Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Akıl, Algı veya Düşünce

April 17, 2021
3748

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu el-Rashta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevap

Akıl, Algı veya Düşünce Atmani Atmani Atmani’ye

Soru:

Selamun Aleykum Değerli Şeyhimiz: Düşünme yönteminde "önceki görüşler" ile "önceki bilgiler" arasındaki fark nedir? Düşünce, algı veya aklın ancak dört bileşenle (vakıa, duyu, önceki bilgiler ve bağ kurmaya müsait bir beyin) gerçekleştiği bilgisinden hareketle; vakıanın yorumlanmasıyla ilgili "önceki görüşler" ile "önceki bilgiler" arasındaki fark nedir?

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

1- Soruda da belirtildiği üzere akıl, algı veya düşünce; vakıaya dair hissin duyular aracılığıyla beyne aktarılması ve bu vakıayı yorumlayacak önceki bilgilerin varlığıdır. Yani; vakıa, vakıaya dair his (duyular), bağ kurmaya müsait bir beyin ve vakıaya dair veya onunla ilgili önceki bilgilerden oluşan dört unsur bir araya gelmeden fikri süreç tamamlanmaz.

2- İnsanoğlunun bu yeryüzünde düşünmeye başlayabilmesi için Allah Sübhanehu ve Teâlâ, Hz. Adem (as)’ı üzerinde düşüneceği yeryüzündeki vakıaları açıklayan önceki bilgilerle donatmıştır. İslam Şahsiyeti 3. Ciltte şöyle geçmektedir:

[Allah Teâlâ’nın:

وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا

"O, Âdem’e bütün isimleri öğretti." (Bakara [2]: 31)

Ayeti kerimesindeki murat; diller değil, isimlerin müsemmalarıdır (nesnelerin kendileridir). Yani ona eşyanın hakikatlerini ve özelliklerini öğretmiştir; diğer bir ifadeyle eşya hakkında hüküm verebilmesi için kullanacağı bilgileri ona vermiştir. Zira vakıayı sadece hissetmek, onun hakkında hüküm vermek ve hakikatini idrak etmek için yeterli değildir; aksine vakıanın kendisiyle yorumlanacağı önceki bilgilerin olması kaçınılmazdır. İşte Allah Teâlâ, Adem’e isimleri yani müsemmaları öğretmiş, böylece ona hissettiği şeyler hakkında hüküm verebileceği bilgileri vermiştir...] (Alıntı bitti).

3- Bu noktadan itibaren düşünceler doğmuş ve Allah’ın Adem’e önceki bilgileri vermesiyle gerçekleşen ilk düşünceden bu yana birbirini takip etmiştir. Adem (as) bu bilgileri, kendisinde bulunan diğer iki unsurla (beyin ve duyular) birlikte, düşünce konusu olan vakıayı yorumlamada kullanmıştır ve hayat, geniş düşünce alanlarıyla zenginleşerek devam etmiştir. Dolayısıyla, insandaki ilk fikri sürecin nasıl gerçekleştiğinin doğru bir şekilde idrak edilmesi, kaçınılmaz olarak Allah Sübhanehu’ya imana götürür. Bu sebeple, Yaratıcı’nın varlığını inkâr eden kâfir hareketler, akıl veya düşünceyi tanımlarken "önceki bilgiler" unsurunu dışarıda bırakırlar! Oysa vakıa hakkındaki düşüncenin, vakıayı yorumlayan önceki bilgiler olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir ve bu, zorunlu olarak bilinen bir gerçektir. Fakat komünistler gibi kâfir hareketler, Hz. Adem (as)’a bu hayattaki ilk düşünceyi oluşturması için önceki bilgileri veren ve böylece düşünme sürecini başlatan Yaratıcı’ya inanmaya götürmesin diye önceki bilgileri inkâr ederler. Çünkü beyin ile birlikte vakıayı hissetmek, o vakıayı yorumlayacak önceki bilgiler olmadan düşünce üretmez. Vakıayı hissetmek; bir his, artı bir his, artı bir milyon his olsa da, hislerin türü ne kadar çok olursa olsun, bundan sadece "his" hasıl olur, asla bir "düşünce" oluşmaz. Aksine, bir düşüncenin oluşması için insanın hissettiği vakıayı kendisiyle yorumlayacağı önceki bilgilerin bulunması şarttır. Bu sebeple düşüncelerin birbirini takibi ve özellikle de "ilk düşünce", Hz. Adem (as)’ı önceki bilgilerle donatan Allah’a imana götürür.

4- Önceki bilgiler böyledir. Önceki görüşler ise; insanın ya bizzat kendisinin fikri bir süreç yürüterek vakıa hakkında verdiği hükümlerdir, ya da bu hükümleri başkasından telkin, okuma vb. yollarla almasıdır. Yani önceki görüşler, vakıa hakkındaki düşüncelerdir (hükümlerdir).

5- Böylece önceki bilgiler ile önceki görüşler arasındaki fark iki ana noktada özetlenebilir:

Birincisi: Önceki görüşler, insanın araştırılan vakıa hakkında sahip olduğu külli (genel) veya cüzi (özel) ön yargılı hükümlerdir/düşüncelerdir. Önceki bilgiler ise, vakıa hakkında bir hüküm vermeksizin, sadece onu yorumlamaya yarayan verilerdir ve düşüncenin onsuz gerçekleşemeyeceği temel unsurlardan biridir.

İkincisi: Önceki görüş, düşünürün nazarında doğru hükme ulaşmak amacıyla, üzerinde düşünülecek vakıa hakkında önceden verilmiş bir hükümdür. Bu nedenle fikri süreçte önceki görüşlerin kullanılması doğru değildir; kullanılan şey sadece bilgiler olmalı ve sürecin işleyişi esnasında önceki görüşlerin müdahalesine engel olunmalıdır. Zira önceki görüş kullanılırsa, idrakte hataya yol açabilir; çünkü bilgilere tahakküm ederek onları yanlış yorumlayabilir ve sonuçta hatalı bir idrak oluşur. Bu yüzden önceki görüş ile bilgi arasındaki ayrım gözetilmeli, sadece bilgiler kullanılmalı ve araştırılan vakıa hakkındaki önceki görüşler dışarıda tutulmalıdır. Düşünme kitabı sayfa 21-23'te şöyle geçmektedir: (Ancak aklın tanımı yapılırken, bir şey hakkındaki "önceki görüşler" ile o şey hakkındaki veya o şeyle ilgili "önceki bilgiler" arasını birbirinden ayırmak gerekir. Akli yöntemde bulunması kaçınılmaz olan şey vakıa hakkındaki bir görüş veya görüşler değil, vakıa hakkındaki veya onunla ilgili olan bilgilerdir. Bu yüzden varlığı zorunlu olan şey "görüş" değil, "bilgi"dir.)

6- Yukarıda zikredilenleri açıklığa kavuşturmak için şu iki örnek verilebilir:

a- Eğer herhangi bir insana Süryanice bir kitap verirseniz ve o kişinin Süryanice ile ilgili hiçbir bilgisi yoksa; görme ve dokunma duyularını o yazı üzerinde yoğunlaştırsa ve bu hissi bir milyon kez tekrarlasa bile, kendisine Süryanice ve onunla ilgili bilgiler verilmediği sürece tek bir kelimeyi bile bilemez. Bilgi verildiğinde ise onun üzerinde düşünmeye ve onu idrak etmeye başlar. "Bu durum dillere hastır, diller insanlar tarafından konulmuştur, bu yüzden bilgiye ihtiyaç vardır" denilemez. Çünkü konu akli bir süreçtir; akli süreç ise ister bir hüküm koymada, ister bir delaleti anlamada, isterse bir hakikati kavramada olsun, her şeyde tek bir süreçtir.

b- Eğer doğru bir kanaate varmak için siyasi bir meseleyi araştırmak isterseniz -örneğin Türkiye’nin Libya’daki olaylara müdahalesi, oraya savaşçı/paralı asker göndermesi, Serrac ve Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni silah ve istihbaratla desteklemesi meselesini ele alalım- ve eğer sizin "Erdoğan’ın Ulusal Mutabakat Hükümeti güçlerini desteklemesi, Müslümanlara olan sevgisinden, Libya halkına olan düşkünlüğünden ve silahlı İslami hareketleri desteklemesinden dolayıdır" şeklinde "önceki bir görüşünüz" varsa; bu görüş araştırmak istediğiniz mesele hakkında verilmiş bir hükümdür, sadece bir bilgi değildir. Araştırmanın sıhhati, bu önceki görüşten sıyrılmanızı ve meseleyi mevcut siyasi deliller ışığında objektif bir şekilde incelemenizi gerektirir. Ancak o zaman meselede doğru görüşe ulaşabilirsiniz.

Umarım bu açıklamada yeterli bilgi mevcuttur. Allah en iyi bilen ve hikmet sahibidir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Rashta

04 Ramazan 1442 H. 16/04/2021 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın