(Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Alim Ata b. Halil Ebû er-Raşta'nın Facebook sayfasındaki takipçilerinin sorularına verdiği cevaplar serisi "Fıkhi")
Cevap Yazılan Kişi: Farah Farhat
Soru:
Bismillahirrahmanirrahim, Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh,
Emirimiz, Allah sizi korusun ve gözetsin.
Sorum şudur: Evlilikte sıhhat şartları ile inikad şartları arasındaki fark nedir? Bunun akid üzerindeki etkisi nedir; ne zaman akdi batıl kılar, ne zaman fasid kılar? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın ve düşmanlarınıza karşı size zafer nasip etsin. Allah'ın himayesi ve koruması altında kalın.
Cevap:
Ve aleykumüsselam ve rahmetullahi ve berakatuh
1- Bunu İçtimai Nizam (Sosyal Nizam) kitabında şu şekilde detaylandırıp açıkladık:
(...Evlilik şer’i bir icap ve kabulle gerçekleşir. İcap, akdi yapanlardan birinden ilk olarak sadır olan sözdür; kabul ise diğer akid yapanın ondan sonra söylediği sözdür... Evliliğin inikadı (kurulması) için dört şart gereklidir:
Birincisi: İcap ve kabul meclisinin birliği. Yani icabın yapıldığı meclis ile kabulün yapıldığı meclis aynı olmalıdır. Bu, tarafların hazır bulunması durumundadır. Eğer taraflardan biri bir şehirde diğeri başka bir şehirde ise ve biri diğerine evlilik teklifi içeren bir mektup yazar, mektubu alan da bunu kabul ederse evlilik akdi gerçekleşir. Ancak bu durumda, kadının mektubu iki şahit huzurunda okuması veya okutması, onlara mektubun içeriğini duyurması ya da "Falan kişi bana evlenme teklifi gönderdi" diyerek o mecliste kendisini onunla evlendirdiğine dair onları şahit tutması şarttır.
İkinci şart: Akid yapanlardan her birinin diğerinin sözünü duyması ve bu sözle evlilik akdinin amaçlandığını anlamasıdır. Eğer duymaz veya anlamazsa akid gerçekleşmez. Örneğin bir adam bir kadına Fransızca bilmediği halde ona Fransızca "kendimi sana nikahladım" ifadesini ezberletse ve kadın ne dediğini anlamadan bu kelimeleri söylese, adam da kabul etse; kadın bu sözün amacının evlilik akdi olduğunu bilmiyorsa nikah akdedilmiş olmaz. Eğer amacın nikah olduğunu biliyorsa sahih olur.
Üçüncü şart: Kabulün icaba, icabın tamamında veya bir kısmında aykırı olmamasıdır.
Dördüncü şart: Şeriatın taraflardan her birinin diğeriyle evlenmesini mübah kılmış olmasıdır; yani kadının Müslüman veya Kitabi olması, erkeğin ise sadece Müslüman olması gerekir.
Eğer akid bu dört şartı tamamlarsa evlilik akdedilmiş olur; eğer bunlardan biri eksik kalırsa evlilik akdedilmez ve temelinden batıl olur.
Evlilik akdedildiğinde, nikahın sahih olması için sıhhat şartlarını da tamamlaması gerekir. Bunlar üç şarttır:
Birincisi: Kadının nikah akdine mahal olması (örneğin iki kız kardeşin aynı anda nikahlanmaması gibi).
İkincisi: Nikahın ancak bir veli ile sahih olmasıdır. Kadın ne kendisini ne de başkasını evlendirme yetkisine sahip değildir. Aynı zamanda kendisini evlendirmesi için velisinden başkasını vekil tayin edemez. Eğer böyle yaparsa nikahı sahih olmaz.
Üçüncüsü: Müslüman, akil, baliğ ve akid yapanların sözünü duyan, bu sözlerden kastın evlilik akdi olduğunu anlayan iki şahidin hazır bulunmasıdır.
Eğer akid bu şartları tamamlarsa sahih olur, eğer bunlardan biri eksik olursa fasid bir nikah olur...) Daha sonra İçtimai Nizam kitabında bu şartların delillerini açıkladık... Buradan anlaşılmaktadır ki, inikad şartları tamamlanmazsa akid batıl olur, sıhhat şartları tamamlanmazsa akid fasid olur...
2- Fesat ve butlan (batıl olma) arasındaki farkı anlamak için; butlan, Şari'nin emrine aslı itibariyle uymamasıdır, yani aslının yasak olması veya yerine getirilmeyen şartın fiilin aslına zarar vermesidir. Fesat ise aslı itibariyle Şari'nin emrine uygun olup, aslına zarar vermeyen niteliğinin (vasfının) Şari'nin emrine aykırı olmasıdır. İbadetlerde fesat tasavvur edilemez; aksine butlan söz konusudur. Çünkü ibadetlerin şart ve rükunlarını inceleyen kişi, bunların tamamının asıl ile ilgili olduğunu görür. Ancak muamelatta ve akitlerde fesat tasavvur edilebilir. Örneğin, melaqih satışı (hayvanların karnındaki yavruların satışı) temelinden batıldır çünkü aslı yasaklanmıştır. Buna karşılık, şehirli birinin (fiyatı bilmeyen) köylü adına satışı (bei’ al-hadir lil-badi) fasid bir satıştır; çünkü köylü fiyatı bilmemektedir. Köylü piyasayı gördüğünde muhayyerdir; isterse satışı onaylar, isterse fesheder. Yine örneğin, anonim şirket (shirkat al-musahama) temelinden batıldır; çünkü beden ortağı barındırmaz, yani asılla ilgili bir şarttan yoksundur... Ancak ortaklar şer'i şartlara göre ortaklık kursalar, fakat ortaklardan biri kendisine (kârdan oran yerine) belirli bir meblağ verilmesini şart koşsa, bu ortaklık fasid olur. Çünkü bu asılda değil vasıfta bir belirsizlik (garar) içerir. Zira ortağın kârdan bir oranı olmalıdır, belirli bir meblağı değil. Şirket zarar edebilir. Eğer kâr oranında anlaşırlarsa fesat ortadan kalkar ve akid sahihe dönüşür.
Bu nedenle ibadetlerde batıl ve fasid arasında fark yoktur; ibadetler ya sahihtir ve sorumluluğu düşürür ya da sahih değildir ve vacip olan düşmez. Namaz ya sahihtir ya da batıldır, başka bir durum yoktur. Ancak mali akitlerde butlan ile fesat birbirinden farklıdır; satış, kira, havale, şirket ve benzeri karşılıklı yükümlülük doğuran veya mülkiyet devreden akitlerde bu fark belirgindir.
Nikaha gelince; batıl ve fasid akdin her ikisi de Şeriat’a aykırıdır. Ancak batıl akid temelden yok hükmündedir ve sonuçları doğmaz. Eğer cinsi münasebet (wat') gerçekleşirse bu zina hükmündedir; çocuk babaya nispet edilmez, iddet gerekmez, mehir hakkı doğmaz ve hısımlık (müsahere) haramlığı oluşmaz... Çünkü o, aslından batıldır. Fasid akidde ise Şeriat’a aykırılık inikad şartlarında değil, sıhhat şartlarındadır. Bu nedenle akdi yapanların işlediği günaha rağmen, eğer cinsi münasebet gerçekleşmişse (yani koca eşiyle gerdeğe girmişse) bazı sonuçlar doğar. Eğer fasid akidde gerdeğe girilmemişse hiçbir sonuç doğmaz. Fasid akidde kocanın eşiyle gerdeğe girmesi durumunda doğan sonuçlardan bazıları şunlardır:
- Mehir: Fasid nikahta gerdeğe girmekle (cinsi münasebetle) mehir vacip olur. Çünkü Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:
أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ وَلِيِّهَا فَنِكاَحُهَا بَاطِلٌ فَنِكاَحُهَا بَاطِلٌ فَنِكاَحُهَا بَاطِلٌ فَإِنْ دَخَلَ بِهَا فَلَهَا الْمَهْرُ بِمَا اسْتَحَلَّ مِنْ فَرْجِهَا...
"Hangi kadın velisinin izni olmadan nikahlanırsa, onun nikahı batıldır, onun nikahı batıldır, onun nikahı batıldır. Eğer (erkek) onunla gerdeğe girmişse, fercini helal kılmasına karşılık mehir kadınındır..." (Tirmizi rivayet etti ve 'hasen bir hadistir' dedi).
Bu hadiste Nebi ﷺ, fasid nikahla (yani velisinin izni olmadan) nikahlanan kadına, kocası onunla gerdeğe girmiş olması şartıyla mehir vermiştir. Zira Resul ﷺ mehri gerdeğe girmeye bağlamıştır; hadiste "Eğer onunla gerdeğe girmişse, fercini helal kılmasına karşılık mehir kadınındır" buyurulmuştur.
- Fasid nikahta gerdeğe girilmişse doğan başka sonuçlar da vardır... Ancak iddet, nesep, miras ve müsahere haramlığı gibi konularda fıkhi detaylar ve ihtilaflar mevcuttur... Bu konulara ihtiyacı olanlar ilgili kaynaklara başvurabilirler...
Allah en iyi bilen ve en iyi hüküm verendir.
Kardeşiniz Ata b. Halil Ebû er-Raşta
29 Cemaziyelevvel 1439 H. 15/02/2018 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Fesbuk
Emir'in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus
Emir'in (Allah onu korusun) Twitter sayfasındaki cevap linki: Twitter
Emir'in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: Web