Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Soru Cevap
İslam ve Peygamberlerin Dinleri
Abu Sarah’a
Soru:
Assalamu alaikum wa Rahmatullahi wa Barakatuhu
Allah tarafından yüceltilen Şeyhimiz, size bir soru sormak istiyoruz.
An-Nizham al-Islam kitabında İslam'ın; insanın Allah ile, kendisiyle ve diğer insanlarla olan ilişkilerini düzenlemek üzere Hz. Muhammed'e indirilen bir din olduğu yazmaktadır.
Sorum şu: İslam sadece Hz. Muhammed'e mi indirildi, önceki peygamberlere indirilmedi mi? Öyleyse, önceki peygamberlerin dini neydi?
Cevabınız için teşekkür ederim, Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
Wassalamu alaikum wa Rahmatullahi wa Barakatuhu.
Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Değerli Şeyhimiz, Allah sizi kerem sahibi kılsın, size bir soru sormak istiyoruz.
İslam Nizamı kitabında İslam’ın tanımı; Allah’ın, insanın yaratıcısıyla, kendisiyle ve diğer insanlarla olan ilişkisini düzenlemek üzere Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği din olduğu şeklinde geçmektedir.
Sorum şudur: İslam sadece Efendimiz Muhammed’e mi indirildi, önceki peygamberlere indirilmedi mi? Önceki peygamberlerin dini neydi?
Cevabınız için teşekkür eder, Allah’tan sizi en hayırlı şekilde mükafatlandırmasını dilerim.
Vesselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Cevap:
Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Sorumuzla, İslam Nizamı kitabındaki "İslam Nizamı" konusunun girişinde yer alan şu İslam tanımına işaret ediyorsunuz:
"İslam; Allah’ın, insanın yaratıcısı ile, kendisi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenlemek üzere Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği dindir. İnsanın yaratıcısı ile olan ilişkisi; akideleri ve ibadetleri kapsar. Kendisi ile olan ilişkisi; ahlakı, yiyecekleri ve giyecekleri kapsar. Diğer insanlar ile olan ilişkisi ise; muamelatı ve ukubatı (cezaları) kapsar." (Bitti).
İslam kelimesi ve türevleri, şer’i metinlerde lügavi (sözlük) anlamda yani "lügavi hakikat" olarak kullanıldığı gibi, ıstılahi (terim) anlamda yani "şer’i hakikat" olarak da kullanılır. İslam kelimesinin lügavi anlamı; teslim olmak, boyun eğmek ve ihlaslı olmaktır. Istılahi anlamı ise; yukarıda İslam Nizamı kitabından nakledilen tanımda olduğu gibi, İslam lafzının özel olarak Allah Subhânehu'nun Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği dinin adı olarak kullanılmasıdır. İşte açıklaması:
Birincisi: İslam Lafzının Lügavi Anlamı (Lügavi Hakikat):
1- Dil sözlüklerinde İslam kelimesinin lügavi anlamı şu şekilde geçmektedir:
a- [Lisanü’l-Arab (12/289): "İslam ve istislam; boyun eğmektir. Şeriatta İslam; boyun eğdiğini göstermek, şeriatı izhar etmek ve Peygamberin getirdiklerine bağlanmaktır... İslam’a gelince; Ebu Bekir Muhammed bin Beşşar şöyle demiştir: Filanca Müslümandır denir ve bunun hakkında iki görüş vardır: Birincisi, Allah’ın emrine teslim olan (müsteslim), ikincisi ise ibadeti Allah’a has kılan (muhlis) demektir... Hadiste şöyle geçer: 'Her insanın yanında bir şeytan vardır.' Denildi ki: 'Seninle de mi?' Buyurdu ki: 'Evet, fakat Allah ona karşı bana yardım etti de teslim oldu (esleme).' Bir rivayette ise 'yani boyun eğdi' ve vesvese vermekten vazgeçti anlamındadır..."]
b- [El-Muhit fi’l-Luğa (2/265): "İslam: Allah’ın emrine teslim olmak ve O’na itaat ederek boyun eğmektir. Şöyle derler: Rabbimiz Allah’a teslim olduk (sellemnâ), yani O’na boyun eğdik (isteslemnâ). 'Es-Selem' de İslam demektir. Müslüman: Teslim olan demektir..."]
Dolayısıyla İslam lügatte; teslimiyet, boyun eğme ve ihlastır. Allah Subhânehu hakkında ise; Allah’a boyun eğmek, O’na boyun büküp teslim olmak ve aynı şekilde O’na karşı ihlaslı olmaktır.
2- Şer’i metinlerde İslam kelimesinin lügavi anlamda kullanılması:
Şer’i metinler, İslam kelimesini ve türevlerini birçok yerde yukarıda zikredilen lügavi anlamda kullanmıştır. Örnek olarak şu iki yeri zikredelim:
a- Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ * رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ * رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ * وَمَنْ يَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ إِبْرَاهِيمَ إِلَّا مَنْ سَفِهَ نَفْسَهُ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الْآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ * إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ * وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَابَنِيَّ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ * أَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدِي قَالُوا نَعْبُدُ إِلَهَكَ وَإِلَهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَهاً وَاحِداً وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ * تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
"Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe'nin) temellerini yükseltiyordu: 'Rabbimiz, bizden kabul et, şüphesiz Sen işitensin, bilensin.' 'Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olanlar (müslimun) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olan (müslime) bir ümmet (yetiştir). Bize ibadet yöntemlerini göster ve tövbemizi kabul et. Şüphesiz Sen, tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin.' 'Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz Sen, Güçlü ve Üstün olansın, Hüküm ve Hikmet sahibisin.' Kendi nefsini beyinsiz kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, Biz onu dünyada seçtik, gerçekten o ahirette de salihlerdendir. Rabbi ona: 'Teslim ol (eslim)' dediğinde o: 'Âlemlerin Rabbine teslim oldum (eslemtü)' demişti. İbrahim, bunu kendi oğullarına vasiyet etti, Yakub da: 'Oğullarım, şüphesiz Allah size bu dini seçti, siz de ancak Müslümanlar (müslimun) olarak ölün' (dedi). Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, çocuklarına: 'Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?' dediği sırada orada mıydınız? Dediler ki: 'Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O'na teslim olanlarız (müslimun).' Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinindir, sizin kazandıklarınız da sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız." (Bakara Suresi 127-134)
Bu ayetlerde İslam kökünden gelen tüm lafızlar (müslimeyn, müslime, eslim, eslemtü, müslimun, müslimun), İslam lafzının lügavi anlamı olan; Allah Subhânehu’ya teslim olmak, boyun eğmek ve ihlaslı olmak anlamındadır. Bu gerçeği tefsir kitaplarında bu ayetlerin anlamları hakkında geçenler açıklamaktadır; Nesefi Tefsiri'nden kısa bir özet aktarıyorum:
[Nesefi Tefsiri (1/76): "'Rabbimiz ikimizi sana teslim olanlar (müslimun) kıl', yani yüzlerimizi Sana has kılanlar (muhlisun) kıl ki bu 'Yüzünü Allah’a teslim etti (esleme)' sözünden gelir. Veya müsteslim olanlar kıl demektir; zira boyun eğdiğinde ve itaat ettiğinde 'ona teslim oldu' veya 'boyun eğdi' denir. Mana: Sana olan ihlasımızı ve boyun eğişimizi artır demektir. 'Soyumuzdan Sana teslim olan (müslime) bir ümmet' kıl... 'Rabbi ona teslim ol (eslim) dediğinde'; yani boyun eğ veya itaat et veya dinini Allah’a has kıl demektir. 'O da alemlerin Rabbine teslim oldum (eslemtü) dedi'; yani ihlaslı oldum veya boyun eğdim...
'Siz de ancak Müslümanlar (müslimun) olarak ölün', yani ölümünüz ancak İslam üzere sabit olduğunuz hal üzere olsun... 'Bizler O'na teslim olanlarız (müslimun)', yani Allah’a karşı ihlaslı olanlarız..."] (Bitti).
b- Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى الْحَواريِّينَ أَنْ آمنُوا بِي وَبرَسُولِي قَالُوا آمَنَّا وَاشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ
"Hani Havarilere: 'Bana ve elçime iman edin' diye vahyetmiştim (ilham etmiştim). Onlar da: 'İman ettik, şahit ol ki bizler Müslümanlarız (müslimun)' demişlerdi." (Mâide Suresi 111)
Ayette açıkça görüldüğü üzere bahsedilenler İsa Aleyhisselam’ın tabileri olan Havarilerdir ve onlar "Müslümanlarız" demişlerdir; yani Allah’ın emrine teslim olmuş, boyun eğmiş ve O’na ihlasla bağlanmış kimselerdir... Nesefi Tefsiri'nde bu ayet için şu ifadeler yer alır:
[Nesefi Tefsiri (1/314): "'Vahyettiğimde' yani ilham ettiğimde 'Havarilere' yani has kullara veya seçilmişlere 'İman edin' yani inanın 'Bana ve elçime. İman ettik dediler, şahit ol ki biz Müslümanlarız' yani yüzünü teslim edenlerden, ihlaslı olanlardanız."]
İkincisi: İslam Kelimesinin Istılahi Kullanımı (Şer’i Hakikat):
1- Daha önce belirttiğimiz gibi, şer’i metinler İslam kelimesini ıstılahi anlamda, yani Muhammed ﷺ’e indirilen dinin adı olarak da kullanmıştır. Buna iki örnek verelim:
a- Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِيناً
"Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kesmişlerdir. Onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'dan razı oldum." (Mâide Suresi 3)
İbn Kesir bu ayet hakkında şunları söylemiştir:
[İbn Kesir Tefsiri (3/26): "Allah’ın: 'Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'dan razı oldum' kavli, Aziz ve Celil olan Allah’ın bu ümmete olan en büyük nimetidir. Zira Allah Teâlâ onlar için dinlerini kemale erdirmiştir, dolayısıyla başka bir dine veya Peygamberlerinden (Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun) başka bir peygambere ihtiyaç duymazlar. Bu yüzden Allah onu peygamberlerin sonuncusu kılmış, insanlara ve cinlere göndermiştir. Dolayısıyla onun helal kıldığından başka helal, haram kıldığından başka haram, şeriat kıldığından başka din yoktur. Haber verdiği her şey haktır, gerçektir, onda yalan ve hilaf yoktur. Nitekim Allah Teâlâ: 'Rabbinin kelimesi doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır' buyurmuştur; yani haberlerde doğru, emir ve yasaklarda adildir. Din onlara kemale erince üzerlerindeki nimet de tamamlanmış oldu. İşte bu yüzden Allah Teâlâ: 'Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'dan razı oldum' buyurmuştur; yani siz de kendiniz için ondan razı olun. Çünkü o, Allah’ın razı olduğu, sevdiği, kerem sahibi elçilerinin en faziletlisiyle gönderdiği ve kitapların en şereflisini indirdiği dindir. Ali bin Ebi Talha, İbn Abbas’tan şöyle dediğini nakletmiştir: 'Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim' ifadesi İslam’dır. Allah, Peygamberine ﷺ ve müminlere imanlarını kemale erdirdiğini haber vermiştir; artık ebediyen artışa ihtiyaç duymazlar. Allah onu tamamlamıştır, asla eksilmez. Allah ondan razı olmuştur, asla öfkelenmez."] (Bitti).
Ayetin siyakından (akışından) açıkça anlaşılmaktadır ki, burada bahsedilen din; Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın Nebisi Muhammed’e indirdiği, kemale erdirdiği, tamamladığı ve Müslümanlar için razı olduğu dindir.
b- Buhari Sahih’inde İbn Ömer’den (r.anhuma) rivayet ettiğine göre Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَالْحَجِّ وَصَوْمِ رَمَضَانَ
"İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekatı vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak."
Bu hadis-i şerifte açıkça görülmektedir ki, söz konusu olan Allah’ın Nebisi Muhammed ﷺ’e indirdiği İslam dinidir ve zikredilen bu beş husus, diğer hadislerde de geçtiği gibi onun rükunlarıdır.
2- İslam Nizamı kitabında yukarıda alıntılanan metinde geçen ifadeler, ıstılahi anlamdaki (şer’i hakikat) İslam hakkındadır. Kitap, İslam şeriatının hayatın tüm yönlerini kapsayıcılığını gösterecek şekilde bir tanım yapmaya özen göstermiştir. Tanımda İslam’ın; insanın yaratıcısıyla, kendisiyle ve diğer insanlarla olan ilişkisini düzenlemek üzere Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirilen din olduğu belirtilmiştir. Böylece insanın düzenlenmemiş ve hüküm konulmamış hiçbir ilişkisi bırakılmamıştır.
Üçüncüsü: İslam ve Peygamberlerin Dinleri:
1- İslam kelimesi, Allah Subhânehu ve Teâlâ hakkında lügavi anlamıyla -yani Allah’a boyun eğmek, teslim olmak ve ihlaslı olmak- Adem’den Efendimiz Muhammed ﷺ’e kadar tüm peygamberlerin dininin vasfıdır. Dolayısıyla peygamberlerin tamamı İslam üzereydiler:
a- Kur’an-ı Kerim’de İbrahim Aleyhisselam hakkında şöyle geçer: إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ "Rabbi ona: 'Teslim ol' dediğinde o: 'Âlemlerin Rabbine teslim oldum' demişti." (Bakara Suresi 131)
b- Yakub Aleyhisselam ve oğulları hakkında şöyle geçer: وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَا بَنِيَّ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ * أَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدِي قَالُوا نَعْبُدُ إِلَهَكَ وَإِلَهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَهاً وَاحِداً وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ "İbrahim bunu kendi oğullarına vasiyet etti, Yakub da: 'Oğullarım, şüphesiz Allah size bu dini seçti, siz de ancak Müslümanlar olarak ölün' (dedi)... 'Bizler O'na teslim olanlarız (müslimun).'" (Bakara Suresi 132-133)
c- Yusuf Aleyhisselam hakkında: تَوَفَّنِي مُسْلِماً وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ "Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlere kat." (Yusuf Suresi 101)
d- Musa Aleyhisselam ve tabileri ile ona iman eden sihirbazlar hakkında: وَقَالَ مُوسَى يَا قَوْمِ إِنْ كُنْتُمْ آمَنْتُمْ بِاللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوا إِنْ كُنْتُمْ مُسْلِمِينَ "Musa dedi ki: 'Ey kavmim, eğer Allah'a iman ettiyseniz, eğer Müslümanlarsanız O'na tevekkül edin.'" (Yunus Suresi 84) وَمَا تَنْقِمُ مِنَّا إِلَّا أَنْ آمَنَّا بِآيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَاءَتْنَا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَتَوفَّنَا مُسْلِمِينَ "Rabbimiz, üzerimize sabır dök ve bizi Müslümanlar olarak öldür." (A'râf Suresi 126)
e- Süleyman Aleyhisselam hakkında: فَلَمَّا جَاءَتْ قِيلَ أَهَكَذَا عَرْشُكِ قَالَتْ كَأَنَّهُ هُوَ وَأُوتِينَا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ "Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz zaten Müslüman olmuştuk." (Neml Suresi 42)
f- İsa Aleyhisselam ve yardımcıları hakkında: فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ آمَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ "Havariler dediler ki: 'Biz Allah'ın yardımcılarıyız, Allah'ı iman ettik, şahit ol ki biz Müslümanlarız.'" (Âl-i İmrân Suresi 52)
g- Ehl-i Kitap hakkında: الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِهِ هُمْ بِهِ يُؤْمِنُونَ * وَإِذَا يُتْلَى عَلَيْهِمْ قَالُوا آمَنَّا بِهِ إِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلِهِ مُسْلِمِينَ "Onlar dediler ki: 'Ona iman ettik, o Rabbimizden gelen haktır. Şüphesiz biz ondan önce de Müslümanlardık.'" (Kasas Suresi 52-53)
Böylece, Allah Subhânehu’ya teslimiyet ve boyun eğme anlamındaki İslam, tüm peygamberlerin dininin bir vasfıdır.
Istılahi şer’i anlamda ise İslam, İslam Nizamı'nda geçtiği gibidir:
"İslam; Allah’ın, insanın yaratıcısı ile, kendisi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenlemek üzere Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği dindir. İnsanın yaratıcısı ile olan ilişkisi; akideleri ve ibadetleri kapsar. Kendisi ile olan ilişkisi; ahlakı, yiyecekleri ve giyecekleri kapsar. Diğer insanlar ile olan ilişkisi ise; muamelatı ve ukubatı kapsar." (Bitti). Buna dair deliller çok ve katidir, bir kısmını yukarıda açıkladık...
Bu cevabın yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilendir ve en büyük hüküm sahibidir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta
08 Cemadiye'l-Ahir 1444 H. 01/01/2023 M.
Emir’in (Allah onu korusun) sayfasındaki cevap linki: Facebook