** (Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın** Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "İktisadi")
Abul Ayham el-Maqdisi’ye
Soru:
Sevgili Şeyhimiz, hayır âlimi Ata, es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Sorum şudur: İslam’da İktisat Nizamı kitabının 76. sayfasında mal edinme (mülkiyet) sebeplerinin 5 sebep olduğu belirtilmiştir. Bunlar: Çalışma, miras, hayatını sürdürmek için mala duyulan ihtiyaç, devletin kendi mallarından tebaasına vermesi ve kişilerin mal veya emek karşılığı olmaksızın aldıkları mallardır.
Ancak başka bir sınıfın mülkiyet sebebi mi yoksa malın nemalandırılması (geliştirilmesi) sebebi mi olduğu hususunda kafamız karıştı; o da "borç"tur. Konuyu netleştirmek için insanlar arasında yaşanan şu örneği vereceğim: Farz edelim ki bir adamın hiç parası yok, başka birinden 1000 dinar borç alıyor. Bu parayla piyasadan mal alıp satıyor ve 500 dinar kâr ediyor. Kârı ve ana parayı eline aldıktan sonra borç sahibine borcunu ödüyor ve elinde kârdan 500 dinar kalıyor. Bu durumda gerçekleşen şey bir mülkiyet sebebi midir, yoksa malın nemalandırılması sebebi midir? Allah sizi mübarek kılsın ve zaferi ellerinizle gerçekleştirsin.
Seven kardeşiniz: Abu el-Ayham el-Maqdisi.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Bir kimsenin borç aldığı mal, onu teslim aldığı andan itibaren mülkü olur. Bu mal üzerinde mülkiyetin tüm tasarruf yetkilerine hiçbir kısıtlama olmaksızın sahip olur; onu hibe edebilir, kendisi ve ailesi için harcayabilir, onunla ticaret yapabilir vb. Borç aldığı parayı alacaklıya geri ödemekle yükümlü olması bu durumu etkilemez. Çünkü borç malın aynına (fiziki varlığına) değil, zimmete bağlıdır. Dolayısıyla malın aynısı borç alanın mülkü olur; zimmetinde ise o malın aynısı değil, misli (eş değeri) vacip olur.
Eğer bir kişi bir başkasından borç alırsa, bu mal artık onun mülküdür. Eğer bu malı ticarette kullanırsa, malı nemalandırma (geliştirme) işlerinden birini yapmış olur. Bu ticareti mülkiyet edinme sebeplerinden değil, mülkiyetin nemalandırılması sebeplerinden sayılır. Çünkü ticaret yapan kişinin (borçlunun) ticaretini yaptığı paranın aslı zaten kendisine aittir. Dolayısıyla bu ticaretten elde ettiği kâr, malının aslının bir nemasıdır ve mülkiyet sebepleri (yolları) kapsamında değerlendirilmez. Bu durum, borçlu ticarette zarar ederse daha net anlaşılır; zira zarar alacaklının malına değil, borçlunun malına rücu eder. Çünkü alacaklı, borçlunun ticaretinden kâr veya zarar etmesine bakılmaksızın, vadesi geldiğinde borcun tamamını alma hakkına sahiptir.
Buna göre, borç yoluyla mal almak bir mülkiyet sebebidir ve "mal veya emek karşılığı olmaksızın alınan mallar" bendine girer. Çünkü borç, borç alanın malın mülkiyetine sahip olmasını ve Şer’i hükümlere göre o mal üzerinde tasarruf etmesini sağlar. Görünen o ki soruyu soran kardeşimiz, borçlunun borcunu geri ödeyecek olmasının beşinci mülkiyet sebebi olan "mal veya emek karşılığı olmaksızın" ifadesiyle çeliştiğini zannetmiştir. Oysa durum böyle değildir. "Mal veya emek karşılığı olmaksızın" ifadesinin anlamı; hibeyi, hediyeyi, borcu veya sadakayı veren kişinin, verdiğine karşılık borç alandan mali bir ücret veya hizmet talep etmemesidir. Diğer bir ifadeyle; bir hediye verdiğinde hediye verilenden mali veya hizmet yönünden bir karşılık almaz; bir mal hibe ettiğinde hibe edilenden karşılık almaz; birine borç verdiğinde borç alandan mali veya hizmet yönünden bir ücret almaz; bir sadaka verdiğinde de sadaka verilenden bir karşılık almaz.
İşte "mal veya emek karşılığı olmaksızın" ifadesinin anlamı budur. Bu nedenle hibe, meşru bir mülkiyet sebebiyle hibe edilenin mülkü olur. Aynı şekilde borç da hediye ve sadaka gibi meşru bir mülkiyet sebebiyle borç alanın mülkü olur. Tüm bunlar, her iki taraf için meşru bir mülkiyet sebebiyle elde edilmiş mülkiyetlerdir.
Umarım konu Allah’ın izniyle netleşmiştir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir’in web sitesindeki cevap linki: Emir
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus