Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû Er-Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin "Fıkhî" Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Soru-Cevap
İslam ve Peygamberlerin Dinleri
Abu Sarah'a
Soru:
Assalamu alaikum wa Rahmatullahi wa Barakatuhu
Allah tarafından yüceltilen Şeyhimiz, size bir soru sormak istiyoruz.
Nizâmü’l İslâm kitabında İslam’ın; insanın Yaratıcısı ile, kendisi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenlemek üzere Allah’ın Efendimiz Muhammed’e indirdiği din olduğu yazılıdır.
Sorum şu: İslam sadece Efendimiz Muhammed’e mi indirildi, önceki peygamberlere indirilmedi mi? Öyleyse önceki peygamberlerin dini neydi?
Cevabınız için teşekkür ederim, Allah sizi en hayırlı mükâfatlarla ödüllendirsin.
Wassalamu alaikum wa Rahmatullahi wa Barakatuhu.
Selamun Aleyküm ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh.
Şeyhimiz, Allah seni mükerrem kılsın. Size bir soru sormak istiyoruz:
Nizâmü’l İslâm kitabında; İslam’ın, insanın Yaratıcısı ile, kendisi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenlemek üzere Allah’ın Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği din olduğu ifade edilmektedir.
Sorum şudur: İslam sadece Efendimiz Muhammed’e mi indirildi, yoksa önceki peygamberlere de indirildi mi? Önceki peygamberlerin dini neydi?
Cevabınız için teşekkür eder, Allah’ın sizi hayırla mükâfatlandırmasını dilerim.
Selamun Aleyküm ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh.
Cevap:
Ve Aleykümselam ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh,
Siz sorunuzda, Nizâmü’l İslâm kitabının "İslam Nizamı" konusunun girişinde yer alan şu İslam tanımına atıfta bulunuyorsunuz:
"İslam; insanın Yaratıcısı ile, kendisi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenlemek üzere Allah’ın Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği dindir. İnsanın Yaratıcısı ile olan ilişkisi; akideleri ve ibadetleri kapsar. Kendisi ile olan ilişkisi; ahlakı, yiyecekleri ve giyecekleri kapsar. Diğer insanlar ile olan ilişkisi ise; muamelatı ve ukubatı (cezaları) kapsar."
İslam kelimesi ve aynı kökten türeyen kelimeler, şer’î metinlerde hem sözlük anlamıyla (lügat hakikati) hem de terim anlamıyla (şer’î hakikat) kullanılmaktadır. İslam’ın sözlük anlamı; teslim olmak, boyun eğmek ve ihlaslı olmaktır. Terim (ıstılahî) anlamı ise; İslam lafzının, yukarıda Nizâmü’l İslâm kitabından nakledilen tanımda olduğu gibi, özellikle Allah Subhânehu’nun Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği dinin özel adı olarak kullanılmasıdır. İşte açıklaması:
Birincisi: İslam Lafzının Sözlük Anlamı (Lügat Hakikati):
1- Sözlüklerde İslam kelimesinin sözlük anlamı şöyle geçmektedir:
a- [Lisânü’l-Arab (12/289):]
"İslam ve istislam; boyun eğmektir. Şeriatta İslam; boyun eğdiğini göstermek, şeriatı izhar etmek ve Nebi’nin getirdiklerine bağlanmaktır... İslam kelimesine gelince; Ebû Bekir Muhammed b. Beşşâr dedi ki: ‘Filan müslümandır’ denir ve bunun iki anlamı vardır: Birincisi, Allah’ın emrine teslim olan (müsteslim); ikincisi ise, ibadeti Allah için halis kılan (muhlis) demektir... Hadiste şöyle geçer: ‘Her insanın yanında bir şeytan vardır.’ ‘Seninle de mi?’ denilince, ‘Evet, fakat Allah ona karşı bana yardım etti de o da Müslüman oldu’ buyurmuştur. Diğer bir rivayette; ‘...teslim oldu (esleme)’ yani boyun eğdi ve bana vesvese vermekten vazgeçti anlamındadır..."
b- [El-Muhît fi’l-Luga (2/265):]
"İslam; Allah’ın emrine teslim olmak ve O’na itaat ederek boyun eğmektir. ‘Rabbimiz Allah’a teslim olduk (sellemnâ)’ denilir ki bu, O’na boyun eğdik ve teslim olduk (eslemnâ) demektir. 'Es-Selem' de İslam demektir. Müslim ise teslim olan (müsteslim) demektir."
Dolayısıyla lügatte İslam; teslimiyet, boyun eğmek ve ihlaslı olmaktır. Allah Subhânehu’nun hakkı olarak İslam; Allah’a boyun eğmek, O’na teslim olmak ve aynı zamanda O’na ihlasla yönelmektir.
2- Şer’î Metinlerde İslam Kelimesinin Sözlük Anlamıyla Kullanılması:
Şer’î metinler, İslam kelimesini ve türevlerini birçok yerde yukarıda zikredilen sözlük anlamıyla kullanmıştır. Bu şer’î metinlerden iki örneği zikredelim:
a- Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ * رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ * رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ * وَمَنْ يَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ إِبْرَاهِيمَ إِلَّا مَنْ سَفِهَ نَفْسَهُ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الْآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ * إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ * وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَابَنِيَّ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ * أَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدِي قَالُوا نَعْبُدُ إِلَهَكَ وَإِلَهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَهاً وَاحِداً وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ * تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
"Hani İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt’in temellerini yükseltiyordu: 'Rabbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin. Rabbimiz! Bizi Sana teslim olan iki kişi kıl ve neslimizden de Sana teslim olan bir ümmet çıkar. Bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et. Şüphesiz sen tövbeleri çokça kabul edensin, çok merhametlisin. Rabbimiz! Onların arasından, kendilerine Senin ayetlerini okuyacak, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir peygamber gönder. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.' Kendini bilmeyenden başka, kim İbrahim’in dininden yüz çevirir? Andolsun ki biz onu dünyada seçtik; şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir. Rabbi ona 'Teslim ol' dediğinde o, 'Âlemlerin Rabbine teslim oldum' demişti. İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da: 'Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. Öyleyse ancak Müslümanlar olarak ölün' dedi. Yoksa siz Yakub can verirken orada mıydınız? O, oğullarına: 'Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?' dediğinde, onlar: 'Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz. Bizler O’na teslim olanlarız' demişlerdi. Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz." (Bakara Suresi, 127-134)
Bu ayetlerde geçen İslam kökenli tüm kelimeler (müslimeyn, müslimetun, eslim, eslemtu, müslimûn); İslam lafzının sözlük anlamı olan Allah Subhânehu’ya teslimiyet, boyun eğme ve ihlaslı olma manasındadır. Tefsir kitaplarında bu ayetlerin anlamları hakkında geçen ifadeler bu gerçeği açıklamaktadır. Nesefî tefsirinden kısa bir özet naklediyorum:
[Nesefî Tefsiri (1/76):]
"‘Rabbimiz! Bizi Sana teslim olanlardan kıl (müslimeyn)’ Yani özümüzü Sana halis kılanlardan kıl; nitekim ‘yüzünü Allah’a teslim etti (esleme vechehu)’ ayetinde olduğu gibi. Veya boyun eğenlerden kıl; bir kişi boyun eğip itaat ettiğinde ‘esleme lehû’ veya ‘istasleme’ denir. Manası: Sana olan ihlasımızı ve itaatimizi artır demektir. ‘Neslimizden de Sana teslim olan (müslimetun) bir ümmet çıkar’... ‘Rabbi ona teslim ol (eslim) dediğinde’ Boyun eğ, itaat et veya dinini Allah için halis kıl demektir. ‘O da: Âlemlerin Rabbine teslim oldum (eslemtu) demişti’ Yani ihlasla yöneldim veya boyun eğdim... ‘Öyleyse ancak Müslümanlar (müslimûn) olarak ölün’ İslam üzere sabit olduğunuz halde ölün... ‘Bizler O’na teslim olanlarız (müslimûn)’ Allah’a karşı ihlaslı olanlarız..."
b- Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى الْحَوارِيِّينَ أَنْ آمِنُوا بِي وَبِرَسُولِي قالُوا آمَنَّا وَاشْهَدْ بِأَنَّنا مُسْلِمُونَ
"Hani havarilere, 'Bana ve peygamberime iman edin' diye ilham etmiştim. Onlar da, 'İman ettik, bizim Müslüman olduğumuza (müslimûn) şahit ol' demişlerdi." (Mâide Suresi, 111)
Ayetten açıkça anlaşıldığı üzere, burada İsa Aleyhisselam’ın tabileri olan havarilerden ve onların "müslimûn" yani Allah’ın emrine teslim olmuş, boyun eğmiş ve ihlaslı kimseler olduklarını söylediklerinden bahsedilmektedir. Nesefî tefsirinde bu ayet için şu ifadeler yer alır:
[Nesefî Tefsiri (1/314):]
"‘Hani ilham etmiştim (evhaytu)’ Bildirmiştim... ‘Havarilere’ Has müritlere veya seçilmişlere... ‘Bizim Müslüman olduğumuza (müslimûn) şahit ol’ Yani yüzünü Allah’a teslim eden ihlaslı kimseler olduğumuza şahit ol."
İkincisi: İslam Kelimesinin Terim Anlamında Kullanılması (Şer’î Hakikat):
1- Daha önce belirttiğimiz gibi, şer’î metinler İslam kelimesini terim anlamıyla, yani Muhammed ﷺ’e indirilen dinin özel adı olarak da kullanmıştır. Buna iki örnek verelim:
a- Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِيناً
"Bugün kafirler dininizden ümitlerini kestiler. Onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum." (Mâide Suresi, 3)
İbn Kesîr tefsirinde bu ayet hakkında şunlar yer almaktadır:
[İbn Kesîr Tefsiri (3/26):]
"Allah Teâlâ’nın ‘Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum’ kavli; Allah Azze ve Celle’nin bu ümmete olan en büyük nimetidir. Zira Teâlâ onlar için dinlerini tamamlamıştır; artık başka bir dine, Peygamberlerinden (salât ve selâm üzerine olsun) başka bir peygambere ihtiyaçları yoktur. Bu yüzden Allah onu peygamberlerin sonuncusu kılmış, onu insanlara ve cinlere göndermiştir. Dolayısıyla onun helal kıldığından başka helal, haram kıldığından başka haram, teşri kıldığından (yasalaştırdığından) başka din yoktur. Haber verdiği her şey haktır ve doğrudur, onda yalan ve hilaf yoktur. Nitekim Allah Teâlâ: ‘Rabbinin kelimesi doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır’ buyurmuştur. Yani haberlerde doğruluk, emir ve nehiylerde adalettir. Din onlar için kemale erdiğinde üzerlerindeki nimet de tamamlanmış oldu. Bu yüzden Allah Teâlâ: ‘Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum’ buyurdu. Yani siz de kendiniz için ondan razı olun. Zira o, Allah’ın razı olduğu, sevdiği, peygamberlerin en faziletlisiyle gönderdiği ve kitapların en şereflisiyle indirdiği dindir. Ali b. Ebî Talha, İbn Abbas’tan Allah’ın: ‘Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim’ kavli hakkında şöyle demiştir: O İslam’dır. Allah, Peygamberi ﷺ’e ve müminlere imanı kemale erdirdiğini, artık hiçbir zaman bir artışa ihtiyaç duymayacaklarını, Allah’ın onu tamamladığını ve asla eksilmeyeceğini, Allah’ın ondan razı olduğunu ve asla ona öfkelenmeyeceğini haber vermiştir."
Ayetin bağlamından açıkça anlaşıldığı üzere, burada bahsedilen; Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın Peygamberi Muhammed’e indirdiği, kemale erdirdiği, tamamladığı ve Müslümanlar için razı olduğu dindir.
b- Buhari Sahih’inde İbn Ömer (ra)’dan rivayet ettiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
«بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ شَهَادَةِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَالْحَجِّ وَصَوْمِ رَمَضَانَ»
"İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."
Bu hadis-i şeriften açıkça anlaşıldığı üzere, söz konusu olan Allah’ın Peygamberi Muhammed ﷺ’e indirdiği İslam dinidir ve zikredilen bu beş husus, diğer hadislerde de geçtiği üzere onun rükünleridir.
2- Nizâmü’l İslâm kitabında yukarıda alıntılanan metinde geçen İslam, terim anlamındaki (şer’î hakikat) İslam’dır. Kitap, İslam şeriatının hayatın tüm yönlerini kapsadığını gösterecek şekilde bir tanım yapmaya özen göstermiştir. Tanımda İslam’ın; insanın Yaratıcısı ile, kendisi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenlemek üzere Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirilen din olduğu ifade edilmiştir. Böylece insanın muhtemel hiçbir ilişkisi bırakılmamış, hepsi düzenlenmiş ve hükme bağlanmıştır.
Üçüncüsü: İslam ve Peygamberlerin Dinleri:
1- İslam’ın sözlük anlamı olan Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya boyun eğmek, teslim olmak ve ihlaslı olmak; Âdem’den Peygamberimiz Muhammed ﷺ’e kadar tüm peygamberlerin dininin bir vasfıdır. Dolayısıyla tüm peygamberler İslam üzereydiler:
a- Kur’an-ı Kerim’de İbrahim Aleyhisselam hakkında şöyle geçer:
﴿إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ﴾
"Rabbi ona 'Teslim ol' dediğinde o, 'Âlemlerin Rabbine teslim oldum' demişti." (Bakara Suresi, 131)
b- Yakub Aleyhisselam ve oğulları hakkında şöyle geçer:
﴿وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَا بَنِيَّ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ * أَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدِي قَالُوا نَعْبُدُ إِلَهَكَ وَإِلَهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَهاً وَاحِداً وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ﴾
"İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da: 'Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. Öyleyse ancak Müslümanlar olarak ölün' dedi. Yoksa siz Yakub can verirken orada mıydınız? O, oğullarına: 'Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?' dediğinde, onlar: 'Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz. Bizler O’na teslim olanlarız' demişlerdi." (Bakara Suresi, 132-133)
c- Yusuf Aleyhisselam hakkında:
﴿تَوَفَّنِي مُسْلِماً وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ﴾
"Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlere kat." (Yusuf Suresi, 101)
d- Musa Aleyhisselam ve tabileri, ayrıca ona iman eden sihirbazlar hakkında:
﴿وَقَالَ مُوسَى يَا قَوْمِ إِنْ كُنْتُمْ آمَنْتُمْ بِاللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوا إِنْ كُنْتُمْ مُسْلِمِينَ﴾
"Musa dedi ki: 'Ey kavmim! Eğer Allah’a iman ettiyseniz ve O’na teslim olmuşsanız (müslimûn), artık yalnızca O’na tevekkül edin.'" (Yunus Suresi, 84)
﴿وَمَا تَنْقِمُ مِنَّا إِلَّا أَنْ آمَنَّا بِآيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَاءَتْنَا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ﴾
"Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimiz için bizden intikam alıyorsun. Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslüman olarak al." (A’râf Suresi, 126)
e- Süleyman Aleyhisselam hakkında:
﴿فَلَمَّا جَاءَتْ قِيلَ أَهَكَذَا عَرْشُكِ قَالَتْ كَأَنَّهُ هُوَ وَأُوتِينَا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ﴾
"(Belkıs) gelince, 'Senin tahtın da böyle miydi?' denildi. O da, 'Sanki o! Zaten bize daha önce ilim verilmişti ve biz Müslüman olmuştuk' dedi." (Neml Suresi, 42)
f- İsa Aleyhisselam ve yardımcıları hakkında:
﴿فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ آمَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ﴾
"İsa onlardaki inkârı sezince, 'Allah yolunda yardımcılarım kimdir?' dedi. Havariler, 'Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik, bizim Müslüman olduğumuza şahit ol' dediler." (Âl-i İmrân Suresi, 52)
g- Ehl-i Kitap hakkında:
﴿الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِهِ هُمْ بِهِ يُؤْمِنُونَ * وَإِذَا يُتْلَى عَلَيْهِمْ قَالُوا آمَنَّا بِهِ إِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلِهِ مُسْلِمِينَ﴾
"Kendilerine daha önce kitap verdiklerimiz buna da (Kur’an’a) inanırlar. Kur’an onlara okunduğu zaman, 'Ona iman ettik, o Rabbimizden gelen gerçektir. Zaten biz ondan önce de Müslüman idik' derler." (Kasas Suresi, 52-53)
İşte böylece Allah Subhânehu’ya teslim olmak ve boyun eğmek anlamındaki İslam, tüm peygamberlerin dininin bir vasfıdır.
Şer’î ıstılahî anlamda ise İslam, İslam Nizamı (Nizâmü’l İslâm) kitabında geçtiği gibidir:
"İslam; insanın Yaratıcısı ile, kendisi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini düzenlemek üzere Allah’ın Efendimiz Muhammed ﷺ’e indirdiği dindir. İnsanın Yaratıcısı ile olan ilişkisi; akideleri ve ibadetleri kapsar. Kendisi ile olan ilişkisi; ahlakı, yiyecekleri ve giyecekleri kapsar. Diğer insanlar ile olan ilişkisi ise; muamelatı ve ukubatı (cezaları) kapsar." Buna dair deliller pek çoktur ve kat’idir; yukarıda bir kısmını açıkladık...
Bu cevabın yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilen ve en iyi hüküm verendir.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû Er-Raşte
08 Cemâziyelâhir 1444 H. 01/01/2023 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/715495583471147