(Hizb ut-Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi - Fıkhi)
Soru-Cevap
Mohamed Abou Youssef'e
Soru:
Değerli Şeyhimiz Ata Ebu’r Raşta, Allah sizi korusun. Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
İctimai Nizam kitabı sayfa 49’da (Arapça baskısı) şunlar geçmektedir: "Cilbabda, ayakları örtecek şekilde aşağıya kadar sarkıtılmış olması şart koşulur. Çünkü Allah Teâlâ ayette şöyle buyurmaktadır:
يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ
'Dış örtülerini (cilbablarını) üzerlerine sarksınlar/bıraksınlar.' (Ahzâb 59)
Yani cilbablarını aşağıya doğru sarkıtırlar; çünkü buradaki (من) teb’iz (parçalara ayırma) için değil, beyan (açıklama) içindir. Yani mulae (çarşaf) ve milhafeyi (üstlük) aşağıya doğru sarkıtırlar." (Alıntı bitti).
Ayetin tamamı şöyledir, Allah Teâlâ şöyle buyurur:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِساء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُوراً رَّحِيماً
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış örtülerini (cilbablarını) üzerlerine sarksınlar/bıraksınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (Ahzâb 59)
Eğer "idna" (sarkıtma), yukarıda açıklandığı gibi "aşağıya doğru bırakmak" şeklinde tefsir edilirse, ayetin devamındaki "Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur" ifadesindeki anlam bütünlüğü bende tam olarak oturmuyor. Kadınların cilbablarını aşağıya kadar sarkıtmaları istendiğinde, bunun onların tanınmalarına ve incitilmemelerine nasıl bir vesile olduğu zihnimde netleşmiyor. Aşağıya kadar sarkıtmanın, tanınmaları ve dolayısıyla eziyetten kurtulmaları ile ne ilgisi vardır? Tefsir kitaplarında "idna" için verilen anlamlar başörtüsü ile ilgilidir ve hükmün gerekçesi olan "Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur" ifadesi, nüzul sebebinde belirtildiği üzere hür kadın ve cariye meselesiyle ilgilidir; böylece ayetin başı ile sonu uyumlu olmaktadır.
Allah size rahmet etsin, bizi bu konuda bilgilendirin ve zihnimdeki bu karmaşayı giderin. Selamun Aleykum ve Rahmetullah.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Sorun, İctimai Nizam kitabında cilbabın aşağıya doğru sarkıtılması ve bunun hür kadını cariyeden nasıl ayırdığı ile ilgilidir... Sorundaki "zihnimde netleşmiyor" sözüne cevap vermeden önce, İctimai Nizam kitabından konuyla ilgili (sayfa 68-70) kısımları tekrar hatırlatayım:
"(Allah Teâlâ’nın:
يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ
'Dış örtülerini (cilbablarını) üzerlerine sarksınlar/bıraksınlar.' (Ahzâb 59) mealindeki ikinci ayete gelince; bu ayet hiçbir şekilde ne mantukuyla (sözün açık ifadesiyle) ne de mefhumuyla (dolaylı anlamıyla) yüzün örtülmesine delalet etmez. Ayette buna delalet eden ne tek bir lafız ne de cümle yapısı içinde böyle bir anlam vardır; hatta nüzul sebebinin doğruluğu varsayılsa bile durum böyledir. Ayet şöyle demektedir:
يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ
Anlamı; cilbablarını üzerlerine sarkıtırlar demektir. Buradaki (من) teb’iz için değil beyan içindir, yani cilbablarını üzerlerine sarkıtırlar. Örtüyü yaklaştırmanın (ednâ el-setr) anlamı onu sarkıtmaktır; elbiseyi yaklaştırmak (ednâ el-sevb) onu sarkıtmaktır; 'yudnîne'nin anlamı ise sarkıtırlar demektir. Cilbab ise; milhafedir (üstlük/çarşaf) ve elbise vb. ile örtünülen her şeydir. Veya tüm vücudu örten elbisedir. Kamusu’l Muhit’te şöyle geçer: '(Cilbab, sirdâb ve sinmâr vezninde): Gömlek veya kadının milhafe’den küçük olan veya milhafe gibi elbiselerinin üzerine giyip onları örttüğü geniş elbisedir.' Cevheri, Sıhah’ta şöyle der: 'Cilbab, milhafedir, ملاءة (çarşaf) olduğu da söylenmiştir.' Hadislerde cilbab; kadının elbiselerinin üzerine büründüğü çarşaf (mulae) anlamında geçmiştir. Ümmü Atiyye (r.anha)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
«أمَرَنا رسولُ اللهِ ﷺ أن نُخْرِجَهُنَّ في الفِطْرِ والأضحى، العواتقَ والحُيَّضَ وذواتَ الخدورِ، فأما الحُيَّضُ فَيَعْتَزِلْنَ الصلاةَ ويشْهَدْنَ الخيرَ، ودعوةَ المسلمين. قلت: يا رسولَ اللهِ، إحدانا لا يكونُ لها جلبابٌ. قال: لِتُلبِسْها أختُها من جِلبابِها»
'Resulullah ﷺ bizlere; genç kızları, adetli kadınları ve evinden çıkmayan genç kızları Ramazan ve Kurban bayramlarında çıkarmamızı emretti. Adetli olanlar namazdan uzak durur, hayra ve Müslümanların dualarına şahitlik ederlerdi. Dedim ki: Ey Allah’ın Resulü! Birimizin cilbabı olmayabilir. Buyurdu ki: Kız kardeşi ona kendi cilbabından giydirsin.' (Müslim çıkardı). Bunun anlamı; dışarı çıkarken elbisesinin üzerine giyeceği bir giysisi yoktur, dolayısıyla Resulullah ﷺ kız kardeşinin, kendi elbiselerinin üzerine giydiği giysilerden birini ona ödünç vermesini emretmiştir. Dolayısıyla ayetin anlamı şudur: Allah, Resulü’nden; hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, elbiselerinin üzerine giydikleri dış giysilerini aşağıya doğru sarkıtmalarını söylemesini istemiştir. Nitekim İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: 'Cilbab, yukarıdan aşağıya kadar örten ridadır (pelerindir).' Ayet, cilbabın -ki o geniş bir elbisedir- aşağıya doğru sarkıtılmasına delalet eder, başka bir şeye değil... Elbisenin aşağıya sarkıtılması anlamı hadis-i şerifte de geçmiştir. İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurdu:
«مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ فَكَيْفَ يَصْنَعْنَ النِّسَاءُ بِذُيُولِهِنَّ قَالَ يُرْخِينَ شِبْرًا فَقَالَتْ إِذًا تَنْكَشِفُ أَقْدَامُهُنَّ قَالَ فَيُرْخِينَهُ ذِرَاعًا لاَ يَزِدْنَ عَلَيْهِ»
'Kim kibirle elbisesini yerde sürürse, Allah kıyamet günü ona bakmaz. Ümmü Seleme sordu: O halde kadınlar eteklerini ne yapacaklar? Buyurdu ki: Bir karış sarkıtırlar. Ümmü Seleme: O zaman ayakları açılır, dedi. Buyurdu ki: Öyleyse bir arşın sarkıtsınlar, bundan fazlasını yapmasınlar.' (Tirmizi çıkardı ve bu hadis hasen sahihtir dedi.)" (Alıntı bitti). Dolayısıyla cilbab, yukarıdan aşağıya kadar uzanan geniş bir elbisedir ve onu "idna" etmek, aşağıya doğru sarkıtmaktır.
İkinci olarak: Ayetin nüzul sebebine gelince; bu, hür kadınları cariyelerden ayırmak içindi. Cariyeler için cilbab farz kılınmamıştı. Bazı münafıklar, cariyelere yönelik ahlaksızca sözlerle sataşıyorlardı ve cariyelerle uğraşmanın cezasının hür kadınlara göre daha hafif olduğunu düşünüyorlardı. Bir hür kadına sataştıklarında ve yargıya taşındığında, cezadan kurtulmak veya hafifletmek için "Onu cariye sanmıştım" diyorlardı... İşte bu kerim ayet, onların bu mazeretini kesmek için indi. Mümin hür kadınların, cilbab giyerek ve onu ayak uçlarına kadar sarkıtarak cariyelerden ayrılmalarını farz kıldı. Böylece o münafıklar artık "Onu cariye sanmıştık" diyemeyeceklerdi, çünkü artık hiçbir bahaneleri kalmamıştı... İbn Sa’d, Tabakat’ta Ebu Malik’ten rivayet eder: "Peygamber ﷺ’in hanımları ihtiyaçları için geceleyin dışarı çıkarlardı. Münafıklardan bazı insanlar onlara sataşır ve eziyet ederlerdi. Münafıklara bu durum sorulduğunda; 'Biz bunu sadece cariyelere yapıyoruz' dediler. Bunun üzerine şu ayet indi:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْواجِكَ وَبَناتِكَ وَنِساءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلابِيبِهِنَّ ذلِكَ أَدْنى أَنْ يُعْرَفْنَ فَلا يُؤْذَيْنَ
'Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış örtülerini (cilbablarını) üzerlerine sarksınlar/bıraksınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur.'" (Ahzâb 59).
Buna göre, aşağıya kadar sarkıtmanın hür kadını cariyeden ayırmadaki delaleti konusunda kafa karışıklığı nerede? Sen diyorsun ki: "Eğer idna sarkıtma olarak açıklanırsa... 'Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur' ayetinde anlam bütünlüğü bende tam olarak oturmuyor... Aşağıya kadar sarkıtmanın, tanınmaları ve dolayısıyla eziyetten kurtulmaları ile ne ilgisi vardır, tefsir kitaplarında idna başörtüsü için verilmiştir..." Anlam nasıl sende netleşmez? Bu kıyafet ve bu sarkıtma, hür kadının cariyeden ayrılması içindir. Böylece münafık bir kimse bir kadına sataşamaz ve "Onu cariye sanmıştım!" diyerek hak ettiği cezadan kurtulamaz. Çünkü hür kadının aşağıya kadar sarkıtılmış cilbabı giymesi onu cariyeden ayırır; zira cariye üzerine cilbab farz kılınmadığı için vücudunun tamamını ayaklarına kadar örtmezdi... Hür kadın için aşağıya kadar sarkan cilbabı giymek onu cariyeden ayırır ki bu da tam olarak ayetin; "Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur" anlamının merkezindedir.
Dolayısıyla ayetin anlamı, hür kadının cariyeden ayırt edilmesidir ve cilbabın sarkıtılması bu tanınma (ayırt edilme) içindir... Yani "filanca kişi" olduğunun tanınması için değildir. Kurtubi Tefsiri’nde (14/244) şöyle geçer: "(Allah Teâlâ’nın şu kavli: 'Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur' yani; hür kadınlar, ta ki cariyelere karışmasınlar... Böylece onlara yönelik iştahlar kesilsin. Anlam, kadının bizzat kim olduğunun bilinmesi için tanınması demek değildir.)"
Umarım bu açıklamalar zihnindeki anlamın netleşmesi için yeterli olur ve mektubunda belirttiğin "zihnimde netleşmiyor" ifadesi ortadan kalkar.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta
7 Muharrem 1439 H. 17/09/2018 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir'in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus
Emir'in (Allah onu korusun) web sitesindeki cevap linki: Web