar günahkâr kalmaya devam eder. Bu konuda farz-ı ayn ile farz-ı kifâye arasında hiçbir fark yoktur; her ikisi de tüm Müslümanlar üzerine farzdır. Allah Teâlâ’nın "Namazı kılın" sözü farz-ı ayndır, Allah Teâlâ’nın "Gerek hafif gerek ağırlıklı olarak savaşa çıkın..." sözü farz-ı kifâyedir, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in "İmam ancak kendisine uyulması için tayin edilmiştir" sözü farz-ı ayndır, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in "Kim boynunda bir biat olmadan ölürse... hadisi" ise farz-ı kifâyedir. Hepsi Şâri’nin fiili kesin olarak istemesiyle sabit olan farzlardır. Farz-ı ayn ile farz-ı kifâye arasında vücubiyet (zorunluluk) yönünden ayrım yapmaya çalışmak Allah katında bir günah, Allah yolundan alıkoyma ve Allah Teâlâ’nın farzlarını yerine getirmede gevşeklik göstermek için yapılan bir yanıltmacadır.
Farzın, üzerine vacip olan kimseden düşmesi bakımından da farz-ı ayn ile farz-ı kifâye arasında fark yoktur. Şâri’nin istediği iş yapılmadıkça farz düşmez; ister bu iş farz namazlar gibi her bir Müslüman’dan istenmiş olsun, isterse Halife’ye biat etmek gibi tüm Müslümanlardan istenmiş olsun, bunlardan her biri iş ikame edilmedikçe yani namaz kılınmadıkça veya Halife tayin edilip kendisine biat edilmedikçe düşmez. Farz-ı kifâye, Müslümanların bir kısmının onu ikame edecek şeyi yapmasıyla, ta ki ikamesi tamamlanıncaya kadar diğerlerinden düşmez. İşin yapılması tamamlanmadığı sürece her Müslüman günahkâr kalmaya devam eder.
Bu nedenle, "farz-ı kifâye, bazıları yaptığında diğerlerinden düşen şeydir" demek yanlıştır. Aksine farz-ı kifâye, bazıları ikame ettiğinde (gerçekleştirdiğinde) diğerlerinden düşen şeydir. O zaman düşmesi vakıi (gerçekleşmiş) bir durumdur; çünkü istenen iş yapılmış ve vücut bulmuştur, dolayısıyla baki kalmasına yer kalmamıştır. İşte farz-ı kifâye budur ve tıpkı farz-ı ayn gibidir. Buna göre, İslam Devleti’ni ikame etmek tüm Müslümanlar üzerine, yani her bir Müslüman üzerine farzdır. İslam Devleti kuruluncaya kadar bu farz hiçbir Müslüman’dan düşmez. Bir kısmı İslam Devleti’ni kuracak işi yapsa bile, İslam Devleti kurulmadığı sürece farz hiçbir Müslüman’dan düşmez; farz her Müslüman’ın üzerinde kalmaya devam eder ve devletin kurulması tamamlanıncaya kadar her Müslüman günahkâr kalmaya devam eder. İslam Devleti’ni kuracak işe bizzat başlayıp kuruluncaya kadar buna devam etmedikçe günah hiçbir Müslüman’dan düşmez...
Aynı şekilde, her farz-ı kifâye, her Müslüman üzerine farz kalmaya devam eder ve istenen iş ikame edilmedikçe bu farz düşmez.]
3- 28/05/2009 tarihli bir soru cevaptan:
(...b- İslami hayatı yeniden başlatmak için çalışmaya gelince; bu bir farz-ı kifâyedir ve henüz gerçekleşmediği için herkesten istenmektedir. Dolayısıyla onun için çalışmaya koyulanlar hariç, gerçekleşinceye kadar hepsi günahkâr olur...)
Umarım cevap açıktır. Allah en iyi bilendir ve en doğru hüküm sahibidir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte
11 Receb 1443 H. 12/02/2022 M.
#Hilafet_101 #HilafetiKurun #HilafetiKurun #ReturnTheKhilafah #YenidenHilafet #TurudisheniKhilafa
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki