Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Yerleşim Alanı Olarak Kullanılan Arazilerde Haraç Yoktur

September 05, 2015
4210

(Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Atâ b. Halil Ebü’r-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi - Fıkhi)

Soru Cevap

Bader Ajrab’a

Soru:

Kıymetli Şeyhimiz Âlim Atâ el-Hayr, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun...

İktisat Nizamı kitabı sayfa 129’da (Arapça baskı) şöyle geçmektedir: "Arazinin haracı ise; devletin, arazi sahibinden, arazinin fiili üretimini değil, genellikle takdir edilen üretim miktarını esas alarak belirlediği belirli bir miktarı almasıdır. Haraç, ne arazi sahibine ne de Beytülmal’e haksızlık edilmemesi için arazinin tahammül edebileceği oranda takdir edilir. Arazi ister ekilsin ister ekilmesin, ister verimli ister verimsiz olsun, haraç her yıl arazi sahibinden tahsil edilir."

Sorum şudur: Haraci bir arazi üzerine bina inşa edilirse haraç düşer mi, yoksa arazinin tarımsal olup olmadığına bakılmaksızın sahibi haraç ödemeye devam eder mi?

Allah sizi mübarek kılsın, adımlarınızı isabetli kılsın ve zaferi ellerinizle gerçekleştirsin.

Seven kardeşiniz Bedr el-Ecreb.

Cevap:

Ve aleykümselam ve rahmetullahi ve berakatuhu.

Aşağıda konuyla ilgili bazı hususları zikrediyorum:

1- Haraci arazi; sahibinin, arazinin rakabesine (öz mülkiyetine) değil, sadece menfaatine (kullanım hakkına) sahip olması ve buna karşılık haraç ödemesi demektir. Bu arazi, öşri arazi gibi miras kalır; ancak haraci arazide miras kalan şey, rakabesi değil, kalıcı menfaatidir. Çünkü rakabe tüm Müslümanların mülküdür. Menfaatine gelince; Ömer b. el-Hattab (r.a), bu arazilerin menfaat mülkiyetini sonsuza dek sahiplerine bırakmıştır. Menfaat mülk edinilebilir ve miras bırakılabilir. Menfaat sahibi; satış, rehin, hibe, vasiyet ve diğer tüm tasarruflarda bulunma hakkına sahiptir.

2- Arazi üzerine vacip olan hak (haraç), arazinin maliki kim olursa olsun veya el değiştirse de kıyamete kadar baki kalır. Çünkü arazinin "anveten" (savaşla) fethedilmiş olma vasfı değişmez. Menfaat mülkiyetinin bir kafirden bir Müslümana geçmesi bu vasfı değiştirmediği gibi, ödenmesi gereken haracı da değiştirmez. Çünkü haraç, mülkiyete değil, halkının elinde bırakılan fethedilmiş araziye bağlıdır.

3- Arazinin menfaatine sahip olan kişi, bu menfaati satabilir ve bedelini alabilir. Çünkü menfaatler satılır ve bedelleri hak edilir. Halife de dâhil olmak üzere hiç kimse bu hakkı sahibinden koparıp alamaz. Ebu Yusuf şöyle demiştir:

أَيُّمَا أَرْضٍ افْتَتَحَهَا الْإِمَامُ عَنْوَةً وَلَمْ يَرَ قِسْمَتَهَا، وَرَأَى الصَّلَاحَ فِي إِقْرَارِهَا فِي أَيْدِي أَهْلِهَا، كَمَا فَعَلَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فِي السَّوَادِ، فَلَهُ ذَلِكَ، وَهِيَ أَرْضُ خَرَاجٍ، وَلَيْسَ لَهُ أَنْ يَأْخُذَهَا بَعْدَ ذَلِكَ مِنْهُمْ، وَهِيَ مِلْكٌ لَهُمْ يَتَوارَثُونَهَا، وَيَتَبَايَعُونَهَا وَيَضَعُ عَلَيْهِمْ الْخَرَاجَ..

"İmamın anveten fethettiği ve bölüştürülmesini uygun görmediği, Ömer b. el-Hattab'ın (r.a.) Sevâd arazilerinde yaptığı gibi halkının elinde bırakılmasında maslahat gördüğü her arazi haraci arazidir. İmamın bunu yaptıktan sonra araziyi onlardan geri alma hakkı yoktur. O arazi onların mülküdür; onu miras bırakırlar, birbirlerine satarlar ve imam onlara haraç yükümlülüğü getirir..."

Buna göre, devlet Müslümanların kaçınılmaz bir maslahatı için haraci bir araziyi almak zorunda kalırsa, el koyduğu arazinin rakabe bedelini değil, malike ait olan menfaat mülkiyeti bedelini ödemelidir. Çünkü haraci arazi sahibi rakabeye değil, sadece menfaate maliktir; rakabe Müslümanlara aittir. Bu nedenle devlet, az veya çok olsun o kişinin malik olduğu menfaatin bedelini ödemek zorundadır. Sadece üzerindeki bina veya ağacın bedelini ödemekle yetinemez; zira bu, sahip olduğu bir hakkın gasp edilmesi sayılır. Çünkü o, üzerindeki binaya veya ağaca sahip olduğu gibi, arazinin üretim kapasitesine ve kalıcı menfaatine de sahiptir. Tüm bunların değeri takdir edilmelidir. Özellikle de arazi sahibi orayı on binlerce birime satın almışken, üzerindeki bina veya ağaç sadece birkaç yüz birim değerinde olabilir. Sadece bina ve ağaç bedelini ödemek ona zulümdür ve hakkını zayi etmektir. Eğer devlet arazideki tüm menfaatlerin bedelini ödemezse gaspçı durumuna düşer. Bu, satılan herhangi bir menfaat gibi olup bedelinin tam olarak ödenmesi gerekir.

4- Bu durum, haraci arazinin tarım için hazırlanmış olması halindedir. Fethedilen yerlerdeki yerleşim (mesken) arazilerine gelince; bunların hükmü tarım arazilerinden farklıdır. Yerleşim arazilerinde haraç yoktur ve Sahabe icması ile hem rakabesi hem de menfaati mülk edinilir. Müslümanlar Irak'ı fethettiklerinde Kûfe ve Basra'yı parsellediler (planladılar) ve aralarında paylaştılar. Ömer b. el-Hattab’ın izniyle buralar onların hem rakabe hem de menfaat olarak mülkü oldu. Resulullah (sav)’in ashabı buralara yerleşti. Aynı durum Şam, Mısır ve diğer fethedilen beldeler için de geçerlidir. Buraların hiçbirine haraç ödemediler; buralar herhangi bir mülk gibi alınıp satılıyordu. Aynı şekilde buralarda zekat da yoktur; ancak ticaret malı olarak edinilirlerse, o zaman ticaret mallarının zekatı (uruz-u ticaret) olarak zekatları verilir.

Özetle; haraç, tarımsal haraci araziler için ödenir. Haraci arazilerdeki yerleşim alanları (meskenler) için ise haraç ödenmez. Buraların mülkiyeti menfaat ve rakabeyi kapsayan tam mülkiyettir; yani haraci arazi mülkiyeti niteliğinde değildir.

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebü’r-Raşta

Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir’in web sitesindeki cevap linki: Amir

Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın