Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin, Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin "Fıkhi" Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Soru Cevap
İslam'a Davet ile İslam İçin Çalışmak Arasındaki Fark Fahmi Burhan’a
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi Teâlâ ve Berakâtuh,
Sizden davet ve çalışmanın (amel) anlamı hakkında bilgi almak istiyorum.
Müellif, Parti Kitleselleşmesi kitabında şöyle demektedir: “Kalkınmanın gerçek felsefesinin, fikir ve metodu birleştiren bir mebde olduğuna ve bu mebdenin de İslam olduğuna inanıyoruz. Çünkü o, kendisinden devletin ve ümmetin tüm işlerini düzenleyen bir nizamın fışkırdığı ve hayatın tüm problemlerini çözen bir akidedir. İslam evrensel bir nizam olmasına rağmen, onun metoduna göre ona başlangıçtan itibaren evrensel bir şekilde çalışılmaz. Aksine ona başlangıçtan itibaren evrensel bir şekilde davet edilmesi ve çalışmanın ise, bir veya birkaç beldede yoğunlaşana kadar o beldelerle sınırlandırılması ve orada İslam Devleti’nin kurulması gerekir... vb.”
Bu metinden anladığım kadarıyla davet ile çalışma arasında bir fark vardır, sanki Hizb nezdinde bunlara ait özel bir terimsel anlam bulunmaktadır. Zira metinde, İslam’ın metoduna göre ona evrensel olarak çalışılmayacağı, ancak başlangıçtan itibaren evrensel olarak davet edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Müellif ayrıca Parti Kitleselleşmesi kitabının başka bir yerinde şöyle demiştir: “Üzerinde sıcak ve soğuk havalar dalgalanır, fırtınalı ve hafif rüzgarlar eser, açık ve bulutlu havalar birbirini takip eder. Eğer bu faktörlere karşı direnirse, fikri kristalleşmiş, metodu netleşmiş, şahıslarını hazırlamış, bağını güçlendirmiş olur ve bir parti kitlesinden tam teşekküllü mebdei bir partiye doğru davet ve çalışma alanında pratik adımı atabilir... vb.”
Hizb-ut Tahrir ayrıca Hareket Noktası kitabında şöyle demiştir: “Bu nedenle davet, parti yoluyla ve parti adına olmalıdır. Yani davet İslam'adır, çalışma (amel) ise İslami hayatı yeniden başlatmak içindir. Ancak İslami daveti taşıyan ve İslami hayatı yeniden başlatmak için çalışan Hizb-ut Tahrir’dir.”
Sorum şu:
Hizb-ut Tahrir'in davet ve çalışma (amel) hakkında özel bir mefhumu var mıdır?
Davet ile çalışma arasında bir fark var mıdır?
Allah sizi İslam Hilafeti'nin ikamesiyle hayırla mükafatlandırsın. Eğer bu metinleri yanlış anladıysam sizden özür dilerim ve hatalıysam düzeltmenizi rica ederim. Umulur ki Allah zaferini yakında getirir ve o gün müminler sevinir.
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,
Evet, Kitleselleşme kitabında sorduğun bağlamda İslam'a davet ile İslam için çalışmak arasında bir fark vardır. İslam'a davet; onun fikirlerini taşımak, tebliğ etmek ve açıklamaktır. İslam için çalışmak ise; onu hayatın, devletin ve toplumun vakıasında ikame etmek için çalışmak anlamına gelir. Bunun yolu da; İslam’ı taşıyan siyasi bir kitlenin, toplumun değişmesi, devletin kurulması ve yönetimin alınması için bir veya birkaç beldede çalışmasıdır... Daha sonra devlet yoluyla Müslüman beldeleri birleştirmek, İslam'ı yaymak ve tüm dünyada uygulamak için daveti taşımasıdır... Bu fark, sorunda aktardığın Kitleselleşme kitabındaki satırlarda ve ondan sonraki satırlarda açıklanmıştır. Şöyle ki Kitleselleşme kitabında şu ifadeler yer almaktadır:
[Kalkınmanın gerçek felsefesinin, fikir ve metodu birleştiren bir mebde olduğuna ve bu mebdenin de İslam olduğuna inanıyoruz. Çünkü o, kendisinden devletin ve ümmetin tüm işlerini düzenleyen bir nizamın fışkırdığı ve hayatın tüm problemlerini çözen bir akidedir. İslam evrensel bir nizam olmasına rağmen, onun metoduna göre ona başlangıçtan itibaren evrensel bir şekilde çalışılmaz. Aksine ona başlangıçtan itibaren evrensel bir şekilde davet edilmesi ve çalışmanın ise, bir veya birkaç beldede yoğunlaşana kadar o beldelerle sınırlandırılması gerekir. Öyle ki orada, önce tüm İslam beldelerini kapsayacak şekilde doğal olarak büyüyen, sonra da İslam Devleti’nin onu ebedi, küresel ve insani bir mesaj olarak dünyanın geri kalanına taşıdığı İslam Devleti kurulsun.] (Alıntı bitti).
Aynı şekilde Hizb-ut Tahrir Mefhumları kitabında da konuyu daha da açıklayan şu ifadeler yer almaktadır:
[Çalışmanın bir sonuç vermesi için başladığı yerin ve çalışmaya başlanılan topluluğun belirlenmesi kaçınılmazdır. Evet, İslam evrenseldir ve tüm insanlığa bakar, tüm insanları bir sayar. Davette çevre, iklim, toprak ve benzeri farklılıklara önem vermez. Bilakis tüm insanların bu daveti benimsemeye layık olduğunu kabul eder ve Müslümanları bu daveti tüm insanlara tebliğ etmekten sorumlu tutar. Fakat buna rağmen işe dünyadan başlamaz. Çünkü işe dünyadan başlamak başarısız bir iştir ve asla bir sonuç vermez. Bilakis başlangıç bireyden, sonuç ise dünyadan olmalıdır. Bu nedenle, bir başlangıç noktası haline gelene kadar davetin bir mekânda yoğunlaşması gerekir. Sonra davetin yoğunlaştığı o yer veya başka bir yer ele alınır ve davetin yolunda ilerlediği bir hareket noktası (nuktatu intilak) edinilir. Sonra da o veya bir başka yer, davetin içinde yoğunlaştığı ve doğal yolu olan cihat yolunda ilerleyen devletin kurulduğu dayanak noktası (nuktatu irtikaz) edinilir.] (Hizb-ut Tahrir Mefhumları kitabından alıntı bitti).
Böylece, dünyanın her yerindeki insanlara taşınmaya, davet edilmeye ve tebliğ edilmeye uygun evrensel bir nizam olması yönüyle "İslam'a davet" ile; İslam ile hükmeden ve onu davet ve cihat yoluyla dünyaya taşıyan devleti kurmak ve toplumu değiştirmek amacıyla alanın bir veya daha fazla beldeyle sınırlandırılması olan "İslam için çalışmak" arasındaki fark netleşmiş olur.
Konunun netleşmiş olduğunu umuyorum.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte
21 Recep 1442 H. 05/03/2021 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki