Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Arazinin Rakabesinin Bireye Ait Olması İle Arazinin Rakabesinin Devlete Ait Olması Arasındaki Fark

February 13, 2019
7410

(Hizb-ut Tahrir Emiri Alim Atâ b. Halil Ebû’r Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)

Soru Cevap

Suad Abed’e

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu

Affedersiniz, Alim Takiyyuddin en-Nebhânî (rahimehullah)’ın İslam’da İktisat Nizamı kitabında haraci arazi ve öşri araziden bahsettiği kısım ile ilgili...

Sorum şudur: Arazinin hem rakabesinin (asli mülkiyetinin) hem de menfaatinin (kullanım hakkının) bireye ait olması ile arazinin rakabesinin devlete, menfaatinin ise bireye ait olması arasındaki fark nedir?

Açıklamanız için teşekkürler.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Şer’i hükümlere göre arazi iki türdür: Öşri ve haraci. Her iki türün de alım-satımı, hibesi ve miras yoluyla intikali caizdir; çünkü bunlar sahibinin gerçek mülküdür ve mülkiyetle ilgili tüm hükümler bunlara uygulanır. Aralarında sadece iki noktada fark vardır; birincisi mülk edinilen şeyin bizzat kendisi (ayni) bakımından, ikincisi ise araziden alınması gereken mali yükümlülük bakımındandır:

1- Mülk edinilen şeyin bizzat kendisi bakımından: Öşri arazinin sahibi, arazinin hem rakabesine (aslına) hem de menfaatine sahiptir. Haraci arazinin sahibi ise sadece menfaatine sahiptir, rakabesine sahip değildir. Bunun sonucunda, geçerlilik şartlarından birinin "ayn mülkiyeti" (malın aslına sahip olma) olduğu şer’i hükümlerde; haraci arazi sahibi bu tasarrufu yapamazken, sadece öşri arazi sahibi yapabilir. Örneğin, bir vakfın geçerli olabilmesi için vakfedilen malın aynına (aslına) malik olmak şarttır. Dolayısıyla öşri arazi sahibi, mülkiyetindeki bir araziyi dilediği zaman vakfedebilir; çünkü o arazinin aynına, yani rakabesine maliktir. Ancak haraci arazi sahibi, mülkiyetindeki araziyi vakfetmek istese buna gücü yetmez; zira vakfeden kişinin vakfettiği şeyin aynına malik olması şarttır. Haraci arazi sahibi ise arazinin aynına/rakabesine malik değildir, sadece menfaatine maliktir; çünkü o arazinin rakabesi Beytülmal’e (devlete) aittir.

2- Arazi üzerinden alınması gereken mali yükümlülükler bakımından: Öşri arazide öşür (onda bir), haraci arazide ise harac yükümlülüğü vardır. Öşür ile harac arasındaki farklar şunlardır:

  • Öşür, arazinin ürününden alınır. Devlet, eğer arazi yağmur suyu gibi doğal yollarla sulanıyorsa, ekiciden fiili ürünün onda birini alır. Eğer arazi kova/dolap veya benzeri yapay yollarla sulanıyorsa, fiili ürünün yirmide birini (onda birin yarısını) alır. Müslim, Cabir’den şunu rivayet etmiştir: Peygamber (sav) şöyle buyurdu:

فِيمَا سَقَتْ الْأَنْهَارُ وَالْغَيْمُ الْعُشُورُ وَفِيمَا سُقِيَ بِالسَّانِيَةِ نِصْفُ الْعُشْرِ

"Nehirlerin ve bulutların suladığı yerlerde öşür (onda bir), kova (hayvan gücü/yapay yöntem) ile sulanan yerlerde ise öşrün yarısı (yirmide bir) vardır."

Bu öşür zekât sayılır, Beytülmal’e konur ve Tevbe Suresi 60. ayette belirtilen sekiz sınıf dışında hiçbir yere sarf edilmez:

إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

"Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe [9]: 60)

Ayrıca öşür sadece şu dört çeşit üründen alınır: Hâkim, Beyhakî ve Taberânî; Ebû Mûsâ ve Muâz’ın (ra) Peygamber (sav) tarafından insanlara dinlerini öğretmek üzere Yemen’e gönderildiklerinde şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir:

لَا تَأْخُذَا الصَّدَقَةَ إِلَّا مِنْ هَذِهِ الْأَرْبَعَةِ: الشَّعِيرِ، وَالْحِنْطَةِ، وَالزَّبِيبِ، وَالتَّمْرِ

"Zekâtı sadece şu dört şeyden alın: Arpa, buğday, kuru üzüm ve hurma."

  • Harac ise devletin arazi sahibinden, arazinin fiili üretimine göre değil, genellikle o arazinin tahmini üretim kapasitesine göre belirlediği ve takdir ettiği belirli bir miktarı almasıdır. Arazi sahibine veya Beytülmal’e zulmedilmemesi için arazinin tahammül edebileceği miktarda takdir edilir. Harac, arazi sahibinden her yıl tahsil edilir...

بَعَثَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ عُثْمَانَ بْنَ حَنِيفٍ عَلَى السَّوَادِ، وَأَمَرَهُ أَنْ يَمْسَحَهُ، فَوَضَعَ عَلَى جَرِيبٍ عَامِرٍ، أَوْ غَامِرٍ، مِمَّا يُعْمَلُ مِثْلُهُ، دِرْهَمًا وَقَفِيزًا

"Ömer b. el-Hattab (ra), Osman b. Huneyf'i Sevad bölgesine gönderdi ve orayı ölçmesini emretti. O da her bir cerib (işlenen veya işlenmeye elverişli arazi) üzerine bir dirhem ve bir kafiz miktarını koydu." (Ebû Yusuf, el-Harac; Amr b. Meymun ve Harise b. Mudarrib kanalıyla rivayet etmiştir). Harac, Beytülmal’in zekât bölümü dışındaki kısmına konur ve diğer devlet gelirleri gibi devletin uygun gördüğü her türlü maslahat için harcanır.

Umarım bu açıklama yeterli olmuştur.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşte

08 Cemaziye’l-Âhir 1440 H. 13/02/2019 M.

Emir’in (Allah onu korusun) sayfasındaki cevap linki: Facebook Google Plus Web

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın