Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Zulmü Defetmek İçin Daru'l Küfür'deki Mahkemelere Başvurmak

December 12, 2019
4986

Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Ata İbn Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası "Fıkhi" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevabı

İbnul Azrak’a

Soru:

Assalamu Alaikum my beloved Brother. I have an important question to you. In surah Nisa, ayah number 60, Allah forbid us to go to Tagut for judgement. But in absence on Khilafah, every lands of Muslims are governed by Tagut leaders? So, if we need to solve any dispute, Can we go to the court of those Tagut leaders? Suppose, one of my family members is raped. So is it valid to go to court for judgement where judgement will be done by democratic Tagut? They are not judging by shariah. And Allah forbids it to go to Tagut who solve a dispute by his own law other than Allah. Jazakallahu khoir brother.

(Selamun Aleykum sevgili kardeşim. Size önemli bir sorum var. Nisa Suresi 60. ayette Allah, hüküm için Tağut’a gitmemizi yasaklıyor. Ancak Hilafet’in yokluğunda, Müslümanların tüm toprakları Tağut liderler tarafından yönetilmiyor mu? Öyleyse, herhangi bir anlaşmazlığı çözmemiz gerekirse bu Tağut liderlerin mahkemesine gidebilir miyiz? Diyelim ki ailemden biri tecavüze uğradı. Hükmün demokratik Tağut tarafından verileceği bir mahkemeye gitmek geçerli midir? Şeriat ile hükmetmiyorlar. Allah ise bir anlaşmazlığı Allah’ın dışındaki kendi kanunlarıyla çözen Tağut’a gitmeyi yasaklıyor. Allah hayırla mükâfatlandırsın kardeşim.)

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Daha önce 18/02/2009 tarihinde bu konuyla ilgili bir soru cevabı yayınlamıştık, metni şöyledir:

(Şer’i mahkemelerin bulunmadığı Daru’l Küfür’de yaşayan bir kimsenin, kendisine yönelik zulmü defetmek ve hakkının yenmesini önlemek için Daru’l Küfür’deki mahkemelere başvurması caizdir. Ancak bu, hakkın Şeriat’a göre sabit olması ve Şeriat’a aykırı beşerî hukuk hükmüyle olmaması şartına bağlıdır:

Örneğin hırsızlığa maruz kalan bir kimsenin çalınan malını İslam kendisine iade eder. Dolayısıyla hırsızlığa uğrayan kişinin, çalınan malını geri almak için mahkemelere başvurması caizdir.

Yine örneğin, evini bir şahsa peşinat ve taksit karşılığında satan bir kişi, alıcının bir kısmını ödeyip geri kalanını ödemeyi reddetmesi veya inkâr etmesi durumunda -ki evi satın alıp içine yerleşmiştir- İslam, satıcının hakkını alıcıdan geri verir. Bu nedenle satıcının, alıcının inkâr ettiği ev bedelini geri almak için mahkemelere başvurması caizdir.

İşte bunun gibi; bir kimsenin kendisine yönelik zulmü önlemek ve Şeriat’a göre sabit olan hakkını geri almak için Daru’l Küfür’deki mahkemelere başvurması caizdir.

Ancak eğer hak, beşerî kanuna göre sabit olup Şeriat’a aykırı ise, Şeriat’a aykırı olan bu hakkı elde etmek için mahkemelere başvurması caiz değildir:

Örneğin: Akdi batıl olan bir anonim şirkete (şirket-i müsahame) ortak olan bir kimse, kâr dağıtımı sırasında hisselerine düşen kârın hak ettiğinden daha az olduğunu görürse, hisselerinden doğan tüm hakkını almak için Daru’l Küfür mahkemelerine başvuramaz. Çünkü bu hak beşerî kanunla sabittir ve Şeriat’a aykırıdır. Zira bu şirket batıldır ve ondan kaynaklanan kârları Şeriat onaylamaz. Müslüman’ın görevi bu şirketten çıkmaktır.

Yine örneğin: Parasını bankaya belirli bir faiz oranıyla yatıran bir kimse, banka kendisine anlaşılandan daha düşük bir faiz oranı verdiğinde, faizin tamamını talep etmek ve bankayı faiz oranını ödemeye zorlamak için Daru’l Küfür mahkemelerine başvuramaz. Çünkü bu hak, faizli bankaları onaylayan beşerî kanuna göre sabittir ancak Şeriat’a göre sabit değildir. Müslüman’ın görevi banka ile olan bu faizli işlemi iptal etmektir.

Sonuç olarak; eğer bir kimse zulme uğramışsa veya hakkı yenmişse ve bu hak Şer’i hükümlere göre sabitse, üzerindeki zulmü kaldırmak ve hakkını geri almak için yaşadığı Daru’l Küfür’deki mahkemelere başvurabilir. Eğer hak Şer’i hükümlere göre değil de sadece beşerî kanunlara göre sabitse, bu hakkı elde etmek için yaşadığı Daru’l Küfür’deki mahkemelere başvurması caiz değildir... Bununla birlikte, o mahkemelere başvurmadan önce hayırsever insanlar arasından arabulucular vasıtasıyla hakkını geri almaya çalışması kendisi için daha efdaldir.) Önceki cevabımız burada bitmektedir.

Umarım bu cevap yeterli olmuştur. Allah en iyi bilen ve en iyi hüküm verendir.

Kardeşiniz Ata İbn Halil Ebu’r Raşta

14 Rebiulahir 1441 H. 11/12/2019 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir’in (Allah onu korusun) web sitesindeki cevap linki: Web

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın