Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Pakistan Seçimleri

February 20, 2024
2103

Soru: (Üst düzey bir parti yetkilisi, Pakistan'ın en büyük iki partisi olan "Müslüman Birliği (PML-N) ve Halk Partisi'nin (PPP)", ülkedeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın ortasında sonuçsuz kalan seçimlerin ardından koalisyon hükümeti kurmak üzere pazartesi günü bir araya geleceğini söyledi.. Pazartesi günkü görüşmeler, koalisyon hükümeti kurma müzakerelerinin beşinci turudur... Reuters 19/02/2024). Pakistan seçimleri, bir ertelemenin ardından 08/02/2024 tarihinde yapılmıştı.. Söz konusu pazartesi toplantıları, İnsaf Hareketi (PTI) yanlılarının yönetimden dışlanması anlamına mı geliyor? Seçimlerde hile ve manipülasyon yapıldığına dair suçlamalar gerçek mi? Pakistan'da seçimlerden sonra işler nereye gidiyor?

Cevap: Pakistan'daki seçimler aylar süren ertelemenin ardından gerçekleştirildi. (Pazar günü açıklanan kesin sonuçlara göre bağımsızlar 101 sandalye kazanırken, Pakistan Müslüman Birliği-Navaz kanadı (Eski Başbakan Navaz Şerif) 75 sandalye, Bilaval Butto Zerdari liderliğindeki Halk Partisi 54 sandalye ve Birleşik Ulusal Hareket (MQM) 17 sandalye kazandı. Al Jazeera Net, 11/02/2024). Bu seçimlerin, parlamentonun İmran Han hükümetinden güvenoyunu çekmesi ve 09/04/2022'de görevden alınmasının ardından yaşanan zorlu kaos döneminden sonra ülkeyi siyasi istikrara kavuşturması planlanmıştı. Ardından Müslüman Birliği-Navaz kanadından Şahbaz Şerif (Navaz Şerif'in kardeşi) Pakistan Başbakanı olmuş ve sonrasında ülkede şiddetli protestolar patlak vermişti.. Pakistan'da seçim sonrası işlerin nereye gittiğine gelince, şu hususların gözden geçirilmesi gerekmektedir:

1- Pakistan en önemli İslam beldelerinden biridir. Nüfus yoğunluğu (250 milyon) onu ekonomik çarkı çevirmek veya orduya insan gücü sağlamak için büyük bir insan deposu haline getirmektedir. Pakistan, beşeri gücü, askeri gücü ve stratejik konumu ile dünyadaki eşsiz ülkelerden biridir.

2- Verimli tarım ovaları, su kaynakları, sanayi kapasitesi ve dünyanın en büyük ekonomilerini harekete geçirebilecek insan gücüne rağmen Pakistan bugün dünyanın fakir ülkelerinden biri sayılmaktadır. Bunun sebebi ABD'nin dayattığı başarısız politikalardır. Mali ve idari yolsuzluk ile Çin veya ABD gibi başkalarına bağımlılık hastalığının yaygınlaşması, ekonomik ilerleme hamlelerini engellemektedir. Ülke, 2022 yılında tarım arazilerini yerle bir eden sel felaketinden muzdarip olmuş ve devlet kayda değer herhangi bir çözüm sunmakta aciz kalmıştır. Ekonomik başarısızlığın yanı sıra, her alanda tam bir başarısızlık, onlarca yıldır Pakistan'daki yönetimin en belirgin özelliğidir.

3- Pakistan'da dünyayı dehşete düşüren İslami cihat ruhu patlak vermiştir. Bu, Keşmir davası, Afganistan'ın Sovyet işgali ve ardından gelen Amerikan işgali etkisiyle olmuştur. Onlarca yıl süren pek çok olay, Pakistan halkının İslami akidesinin derinliklerine kök salmış sert bir savaşçı ruhu ortaya çıkarmıştır. Keşmir ve Afganistan'ı kurtarmak için çeşitli İslami cihat hareketleri kurulmuş, dünyanın her yerindeki Müslümanlara yardım çağrıları yapılmıştır. Batı'nın "siyasal İslam" olarak adlandırdığı hareketler, özellikle de Hilafet'in ikamesi için kökleşen davet Pakistan'da yerleşmiştir. Tüm bunlardan dolayı Pakistan'daki İslami uyanış, komşusu Afganistan ile birlikte burayı Ortadoğu'dan sonra İslami siyasi ağırlığın ikinci merkezi haline getirmiştir.

4- Pakistan ordusu, dikkate alınan nükleer kapasiteye ve ölümcül silahlara sahip devasa bir askeri güçtür. Hindistan ile olan uzun çatışma tarihi nedeniyle ABD, Pakistan ordusunu ülke içinde bir iç savaşa sürüklemekte, 2021'de Afganistan'da yönetime dönen Taliban hareketiyle çatışmaya itmekte, hatta İran sınırına doğru yönlendirmektedir. Tüm bunlar, Hindistan'ın Çin'in yükselişini durdurmaya yönelik ABD stratejisine katılımını sağlamak ve Çin'i Hindistan ile savaş ihtimalleriyle meşgul etmek içindir. ABD, 2001-2021 işgali sırasında Pakistan'ı Afganistan'a geçiş güzergahı yapmayı başarmıştı. Ancak tüm bunlara rağmen ABD, Pakistan ordusunun gücünün stratejik risklerini bir an bile göz ardı etmemektedir. Bu yüzden ABD Başkanı Biden, Pakistan'ı ("Dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri..." Euro News Arapça, 15/10/2022) olarak nitelendirmiştir. Bu durum, Pakistan'daki askeri ve siyasi liderliğin ajanlığına ve Amerikan politikalarına kolayca boyun eğmesine rağmen böyledir.

5- Pakistan'ın önemini artıran bir diğer husus, ABD'nin en önde gelen küresel rakibi olan Çin'in Pakistan'a özel bir bakış açısıyla bakmasıdır. Çin, Hindistan'a karşı Pakistan'ı desteklemekte, ona silah sağlamakta ve altyapı, yollar, limanlar ve sanayiyi desteklemek için borç ve bazı hibeler şeklinde on milyarlarca dolar yatırım yapmaktadır. ABD, Pakistan'da yönetim ve nüfuz dizginlerini elinde tutsa da, Çin'in bu çabalarına ve yatırımlarına şüpheyle bakmaktadır.

6- Bu gerçekler ışığında, Pakistan'daki siyasi olaylara bakarken ilk fark edilmesi gereken husus; küfür başı ABD'nin, Pakistan'daki hakimiyet ve nüfuzunun kilit taşı olarak orduya ve askeri liderliğe odaklandığıdır. Hindistan'ın Keşmir'deki provokasyonlarının artarak devam etmesine rağmen ülkeyi Hindistan ile çatışma ve savaştan uzak tutmak, ABD'nin ordu ve askeri liderlik üzerindeki kontrolünün en büyük göstergelerinden biridir. Yine Pakistan ordusunun iç savaşa yönlendirilmesi, Afganistan işgali sırasında kardeşlerine yardım eden mücahitleri ortadan kaldırmak için kuzeybatı Pakistan'da savaş başlatılması, Afganistan ile zaman zaman yaşanan çatışmalar hep bu kontrolün nişaneleridir. Buna ek olarak Afganistan'ın Amerikan işgali tamamen Pakistan kapısı üzerinden gerçekleşmiştir. Bu nedenle Pakistan ordusundaki askeri liderliğin Amerikan kontrolünde olması, Pakistan'ı ABD'ye bağımlı (ajan) bir devlet kılmaktadır.

7- Pakistan ordusu ülke üzerinde tam bir kontrole sahiptir. Ülkedeki siyasi ve partizan hayata müdahale etmekte, işler kontrolden çıktığında askeri darbe ile müdahale ederek yöneticileri devirmektedir.. Ülke yönetimi Müslüman Birliği ve Pakistan Halk Partisi arasında gidip geliyordu; ilki sağcı, ikincisi ise solcu bir parti olarak görülüyordu. Birincisi Pencap eyaletinde, ikincisi ise Sind eyaletinde geniş desteğe sahipti. Her iki partinin tarih boyunca başarısız olması, liderlerinin yolsuzluğa batması ve toprak ağalarına dönüşmesi, halkı İslami siyasi hareketlere yönelten kronik bir hoşnutsuzluk doğurdu. Ordu denklemi değiştirmeye karar vererek, o zamanlar küçük bir parti olan İnsaf Hareketi'nin lideri İmran Han'ı öne çıkardı. Eski Başbakan ve Müslüman Birliği lideri Navaz Şerif'e yönelik ağır suçlamalar ve yolsuzluk mahkemeleri eşliğinde Han'ın sesi yükseltildi ve 2018'de başbakan oldu.

8- O dönemde Pakistan mahkemeleri, Haziran 2017'de vergi kaçakçılığı ve yolsuzluk suçlamalarıyla görevinden alınan eski yönetici Navaz Şerif'in peşindeydi. Şerif, Temmuz 2018'de yolsuzluktan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. (Eski Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Kamer Cavid Bacva'yı hükümetini devirmekle, yargıya baskı yapmakla ve 2018 seçimlerinde İmran Han liderliğindeki mevcut hükümeti kurmakla suçladı. Reuters, 17/10/2020). Dolayısıyla Navaz Şerif'in devrilmesi, yargılanması ve seçimlerin o parmaklıklar arkasındayken yapılması ordu kararıyla olmuştur. İmran Han'ın geleneksel iki partinin dışından getirilmesi de yine ordu kararıdır.

9- Hapis cezasını çeken Navaz Şerif'in sağlık gerekçesiyle İngiltere'ye gitmesine izin verilmişti. Bu, tedavisinin ardından cezasını tamamlamak üzere Pakistan'a dönmesi şartıyla yapılan bir anlaşmaydı.. Ancak ordu İmran Han'ı devirdiğinde (Bunu 05/05/2022 tarihli "ABD ve Pakistan'daki Ajanlarını Değiştirmesi" konulu soru-cevapta açıklamıştık), Navaz Şerif'in dönüşü önündeki tüm engelleri kaldırmaya başladı. İmran Han'ın 2022'de devrilmesinden sonra Şerif'in kardeşi (Şahbaz Şerif), seçimlere kadar geçici başbakan olarak atandı. Ayrıca İslamabad Mahkemesi, Şerif ülkeye varmadan kefaletle serbest bırakılmasına karar verdi. Parlamento, Haziran 2023'te bir milletvekilinin adaylık için uygunsuzluk süresini "ömür boyu" yerine en fazla 5 yılla sınırlayan bir yasayı kabul ederek Şerif'in dönüşünün ve adaylığının önünü açtı. Böylece Navaz Şerif yurt dışından döndü, suçlamalardan aklanmak ve seçimlerde yarışmak üzere mahkemeye çıktı (Independent Arabia, 27/10/2023) ve olan da buydu! Kardeşi Şahbaz'ın seçimleri denetleyen geçici hükümeti yönettiği bir dönemde Navaz Şerif yeniden "temiz" bir siyasetçi oldu ve partisi "Müslüman Birliği" ile seçimlere girdi. (Şerif, Londra'daki dört yıllık sürgünün ardından geçen Ekim ayında Pakistan'a döndüğünde ordunun desteğini aldı. Independent Arabia, 10/02/2024). Aynı kaynağa göre, (Öte yandan, Navaz Şerif'in dördüncü kez başbakanlık koltuğuna dönmesi için askeri kurumla bir "anlaşma" yaptıktan sonra ülkeye döndüğüne inanılıyor. İnsaf ve Halk Partileri, Şerif'in dönüşünde gördüğü resmi kabulün, kendisi ile askeri kurum arasında bir mutabakat olduğunun kanıtı olduğunu iddia ediyorlar).

10- Bu Navaz Şerif'in durumu.. İmran Han ise bugün hapiste ve çeşitli suçlardan hüküm giymiş durumda.. Bu nedenle adaylığı engellendi ve partisi "İnsaf Hareketi"nin siyasi bir parti olarak seçimlere girmesi yasaklandı. Pakistan'daki siyasi dengelerin nasıl alt üst olduğu burada açıkça görülmektedir. İmran Han bugün (2024), ordunun dengelerinin aleyhine dönmesiyle Navaz Şerif'in 2018'deki konumuna düşmüştür. Navaz Şerif ise açıkladığımız gibi tüm engellerin kaldırılmasıyla yeniden ön plana çıkmıştır. Tüm bunlardan Pakistan askeri liderliğinin parlamento seçimlerini nasıl manipüle ettiği ve iktidara gelmek için rızasını arayan bu siyasi partilerle nasıl oynadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu gizli bir durum değildir; Genelkurmay Başkanı Navaz Şerif'i hapse atıp İmran Han'ı getirdi.. Sonra İmran Han'ı hapse atıp Navaz Şerif'i geri getirdi! İşte ayakları yamuk bir iktidar koltuğu uğruna, siyasetçi kılıklı parti liderleriyle ABD'nin arzuları doğrultusunda böyle oynanmaktadır! Rolü bitince de bir kenara veya hapishane parmaklıkları ardına atılmaktadırlar!

11- Devletin ve dolayısıyla seçimlerin kontrolü, çeşitli yöntemlerle ordu liderliğinin elindedir. Bazı bölgelerde iletişim ve internetin kesildiği itiraf edilmiş, devlet bunun seçim günü kaos ve karışıklığı önlemek amacıyla yapıldığını savunmuştur! Aynı şekilde devlet, nüfus sayımına dayanarak seçim bölgelerini belirleme yetkisini elinde tutmaktadır. Bu yolla, belirli partilerin güçlü olduğu yerlerde seçim bölgesi sayısını artırıp azaltabilmektedir! Seçimler, nüfus sayımına göre seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi bahanesiyle Ağustos 2023'ten Şubat 2024'e ertelenmiştir.. Bu anlamda, sırayla yönetime gelen parti liderlerinin tamamı ABD'ye bağlı kalmak ve ona hizmet etmekle yükümlüdür. Kim bu Amerikan çizgisinden saparsa veya ordunun işine karışırsa, gördüğümüz gibi aleyhine komplolar kurulmakta ve demir parmaklıklar ardına girene kadar yolsuzluk mahkemeleri kurulmaktadır. Bu nedenle tüm bu partiler, ABD'nin uşağı olan askeri liderliğin şemsiyesi altında çalışmaktadır. Bu partiler kendi aralarında yerel bazda rekabet edebilirler ancak ordu o aşama için en uygun olanı aralarından seçer...

12- Ayrıca ordu liderliği, sonuçlar üzerinde kontrol sahibi olmadığı imajını vermek için seçim sonuçları hakkındaki tartışmalara izin vermektedir! (Pakistan'ın iki eski başbakanı Navaz Şerif ve İmran Han, Cuma günü genel seçimleri kazandıklarını ilan ettiler. Independent Arabia, 10/02/2024). İnsaf Hareketi, çoğu kendi takipçisi olan bağımsız adayların 101 sandalye kazanmasını, bir bloğun aldığı en yüksek sayı olarak görüyor ve bu yüzden hükümet kurma sürecini yönetme hakkına sahip olduğunu savunuyor. Ancak Navaz Şerif liderliğindeki 75 sandalyeli Müslüman Birliği, bir "blok" olarak seçimlerin galibi olduğunu söylüyor. Genelkurmay Başkanı'nın tüm partilerden "siyasi bloklar halinde" olgunluk ve kaos karşısında birlik istemesi de buna işaret ediyor. Yani İmran Han'ın partisi en çok sandalyeyi alsa da bunlar resmi olarak bağımsızların sandalyeleridir, siyasi bir blok değildir. Dolayısıyla "hukuken" koalisyon kurma ve hükümet kurma sürecine liderlik etme hakkı Navaz Şerif bloğunda kalmaktadır.

13- Bazı yetkililerin "seçimlerde hile yapıldığını" itiraf etmesine rağmen: [İslamabad - Rawalpindi şehrindeki bir hükümet komiseri olan Liyakat Ali Chatha, kendi gözetiminde yapılan seçim sonuçlarında hile yapıldığını itiraf etti.. "70 bin ile 80 bin oy alan bağımsız adayları, sahte oy pusulalarıyla kaybetmiş gibi gösterdik" dedi. Chatha, el yazısıyla yazdığı mesajında "2024 genel seçimlerine hile karıştırmak gibi ağır bir suça" dahil olduğu için istifa edeceğini söyledi.. Chatha'nın iddialarına yanıt olarak Pakistan Seçim Komisyonu, kendisine veya başkanına yönelik suçlamaları şiddetle reddettiğini belirterek "Ancak komisyon konuyu en kısa sürede araştıracaktır" dedi.. Al Jazeera, 17/02/2024].. Buna rağmen, Genelkurmay Başkanı'nın Navaz Şerif'i hapisten çıkarıp partisinin başında adaylığına izin vermesi, başbakanlık yolunu onun için hazırladığını göstermektedir. (Üst düzey bir parti yetkilisi, Pakistan'ın en büyük iki partisi "Müslüman Birliği ve Halk Partisi"nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın ortasında koalisyon hükümeti kurmak için pazartesi günü görüşeceğini söyledi.. Şu anda Halk Partisi'ni hükümete katılmaya ikna etmek için çeşitli güç paylaşımı önerileri üzerinde müzakereler yürütülüyor.. Yeni hükümet daha fazla siyasi gerilimle de karşılaşabilir; zira şu an hapiste olan eski başbakan İmran Han destekli bağımsızlar meclisteki en büyük grubu oluşturuyor. Reuters, 19/02/2024). Ordu liderliği bugün istediğini kazanan yapar, yarın ise kaybeden bir mahkum.. Ve bu böyle devam eder!

أَلَا سَاءَ مَا يَحْكُمُون "Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kötüdür!" (Nahl [16]: 59)

14- Pakistan'daki ABD uşağı askeri liderliğin yönetimle olan bu derin oynamaları ve ülkenin istikrarını vuran siyasi kaos ortamı; ordudaki ve genel olarak Pakistan'daki ihlaslı kişilerin harekete geçmesi ve ülkenin ABD'ye bağımlılığına son vermesi için güçlü bir itici güç olabilir.. Ve ardından Allah'ın hükmünü, Râşidî Hilafeti ikame edebilirler. Bu Allah Subhânehu'nun vaadidir:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلِفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ "Allah, içinizden iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağını vaat etti." (Nûr [24]: 55)

Ve içinde bulunduğumuz cebri saltanattan sonrası için Rasulü ﷺ'in müjdesidir:

ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ ثُمَّ سَكَتَ "...Sonra zorba bir diktatörlük (cebri saltanat) olacaktır. O da Allah dilediği sürece devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu kaldıracaktır. Sonra (yeniden) Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu." (Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir)

İslam ümmetinin evlatları, yakını ve uzağıyla bu büyük farzın ikamesini beklemektedir.. Özellikle Pakistan'ın kuruluşundan beri İslam temelinde kurulmuş olması sebebiyle halkı ve ordusu İslam'ı ve Müslümanları sevmektedir. Yöneticilerinin ve askeri liderliğinin ABD ile olan bağları, Allah katında ümmetin İslam'a olan sevgisini değiştirmelerinden daha basittir. Dolayısıyla akıbet, doğru söyleyip amel eden, çalışan, çabalayan ve Allah'a yardım eden muttakilerindir. Zira Allah onlara yardım edecektir.

وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ "Zulmedenler, hangi dönüşe döndürüleceklerini (nasıl bir devrimle devrileceklerini) yakında bileceklerdir." (Şuarâ [26]: 227)

10 Şaban 1445 H. 20/02/2024 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın