Soru:
Mali'deki askeri cunta, Anadolu Ajansı'nın haberine göre 27 Ağustos 2020 Perşembe akşamı Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keïta'nın serbest bırakıldığını duyurdu... Daha önce 18 Ağustos 2020 akşamı Mali'de Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keïta'ya karşı askeri bir darbe yapıldığı, kendisinin ve Başbakanı Boubou Cissé'nin tutuklandığı açıklanmıştı. Bu darbenin arkasında kim var? Bunun Amerikan-Avrupa çatışmasıyla bir ilgisi var mı?
Cevap:
Resmin netleşmesi için şu hususları gözden geçirelim:
1- Bugün olanları, sekiz yıl önceki olaylarla kıyaslayarak hatırlayalım. 22 Mart 2012 tarihinde, ikinci görev süresinin bitmesine bir ay kala Cumhurbaşkanı Amadou Toumani Touré'ye karşı bir grup düşük rütbeli subay benzer bir darbe gerçekleştirmişti... O dönemde bu darbenin arkasında Amerika'nın olduğunu açıklamıştık. 24 Mart 2012 tarihinde yayınladığımız soru-cevapta şöyle demiştik: ["Bahsettiğimiz tüm hususlar, Amerika'nın bu İslam ülkesine sızmak, orada nüfuz kurmak ve oradaki nüfuzunu hala sürdüren eski sömürgeci Fransa'nın yerini almak için Mali'deki darbenin arkasında olduğunu göstermektedir. Amerika, Mali'deki siyasi çevrelerin Fransa'ya bağlı olması nedeniyle yaklaşan seçim sürecini bozmak istedi. Bu darbe yoluyla, Fransız siyasetine göre oyun üzerinde anlaşan Fransa'nın ajanları olan oyuncuların masasını devirmek istedi. Böylece Mali, 'askeri' hareketi elinde tutmasıyla Amerika'ya bağlanmış olacaktı."] Bugün ise, en yükseği albay rütbesinde olan düşük rütbeli subayların, 15 Ağustos 2013'te ilk kez seçilen ve 12 Ağustos 2018'de yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Boubacar Keïta'ya karşı bir darbe yaptığı görülüyor. Askerler, başkente 15 km uzaklıktaki Kati kampından harekete geçtiler ki bu, 2012 yılındaki darbecilerin de harekete geçtiği kampın aynısıdır. Fransa, Mart 2012 darbesinden sonra, sömürgeciliğini korumak amacıyla "El-Kaide ve aşırılık yanlısı gruplarla mücadele" bahanesiyle Kuzey Mali'ye müdahale etmek için 23 Eylül 2012 tarihli 2071 sayılı ve 20 Aralık 2012 tarihli 2085 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararlarını çıkartmayı başarmıştı! Böylece, özellikle Fransa ve Avrupa'dan oluşan 15 bin kişilik bir uluslararası güç ve Fransa'nın Moritanya, Mali, Nijer, Burkina Faso ve Çad gibi Fransız nüfuzunun güçlü olduğu ülkelerden oluşturduğu "G5 Sahel" (Sahel Beşlisi) adlı ortak bir Afrika gücü kuruldu. Fransa, 2012 darbesinden bir buçuk yıldan az bir süre sonra, 15 Ağustos 2013'te Boubacar Keïta'nın seçilmesi ve ardından 12 Ağustos 2018'de ikinci kez seçilmesiyle nüfuzunu yeniden tesis etmeyi başardı! Amerika, halk nezdinde Fransa kadar güçlü olmasa da, orduda sızdığı noktalar sayesinde mevcut darbeyi 2012'deki ilk darbesinden daha güçlü bir şekilde gerçekleştirmeyi başardı! Amerika, bir buçuk yıldan az süren ilk darbesinin başarısızlığından sonra, mevcut darbesini destekleyecek halk tabanlı bir zemin oluşturma çabasıyla sadece orduya değil, siyasi çevreye ve sivil toplum kuruluşlarına da ajanlar kazandırmaya çalışmaya başladı...
2- Yeni darbe lideri Albay Assimi Goïta, 19 Ağustos 2020'de kendisini Mali'deki "Halkın Kurtuluşu Ulusal Komitesi"nin başkanı olarak tanıttı. 18 Ağustos 2020 Salı akşamı televizyona darbeyi gerçekleştiren subay grubuyla birlikte çıktı. Darbeciler, Cumhurbaşkanı Keïta, Başbakan Cissé ve aralarında bakanların da bulunduğu toplam 17 yetkiliyi hapse götürdüler. Ardından askerler Keïta'yı televizyona çıkararak iktidarı orduya devrettiğini açıklattılar. Keïta konuşmasında: ("İktidarda kalmam için kan dökülmesini istemiyorum"... Reuters 19.08.2020) dedi. Darbe grubunun sözcüsü Albay Ismaël Wagué ise şöyle dedi: ("...ülkemiz kaosa, anarşiye ve güvensizliğe sürükleniyor, bu durum büyük ölçüde kaderinden sorumlu olan kişilerin hatasından kaynaklanıyor"... Reuters 19.08.2020). Albay Ismaël Wagué ayrıca şunu belirtti: ("Askeri ve sivil bir başkanı olacak geçiş konseyi kuracağız. Geçişi düzenlemek için sivil toplum, muhalefet partileri, çoğunluk ve herkesle iletişim halindeyiz... Geçiş konseyi tarafından oluşturulan Ulusal Komite 6 asker ve 18 sivilden oluşuyor ve yasama organı görevini görecek, konsey başkanı ise üyeleri arasından seçilecek"... El-Cezire 21.08.2020). Burada askerlerin darbeyi siyasetçilerle, muhalif gruplarla ve sömürgeci devletlerin finanse edip satın aldığı sendikalar ve dernekler gibi sözde sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte planladıkları görülüyor. Amerika'nın, Keïta'nın ikinci görev süresini tamamlamadan devrilmesini sağlamak ve gelecekte ajanlarının başarısını garanti altına almak için, orduya ve subaylara odaklanırken aynı zamanda bu kesimlerden de birçok kişiyi kazandığı anlaşılıyor.
3- Görünen o ki Amerika, bu seferki darbesinin halk ayaklarına sahip olmasını istedi. Bu nedenle geçen Haziran başından beri zemin hazırladı; Mali'nin başkenti Bamako sokaklarında binlerce göstericinin katıldığı protestolar patlak verdi. Göstericiler Keïta'nın istifasını talep ederek onu ve hükümetini yolsuzluk, kayırmacılık, kamu hizmetlerinin yetersizliği, seçimlerdeki usulsüzlükler, liderlik zafiyeti ve "aşırılık ve terör" dedikleri şeyle mücadeledeki başarısızlıkla suçladılar. Belirli partiler, M5-RFP (5 Haziran Koalisyonu) olarak bilinen bir koalisyon kurdular. Protestolara liderlik eden 5 Haziran Koalisyonu Başkanı Nouhoum Togo şöyle dedi: ("İktidarı ele geçiren askerlerle birlikte çalıştığını" belirtti ve ECOWAS grubunun yaptırımlarını, "bazı liderlerinin darbenin kendi ülkelerinde siyasi istikrarsızlığa yol açabileceği korkusundan kaynaklanan aşırı bir tepki" olarak nitelendirdi. "Askeri darbeyi selamladı" ve onu "Mali halkının yürüyüşünü ve demokratik, sivil ve laik bir devlet özlemini tamamlamaya geldiğini" ifade etti... El-Cezire 21.08.2020). Mali'deki protestoların kendiliğinden olmadığı, aksine sömürgecinin demokratik, sivil ve laik fikirlerini taşıyan ajanlar tarafından yönetildiği anlaşılmaktadır. Bunlar askerle ittifak yaparak darbeyi desteklediler. Amerika, Batı ve Orta Afrika'daki Fransa ve İngiltere'ye bağlı rejimleri devirmek için Mali'yi bölgedeki darbe dalgasının bir başlangıç noktası ve enfeksiyon merkezi haline getirmeyi hedeflemektedir.
4- Amerika'nın Sahel bölgesi özel elçisi J. Peter Pham, Mali'deki darbenin ardından Twitter hesabında şunları yazdı: ("Amerika Birleşik Devletleri, hükümetlerin anayasa dışı her türlü değişimine karşıdır" ve "Subayların Cumhurbaşkanı İbrahim Keïta'yı devirmesinin ardından siyasi durum netleşene kadar Mali ordusuyla olan tüm iş birliğini askıya aldığını" söyledi. Ayrıca, "son olayların resmi olarak darbe olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğine dair kararın yasal bir incelemeden sonra verilmesi gerektiğini" belirtti... Reuters 22.08.2020). Bundan Amerika'nın darbeyi ve darbecileri kınamadığı anlaşılıyor. Özel elçisinin anayasa dışı değişimlere karşı olduğu yönündeki sözleri, darbeyle ilgisi olmayan genel ifadelerdir. Aksine Amerika, Mısır'da Sisi darbesini ve Sudan'daki askeri darbeyi kendi yapımı oldukları için darbe olarak görmemiş ve desteklemişti. Mali darbesinde de elçisi aracılığıyla, yaşananların darbe olup olmadığını incelemek için yasal bir inceleme yapacağını söylemesi, darbenin arkasında kendisinin olduğuna işaret etmektedir. El-Cezire'nin web sitesinde 21.08.2020'de yer alan şu bilgi de bunu desteklemektedir: ("Amerika, Keïta'ya karşı darbeyi yöneten bazı subaylar da dahil olmak üzere Malili askerlere düzenli eğitimler vermektedir.") Darbeyi yönetenler, Amerika'nın eğittiği ve kendisine ajan olarak kazandığı kişilerdir. 2012 yılındaki darbede de durum aynıydı, 24 Mart 2012'de bu konuda yayınladığımız soru-cevapta şöyle demiştik: ("Asr sitesi 24.03.2012'de bilgili Amerikan kaynaklarından naklen, isminin açıklanmasını istemeyen bir Amerikan diplomatın basına şöyle dediğini aktardı: 'Darbe lideri Yüzbaşı Amadou Haya Sanogo, ABD Büyükelçiliği tarafından Amerika Birleşik Devletleri'nde terörle mücadele askeri eğitimi alması için seçkin subaylar arasından seçilmişti.' Ayrıca 'Sanogo'nun özel görevlerle Amerika'ya birkaç kez gittiğini' ekledi..."). Amerika, Avrupalıları kovmak ve ülkeyi tek başına sömürmek için 2012'de attığı adımların aynısını darbe yoluyla atmaktadır. Ancak bu seferki odaklanması eskisine göre daha fazla olabilir; zira Fransız yanlısı siyasi çevreye karşı siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları içinde bir siyasi zemin bulmaya başlamıştır.
5- Orada nüfuz sahibi olan Fransa'nın tepkisi ise oldukça şiddetli ve öfkeli oldu. Fransız Cumhurbaşkanlığı: ("Devlet Başkanı Macron durumu yakından takip ediyor ve devam eden isyan girişimini kınıyor"... AFP 18.08.2020) açıklamasında bulundu. Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian: ("Fransa bu tehlikeli olayı en sert şekilde kınıyor"... Al-Hurra 19.08.2020) dedi. Macron, 20.08.2020'de Mali'deki gelişmeleri görüşmek üzere Alman Şansölyesi Merkel ile yaptığı toplantıda şunları söyledi: ("Fransa ve Almanya, Mali'deki darbeyi kınıyor ve ülkenin en kısa sürede sivil yönetime dönmesini istiyor. Sahel bölgesindeki İslami aşırılıkçıların şiddet eylemleriyle mücadeleden dikkati dağıtacak hiçbir şey olmamalıdır" dedi. Fransız Savunma Bakanı Florence Parly ise "Fransa, iki gün önce askeri darbeyle ülke başkanının devrilmesine rağmen Mali'deki askeri operasyonlarını aşırılıkçılara karşı sürdürecektir"... Reuters 20.08.2020). Bu açıklamalar Fransa'nın darbeden ne kadar rahatsız olduğunu göstermektedir. Bu da darbenin, Mali'nin ve devasa maden zenginliklerine sahip komşu ülkelerin servetlerini yağmalayan Fransa'nın oradaki nüfuzunu hedef aldığını teyit etmektedir. Fransa, Batı Afrika'daki nüfuzunu korumak için burayı stratejik bir konum olarak görmekte; Sahel ülkeleriyle birlikte burayı tek bir bölge olarak değerlendirmektedir, zira bir ülkeden sökülüp atılırsa bu durum diğerlerine de sıçrayabilir. Fransa, yaklaşık 5100 askerden oluşan askeri varlığını Avrupa güçleriyle desteklemeye çalışmakta; Almanya'dan yardım almaktadır ki Almanya, "Barkhane" operasyonu adı altında Fransa ile birlikte yaklaşık 1100 askerle yer almaktadır. Ortak Afrika gücünü finanse etmek için Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerine başvurmuştur. İngiltere yaklaşık 250 asker ve üç helikopterle katılmaktadır. Avrupa Birliği ise yaklaşık 620 askerle yer almaktadır. Amerika ise "Barkhane" gücüne mali ve mühimmat desteği vermeyi reddetmekte, sadece insansız hava araçları sayesinde istihbarat ve gözetleme yoluyla katkıda bulunduğunu söylemektedir.
6- Afrika Birliği ve ECOWAS darbeyi kınadı. Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki Mahamat Twitter'da: "Cumhurbaşkanı İbrahim Keïta, Başbakan ve Mali hükümetinin diğer üyelerinin tutuklanmasını şiddetle kınıyor ve derhal serbest bırakılmaları çağrısında bulunuyorum" dedi. 15 üyeli Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Mali ile sınırlarını kapatma, ülkeye tüm para girişlerini durdurma ve Mali'yi topluluğun tüm karar alma organlarından çıkarma konusunda anlaştı. Bu topluluktan bir heyet 22.08.2020'de Mali'yi ziyaret ederek darbe liderleriyle görüştü. Görüşmenin bir buçuk saat sürmesi beklenirken sadece 20 dakika sürdü. Bu durum, haber ajanslarının belirttiği gibi Keïta ve hükümetini tekrar iktidara getirmeye ikna etmek için gelen bu grubun misyonunun başarısız olduğunu göstermektedir. Ancak darbe liderleri bunu reddederek darbelerinde ısrar ettiler ve topluluk heyetiyle müzakerelerin sadece geçiş döneminin süresi hakkında olabileceğini belirttiler. Bilindiği üzere Afrika Birliği ve ECOWAS, özellikle Batı Afrika'da Avrupa uşaklarının hakimiyetindedir.
7- Özetle Amerika; Afrika'da, özellikle de Mali gibi en önemli İslam ülkelerinde Avrupa ile, bilhassa Fransa ve İngiltere ile rekabet etmektedir. Mali, sömürgecilerin nüfuz kurmak ve zenginliklerini yağmalamak için üzerinde çatıştıkları bir İslam ülkesidir; zira şu anda aslan payı Fransa'nın elindedir. Ayrıca sömürgeciler, Batı Afrika'daki stratejik konumu nedeniyle de orada çatışmaktadırlar. Mali, Sahel ülkeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Müslüman halkı yoksulluk, yoksunluk ve hastalık içinde bırakılırken, uşak yöneticiler ise zelil bir şekilde koltuklarını korumak uğruna sömürgeciye istediğini vermektedirler. Mali, sömürgecilerin saldırılarına karşı onu koruyacak bir Müslüman gücü olmadığı için sömürgeye açık, zayıf bir ülkedir; uydurma bahanelerle doğrudan askeri müdahale kararları çıkartılmaktadır. Allah'ın izniyle beklenen Râşidî Hilafet Devleti gibi, onların saldırılarına karşı duracak ve onlara unutamayacakları bir ders verecek bir İslami güç bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu devleti kurmak için çalışmak, vaciplerin en büyüğüdür. Zira izzet, zafer ve her türlü zorba kafirden korunmak ondadır... Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
وإِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ
"İmam (Halife) ancak arkasında savaşılan ve kendisiyle korunulan bir kalkandır." (Müslim rivayet etmiştir)
13 Muharrem 1442 H. 01/09/2020 M.