Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Hindistan, Pakistan ve Ateşkes

May 20, 2025
3497

Soru-Cevap

Soru:

Trump, dün (Cumartesi) kendi platformu Truth Social üzerinden yaptığı sürpriz bir paylaşımda, "ABD'nin arabuluculuğunda geçen uzun bir görüşme gecesinin ardından, Hindistan ve Pakistan'ın kapsamlı ve derhal geçerli olacak bir ateşkes üzerinde anlaştığını duyurmaktan mutluluk duyuyorum" diyerek her iki ülkeyi "sağduyu ve üstün zekâlarından" dolayı övdü... (Al Jazeera, 11/05/2025). 22 Nisan 2025 tarihinde Cammu Keşmir'in Hindistan kontrolündeki Pahalgam bölgesindeki Baisaran Vadisi'nde turistleri hedef alan ve 25 Hintli ile bir Nepallinin ölümüyle sonuçlanan saldırının ardından Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim tırmanmıştı. 23 Nisan 2025'te Hindistan, Pakistan'a yönelik cezalandırıcı önlemlerin bir parçası olarak 1960 yılında imzalanan İndus Suları Antlaşması'nı askıya aldığını duyurdu. Buna karşılık Pakistan, ikili ilişkileri düzenleyen 1972 tarihli Simla Anlaşması'nı askıya aldığını açıkladı. 7 Mayıs'ta Hindistan "Sindur Operasyonu" adı altında bir askeri harekat başlattığını duyurdu, ardından Pakistan karşılık verdi. Şimdi Trump'ın açıkladığı üzere arabuluculuğu ateşkes sağlamada başarılı oldu. Peki bu gerilim ve çatışmanın gerçeği nedir? Hindistan'ın geçici olarak askıya aldığı İndus Suları Antlaşması tam olarak nedir? ABD'nin bu saldırının başlamasında, durdurulmasında olduğu gibi bir parmağı var mı?

Cevap:

Bu soruların cevabının netleşmesi için şu hususların gözden geçirilmesi gerekmektedir:

1- Hindistan'da 1998-2004 yılları arasında Atal Bihari Vajpayee liderliğinde iktidara gelen, ardından İngiliz yanlısı Kongre Partisi'nin 10 yıllık yönetiminden sonra 2014'te Narendra Modi liderliğinde tekrar iktidara dönen Bharatiya Janata Partisi (BJP), ABD'nin Avrasya stratejisinin bir parçası olarak, yani Çin'le yüzleşmek ve onu çevrelemek amacıyla Amerika yanlısı bir partidir. Amerika'nın Uzak Doğu'daki acil çıkarlarının, fanatik Hindu Modi'nin 2014'teki zaferinin arkasında olduğu ve onu hala desteklediği açıktır. Narendra Modi, gerek 2019'da Keşmir'in ilhakında, gerek 2014, 2017 ve 2020 yıllarında Çin ile yaşanan sınır çatışmalarında, gerek Afganistan'da, gerekse Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'nu başarısızlığa uğratmada her zaman Amerikan çıkarlarına hizmet etmiştir.

2- Modi'nin 2014'te iktidara gelmesinden sonra Amerika, Çin üzerindeki baskıyı artırmak, onu çevrelemek, çevresindeki bölgeleri kontrol etmesini engellemek ve kendi topraklarına hapsetmek için Hindistan'ı etkili bir şekilde kullandı. Özellikle Amerika'nın Çin'e karşı bir ekonomik savaş ilan etmesi ve Trump'ın Çin mallarına ağır gümrük vergileri getirmesi bu kapsamdadır. Trump bu ek gümrük vergileriyle Çin ekonomisini zayıflatmayı hedeflemektedir. iPhone gibi büyük teknoloji şirketlerinin, gümrük vergilerindeki büyük artış nedeniyle fabrikalarını Hindistan'a taşımayı planladığı haberleri yayıldı. (The Financial Times'ın haberine göre Apple, ABD'de satılan tüm iPhone telefonlarının montaj operasyonlarını Hindistan'a taşımayı planladığını açıkladı... Euronews, 26/04/2025). Böylece Çin'e karşı stratejisi çerçevesinde ABD, Hindistan'ın bölgedeki ekonomik ve askeri güç konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır.

3- Bu durum bir yandan Hindistan'ın askeri ve ekonomik güç araçlarıyla desteklenmesini, diğer yandan ise Hindistan'ın Çin cephesine odaklanabilmesi için -her ikisi de Amerika'ya bağlı ve onun ajanı olan- Hindistan ve Pakistan arasındaki sorunların çözülmesini gerektiriyordu:

Birinci yöne gelince: Amerika, Amerikan nükleer teknolojisinin Hindistan'a transferi gibi her türlü araçla Hindistan'ı ve ordusunu destekledi. Trump'ın Washington'da Hindistan Başbakanı ile yaptığı görüşmede Çin ile yüzleşme konusu güçlü bir şekilde gündemdeydi: ("İki lider ayrıca bölgede Japonya ve Avustralya'yı da içeren ve Çin'in büyüyen askeri faaliyetlerine karşı bir denge unsuru olarak görülen 'Dörtlü İttifak'ın (Quad) güçlendirilmesini tartıştılar. Hindistan'ın bu yılın ilerleyen dönemlerinde grubun liderlerine ev sahipliği yapması planlanıyor." Reuters, 14/02/2025).

İkinci yöne gelince, bu sorunların en belirginleri şunlardı:

A- Sınırdaki Pakistan kuvvetleri, Hint kuvvetlerinin Çin cephesine kaydırılmasını kısıtlıyordu. Bu nedenle Amerika, Hindistan'ın Çin karşısında serbestçe hareket edebilmesi ve ordularını Pakistan sınırı yerine Çin sınırına kaydırabilmesi için Pakistan'ı; kuvvetlerini Hindistan sınırından Veziristan'daki kabile bölgelerine (Pakistan Talibanı ile savaşmak için), Belucistan'a (Belucistan Kurtuluş Ordusu ile savaşmak için) ve Afganistan sınırına kaydırmaya itti. Ardından Amerika, Hindistan'ın Pakistan ile olan sürtüşmeden çekilmesini ve Çin ile karşı karşıya gelmesini kolaylaştırmak için Pakistan'dan Hindistan'a ardı ardına tavizler vermesini istemeye başladı. Bunun için yukarıda belirttiğimiz gibi Pakistan, askeri tümenlerinin çoğunu Hindistan sınırından çekerek bunları Pakistan içindeki cihatçı gruplara karşı iç çatışmalarda kullandı ve Afganistan'daki Taliban hareketiyle çatışmaya başladı.

B- Keşmir üzerindeki anlaşmazlık; Hindistan burayı 05/08/2019 tarihindeki kararıyla ilhak etti. 18/08/2019 tarihli Soru-Cevap cevabımızda şöyle demiştik:

"11 Eylül 2001 olaylarından kısa bir süre sonra Bush yönetimi Hindistan'a odaklandı. Amerikan önlemlerinin büyük bir kısmı, ABD programları uyarınca Hindistan ve Çin arasındaki askeri açığı kapatmaya yönelikti; bunlardan biri de Amerika'nın Hindistan ile yaptığı nükleer anlaşmaydı... Amerika, Hindistan ve Pakistan arasındaki Keşmir geriliminin Hindistan'ın Çin'e karşı koyma gücünü zayıflattığını gördü... Bu gerilimlerin üstesinden gelmek için ABD, Hindistan ve Pakistan arasında bir normalleşme süreci başlattı. Normalleşmenin amacı, Hindistan ve Pakistan kuvvetlerinin Keşmir nedeniyle birbirleriyle savaşmasını engelleyip etkisiz hale getirmek ve çabaları nihayetinde Çin'in yükselişini sınırlamak için ABD ile işbirliğine yönlendirmekti. Amerika, Keşmir'in Hindistan'a ilhak edilmesinin ve Pakistan'daki rejime konunun askeri yollarla değil diyalogla çözülmesi yönünde baskı yapılmasının meseleyi unutturacağını ve aralarındaki askeri çatışmayı önleyeceğini düşünüyordu. Tıpkı Filistin'deki Abbas otoritesinin ve çevresindeki Arap devletlerinin durumu gibi; onlar Filistin'den diledikleri yeri işgal edip ilhak ederken Yahudi varlığı ile askeri bir çatışmaya girmiyorlar! Böylece Modi, Cammu ve Keşmir'i ilhak etme ve oradaki demografik yapıyı değiştirme planına başladı. Ardından Modi'nin 05/08/2019 tarihinde anayasalarındaki Keşmir ile ilgili 370. maddeyi iptal etme kararı geldi."

Amerika, ilhakın Müslümanlara Keşmir'i unutturacağını ve her iki rejim de şu anda Amerikan çizgisinde yürüdüğü için Hindistan ve Pakistan'ın aralarında sorun kalmadan devam edeceğini sandı. Ancak Amerika ve Hindistan şunu unuttu veya görmezden geldi: Keşmir Müslümanların kalbindedir ve Allah'ın izniyle geri dönecektir.

C- Pakistan ile su paylaşımı sorunu; Hindistan mevcut İndus Suları Antlaşması'nı gözden geçirmek istedi. Hindistan, hızlı nüfus artışını gerekçe göstererek, Dünya Bankası arabuluculuğunda dokuz yıl süren müzakerelerin ardından 1960 yılında imzalanan İndus Suları Antlaşması'nı (ISA) uzun süredir yeniden müzakere etmeye çalışırken, Pakistan buna dair herhangi bir yeniden müzakereyi reddediyordu. India Today gazetesi, ismini açıklamadığı bilgili kaynaklara dayanarak, "Hindistan'ın Çenab Nehri üzerindeki Baglihar Barajı'ndan Pakistan'a su akışını durdurduğunu bildirdi. Gazete ayrıca Hindistan'ın Jhelum Nehri üzerindeki Kishanganga Barajı'ndan su akışını kesmeyi planladığını belirtti" (Anadolu Ajansı, 05/05/2025). Hindistan'ın antlaşmayı tek taraflı askıya alması ve yıllardır süregelen revizyon talebi göz önüne alındığında, Modi hükümetinin Pahalgam saldırısından sonra antlaşmayı askıya alması, Pakistan üzerinde baskı kurma ve onu revizyon talebine zorlama girişimi olarak yorumlanabilir. ("Geçtiğimiz birkaç yıl içinde Başbakan Narendra Modi hükümeti antlaşmayı yeniden müzakere etmeye çalıştı ve iki ülke, Kishanganga ve Ratle hidroelektrik santrallerindeki su depolama alanının büyüklüğü konusundaki bazı anlaşmazlıklarını Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nde çözmeye çalıştı..." Arabi21, 27/04/2025).

Şunu belirtmekte fayda var ki; İndus Suları Antlaşması (ISA), Hindistan ve Pakistan arasında su dağıtımına ilişkin bir anlaşmadır ve Dünya Bankası himayesinde hazırlanıp müzakere edilmiştir. 19 Eylül 1960'ta Karaçi'de imzalanan bu önemli antlaşma ile Pakistan'a İndus Havzası'nın batı kısmındaki üç nehrin (Jhelum, Çenab ve İndus'un kendisi) kullanım hakkı verilmiş, Hindistan ise üç doğu nehrinin (Sutlej, Beas ve Ravi) tam kontrolünü elinde tutmuştur.

D- Keşmir'deki cihatçı hareketler; bunlar Hindistan'ı endişelendiriyordu. Bu yüzden Amerika, Hindistan'ın Keşmir'deki bu hareketlerin köklerine saldırması için bir gerekçe oluşturmak ve Pakistan rejimini Pakistan'daki bu hareketlere karşı saldırıya dahil etmek amacıyla orada bir çatışma tezgahlamak istedi. Bu iki aşamada gerçekleşti:

Birincisi: Keşmir'de bu hareketlere atfedilen bir saldırı tezgahlamak ve bunu, Pakistan'daki bu hareketlerin merkezlerine ve Keşmir'deki köklerine karşı büyük bir askeri harekat için gerekçe olarak kullanmak. Ayrıca Keşmir'deki Müslümanları, direnişi destekledikleri gerekçesiyle öldürmek veya yerlerinden etmek için -tıpkı Yahudi varlığının Gazze halkına yaptığı gibi- bir zemin hazırlamak. Ardından Pakistan rejimini köşeye sıkıştırarak, saldırıyı bu hareketler başlattığı için Keşmir'e yardım etmemesini sağlamak!

Böylece Hindistan, Amerika'nın emriyle Keşmir'de bu yapay saldırıyı başlattı. Bunun kanıtları şunlardır:

  • 22 Nisan 2025'te Hindistan kontrolündeki Keşmir'in Pahalgam bölgesindeki Baisaran Vadisi'nde turistleri hedef alan ve Hindistan'ın Pakistan destekli silahlı bir grup tarafından yapıldığını iddia ettiği, Pakistan'ın ise reddettiği saldırı; ABD Başkan Yardımcısı JD Vance Yeni Delhi'deyken gerçekleşti. ("ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Başbakan Narendra Modi ile görüşmelerde bulunmak üzere dört günlük bir ziyaretin başlangıcında bugün (Pazartesi) Hindistan'a ulaştı." Bahreyn Haber Ajansı, 21/04/2021). Hindistan, bu Amerikalı yetkili Yeni Delhi'deyken İndus Nehri Antlaşması'nı askıya almak da dahil olmak üzere Pakistan'a karşı tüm ilk önlemlerini aldı. Bu durum Amerika'nın Hindistan ile koordinasyon içinde olduğunu gösterir ve tüm bunların tamamen tesadüf olduğunu düşünmek kesinlikle mümkün değildir.

  • Hint hükümetinin, 22 Nisan'daki saldırının üzerinden dakikalar geçmeden, herhangi bir soruşturma veya araştırma yapılmadan Pakistan'ı suçlamada acele etmesi; Pakistan'ın olayla ilgili uluslararası bir soruşturma açılması talebine rağmen ve Direniş Cephesi'nin (TRF - Leşker-i Tayyibe'nin bir kanadı olduğu kabul edilir) saldırıyı üstlenip sonra siber saldırı gerekçesiyle reddetmesine rağmen Hint medyasının hemen bu grubu işaret etmesi, bunun "tezgahlanmış" bir operasyon olduğunu göstermektedir. ("Direniş Cephesi saldırıyı sosyal medya üzerinden üstlendi, ancak daha sonra siber saldırıyı gerekçe göstererek bunu reddetti..." 24.ae, 30/04/2025).

Ardından ikinci aşama başladı; Hindistan 06/05/2025 akşamı Pakistan'a füze saldırısı düzenledi. Bu saldırı her zamanki gibi Keşmir'in Pakistan tarafıyla sınırlı kalmadı, Pencap eyaletindeki hedefleri de vurdu. Pakistan ise Hindistan içindeki hedefleri vurarak karşılık vermedi, sadece sınır çatışmaları ve sınırdaki Hint uçaklarını düşürmekle yetindi. Hindistan, Pakistan üzerindeki saldırının etkisini hafifletmeye çalışarak Pakistan ordusuna ait hedeflere değil, sadece "teröristlere" saldırdığını söyledi... (Al Araby TV, 07/05/2025). Taraflar arasındaki çatışmalar tırmanmaya devam etti. ("Hindistan ve Pakistan kuvvetleri arasında Keşmir'deki kontrol hattı boyunca şiddetli çatışmalar patlak verdi, ölü haberleri eşliğinde patlama sesleri duyuldu." Al Arabiya, 09/05/2025). Hindistan 3 uçağının düştüğünü kabul etti ve Pakistan saldırıları sonucu kendi kontrolündeki Keşmir'de 7 sivilin öldüğünü duyurdu. Pakistan ise aralarında üç Fransız yapımı Rafale ve Yahudi varlığı yapımı 25 insansız hava aracının da bulunduğu 5 Hint uçağını düşürdüğünü bildirdi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, "Pakistan mevzilerini hedef alan Hint saldırısına karşılık verirken 10 Hint savaş uçağını düşürebilirdik ancak ordu komutanları itidal göstererek 5 uçak düşürdüler" dedi (Asharq News, 07/05/2025). Pakistan ordusu sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri, ordunun 26 askeri tesisi bombaladığını ve başkent Yeni Delhi dahil önemli Hint şehirleri üzerinde onlarca İHA'nın uçurulduğunu açıkladı (Sky News, 10/05/2025). Görünüşe göre Pakistan, büyük ve kapsamlı bir saldırı başlatma ve Hindistan ile bir savaşa girip onu mağlup etme gücüne sahipti. Ancak o, Hindistan'a ağır bir yenilgi yaşatıp Amerika'nın ajanı Modi'nin düşmesine yol açacak böyle bir çatışmaya girmesine izin vermeyen Amerika'ya bağlıdır. Amerika, kendisine bağlı Pakistan rejimine Hint saldırganlığına sınırlı bir yanıtla yetinmesi için baskı yapabilmiş olsa da, bu sınırlı yanıttan ortaya çıkanlar, Pakistan'daki Müslüman askerin kahramanlığını ve savaşma azmini göstermiştir. Öyle ki, rejim Amerika ile suç ortaklığı yapmasına ve ordunun hareketlerini kısıtlamasına rağmen, bu Müslüman ordu müşrik düşmana yukarıda zikrettiğimiz etkili kayıpları vermiştir. Tüm bunlar, Amerika'nın çatışma planını başlattığı gibi bitirmesine, saldırganlığı başlattığı gibi durdurmasına ve savaş planını, kendisine bağlı iki rejim (Hindistan ve Pakistan) arasındaki siyasi müzakere kalleşliğine dönüştürmesine neden oldu. Böylece Hindistan'ın askeri saldırganlıkla elde edemediği hedeflerine ulaşmasını sağlamaya çalıştı.

4- Bu nedenle, Hindistan saldırısının başlamasından dört gün sonra, 10/05/2025 tarihinde Amerikan emirleriyle bir ateşkes ilan edildi. ABD Başkanı Trump 10/05/2025 tarihinde Truth Social platformunda şunları yazdı: ("ABD'nin arabuluculuğunda geçen uzun bir görüşme gecesinin ardından, Hindistan ve Pakistan'ın kapsamlı ve derhal geçerli olacak bir ateşkes üzerinde anlaştığını duyurmaktan mutluluk duyuyorum. Her iki ülkeyi de sağduyu ve yüksek zekâlarından dolayı tebrik ediyorum. Bu konuya gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederim"). ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da 10/05/2025 tarihinde X platformunda şunları söyledi: "Hindistan ve Pakistan hükümetleri derhal ateşkes sağlama ve geniş kapsamlı bir dizi konu üzerinde tarafsız bir yerde görüşmelere başlama konusunda anlaştılar." Ayrıca kendisinin ve Başkan Yardımcısı JD Vance'in; Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, Pakistan Ordu Komutanı Asım Münir, Hindistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Doval ve Pakistanlı mevkidaşı Asım Malik ile son iki gündür bir anlaşmaya varmak için çalıştıklarını ekledi. Yani Amerika, liderliğinin kendisine olan sadakatine rağmen Pakistan ordusunun kahramanlığını takdir etmedi; aksine çatışmanın devam etmesi halinde Modi'nin iktidarını kaybedeceğinden ve Amerika'nın Çin karşısında kendisinden beklediği görevleri yerine getiremeyeceğinden korktu! Bu yüzden savaşı durdurma emri verdi ve kendisine bağlı iki rejim arasındaki müzakereler yoluyla hedeflerine ulaşmak için siyasi kalleşliğe başvurdu!

5- Sonuç olarak, Hizb-ut Tahrir genel olarak Müslümanları, özel olarak da Pakistan halkını, İslam ve Müslüman düşmanlarıyla, özellikle de Hindistan'daki müşrik Hindular ve Filistin'deki Yahudilerle yürütülen siyasi kalleşlik ve müzakerelere karşı uyarır. Bu müzakerelerden, hele ki şu an olduğu gibi sömürgeci kafir Amerika tarafından yönetiliyorsa, asla hayır gelmez. Onlar her zaman ve her yerde Allah ve Resulü ile savaş halindedirler. Resulullah ﷺ bize onlarla savaşmayı ve onlara karşı zafer kazanmayı müjdelemiş, bunda büyük bir ecir olduğunu haber vermiştir. Müslim, Sahih'inde İbn Ömer'den rivayetle Peygamanber ﷺ'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لَتُقَاتِلُنَّ الْيَهُودَ فَلَتَقْتُلُنَّهُمْ...

"Yahudilerle savaşacaksınız ve onları öldüreceksiniz..."

Ahmed ve Nesâî, Resulullah ﷺ'in azatlısı Sevban'dan rivayetle Resulullah ﷺ'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

عِصَابَتَانِ مِنْ أُمَّتِي أَحْرَزَهُمَا اللهُ مِنَ النَّارِ؛ عِصَابَةٌ تَغْزُو الْهِنْدَ، وَعِصَابَةٌ تَكُونُ مَعَ عِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ عَلَيْهِمَا السَّلَام

"Ümmetimden iki grup vardır ki Allah onları ateşten korumuştur: Hindistan'a sefer düzenleyen grup ve Meryem oğlu İsa (as) ile birlikte olan grup."

Filistin'de Yahudilerle savaşmak ve onları öldürmek, Hindistan'ı fethetmek ve İslam'ın buralardaki zaferi Allah'ın izniyle muhakkak gerçekleşecektir. Bu, Sadık ve Masduk olan ﷺ'in sözüdür. Ancak Allah Sübhânehu ve Teâlâ zaferin gökten melekler aracılığıyla bizler otururken inmesini değil; çalışmamızı, çabalamamızı, yaptığımız işte doğruluğu ve ihlası gözetmemizi takdir etmiştir. Biz böyle olmalıyız ki Allah'ın yardımı şüphesiz gelsin. Biz Pakistan halkı hakkında hayır umuyoruz; zira orası güçlü bir İslam ülkesidir, İslam'ın kökleri orada derindir, İslami duygular coşkuludur, ordusu Allah yolunda cihadı sevmektedir ve Müslümanların Hilafeti ikame etme arzusu giderek yükselmektedir. Allah'ın izniyle, halkına yalan söylemeyen öncünün müjdesinin gerçekleşmesi uzun sürmeyecektir. Yaşadığımız bu ceberut saltanat döneminden sonra Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafetin kurulmasıyla Resulullah ﷺ'in sözü tahakkuk edecektir; Ahmed Müsned'inde Huzeyfe'den rivayetle Resulullah ﷺ'in şöyle buyurduğunu nakleder:

..ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ. ثُمَّ سَكَتَ

"...Sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar sürecektir. Sonra Allah onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra (yeniden) Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu."

O gün müminler ferahlayacaktır:

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, Mutlak Güç Sahibidir, Çok Merhametlidir." (Rûm Suresi, 4-5)

17 Zilkade 1446 H. 15/05/2025 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın