Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Rasulullah (sav)’in Defnedilmesinin Geciktirilmesi ile Biat Arasındaki İlişki

February 22, 2014
5696

(Hizbü’t Tahrir Emiri Alim Ata bin Halil Ebu el-Raşta'nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Hafedh Amdouni'ye

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Allah seni ve bu baki kelimeyi taşıyan herkesi, O'nun razı olacağı ve seveceği işlerde muvaffak kılsın.

Bazıları, Hizbin ve bazı fakihlerin, hidayet Peygamberi (sav)’in defnedilmesinin geciktirilmesini biatın vacip olduğuna delil getirmelerinin doğru olmadığını söylüyorlar. Onlara göre gecikme, Müslümanların cenazeye katılmasına mühlet vermek gibi başka sebeplerle olmuştur. Hatta asıl delilin, Rasulullah (sav) vefat eder etmez bir imam tayin etmek için harekete geçmeleri olduğunu, bunun biatın vacipliğine delil teşkil ettiğini, defin işleminin gecikmesiyle biat arasında bir ilişki olmadığını iddia ediyorlar. Bu konuyu bize detaylı bir şekilde açıklar mısınız?

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Kardeşim, defin işleminin geciktirilmesi hakkındaki cevaba geçmeden önce sana şerî hükümlerle ilgili bazı usulî meseleleri hatırlatmak isterim:

Şerî emirlerde asıl olan -ister söz ister fiil olsun- bir talebi ifade etmesidir. Bu talebin türünü (vücubiyetini) belirlemek için bir karineye ihtiyaç duyulur. Eğer karine kesinlik (cezm) ifade ediyorsa talep kesin bir taleptir, yani farzdır. Eğer karine kesinlik ifade etmiyor ancak o işteki hayrın tercih edildiğini gösteriyorsa talep kesin değildir, yani mendubdur. Eğer karine muhayyerlik (serbestlik) ifade ediyorsa talep mübahtır.

Bu kural; Allah Subhânehu’nun kitabındaki veya Rasulullah (sav)’in sünnetindeki "sözlü" nasslar, Rasulullah (sav)’in "fiilleri", Sahabe’nin üzerinde "icma ettiği fiiller" veya Rasulullah (sav)’in "takriri" (onaylaması) gibi tüm şerî nasslar için geçerlidir:

1- Örneğin: Allah Subhânehu’nun şu kavli:

فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

"Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz." (Cuma [62]: 10)

Burada bir emir vardır: "Dağılın". Yani Cuma namazından sonra mescitten çıkılması talep edilmektedir. Namaz bittikten sonra dağılmanın (mescitten çıkmanın) farz mı, mendub mu yoksa mübah mı olduğunu anlamak için bir karine ararız. Müslümanların Cuma namazı bittikten sonra kiminin hemen çıktığını, kiminin ise az veya çok oturduğunu görürüz... Bu durum Rasulullah (sav)’in ikrarıyla (onayıyla) olmuştur. Yani çıkanla oturan birdir. Bu da "dağılın" emrinin mübahlık ifade eden bir talep olduğunu gösterir.

2- Bir diğer örnek: Cenaze için ayağa kalkmak:

Nesai Sünen'inde rivayet etmiştir: Şube, Abdullah bin Ebi el-Sefer'den, o da Şabi'den, o da Ebu Said'den naklettiğine göre: "Rasulullah (sav)’in yanından bir cenaze geçti ve o ayağa kalktı." Amr ise şöyle demiştir: "Rasulullah (sav)’in yanından bir cenaze geçince o ayağa kalktı." Burada Rasulullah (sav) yanından geçen cenaze için ayağa kalkmıştır. Bu fiil, ayağa kalkmanın talep edildiğini gösterir. Sonra bu talebin kesinlik (farz) mı, tercihle beraber kesin olmayan (mendub) mı yoksa muhayyerlik (mübah) mı olduğunu anlamak için bir karine ararız. Nesai'nin Sünen'inde Eyyub'dan, o da Muhammed'den rivayet edildiğine göre: Hasan bin Ali ile İbn Abbas’ın yanından bir cenaze geçmiş; Hasan ayağa kalkmış, İbn Abbas ise kalkmamıştır. Hasan demiştir ki: "Rasulullah (sav) bir Yahudi cenazesi için ayağa kalkmamış mıydı?" İbn Abbas: "Evet, sonra da oturdu" demiştir. Bu, oturmanın veya kalkmanın muhayyerlik, yani mübahlık üzere olduğunu gösterir.

İşte Sakife’deki biat da böyledir; o, Sahabe’nin üzerinde icma ettiği bir fiildir. Bu fiil, Hilafet makamı boşaldığında bir halifeye biat edilmesinin talep edildiğine delalet eder. Bu talebin farz mı, mendub mu yoksa mübah mı olduğunu belirlemek için karineye bakarız. Karinenin kesinlik (cezm) ifade ettiğini görürüz. Çünkü Sahabe, biat işlemini ölünün (Rasulullah sav’in) defnedilmesinin önüne geçirmişlerdir. Ölünün defni farzdır; biatın buna tercih edilmesi, biatın farz olduğunu ve cenaze defin farzından daha öncelikli bir farz olduğunu gösterir.

Bu nedenle, Hilafet makamı boşaldığında halifeye biat etmenin farz olduğunun delili, biat tamamlanana kadar Rasulullah (sav)’in defnedilmesinin geciktirilmesidir. Ölünün defnedilmesi farz olduğuna göre, ondan daha öncelikli kılınan şey de farzdır.

Dolayısıyla biat tamamlanana kadar defin işleminin geciktirilmesi, halifeye biat etmenin vacip, farz ve hatta farzların en önemlilerinden olduğunu ortaya koymuştur.

Bu meselenin fıkhî yönüdür.

"Defnin geciktirilmesinin biatla ilgisi yoktur, sadece Müslümanların cenazeye yetişmesi için beklenmiştir" sözüne gelince; bu iddia gerçekleşen olayların vakıasından uzaktır. Rasulullah (sav)’in vefat haberi, Medine ve çevresindeki Müslümanların duyduğu sarsıcı bir olaydı. Müslümanlar Medine’ye ve Mescide akın etmişlerdi ancak Ebu Bekir (ra)’a in’ikad ve itaat biatı ile meşgul oldular. Siyer kaynaklarında geçen olayların silsilesi şöyledir:

Rasulullah (sav) Pazartesi kuşluk vakti vefat etti. Pazartesi gecesi ve Salı günü boyunca defnedilmeden kaldı. Bu süre zarfında Ebu Bekir (ra)’a biat edildi. Rasulullah (sav) ancak Çarşamba gecesinin ortasında defnedildi. Ebu Bekir’e biat, Rasulullah (sav) defnedilmeden önce gerçekleşti. Bu durum, cenazenin defni yerine bir halife tayin edilmesiyle meşgul olunması konusunda bir icmadır. Bu ancak bir halife tayin etmenin, cenazeyi defnetmekten daha vacip (öncelikli) olması durumunda söz konusu olabilir.

Dolayısıyla defnin geciktirilmesi, insanların cenaze için toplanması amacıyla değildi; zira insanlar, özellikle de Sahabeler zaten toplanmışlardı. Fakat biatla meşgul oldular. İn’ikad ve itaat biatını bitirince Rasulullah (sav)’in defni ile meşgul oldular. Peki ne zaman? Biat bittikten sonra, gece yarısında. Eğer gecikme insanların toplanması için olsaydı, bu Pazartesi günü veya Salı gecesi ya da Salı günü olurdu... Fakat onlar Ebu Bekir (ra)’a in’ikad ve itaat biatının tamamlanmasını beklediler. İşlem biter bitmez hemen Çarşamba gecesi Rasulullah (sav)’i defnetmeye koyuldular.

Bu nedenle, defin işleminin geciktirilmesi üzerinde derinlemesine düşünüldüğünde, bunun Ebu Bekir (ra)’a yönelik in’ikad ve itaat biatının tamamlanması dışında hiçbir sebebi olmadığı açıkça görülür. Dolayısıyla bu durum, biat ile olan ilişkinin tam merkezindedir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir’in web sitesindeki cevap linki

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın