Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Lübnan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Suudi Arabistan-İran Anlaşmazlıkları

April 07, 2016
3798

Soru: Lübnan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sekteye uğradığı ve Meclis’te yeter sayının (nisap) sağlanamadığı gözlemleniyor. Etkin güçlerin Hizbullah ve yandaşları ile Müstakbel Hareketi ve yandaşları olduğu, bu iki tarafın arkasında da İran ve Suudi Arabistan'ın bulunduğu biliniyor. Bu tarafları destekleyen güçler olan İran ve Suudi Arabistan, Amerika’ya sadık hale gelmişken nisabın tamamlanmamasını nasıl açıklarsınız? Neden nisabın oluşmaması için çalışıyorlar? Ayrıca, her ikisi de Amerika’ya sadık olduğu halde Lübnan’da İran ile Suudi Arabistan arasında gözlemlenen bu sıcak gerilimin sebebi nedir? Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.

Cevap: Cevap, aşağıdaki hususların gözden geçirilmesiyle netleşecektir:

1- Lübnan’da bir cumhurbaşkanının seçilmesi ve durumun istikrara kavuşması meselesi şu an Amerika’nın gündeminde değildir. Amerika, Lübnan konusunu Suriye’deki duruma bağlamıştır. Suriye’de Beşar’ın yerine geçecek bir ajan alternatif bulamadığı için Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı seçimi konusunu, Lübnan’daki mezhep liderleri (mülûkü’t-tavâif) arasındaki beyhude çekişmelere bırakmıştır... Ancak şimdi, ateşkes ve müzakereler konusunda bir dereceye kadar başarı sağladıktan sonra, özellikle de bu haince müzakerelere "İslami" olarak adlandırılan birtakım grupları dâhil etmeyi başardıktan sonra... Müzakereci tarafları rejim ve muhalefetten oluşan ortak bir yönetim kurmak amacıyla bir araya getirmedeki bu başarıdan sonra... Eğer işler bu şekilde devam eder, ateşkes korunur ve müzakereler sürerse, Lübnan cumhurbaşkanının seçilmesi yaklaşacaktır. Yani Lübnan cumhurbaşkanının seçilmesi, Amerika’nın Suriye’deki laik projesini gerçekleştirme başarısıyla doğru orantılı olarak ilerlemektedir. Amerika bu çözüme ne kadar yaklaşırsa, Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı seçimine de o kadar yaklaşacaktır. Tüm bunlar Amerika’nın planlarına göredir...

Özetle; Amerika’nın ateşkesin ve müzakerelerin devam etmesindeki başarısı, cumhurbaşkanının seçilmesiyle Lübnan çözümünün yaklaşmasına yol açar. Ancak bundan önce, Lübnan’daki mezhep grupları arasındaki beyhude çekişmeler, "kayıp zamanda oynamak" kabilinden devam eder. Lübnan’da süregelen olayların takibinden bu durum açıkça görülmektedir: Hariri, Frenciye ile anlaşıyor, ardından arkadaşı Ca’ca gidip Avn ile anlaşıyor! İran partisi (Hizbullah) hem Frenciye hem de Avn ile dost olmasına rağmen kenarda duruyor! Oysa bu partinin etkisiyle, taraflardan birine onay verseydi o kişi seçilirdi... Tüm bunlar, bu çekişmelerin amacının cumhurbaşkanlığı meselesini karara bağlamak olmadığını göstermektedir.

2- Suudi Arabistan ve İran’ın her ikisi de Amerika’ya sadık olarak hareket etmelerine rağmen aralarındaki ihtilafa gelince... Bu ihtilaf, Amerika tarafından Lübnan’da izin verilen marj dâhilindedir. Amerika şu an Lübnan’da istikrarlı bir çözüm istemediği için Suudi Arabistan ve İran’ı kendi iç çıkarları doğrultusunda rekabet ve çekişme içinde bırakmaktadır... Muhtemelen Obama’nın 10/03/2016 tarihinde Amerikan The Atlantic dergisine verdiği mülakatı duymuş veya okumuşsunuzdur. Orada Suudi Arabistan ve İran’a bölgede barış içinde bir arada yaşamalarını tavsiye etmiştir: (ABD Başkanı Barack Obama, "Suudi Arabistan ve İran'ın bir arada yaşama ilkesini öğrenmeleri ve bir tür barışa ulaşmanın yolunu bulmaları gerektiğini..." söyledi. Obama, Amerikan The Atlantic dergisine verdiği mülakatta şunu da ekledi: "Suudiler ve İranlılar arasındaki Suriye, Irak ve Yemen’deki vekalet savaşlarını ve kaosu körüklemeye yardımcı olan rekabet, bizim hem Suudi dostlarımıza hem de İranlılara, birlikte yaşamanın etkili bir yolunu bulmaları gerektiğini söylememizi gerektiriyor.") (Kaynak: BBC, Reuters 10/03/2016)... Gördüğünüz gibi, sanki iki ülkenin de sorumlusuymuş gibi onlara işlerini düzenliyor ve bölgede nasıl davranacaklarını tavsiye ediyor. Bu da gösteriyor ki onların anlaşmaları veya anlaşmazlıkları, Amerikan Beyaz Sarayı’nın kendilerine çizdiği rollerle ilgilidir! Eğer anlaşmaları gerekirse, Amerika’nın siyasi önceliğine göre anlaşırlar...

Olayların siyasi takibinden anlaşılmaktadır ki Amerika’nın şu anki önceliği Suriye’deki durumdur. Bu nedenle ateşkes ve müzakereler yoluyla Suriye çözümüne odaklanmaktadır. Bu alanda İran, Suudi Arabistan ve Türkiye, herhangi bir ihtilaf olmaksızın ittifak ve uyum içinde hareket etmektedirler; zira bu tarafların hepsi ateşkesin ve müzakerelerin pazarlanmasında rol almışlardır... Amerika Lübnan meselesinde ciddi bir çözüme başladığında, Suudi Arabistan ve İran birlikte bu çizgide olacaklardır. Şüphesiz Türkiye ve İran’ın, aralarındaki sıcak gerginlikten sonra karşılıklı ziyaretlerle nasıl anlaştıklarını görüyorsunuz. Bunun sebebi Amerika’nın, ateşkesin ve müzakerelerin devam etmesi için onların çabalarının sükûnet içinde birleşmesini istemesidir...

Allah’ın izniyle bu kadarı yeterlidir.

28 Cemaziye's-Sâni 1437 H. 06/04/2016 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın