Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû’r-Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Soru-Cevap
Muhyiddin’e
Soru:
İzninizle bir sorum olacak: Mevcut rejimlerin ordularına katılmanın ve yer almanın şer’i hükmü nedir? Yani bir gencin mevcut rejimlerin ordularında çalışması ve rütbe alarak yükselmesi caiz midir?
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
1- Daha önce 08/06/2013 tarihinde onbaşı ('arif) veya polis (shurti)... olarak çalışmakla ilgili bir cevap yayınlamıştık. Orada şöyle geçmektedir:
[- Ebû Ya’lâ Müsned’inde, İbn Hibban da Sahih’inde rivayet etmiştir; lafız Ebû Ya’lâ’ya aittir: Ebû Said ve Ebû Hureyre’den dediler ki: Resulullah ﷺ şöyle buyurdu:
لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَكُونُ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ سُفَهَاءُ يُقَدِّمُونَ شِرَارَ النَّاسِ، وَيَظْهَرُونَ بِخِيَارِهِمْ، وَيُؤَخِّرُونَ الصَّلَاةَ عَنْ مَوَاقِيتِهَا، فَمَنْ أَدْرَكَ ذَلِكَ مِنْكُمْ، فَلَا يَكُونَنَّ عَرِيفاً وَلَا شُرْطِيّاً وَلَا جَابِياً وَلَا خَازِناً
"İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, başınızda sefih yöneticiler olacak, insanların en kötülerini öne çıkaracaklar, en hayırlılarını gizleyecekler ve namazı vaktinden geciktirecekler. Sizden kim o döneme yetişirse, sakın onbaşı, polis, tahsildar veya hazinedar olmasın." (Ebû Ya’lâ, Müsned)
Bu hadiste Resulullah ﷺ, sefih yöneticilerin yönetimi altında bu dört görevi yapmayı mutlak olarak nehyetmektedir.
- Ancak Taberânî Es-Sağîr ve El-Evsat’ta Ebû Hureyre’den şu rivayeti nakletmiştir:
فَمَنْ أَدْرَكَ مِنْكُمْ ذَلِكَ الزَّMَانَ فَلَا يَكُونَنَّ لَهُمْ جَابِياً، وَلَا عَرِيفاً، وَلَا شُرْطِيّاً
"Sizden kim o zamana yetişirse, sakın onlar için tahsildar, onbaşı ve polis olmasın." (Taberânî, Es-Sağîr)
Şöyle buyurmuştur: «فَلَا يَكُونَنَّ لَهُمْ» yani buradaki nehiy mukayyettir (sınırlandırılmıştır), çünkü lam harfi ihtisas (aidiyet) bildirir. Bu demektir ki, ikinci hadisteki nehiy; bu yöneticiler için çalışmakla, örneğin onların özel muhafızlığı, onları korumaya mahsus güvenlik birimleri, aynı şekilde onların mallarının hazinedarlığı ve buna benzer yöneticilere has güvenlik daireleri ile ilgilidir... Fıkıh usulü kaideleri mutlağın mukayyede hamledilmesini öngördüğü için, bu durumda yasak; yöneticileri ve onların güvenliğini korumaya mahsus olan polis teşkilatlarında çalışmakla ilgili olur... Diğer normal polis birimlerine gelince, bu caizdir. Tabi ki caiz olması, insanlara zulmetmek veya haklarını yemek anlamına gelmez; aksine işte hakkı gözetmek gerekir... 29 Recep 1434 H - 08 Haziran 2013 M.]
- Hadiste geçen şurti (polis) kelimesi, İbn Manzur’un Lisanü'l-Arab eserinde geçtiği üzere şöyledir:
[Falan kişi kendisini şu ve şu iş için aşrata etti; yani kendisini o iş için işaretledi ve hazırladı. Şurat (polisler) kelimesi de buradan gelir, çünkü onlar kendilerini tanınacakları bir alametle belirlemişlerdir. Tekili şurata ve şurti’dir... Sultan nezdindeki şurta ise alamet ve hazırlıktan gelir. Şurti adam, şurta’ya nispet edilendir; çoğulu şurat’tır. Böyle isimlendirilmişlerdir çünkü bu iş için hazırlanmışlar ve kendilerini alametlerle işaretlemişlerdir. Savaşın ilk safında yer alan bölük oldukları da söylenir...]
- Firuzabadi’nin El-Kamusü’l-Muhit eserinde şöyle geçer:
[Eş-Şurta (ötre ile): Şart koştuğun şeydir; "şartını al" denilir. Es-Şurat kelimesinin tekilidir; onlar savaşa katılan ve ölüme hazırlanan ilk bölüktür. Ayrıca valilerin yardımcılarından bir topluluktur. Onlara şurti denilir; kendilerini tanınacakları alametlerle işaretledikleri için bu adı almışlardır...]
Böylece, polis için geçerli olan hüküm, caiz olup olmama noktasında asker için de geçerlidir.
Dolayısıyla, İslam ile hükmetmeyen yöneticinin bizzat korumalığını yapmak, onun için vergi/mal toplamak ve bu malları korumak gibi özel bir güçte olunmadığı sürece Müslümanların beldelerindeki askeri güçlerde çalışmak caizdir. Eğer yöneticinin şahsını ve mallarını koruyan özel bir birimde ise bu haramdır. Ancak ordudaki görevi bunun dışındaysa caizdir. Tabi ki caiz olması; insanlara zulmetmek veya haklarını gasp etmek anlamına gelmez; bilakis işte hakkı gözetmek, işini en güzel ve en sağlam şekilde yapmaktır.
Umarım bu yeterlidir. Allah en iyi bilen ve en doğru hüküm verendir.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r-Raşte
17 Şaban 1445 H 27/02/2024 M
Emir’in (Allah onu korusun) sayfasındaki cevabın linki: Facebook