(Hizb ut-Tahrir Emiri Değerli Âlim Atâ bin Halil Ebû Er-Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhi" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Soru Cevap
Hamzeh Shihadeh’e
Soru:
Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Kapitalist sistemdeki özelleştirme ile el-Emval kitabında geçen ikta arasındaki fark nedir?
Allah sizden razı olsun.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
1- Mülkiyetler üçtür: Kamu mülkiyeti, devlet mülkiyeti... Kamu mülkiyeti ve devlet mülkiyeti dışındaki her şey özel mülkiyete girer.
2- Kamu mülkiyeti; Şari’nin mülkiyetini Müslümanlar topluluğuna kıldığı, aralarında ortaklaştırdığı ve fertlerin mülk edinmesini yasakladığı aynlardır (varlıklardır). Bunlar; elektrik jeneratörleri, elektrik istasyonları, gaz tesisleri, maden kömürü... ve altın, demir gibi katı, petrol gibi sıvı veya doğal gaz gibi gaz halinde olsun hiç tükenmeyen (عدّ - add) madenlerdir. Tüm bunlar ve benzerleri Müslümanlar topluluğuna ait olan kamu mülkiyetidir, aralarında ortaktır; bunlar Müslümanların Beytülmali için bir gelir kaynağıdır ve Halife bunları şer’i hükümlere göre onlar arasında paylaştırır.
3- Devlet mülkiyeti; genel olarak Müslümanların hakkının taalluk ettiği ancak kamu mülkiyetine girmeyen arazi, bina ve taşınır eşyalar gibi her bir ayn’dır. Şer’i hükümlere göre genel olarak Müslümanların hakkının taalluk ettiği bu mülklerin yönetimi, işlerinin yürütülmesi ve üzerinde tasarrufta bulunulması Halife’ye bırakılmıştır.
4- Kamu mülkiyeti ile devlet mülkiyetinin her ikisinin de yönetimini devlet üstlense de, bu iki mülkiyet türü arasında fark vardır. Petrol, gaz, tükenmeyen madenler, denizler, nehirler, pınarlar, meydanlar, ormanlar, meralar ve mescitler gibi kamu mülkiyeti kapsamında olan hiçbir şeyi Halife bir ferde veya bir gruba mülk olarak veremez; çünkü bunlar genel olarak Müslümanların mülküdür.
Devlet mülkiyeti kapsamında olan arazi ve binalar hususunda ise Halife, buraların asıl mülkiyetini (rakabe) ve kullanım hakkını (menfaat) veya asıl mülkiyetini vermeksizin sadece kullanım hakkını fertlere mülk olarak verebilir yahut buraların ihya edilmesine ve mülk edinilmesine izin verebilir. Bu konuda Müslümanlar için yarar ve hayır gördüğü şekilde tasarrufta bulunur.
5- Halife, servetin sadece zenginlerin elinde toplanıp onlar arasında dönüp dolaşmaması için, tarım arazisi olmayanlara devlet mülkiyetinden arazi verebilir; böylece kişi o toprağı eker ve o toprak onun mülkü olur.
كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ مِنْكُمْ
"Ta ki (bu mallar) aranızdaki zenginler arasında elden ele dolaşan bir servet olmasın." (Haşr Suresi [59]: 7)
Ancak Halife, hiç kimsenin özel mülkiyetini haksız yere elinden alıp başkasına veremez. Halife, zenginlere değil fakirlere devlet mülkiyetinden verir ki buna "ikta" denir.
İkta, devlet arazilerinden olur; özel mülkiyetten veya doğal olarak kamu mülkiyetinden olmaz.
6- Bu mülkiyet türleri Şeriat tarafından şer’i hükümlerle belirlenmiştir; dolayısıyla bu sınıflandırmaların değiştirilmesi caiz değildir. Petrol arama ve çıkarma hakkının özel bir şirkete verilmesi gibi uygulamalarla kamu mülkiyeti özel mülkiyete devredilemez. Buna "özelleştirme" denir ve bu yolla kamu mülkiyeti özel mülkiyete dönüştürülmüş olur (ki bu haramdır). Aynı şekilde, bir dükkânın sahibinden alınıp devlet mülkiyetine geçirilmesi gibi uygulamalarla özel mülkiyet devlet mülkiyetine devredilemez. Buna da "devletleştirme" denir (bu da haramdır).
7- Yukarıdaki açıklamalardan özelleştirme, devletleştirme ve ikta arasındaki fark netleşmiş olmaktadır:
Özelleştirme; kamu mülkiyetinin özel şirketlere satılmasıdır. Petrol arama, madenler veya elektrik imtiyazlarının özel şirketlere verilmesi gibi uygulamalar haramdır ve caiz değildir; çünkü kamu mülkiyeti kamu mülkiyeti olarak kalmalıdır, özel mülkiyet haline getirilemez.
Devletleştirme ise ferdi mülkiyeti devlet mülkiyetine veya kamu mülkiyetine dönüştürmektir. Örneğin bir dükkânın ferdi mülkiyetten kamu veya devlet mülkiyetine dönüştürülmesi caiz değildir; çünkü mülkiyetler sahiplerine aittir ve mülkiyet hakkı sahibinden başkasına devredilemez.
İkta’ya gelince; bu, devletin kendi mülkiyetinden fertlere vermesidir. Devlet, servetin zenginlerin elinde hapsolmaması ve halkın arasında dolaşması için insanların ekonomik seviyelerini yükseltir. Birçok insanın onurlu bir hayat sürecek imkânı yoktur; bu yüzden devlet, ekecek toprağı olmayanlara arazi verdiği gibi, çiftçilere topraklarını ekebilmeleri için kendi mallarından yardımda da bulunur.
İşte bu şekilde İslam’daki fıkhi/şer’i anlamıyla "ikta", devletleştirmeden de özelleştirmeden de farklıdır.
Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû Er-Raşte
03 Rebiulahir 1438 H. 01/01/2017 M.
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki